“Yaptığınız iş eğer bir insana fayda sağlıyorsa üretmiş olursunuz”

47

Sektörde birçok başarıyı kucaklamış, 60 yıllık bilgi birikimine sahip duayenlerden Mustafa Dirin, yapılan iş, eğer insanlığa fayda sağlıyorsa bunun gerçekten üretim olarak nitelendirileceğini dile getiriyor. Başarıya birim zamanda daha fazla ve kaliteli iş yaparak ulaşılabileceğini vurgulayan Dirin, kaliteli üretimin de ancak yetişmiş elemanla sağlanabileceğinin altını çiziyor.

Altı yaşından beri çalışma hayatının içinde olan sektörün duayen isimlerinden Dirinler Makina Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Dirin, başarının anahtarını; “Mesleğini, yaptığın işi sevmek ve çok çalışmak” olarak tanımlıyor. Daha hızlı üretim yapmak, kaliteyi artırmak düşüncelerinden hareketle müşterilerinin beklentilerini karşılamaya yönelik devamlı çalıştıklarını anlatan Dirin, “Başarının altında birim zamanda daha fazla ve çok kaliteli iş yapabilmek yatıyor. Bu durum üretim hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor. Yaptığınız iş eğer insanlığa fayda sağlıyorsa, o bir üretimdir” diyor.

Öte yandan kaliteli üretimin ancak yetişmiş çalışanlarla sağlanabileceğini ve sektör aktörlerinin elemanlarını yetiştirmelerinin çok büyük önem taşıdığını söyleyen Dirin, “Dirinler Makina olarak bizim çıraklık okulumuzda gençlere eğitim imkanı sunuyoruz. Bizden sonra gelecek nesillerin eğitimine çok büyük önem ve değer veriyorum. Sektörümüzün gelişmesi, büyümesi için eğitim şart. Bütün firmaların da elemanlarını yetiştirmeye gereken özeni göstermeleri gerektiğini düşünüyorum” diye konuşuyor.

“Hayatımı dolu dolu yaşadım. Bir daha dünyaya gelsem tercihlerim yine aynı yönde olurdu, yine makine sektöründe aynı işi yapardım” diyen Mustafa Dirin ile İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren Dirinler Makina’da 60 yıllık birikimini, tecrübelerini, sektörün gelişimini sorunlarını konuştuğumuz yol gösterici ve keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Kısaca sizi tanıyalım?

1951 yılında İzmir’de doğdum. Ben doğmadan önce babam A. Cemal Dirin tornacıda kalfalık yapıyormuş. Ben doğduktan sonra tornacıya ortak olmuş. Kardeşim doğunca da kendi dükkanını açmış. Ben babamın dükkanında büyüdüm. Küçük yaşlardan itibaren iş hayatının içindeydim. Bu bana çok şey kazandırdı. İlkokuldayken daha makine mühendisi olacağımı söylerdim. Sonrasında bir özel üniversitede makine mühendisliği bölümünü kazandım. Okulum akşamları olduğu için hem okudum hem de gündüzleri çalışma hayatıma devam ettim. Hayatımı dolu dolu yaşadım. Bir daha dünyaya gelsem tercihlerim yine aynı yönde olurdu, yine makine sektöründe aynı işi yapardım.

Dirinler Makina olarak üretim faaliyetlerinizden ve önümüzdeki dönem yatırım planlarınızdan bahseder misiniz?

Dirinler Makina 1952 yılında kurulmuş bir aile şirketi. Rahmetli babamın kurduğu günden bugüne hızlı büyüme trendi yakalamış bir şirket. Her yıl büyüme kaydettik. Çünkü kurucumuz babam, kazandığını işine yatıran bir insandı. Bizim bütün mal varlığımız işimizdir, kazandığımızı işe yatırırız. Dolayısıyla her zaman yatırım planlarımız var. Gelecek dönemde de hedef yatırımlarımızı ekonomik trendler, ülke ve dünyadaki gelişmeleri dikkate alarak gerçekleştireceğiz. Adımlarımızı çok dikkatli atmaya özen gösteriyoruz. Eksantrik presler, hidrolik presler imalatımızın yanı sıra, CNC Torna Tezgahı, CNC Dik İşlem Tezgahı, CNC Model İşleme Merkezi, Çift Kolonlu CNC İşleme (Freze) Merkezi üretimimiz mevcut. Ayrıca özel makineler de firma portföyümüzde yer alıyor. Özel makinelerimiz arasında beş boyutlu işlem yapan makinemiz var. Beş boyuttan kastım; bu makine bir insan yüzü maskı işleyebiliyor. Önümüzdeki dönem daha başka proje çalışmalarımız da olacak. Hedefi olmayan firma ya da insan yaşayamaz. Bugün Dirinler Şirketler Grubu bünyesinde Dirinler Makina Sanayi, Dirinler Sanayi Makinaları, Lupamat Makina Sanayi, Dirinler Döküm Sanayi ve Dirinler Turizm, Liman İşletmeciliği, Seyahat, İnşaat, Akaryakıt Sanayi yer alıyor.

