Makineciler hem birim fiyatı, hem de miktarı artırdı

29

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB), sektörün marka değerinin yükselmesi, teknoloji geliştirme kapasitesinin artması, finansmana erişiminin kolaylaşması ve nitelikli iş gücü istihdamının büyümesi için gerekli gördükleri yol haritasını gerçekleşen basın toplantısında açıkladı.

Yatırım ölçeklerinin büyütülmesi ve verimlilik artışına odaklanan sektör, bu hedeflere ulaşmada kayıt dışıyla mücadele ile piyasa denetim ve gözetimini öncelikleri arasına koydu. 2019 yılını 17,9 milyar dolar ihracatla kapatan sektörün en öncelikli meselesinin yatırım ve faaliyet ortamının, kamunun mevcut bütün stratejik planları doğrultusunda hızla iyileştirilmesi olduğunu belirten Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Uzun süre sonra yeniden makinelerimizin birim fiyatlarını artırmayı başardık. Ocak ayı sonunda elde ettiğimiz yüzde 7 ihracat artışında makinelerimizin 2018 değerlerine dönüyor olmasının katkısı var. İki bileşenli artış 2030 hedeflerimize yönelik güvenimizi pekiştiriyor” dedi.

Dış ticaret açığını 2019 yılında 5 milyar dolar düşürmeyi başaran makine sektöründe, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 75,8 ile rekor seviyeye ulaştı. Ocak ayını 1,4 milyar dolar ihracatla kapatan sektör, Serbest Bölgelerden gerçekleşen işlemlerle birlikte ihracatını 1,5 milyar dolara, Ocak 2020 sonu itibariyle son 12 aylık ihracatını ise 19 milyar dolara taşıdı. Sektörün değer artışı, fiyat düşürmek zorunda kaldığı 2019’dan sonra miktar artışını yeniden geride bıraktı ve makinelerin kilogram başına ortalama birim fiyatı 5,7 dolara yükseldi.

“Küresel pazar payımızı hızlı artıracak strateji önerileri geliştirdik”

2019 yılının Türkiye’nin ileri teknolojili dönüşümünde önemli bir viraj olduğunu ve kamunun hemen bütün strateji planlarında odak sektör olarak makine sanayiine yer vermesinin kendilerine önemli bir sorumluluk yüklediğini vurgulayan Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Bu planların başarıya ulaşmasını ülkemizin teknolojik bağımsızlığı bakımından gerek şart gördüğümüz için, süratle atmak zorunda olduğumuz adımları Dış Pazar Strateji Raporumuz kapsamında ele aldık. Potansiyelin yüksek olduğu ülkeler için örnek ürün grupları üzerinden derinleştirdiğimiz bu çalışmayla, küresel pazar payımızı hızlı artıracak strateji önerileri geliştirdik. Bakanlıklarımızın, 11. Kalkınma Planı doğrultusunda eş zamanlı hazırlayıp uygulamaya soktuğu stratejilerin başarıya ulaşması için, sektörümüzün acil olanlardan başlayarak tüm ihtiyaçlarına yanıt vereceğine yürekten inanıyoruz” şeklinde konuştu.

 

“Kayıt dışı ile mücadelede de pilot sektör olmak istiyoruz”

Stratejik önerilerini ölçek, finansman, teknoloji geliştirme, markalaşma ve doğrudan yabancı yatırımlar olmak üzere 5 eksende somutlaştırdıklarını belirten Karavelioğlu, “En öncelikli meselemiz firmalarımızın ölçeğini büyütmektir. Yatırımın ve iş hacminin teknoekonomik büyüklüğü, verimliliğin, katma değerin, markalaşmanın ve sürdürülebilir rekabetçiliğin önşartıdır. Kayıtdışı istihdam ve satış hangi sektörde olursa olsun yatırım ve faaliyet ortamını bozarak, iç ve dış sermaye çekmeyi zorlaştıran ana etkendir. Fikri mülkiyet haklarının korunması ve piyasa gözetimi denetimi teknoloji geliştirmenin vazgeçilmezidir. Bunlarda esnek davranırsak işini iyi yapanları cezalandırmış oluruz; işlerini büyütmelerine mani olur, nitelikli elemanlar istihdam etmelerini güçleştiririz. Yüzde 24,9 olan kayıt dışı ortalamamız, Türkiye ortalamasının altında olsa da teknoloji geliştiren, en fazla sayıda Ar-Ge merkezine sahip olan ve ülkenin en rekabetçi ürünlerini üreten sektörümüzde kayıtdışının rakip ülkelerdeki seviyeye inmesini sağlamak zorundayız. Burada hem devlete hem de sektörel derneklerimize görev düşüyor. Kayıt dışıyla mücadelede de pilot sektör olmaya hazırız.”

Son olarak ihracatın ve ihracatçının finansmanının çok önemli olduğunu, bu konunun çözülmesinin ölçek büyütücü bir etkisi olacağını ifade eden Karavelioğlu, “Yüzde 26 ile dünyada ihracata en çok destek veren kredi kuruluşları arasında yer alan Eximbank’ın imkanlarından sektörümüzün gereklerine uygun biçimde yararlanmalıyız. Tüketim mallarına uygun kısa vadeli finansman modelleri yerine rakip ülkelerde olduğu gibi, hedef pazarlarda alıcı kredileri de dahil orta-uzun vadeli programlar geliştirmeliyiz. Kredilerin teminatlandırılması konusunda da sektörel bir açılıma ihtiyaç var” diye konuştu.