“Türk makine sektörü patentli, kimsede olmayanı üretmeli”

59

Beka-Mak Şirket Müdürü Hasan Çetiner, Türk makine sektöründeki üreticilerin marka olma yolunda hedefler koyması gerektiğini belirterek, “Artık patentli, kimsede olmayanı üretmeliyiz” dedi. Beka-Mak olarak çalışmalarını bu yönde sürdürdüklerini aktaran Çetiner, üretimlerinin yüzde 99’unu ihraç ettiklerini ve 2019 yılında avro bazında cirolarını yüzde 25 artırmayı hedeflediklerini söyledi.

Dergimizin, “Başarı Öyküsü” bölümünün bu sayıdaki konuğu Beka-Mak Şirket Müdürü Hasan Çetiner. 1984 yılında kurulan ve bugün üretiminin yüzde 99’unu ihraç eden Beka-Mak’ın Türkiye’nin 943’üncü Ar-Ge Merkezi olarak çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü anlatan Çetiner, katma değeri yüksek, ihracat kilo fiyatlarında hedeflenen rakamlara ulaşan projelerin hayata geçirileceğini söyledi. Türk makine sektörünün artık patentli, kimsede olmayanı üretmesi gerektiğini vurgulayan Çetiner, “Devlet, dış ticaret açığını kapatıp fazla veren duruma getirebilmenin yolunun üretimde olduğunu gördü. Bu konuda teşvikleri artırdı. Tabi bu yeterli olmaz halen tüm sektörün en önemli problemi ara eleman yetiştirilmesi” diye konuştu. Çetiner, MİB okuyucuları için Beka-Mak’ı, makine sektörünün sorunları ve çözüm önerileri ile ilgili görüşlerini anlattı.

 

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1971 Bursa doğumluyum. İki kız babasıyım. Tophane Teknik Lisesi Makine Bölümü ve Uludağ Üniversitesi İşletme Fakültesi Mezunuyum. 35 yıldır, çıraklıktan bu yana diyebilirim aile firmamızda görev alıyorum. Beka-Mak’ta finans ve muhasebe yönetimlerini yapıyorum.

 

Firmanız hakkında bilgi alabilir miyiz? Kuruluştan bugüne kadar firmanın geçirdiği evreler ve bugün gelinen nokta nedir?

Beka-Mak, 1984 yılında Kadri Çetiner ve Özer Paro ortaklığı ile faaliyetine başladı. İlk yıllarında taş motoru, gözlük zımpara makineleri üretti. 1985 yılında BMH 170 hidrolik kollu testere üretimi ile kesme makineleri imalatına başladı. Sonrasında BMS 250 manual şerit testere üretimi yapılarak şerit testere makineleri üretimini de devreye aldı. 90’lı yılların başında ihracat yapmaya başladık. İlk ihracatlarını gerçekleştirdiği ilk üç firma ile yaklaşık 30 yıl geçmesine rağmen çalışmalara ara vermeden devam ediyoruz. Yaşadığımız 1994 ve 2001 krizi ile üretimimizin büyük bir kısmını ihracata yönlendirdik. Şu an itibarıyla ihracat seviyemiz üretimimizin yüzde 99’una kadar ulaştı.

 

Firmanızın kısa, orta ve uzun vadeli plan ve projeleri hakkında bilgi alabilir miyiz?

Kısa vadede 5 bin metrekare ilave inşaatımızı aktif kullanır hale getirmeye çalışıyoruz. Toplamda 10 bin metrekarede üretimimiz sürüyor. Önümüzdeki iki ile beş yıl içinde 12 bin 500 metrekare kapalı alan inşaatı daha yaparak yatırımımızı bulunduğumuz yerde toplamda 22 bin 500 metrekareye çıkarmayı planlıyoruz.

 

Beka-Mak’ın yurt içi ve yurt dışındaki pazar konumu nedir? 2018 yılı ciro, ihracat, yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabildiniz mi? 2019 yılı hedefleriniz nedir ve bu hedeflere ulaşmak için ne gibi çalışmalar yürüteceksiniz? 

Beka-Mak, metal kesme makinelerinde ürün yelpazesi en geniş yıllık üretim adedi en fazla, ihracat rakamı en yüksek firmalardan oldu. 2018 yılında avro cinsinden ciromuz 2017 yılının yüzde 10 üzerinde gerçekleşti. Biz dünya piyasalarında global kriz beklentisinin yüksek olduğu bu süreçte yatırım, istihdam ve ciro olarak da 2018 yılını iyi geçirdiğimizi düşünüyoruz. 2019 yılında ihracat üzerine çalışmalarımız daha fazla yoğunlaşacak yurt dışında tanıtım ve pazar araştırmalarına ağırlık vermeye devam edeceğiz. 2019 yılında avro olarak ciromuzu yüzde 25 artırmayı planlıyoruz.

 

Makine sektörü pazarda farklılaşmak için son dönemde Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verdi. Beka-Mak’ın Ar-Ge yatırımlarına önem verdiğini ve sektörde yenilikler yarattığını biliyoruz. Bu noktada Ar-Ge çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Yürütülen ve yakın zamanda hayata geçecek projeler var mı?