İhracat çalışmalarınızı anlatır mısınız? Hangi pazarlara ihracat gerçekleştiriyorsunuz?

TÜİK verilerine göre eksantrik press sektöründe Türkiye ihracatının yüzde 70’ini Dirinler Makina olarak biz gerçekleştiriyoruz. Yılların çalışması ve birikimiyle bu önemli rakama ulaşmaktan dolayı gurur duyuyoruz. İhracatta çok ciddi bir çalışma ve gelişme içindeyiz. Amerika’dan tutun Meksika, Brezilya, Güney Afrika, Rusya, Almanya, İsviçre, Finlandiya, Polonya’ya kadar çok geniş bir coğrafyada ihracatımız var. Şu an en iyi pazarlarımız; Finlandiya, Polonya, İsveç, Meksika ve Rusya.

“Firmalar kendi elemanlarını kendi yetiştirmeli”

Sektörün daha hızlı üretim yapmasını sağlayacak çözümler bulması çok faydalı olur. Yani hem kalite hem de üretim artırma zorunluluğu olduğunu düşünüyorum. Ancak satış olmadan bu rakamları artırmak tabii mümkün değil. Sektör olarak hem özel sektörün hem de kamu kurumlarının yerli üretimi tercih etmelerini talep ediyoruz. Çünkü satış olursa sektörümüz üretir, ülkemiz kazanır. Tabii bu noktada sektörün öncelikle üretim için kendi elemanlarını yetiştirmeleri gerekiyor. Kendi çıraklık okullarını kurmak zorundalar.

Sektör aktörlerinin ihracatta hangi pazarlara yönelmelerini tavsiye edersiniz?

Sektörümüz dünyanın her yerine ihracat yapacak güce sahip. Özellikle Rusya ve Meksika pazarlarına yönelmelerini tavsiye ederim. Bu iki ülke bizim açımızdan çok büyük önem taşıyor.

Sektörle ilgili genel düşüncelerinizi alabilir miyiz? Sektörün bugün ulaştığı noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün otomotiv sektörü 23 milyar dolar ihracat yapıyor. Ama yüzde 85 ithal malzemeyle bu rakamı sağlayabiliyor. Yani yüzde 15 katma değeri var. Makine sektörü ise 14 milyar dolar ihracat yapıyor, ancak bunu yüzde 60-70 yerli üretimle gerçekleştiriyor. Dolayısıyla biz Türkiye’nin en büyük ihracat kaleminden daha fazla katma değer yaratan bir sektörüz. En önemlisi de teknoloji üretiyoruz. Bugün makine sanayisi en son teknolojiyle makine üretimi yapıyor. Ülke ekonomisine kalifiye elemanlarımızla çok büyük katkı sağlıyoruz. Dolayısıyla sektörümüze daha çok önem verilmeli ve yerli imalata güven sağlanması için gerekli bütün çalışmalar yapılmalı. Bu noktada teşvikler çok önemli. Bugün yeterli seviyede teşvik yok. Talebimiz teşviklerin artırılması ve sektörün desteklenmesi yönünde. Devamı olan, yarar sağlayan teşvikler bekliyoruz. Sektör 20 milyar dolar ithalat yapıyor. Sektör daha çok tercih edilse, ithalat çok rahat 12 milyar dolar azalacak seviyeye gelir.

Peki bu noktada sektör aktörlerine ne gibi görevler düşüyor?

Daha hızlı üretim yapmalarını sağlayacak çözümler bulmaları çok faydalı olur. Yani hem kalite hem de üretim artırma zorunluluğu olduğunu düşünüyorum. Ancak satış olmadan bu rakamları artırmak tabii mümkün değil. Sektör olarak hem özel sektörün hem de kamu kurumlarının yerli üretimi tercih etmelerini talep ediyoruz. Çünkü satış olursa sektörümüz üretir, böylece ülkemiz kazanır. Tabii bu noktada sektörün üretim için kendi elemanlarını yetiştirmesi gerekiyor. Kendi çıraklık okullarını kurmak zorundalar.

