Türkiye ekonomisi önemli eşiği atlatabilecek mi?

28

Türkiye ekonomisinin birinci çeyrekte sağladığı yüzde 5’lik büyüme, büyük önem taşıyor. Eğer ekonomimiz yılı yüzde 5’lik büyümeyle kapatırsa önemli bir eşiği atlamış olacak. Bu büyümenin sürdürülebilir kılınabilmesi için ise hızlıca yeni reform girişimlerinin hayata geçirilmesi gerekiyor.

Türkiye ekonomisinin birinci çeyrekte sağladığı yüzde 5’lik büyüme, esas itibarıyla büyük önem taşıyor. Bu rakamda geçen yılın etkisi söz konusu. Bu büyüme sürdürülebilir kılınırsa, yani yılı bu büyüme oranıyla kapatırsa, Türkiye ekonomisi önemli bir eşiği atlamış olacak. Eğer ekonomi, bu yönde seyretmezse tekrar yeni problemlerin yaşanacağı bir dönem bizi bekliyor. Bu büyümenin sürdürülebilirliğinin sağlanması için ise öncelikle yeni reform girişimlerinin hayata geçirilmesi gerekiyor. Bunun için kabine değişikliğinden sonra yeni altı aylık programın hemen devreye alınması lazım. Bu sağlanırsa yılı yüzde 5’lik büyüme ile kapatma şansımız var. Türkiye zaten durduğu yerde yüzde 2-2,5 seviyesinde büyüme gerçekleştiren bir ülke… Dolayısıyla şu an ekonomiye temkinli bir iyimserlikle yaklaşabiliriz.

Öte yandan ekonomik büyüme rakamlarının yanı sıra, sanayimizin gelişmesi, istihdamın artması, yatırımcıların tercih ettiği bir ülke olmak için tüm dünyayla acilen uzlaşma kültürüne geçmemizin önemine dikkat çekmek gerek. Hem yurt içinde, hem yurt dışında uzlaşma kültürünü benimsemekten bahsediyorum. Türkiye, 2010’dan bu yana şeçimler dönemine girdiği için birtakım olumsuzlukların da beraberinde zor bir süreçten geçiyor. Hem iç hem dışta uzlaşmalı bir kültür yaratılırsa ve gerekli reformalar yapılırsa Türkiye, çok rahat yüzde 7’lik büyüme bile yakalayabilir. Tabii bunda ülkemizin iç dinamiği çok önemli. Ekonomide yapısal reformların yanı sıra, sektörlere sağlanan teşviklerle büyümelerinin desteklenmesine de dikkat çekmeliyiz. Yeni cazibe merkezleriyle ilgili teşviklerin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak bu teşviklerin kağıt üzerinde değil de başarılı bir şekilde uygulamada işlerlik kazanması lazım… Cazibe merkezlerinde özellikle beşinci ve altıncı bölgelere yabancı yatırımcı da çekebilirsek çok iyi olur. Bu sayede ciddi bir istihdam da yaratılması sağlanır. Yabancı yatırımcı konusunda, Türkiye’ye karşı istekli oldukları ve ülkenin ciddi talep aldığı yönünde açıklamalar var. Talep olduğu söylense de bunun ne kadarı yatırıma dönüşür bilemiyoruz, bunu zaman içinde göreceğiz.

ÇATIŞMA KÜLTÜRÜNDEN ÇIKIP, DAHA UZLAŞMACI OLMALIYIZ

Bizim bugün en önemli ve öncelikli konumuz çatışmalı ortamın ivedilikle ortadan kaldırılması. Bugün baktığımızda Suriye sıkıntımız hâlâ devam ediyor. Irak’ta ise bağımsız, özerk Kürt devleti kurma isteklerinden doğan olayların bize yansıması da oldukça sıkıntılı bir durum… Bütün bunların sonucu olarak istenen ya da beklenen yatırımların gerçekleşmesi pek mümkün görünmüyor. Uluslararası boyutta çatışma kültüründen çıkıp, uzlaşmacı bir yapı sergilememiz gerekliliğinin tekrar altını çizmek istiyorum. Bunu başarırsak tüm dünyada yaşanan sıkıntılı dönemi fırsata çevirmemiz mümkün. Gün gelecek olumsuzluklar ortadan kalkacak ve daha doğru bir ortam doğacak. Yatırıma dönük, insan ilişkilerinde empatiye dönük yeni bir döneme geçeceğimize inanıyorum.

Bu noktada siyasilere ve iş dünyasına çok iş düşüyor. Daha olumlu bir mizaçla yaklaşarak hareket edebilirler. Uzlaşmacı, ortak hareket ederek ülke menfaati için yol almalıyız. Bu değişimler sağlanırsa, Türkiye taşıdığı potansiyelle yoluna başarılı şekilde devam eder ve yüzde 7-8’lik büyüme oranlarına dahi ulaşır. Eğer bu değişimler sağlanmazsa ne istihdam istenen seviyeye gelir ne enflasyon sorunu çözülebilir ne de üretim ve yatırımlar artabilir. Dolayısıyla tüm bunlara bağlı olarak gelişen sorunlar da çözüme kavuşturulamaz.

Türkiye’nin refahı için yüzde 7-8’lik büyüme ortamının yaratılması gerektiğinin altını çizmemize rağmen, mevcut ortamda yakın gelecekte bunun sağlanması pek mümkün görünmüyor. Ama bu umutsuz olmamızı gerektirmiyor. Gelecek dönemde ülke olarak her sorunun üstesinden gelerek istenen başarıyı sağlayacağımıza inanıyorum. Çünkü iş dünyasının potansiyeli çok yüksek… Tabii bu potansiyeli hayata geçirecek ortam yaratılması sağlanmalı. Bu noktada iş dünyası aktörlerinin taleplerini çok net ortaya koymaları, görüşlerini açıklamaları gerekiyor. Gördükleri hataları çok net bir şekilde ifade edebilmeliler. Yani daha aktif olarak ekonomiyi şekillendirmeye çalışmalılar.

DÜNYA EKONOMİSİNDE BELİRSİZLİK ARTIŞ GÖSTERİYOR

Öte yandan küresel gelişmelere göz attığımızda, yaşanan olumsuz olaylar neticesinde tüm dünya ekonomisinde belirsizlik artış gösteriyor. Bunun nedenlerine gelince başta ABD’de yaşanan seçim süreci ile zor ve bilinmez bir lider olan Trump’ın başkan olmasını sayabiliriz. Aynı zamanda Fransa’da da seçim ve değişim süreci yaşandı. İngiltere’nin Brexit olarak adlandırılan Avrupa Birliği’nden çekilip çekilmemesi konusu da yine sıkıntılı ortamı daha da büyüttü. Tüm bu olayların da yarattığı gerginlikle Batı bölgelerinde ekonomide ciddi bir belirsizlik hakim… Doğu’da ise büyümenin düştüğü bir süreç yaşanıyor. Çin ve Hindistan’da büyüme yavaşlamış durumda. Dolayısıyla tüm dünya açısından iyi bir dönem içindeyiz diyemeyiz.