“Ülke kalkınacaksa makine sektörüyle kalkınacak”

32

Törk Makine Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Şekerci, çocuklarına her zaman “makineye odaklanın” dediğini, ülke kalkınmasının makine sektörüyle mümkün olduğunu vurguladı. Ürün kalitesinin öneminin arttığı dünyada makinenin de öneminin arttığını anlatan Şekerci, “Makine ülkenin itici gücü. Bu nedenle makine üretiminde kendimizi geliştirmeliyiz” dedi.

Dergimizin “Duayen” bölümünün bu sayıdaki konuğu Törk Makine Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Şekerci oldu. Törk Makine’nin tarihi, makine sektörünün gelişimi ve gelecek nesillere önerilerini aktaran Şekerci, gençlere özellikle makineye odaklanmalarını tavsiye etti. Ülkenin kalkınmasının ancak makine sektörünün kalkınmasıyla mümkün olduğunu vurgulayan Şekerci, dünyada ürün kalitesinin öneminin arttığını belirterek, “Bu da makinenin önemini artırıyor” dedi. Ağaç işleme makineleri sektöründe 35 yılı geride bıraktığını da sözlerine ekleyen Şekerci, geçen zaman içinde sektörün geldiği noktanın kendisini gururlandırdığını söyledi. “Sektörümüz özellikle Alman ve İtalyan rakip firmalarla aradaki mesafeyi kapattığı gibi bazı konularda da geçtiğini görmek ayrıca mutluluk veriyor” diyen Şekerci, MİB Dergisi okuyucuları için sorularımızı yanıtladı.

Öncelikle sizi tanımak isteriz? Mustafa Şekerci kimdir? Sanayiciliğe nasıl adım attınız ve bu süreçte neler yaşadınız?

İstanbul’da 1960 yılında doğdum. Beyoğlu Ticaret Lisesi mezunuyum. İki sene yurt dışı eğitimimden sonra askerlik için döndüm. Askerlik hizmetimi tamamladıktan sonra kendimi Törk Makine içinde buldum. 1984 yılında evlendim. Serhat ve Serkut isminde, şirketimizde üçüncü kuşağı temsil eden biri makine, diğeri endüstri mühendisi iki oğlum var.

Törk Makine ile bilgi alabilir miyim? Nasıl bir gelişim sürecinden geçerek bu günlere geldi ve bugünkü üretim, yatırım, ciro, ihracat ve istihdam rakamları nedir?

Törk makine, 1954 yılında rahmetli babam Abdurrahman Şekerci ve rahmetli eniştem Celalettin Erol tarafından, İstanbul Haydar semtinde 250 metrekare alanda özel marangoz makineleri imalatı ile faaliyetine başladı. 70’li yılların başında işlerini kısa sürede hızla geliştiren iki ortak bugün de şirketin faaliyetini yürüttüğü Kartal’a taşındılar ve marangoz kalınlık, rabıta silme (profil), demir testere makinelerini seri olarak üretmeye başladılar. 80’li yılların başından itibaren bu iki ailenin yanında, diğer ikinci kuşak ortaklarımızın devreye girmesiyle kapalı çalışma alanını büyüterek firmamızın o güne kadar elde ettiği imalat başarısının yanı sıra ticari faaliyetlerde de göstermiş olduğu başarılı hamleler bizi yurt içi ve yurt dışında sektöründe iddialı konuma getirdi. Kurduğumuz AC İhracat İthalat şirketi ile Amerika, Avrupa, Rusya ve Uzak Doğu’daki firmalar ile çözüm ortaklı çalışmalarımız halen günümüzde aktif olarak devam ediyor.

Kurucu Celalettin Erol

Üretimimizi İstanbul Kartal’da 23 dönümlük tesisimizde sürdürüyoruz. Ayrıca İstanbul İkitelli’de de bir showroomumuz var. Özellikle endüstriyel kenar bantlama, ebatlama ve yüksek otomasyonlu yatar daire makineleri gibi yurt içi ve yurt dışı müşterilerimizin ihtiyaçlarına cevap veren makine gruplarını üretiyoruz. Firmamız 65 senenin getirdiği tecrübeyi, günümüz Ar-Ge, üretim, pazarlama ve satış tekniklerini birleştirerek sektörümüzde lider konumunu sürdürüyor. Uluslararası firmalarla yaptığımız çözüm ortaklıkları ile de nihai müşteri memnuniyetine önem veren bir yapıyı koruyoruz. Tüm bu avantajlarla birlikte ihracatımızın imalatımız içindeki oranını yükseltmek için yeni ürün grupları hakkında çalışmalarımız da olanca hızıyla devam ediyor.

Kurucu Abdurrahman Şekerci

Kısa, orta ve uzun vadeli hedefleriniz nedir?

Ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu yeni finansal şartlar, buna bağlı olarak gerek iç gerekse de dış piyasalardaki dalgalanmalar sektörümüzü de etkiliyor. Elde ettiğimiz pazar payını iç piyasada koruyup artırmaya çalışmakla beraber, ihracatta da önemli bir pazar payı elde etmek için çalışmalarımıza olanca hızıyla sürdürüyoruz. Geçirdiğimiz seçim, iç ve dış piyasalardaki finansal dalgalanmalar 2018 hedeflerimizi olumsuz etkilese de yılı, bir önceki yıla göre daha iyi bir noktada bitirdik. Bizler sektörde edindiğimiz tecrübeleri, müşteri ihtiyaçlarını yine sektörümüze aktarıyoruz. Dolayısı ile yakın dönemde hayata geçirdiğimiz Navigax360 endüstriyel kenar bantlama makinemiz ve aynı platformda bu sene seri üretimine geçtiğimiz Navigax180 modellerimiz var. Bu vesile ile yurt dışı ve yurt içi pazarlardan gelen talepler doğrultusunda yeni geliştirdiğimiz bir bantlama gurubunun da müjdesini verebiliriz.

Törk Makine’de üretim ve satış için nasıl bir yol izleniyor?

Müşterilerimizden gelen bilgileri faydalı ya da faydasız diye ayırt etmeden değerlendiren bir Ar-Ge ekibimiz var. Tabii bu çalışmalar zaman zaman yeni makine grubu olarak karşımıza gelse de çoğu zaman ilgili ürün gruplarının geliştirilmesinde değerlendirilirler ki biz buna Ür-Ge diyoruz. Ayrıca, Ar-Ge departmanı gerekli pazar araştırmalarını yaparak ve sektörün değişen ihtiyaçlarını gözlemleyerek sektörümüzün ihtiyaç duyduğu makine konfigürasyonlarını belirler. Pazarlama ve satışa yönelik organizasyonlarımız da ise sene içinde katıldığımız fuarların yanı sıra, şirket içi openhouse organizasyonlarımızdan olumlu dönüşler alırız. Her yıl sonunda bir sonraki yıl için yurt içi ve yurt dışındaki bayilerimizin satış hedeflerini belirleriz. Bu sayede gerek firmamız gerekse tüm paydaşlarımızın bir sene önceden daha iyi bir yıl geçirmesi için pazarlama faaliyetlerimizi de titizlikle sürdürürüz. Ülkemizdeki öncü konumunu, yaptığımız yeniliklerle koruyoruz. Buna mukabil yurt dışı hedef pazarlarımızda özellikle Alman, Avusturyalı ve İtalyan rakiplerimizle amansız bir mücadeleye de giriştik. Tabii ki bu rekabetin firmamıza büyük katkıları olduğunu görüyoruz. Her ülke farklı bakış açısı ve hatta farklı ihtiyaçlara sahip. Bu sebeple aynı ürün grubunuz bir ülkede çok iyi bir satış çizgisi yakalarken diğer ülkelerde geride kalabiliyor. Bu sebeple bizler de gerek bayilerimiz gerekse satış ekibimiz aracılığı ile ilgili pazarlardaki talepleri analiz ederek eksiklerimizi gidermeye gayret ediyoruz.

Makine sektörünün dünü ve bugününü değerlendirebilir misiniz? Sektör hangi aşamalardan bu günlere geldi?

Ekonomik krizleri ihracat ile aştık, sürdürülebilir büyümenin yolu ihracattan geçiyor. İhracatta yeni pazarlar yaratmak için çalışılmalı ve yine daha önce dediğim gibi, Ar-Ge, inovasyon ve kaliteli üretimde farklılaşmaya önem verilmeli. Bu yöndeki çalışmalar krizleri atlatmada her zaman çok etkin oldu. Bunu yapan firmalar başarıyı yakaladı.

1950’li yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de mobilya denilince akla masif ağaçtan mamul ürünler ve marangozhaneler gelirdi. Dolayısıyla bu ağaçlardan kalas çıkartan daha sonra bu kalasları işleyerek mobilya haline getiren klasik makine grupları yapılıyordu. Bu makinelere birkaç örnek vermek gerekirse kalınlık, planya, freze ve rabıta silme makineleri sayılabilir. Tabii yıllar geçtikçe ahşaba alternatif mobilya üretimi konusunda yapılan çalışmalar hayatımıza panel mobilya terimini soktu. Panel mobilya artık masif ağaçtan mamul bir mobilyayı değil, yine ağaç türevlerinden elde edilen yonga levhaların ahşap görünümü verilen kağıtlar ile kaplanması sureti ile üretilen sunta MDF lam plakalardan mamul bir mobilyayı ifade ediyor. Buna uygun olarak makine üreticileri de klasik mobilya makineleri imalatından panel mobilya makineleri üretimine geçtik. 80’li yıllardan başlayarak önce yatar daire makineleri ile plaka kesimi konusunda sonrasında da kenar bantlama makineleri ile kesilen bu plakaların bantlanmasını sağlayan makinelerin üretimine başladık. Takvimler 2010 yılını gösterdiğinde ise artan piyasa talebini karşılamak üzere panel ebatlama makinelerinin üretimine başladık. Ve nihayet 2015 senesinden itibaren de endüstriyel kenar bantlama makineleri ürün gamımıza dahil edildi. Mobilya üreticilerimiz bugün, sunta MDF plakaların farklı malzemeler ile kaplanmış türevlerini de tüm bu makine gruplarımızı kullanarak işliyor ve mobilyalarını dünyaya gururla ihraç ediyorlar. Bu sektörde 35 yılını geçirmiş biri olarak sektörümüzün geldiği nokta bizleri gerçekten gururlandırıyor. Biz ve sektörü temsil eden diğer değerli üretici firmalarımız, özellikle Alman ve İtalyan rakip firmalarla aradaki mesafeyi kapattığı gibi bazı konularda geçtiğini görmek ayrı bir mutluluk veriyor.