Yetişmiş eleman sıkıntısına yönelik bünyenizde yürüttüğünüz eğitim faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

Bütün fabrikaların kendi akademilerini kurarak, kendi elemanlarını yetiştirmeleri çok büyük önem taşıyor. Dirinler Makina olarak bizim çıraklık okulumuzda gençlere eğitim imkanı sunuyoruz. Üç gün atölyede çalışıyorlar, iki gün de eğitim alıyorlar. Meslek lisesi öğrencileri geliyor, onları hem eğitiyoruz hem de işi en doğru şekilde öğretiyoruz. Meslek lisesinden 10 öğrencimizin eğitimleri sürüyor. Önümüzdeki günlerde öğrenci sayımızı artırmayı hedefliyoruz. Çalışanlarımızın yüzde 60’ı çıraklıktan yetişmiş eleman. Onlara da yeniden yetişkinler eğitimi veriyoruz. Çocuklarımızın üretim kabiliyetini yükseltiyoruz. Böylece kaliteli üretim gerçekleştirmeyi başarıyoruz. Bizden sonra gelecek nesillerin eğitimine çok büyük önem ve değer veriyorum. Onlar şirketimizi devralacak. Dolayısıyla çok bilgili olmaları gerekiyor. Öte yandan onlara iş garantisi veriyoruz. Bu aidiyet duygusunu da güçlendiriyor. Sektörümüzün gelişmesi, büyümesi için eğitim şart. Bütün firmaların da elemanlarını yetiştirmeye gereken özeni göstermeleri gerektiğini düşünüyorum.

Başarınızın arkasında en önemli etmenlerden birinin kendi elemanlarınızı yetiştirmeniz olduğunu söylediniz. Peki başka hangi özellikler ve çalışmalar Dirinler Makina’yı bugünlere başarıyla taşıdı?

Başarılı olduğumu siz söylüyorsunuz. Ancak ben daha başarı kriterimin yakınında değilim. Çok daha başarılı olmamız lazım. Eğer başarılı olduğumuz düşünülüyorsa, öncelikli kriterin mesleğini, yaptığın işi sevmek olduğunu söyleyebilirim. İkinci olarak ise klasik olacak ama çok çalışmak diyebilirim. Tabii aklını doğru kullanarak çalışmaktan bahsediyorum. İşi daha hızlı, kaliteli, iyi nasıl yaparım diye kafa yoracak insan… Başarının bir temeli daha var, ben de yeni yeni keşfediyorum. Bu temel, müşterilerin fiyatı belirlemesi durumu. Yani eğer sen maliyetleri yüksek diye ürettiğin malı müşterinin istediği fiyata yapmazsan, o fiyatı bulduğu firmaya yöneliyor. Bu sebeplerle daha hızlı üretim yapmak, kalitemizi artırmak düşüncelerinden hareketle müşterilerimizin beklentilerini karşılamaya yönelik devamlı çalışıyoruz. Başarının altında birim zamanda daha fazla ve çok kaliteli işi yapabilmek yatıyor. Bu durum üretim hayatımızın her alanında karşımıza çıkıyor. Yaptığınız iş eğer insanlığa fayda sağlıyorsa, o bir üretimdir.

Sektörde yaşanan sorunlar ve çözüm önerilerinizi paylaşır mısınız?

Birçok sorunla boğuşmak durumunda kalan sektörlerden biriyiz. Çoğu firmanın kullandığı hammaddeler, sektörümüzde kullanılıyor. Kullandığımız kompanentler çok fazla. Bunların her biri birer problem teşkil ediyor. Tabii bunlar detay problem, hemen çözülüyor. Sektörümüzün en önemli sıkıntısı ise talep ve talebin devamlılığı konusu. Taleplerin devamlılığı noktasında güvence istiyoruz. Bu noktada yeni yatırımlar yerine telafi edici yatırımlar yapılıyor. Günümüzde makine sektörü bir hayli büyüme kaydetti. Ancak sektörümüzün gerçek anlamda ilerlemesi ve istenen gelişmeyi sağlaması için yeni yatırım yapmaları şart. Yeni yatırımların desteklenmesi gerekiyor. 2023 hedeflerine ulaşabilmemiz için de yatırımların ve üretimlerin artırılması gerektiğinin altını çiziyorum. Biz firma olarak elimizden gelenin en iyisini yapmak için çok çalışıyoruz.

Peki 2023 yılına çok yaklaştık. Belirlenen hedeflere ulaşılması mümkün mü?

2023 yılına altı senemiz kaldı. İhracat hedefimize bu sürede ulaşmak için çok büyük çaba sarf etmeliyiz. Bugün 140 milyar doları aşkın ihracat yapıyoruz. Bu rakamı ve sanayi tesislerini 2023 yılında dörde katlamamız gerekiyor. Sanayi tesisleri hemen kurulmuyor, her birinde yılların birikimi var. Tabii sanayi tesislerini ve üretimi artırmak için en önemli nokta yetişmiş elamandır. Yani yetişmiş eleman içinde çok sayıda insan eğitmeniz gerekiyor. Tüm bu çalışmaları altı senede gerçekleştirmek mümkün değil. Bütün sanayi tesislerinin öncelikle yetişmiş eleman yetiştirilmesi konusuna yatırım yapmaları şart.