Beka-Mak olarak 2018 Temmuz ayında 943’üncü Ar-Ge Merkezi onayını aldık. Hemen bir KOSGEB proje çalışması ve başvurusu yaptık. Yurt dışında ithal edilen hızlı kesim TST ve HSS daire testere makinelerinin ülkemizde üretilmesi konusunda yapılan bu çalışma kabul edildi ve devam ediyor. Arkasından 2018 yıl sonu TÜBİTAK Proje başvurumuz oldu. Bu proje de kabul edildi. Servo kesim, servo sürme özelliklerine sahip Endüstri 4.0 uyumlu uzaktan takip ve kumanda edilebilen ve yine uzaktan internet bağlantısı ile servis imkânı sunan, öncesinde hattı durdurmadan servis uyarısı veren, akıllı kesim ile kesim zamanını optimum kendi belirleyen, güç sensörü, yamuk kesim önleme sensörü, hata sensörleri gibi sensör teknolojisi ile donatılan bir proje bu. Aynı zamanda barkod okuma ile malzemeyi otomatik tanıyan birçok patentli tasarımla donatılmış, katma değeri yüksek, ihracat kilo fiyatı hedeflenen rakamlara doğru çekilmesi planlanan bir proje olacak diye düşünüyoruz.

Sektörün sorunları nelerdir ve sizce bu sorunlar nasıl çözülebilir?

Sektörümüzde ihracat yapan birçok makine üreticisi var 30 yıldır içinde olduğum bu sektörde gelişim çok ileri seviyede diye düşünüyorum. Bizler ihracat yaptıkça dünyada birçok rakiple mücadele etmeye başladık. Gelişmiş ülkelerdeki rakiplerimizde gördük ki ayrı segmentde teknoloji satan firma olma yolunda ilerliyorlar. Bizden çok daha yüksek fiyatlara marka satıyorlar. Ülkemizdeki üreticiler de marka olma yolunda hedefler koymalı diye düşünüyorum. Artık patentli, kimsede olmayanı üretmeliyiz. Öyle ki bana göre artık Ar-Ge her üretici firma için olmazsa olmaz noktasında.

 

Türk makine sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Sizce sektörün daha iyi noktalara gelmesi için hem sektör temsilcilerinin hem de devletin neler yapması gerekiyor? 

Türk makine sektörü emin adımlarla ilerliyor. Yatırımlar büyüyor istihdam artıyor. Dünyadaki gelişen teknoloji yakından takip ediliyor. Örneğin, yurt dışında fuara katılınca en son gördüğüm, tüm makine sektörü Endüstri 4.0 uyumlu modelleri aynı anda üretiyor. Bu çok sevindirici bir gelişme. Devlet, dış ticaret açığını kapatıp fazla veren duruma getirebilmenin yolunun üretimde olduğunu gördü. Bu konuda teşvikleri artırdı. Tabi bu yeterli olmaz halen tüm sektörün en önemli problemi ara eleman yetiştirilmesi. Herkes üniversite mezunu olacak diye bir durum olamaz. Meslek liseleri artırılmalı geliştirilmeli. İkinci sorunumuz organize olmak bina yatırımını devletin güçlü desteğiyle daha zorlanmadan yapabilmek.

 

Elde ettiğiniz başarıda ailenizin rolü nedir?

Biz üç kardeş babamızla başlayan süreci ikinci jenerasyon olarak güçlü bağlarımızla, birlik içinde, başarıyla devam ettirdiğimizi düşünüyorum. Şimdi üçüncü jenerasyon da aramıza katılmaya başladı. İnşallah onlar yani yeni nesil başarıyla bizim bırakacağımız bayrağı çok daha iyi yerlere taşıyacaklar. Tabi bu çok çalışarak mümkün. Diğer bir amacımız kurumsallaşmak. Yüzyılın üzerinde yaşı olabilecek bir firma olabilmek.

 

Makine İmalatçıları Birliği (MİB) hakkındaki düşünceleriniz nedir? Daha iyi çalışmalar yapılması için önerileriniz nelerdir?

Yaklaşık bir yıldır Makine İmalatçıları Birliği’nin yönetim kurulu üyesi olarak derneğimizde görev aldım. Yönetim kurulunda görev alan arkadaşlarım ve temsilcisi oldukları firmalar ülkeniz makine sektörünün çok değerli isimlerinden oluşuyor. Tüm arkadaşlar ve çalışanlar makine sektörü için çok güzel çalışmalar yaptı ve yapmaya devam ediyor. Yönetim kurulunda bulunan tüm arkadaşlar kendi firmalarının menfaatinden önce tüm Türkiye makine sektörünün sorunları ve geleceği için çok yüksek bir enerji harcayarak birçok devlet kurumuyla çok faydalı toplantılar yaparak, tüm makine sektörünün sesi olmayı başardılar. MİB gerçekten tüm makine sektörü için çok değerli. Ülkemizin geleceği için makine sektörü çok önemli bir sektör. MİB tüm dünyada sektör olarak en iyi yerde olmamız için elinden gelen her şeyi yapıyor. Sektör menfaatine ilave gümrük vergileri konulması, yerli makine teşviklerinde oranların artırılması, ithalatın üzerinde ihracat yapılması için ne gerekiyorsa yapılması anlamında her kapıyı aşındırıyor. MİB’in daha çok başarıya imza atacağından hiç şüphem yok.