Sektörün duayenlerinden biri olarak genç girişimcilere tavsiyeleriniz nedir?

Öncelikle büyüklerimizin bize verdiği tavsiyeyi vermek istiyorum. Onlar bize her zaman her şeyden önce dürüst olmayı tavsiye ettiler. “Hem kendimize hem çalışanlarımıza hem de müşterilerimize her zaman dürüst olmalıyız” nasihatlerini duyduk. Biz şu anda fabrikamızdaki 2’nci ve 3’üncü nesle bunu söylüyoruz. Bir de çocuklarımıza “makineye odaklanın” diyoruz. Çünkü ülke kalkınacaksa makine sektörüyle kalkınacak. Ürettiğiniz ürünün kalitesinin arttığı bir dünyada makinenin önemi de artıyor. Makine ülkenin en önemli itici gücü, lokomotifi olacak. Bu nedenle makine üretiminde ülke olarak kendimizi geliştirmeliyiz.

Sektör temsilcileri ve devlet, sektörün daha da iyi bir noktaya gelmesi için neler yapmalı?

Sektörün lider firmaları ile yapılacak rekabet ister istemez firmalarımızı gerek yapısal gerekse ürün bazında kalite artışına götürüyor. Sektörümüzde fark oluşturma hedefi olan firmalar zaten teknolojik gelişmelere kayıtsız kalamayacağı için bu durumun şirketlerin kalite anlayışlarına direkt olarak etki edeceği aşikâr. Tasarım, ihtiyaçlara hızlı cevap verme, nitelikli insan gücü gibi niteliklerde önde olabilen firmalarsa hem iç organizasyonlarının hem de sektördeki kalitenin artmasına katkı sağlıyor. Devletimiz ise imkânlar çerçevesinde sektörümüze olan desteğini uzun yıllardır sürdürüyor. KOSGEB teşvikleri, sektörümüz ve diğer sektörlere Ar-Ge, tasarım, ihtiyaç kredileri gibi konularda destek veriyor. Beklentimiz, sektörümüzde ve diğer sanayi alanlarında genellikle meslek lisesi mezunu nitelikli ara eleman ihtiyacının karşılanması. Bizler bu konuya biraz daha yatırım yapılabilir diye düşünüyoruz.

Başarınızın altında yatan nedir?

Başarımın sırrından daha çok firma olarak başarımızın sırrı olarak belirtmek isterim. Bunun sırrı olarak da karşımıza çıkan fırsatları doğru zamanda ve doğru şekilde değerlendirmek, gelişen teknolojinin firmamıza katacaklarının fark edip, fırsatlar konusunda açık fikirli olmak, aile firması olmamıza rağmen aile içinden yetişmiş gençlerimizin iyi bir eğitim alarak firmamızda bulunan profesyonellerle uyumlu şekilde çalışmasını sağlamak olarak değerlendirebiliriz. İş hayatında bulunduğum yaklaşık 35 senede öğrendiğim ve uygulamaya çalıştığım kurallar dersek eğer; karşıma çıkan olumlu-olumsuz tüm koşulları her yönüyle tahlil etme, adil ve dürüst olma, bizden sonra gelecek nesle iş hayatındaki tüm olası durumları tecrübelerimizin yettiğince anlatma olarak sıralayabilirim.

Makine İmalatçıları Birliği (MİB) hakkındaki düşünceleriniz nedir? Daha iyi çalışmalar yapılması için önerileriniz nelerdir?

Makine sektörü ülkede en çok önem verilmesi gereken sektörlerin başında geliyor. Bu noktada yapılan tüm çalışmalar çok değerli. MİB’in çalışmalarını da bu anlamda ilgiyle takip ediyorum. Sektörün sesini her platformda duyurulması, gelişimi için ciddi çaba gösteriyorlar. Sektörün daha iyi noktalara gelmesi adına yürütülen tüm çalışmalarda yer aldıklarını görmek beni mutlu ediyor.