Sektörü çok yakından ilgilendiren Endüstri 4.0 konusundaki gelişmeler nasıl seyrediyor?

Benim gözlemlediğim Kore ve Japonya, Endüstri 4.0’a çoktan geçiş yaptı. Almanya’da da Endüstri 4.0 devrimi gerçekleşti diyebiliriz. Ancak saydığım ülkeler daha başlangıçta olduklarını söylüyorlar. Türkiye’de ise daha başlanmamasına rağmen başlangıç noktasında olduğu düşünülüyor. Kore ve Japonya’da bulunma fırsatım oldu, neredeyse insansız döküm yapılıyor şu anda. Parça atölyeleri insansız çalışıyor. Bu başarılarına rağmen Endüstri 4.0’ın başlangıcındayız diyorlar. Gelecek dönemde sürücüsüz araçlar geliyor. Bulut teknolojisi devreye giriyor. Dolayısıyla Türkiye çok çalışmak, çok yol kat etmek zorunda. Bu konuda da yine yetişmiş eleman sıkıntısı devreye giriyor. Bilgi, teknoloji yüklü yetişmiş insanlar olamadan Endüstri 4.0’ın gerektirdiği teknolojik ilerlemeyi sağlayamayız. Firma olarak şu anda Endüstri 4.0 yönelik makineler yapıyoruz. Bu makine uzaktan kumandayla üretimini, bakımını, arızasını kontrol edebilecek. Ar-Ge merkezimizde başarılı mühendis arkadaşlarımızla makine geliştirme faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Söz ettiğim makinemizi İzmir MAKTEK fuarında sergilemek için hazırlıklarımız son sürat devam ediyor. Bu yönde daha başka projelerimiz de olacak.

Yıllarını işe vermiş biri olarak, tecrübelerinizden faydalanmak isteyecek yeni nesil gençlere yönelik sizden tavsiyeler alabilir miyiz?

En önemli tavsiyem sevdikleri işi yapsınlar. Mutlaka okusunlar. Okul insanın vizyonunu açar, analitik düşünmesini sağlar. Bunları başardıktan sonra da sevdikleri işi yapmak için çaba göstersinler. Okulun öncelikle ekonomist, mühendis, avukat, doktor, gazeteci olmak için değil, adam olmak için okunması gerekiyor. Vizyonu geniş tutmak ve ileriyi görmek çok önemli. Tahsilli ve çok okuyan insan kendine güvenen insandır. Özgüveni olan insan kötü olamaz. Okumak, bilgi sahibi olmak, teknolojiyi takip etmek ve donanımlı olmak kişiyi başarıya götürür.

Bilgi birikiminin çok büyük faydası olduğunu anlıyoruz…

Ben çok büyük bir bilgi birikimi yaptım. Bugün artık tecrübelerimi kullanıyorum. Gençlerimiz çok akıllı ve zeki. Bilgi birikimine sahip olmak çok çok önemli. Beyinlerindeki ve kalplerindeki kütüphanede çok büyük bir bilgi birikimi oluştursunlar. Bu zenginliği sağladıkları gibi teknolojiye de çok iyi hakim olsunlar. Hayat görüşleri olsun, vizyonlarını geniş tutsunlar. Bu birikim onlara çok büyük fayda sağlayacak. Bu benim işim değil demeden, her şeyi merak edip öğrensinler. İşlerini çok iyi öğrendikleri gibi, hobileri de olsun. Edebiyatla ilgilensinler, kitap, şiir okusunlar, düzgün Türkçe konuşsunlar, tarih okusunlar. Her alanda bilgili, birikimli insanlar olarak yetiştirsinler kendilerini. Her nesil bir öncekinden daha zeki, daha bilgili ve daha başarılı olmak zorunda. Ancak bu sağlanırsa toplumsal ilerleme ve gelişme sağlanır. Eldeki bilgilerini de fayda sağlayacak şekilde kullanabilir olmaları lazım. İnsanların, insanlığa hizmet etmeleri için yaratıldığını düşünüyorum.

MİB’e çok yakın bir isim olarak faaliyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

MİB üyesi firmalar, olgun, fedakar, çalışkan ve meslek aşkıyla dolu olan insanlardan oluşuyor. Her genel kurulda görüyorum ki herkesin sektöre çok önemli katkısı oluyor. Bugüne kadar gelmiş bütün yönetim kadrolarımız imkanları ölçüsünde çok başarılı işlere imza attı ve atıyor. Büyük bir fedakarlıkla işlerin yürümesi için çaba sarfediliyor. Şu an uzaktan takip edebiliyorum ve görüyorum ki sektörün sesi oluyor, gelişimi için ellerinden geleni yapıyorlar.