“Teknolojiyi kullanan değil, üreten bir ekosistem kurmaya çalışıyoruz”

52

ALTINAY Teknoloji Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Altınay, teknolojiyi kullanan değil, üreten bir Türkiye var etmek için yetenekli insan yetiştirdiklerini ve bir ekosistem kurmaya çalıştıklarını söyledi. Altınay, 2023 yılında grup cirosunu 250 milyon avroya çıkarmayı hedeflediklerini de açıkladı.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1964 yılında, İstanbul’da doğdum. Evren, teknoloji ve gelecek çocukluğumun ilgi ve merak konusuydu. Üniversite hayatıma 1986 yılında, İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesinde o dönemde yeni açılan hava ve uzay mühendisliği programında başladım. 1990 yılında bitirme tezi olarak Türkiye’nin ilk beş eksenli ALTINAY 1 robotunu tez konusu olarak veren hocam Dr. Turgut Berat Karyot ve sınıf arkadaşım Dr. Gökay Kadir Hurmalı ile beraber geliştirdim. 1991 yılında üniversitede araştırma görevlisi olarak yüksek lisans çalışmalarına başladım. Aynı yıl İstanbul Teknik Üniversitesi ve Sanayi Bakanlığının ortak kurduğu Türkiye’nin ilk Teknoparkı İTÜ-TEKMER’de, Türkiye’nin üniversite içindeki ilk girişimci araştırma şirketi ALTINAY Robotik ve Otomasyon Limited Şirketini kurdum. Hedefimiz, uluslararası düzeyde endüstride kullanılacak 6 eksenli mafsallı endüstri robotunu geliştirmekti. Türkiye’nin ilk 6 eksenli, 4-20 kg-f (kilogram-kuvvet) yük taşıma kapasiteli ALTINAY HSR-4 robotunu başarıyla geliştirdiğimizi 30 Ağustos 1993’te bilim ve endüstri dünyasına duyurduk. Geliştirilen teknolojiyi sanayinin hizmetine sunmak, ulusal düzeyde robot endüstrisini kurmak ve kalıcı hale getirmek için 1994 yılında üniversitedeki görevimden ayrıldım ve HSR-4 robot projesinde beraber çalıştığım fakülteden arkadaşım Uçak Yük. Müh. Kerim Can Bayar’ın da aramıza katılması ile ALTINAY Robotik ve Otomasyon Anonim Şirketini kurduk. Şirket, 1996 yılında Dünya Robot Federasyonu (IFR) tarafından Avrupa’nın 18 robot üreticisinden biri olarak kabul edildi. Birlikte çalıştığımız birbirinden değerli arkadaşlarımızla uzun yıllar süren çalışmalarımızın neticesinde, ALTINAY Robot şirketi ile başlayan ulusal teknoloji geliştirme yolculuğu; bugün yedi farklı faaliyet alanında alt şirketleri bünyesinde barındıran ALTINAY Teknoloji Grubu olarak çalışmalarına devam ediyor. Bugüne kadar ulusal ve uluslararası binin üzerinde mühendislik projesinin sorumluluğunu alan ALTINAY Teknoloji Grubu; makine, yazılım, elektrik, elektronik ve robotik konularında 1 milyon 500 bin saati aşan Ar-Ge ve 5 milyon saatlik Ür-Ge birikimine ulaştı. Bugün ALTINAY Teknoloji Grubu Türkiye ve Almanya’daki şirketleri ile, 250’si mühendis ve doktoralı, 440 çalışanının geliştirdiği birçok yenilikçi ürün ve üretim teknolojilerini ulusal ve uluslararası sanayinin hizmetine sunan şirketler konumuna geldi.

Firmanız hakkında bilgi alabilir miyiz? Kuruluşundan bugüne dek firmanın geçirdiği evreler ve bugün gelinen nokta nedir?

Firmamızın resmi kuruluş yılı 1994 olsa da ALTINAY’ın temellerini, lisans bitirme tezi çalışmalarına başladığımız 1990 yılına dayanıyor. Bu tarihte Türkiye’nin ilk endüstriyel robotu olarak geliştirdiğimiz ALTINAY 1’i, firmamızın ve ülkemizin robotik alandaki ilk ve öncü projesi olarak nitelendiriyoruz. 1993’te altı eksenli endüstriyel robotu geliştirdikten bir yıl sonra, 1994’te ise ALTINAY Robotik ve Otomasyon A.Ş. resmi olarak kuruldu. 1994-1997 yıllarında farklı yük, çalışma uzayı ve kinematik yapıda endüstriyel robotlar geliştirdik. 1996 yılında ülkemizin 60-120 kg-f kapasitesinde altı eksenli ağır sanayi robotunu geliştirdik ve Arçelik A.Ş. Çayırova tesislerinde göreve başlattık. 1997-2001 yıllarında genel endüstri mobilya, seramik, cam ve gıda gibi farklı sektörlere üretim teknolojileri geliştirdik. 2001 yıllında otomotiv endüstrisinde başlayan yüz binli araç üretim kapasiteleri, bize otomotiv için robotlu esnek üretim teknolojileri geliştirme fırsatı verdi. Yüksek kapasiteli yatırımlar sayesinde Renault, Toyota, Fiat, Ford gibi dünyada söz sahibi olan otomotiv şirketleri ile çalışma fırsatı bulduk. 2006 yılında Tuzla endüstri bölgesinde 7 bin metrekare kapalı alanda Robot Teknolojileri Uygulama Merkezini hizmete açtık. ALTINAY’ın tarihinde önemli dönüm noktası olan 2006 yılında, Türk Savunma Sanayi için projeler geliştirmeye başladık. 2009 yılında savunma alanındaki yenilikçi teknoloji çözümlerimizi çeşitlendirdik ve NATO’nun alt teşkilatı olan Destek ve Tedarik Ajansı NSPA’nın onaylı tedarikçisi olduk. 2013 yılında, ALTINAY robot teknolojilerinin başarısı, ülke sınırlarını aştı ve Rusya’da ilk büyük projemizi alma başarısı gösterdi. 2012 yılında çalışma alanlarımızı uzmanlıklara göre şirketlere ayrılması kararını aldık ve grubun ikinci şirketi olarak araç mühendisliği alanında ALTINAY Modifikasyon Merkezi A.Ş.’yi kurduk. 2014 yılında ALTINAY Havacılık ve İleri Teknolojiler A.Ş.’yi kurduk, 2015 yılında da Köln’de bulunan Karl Schumacher Maschinenbau (KSM) satın aldık ve 2017’de cam teknolojisi alanında OLBRİCHT Automation GmbH firmasını grup şirket bünyesine dahil ettik. 2018 yılında ALTINAY Elektromobilite & Enerji Teknolojileri A.Ş.’yi kurduk. Bu yıl ağustos ayında ise ALTINAY, her bir iş biriminin şirketleşmesi ile yeni bir yapılanma sürecine girerek ALTINAY Teknoloji A.Ş. çatısı altında ALTINAY Teknoloji Grubunu oluşturduk. Bugün, Türkiye, Almanya, Rusya, Fransa, İspanya, Slovenya, Romanya ve Hollanda başta olmak üzere birçok ülkede kurduğumuz üretim hatlarında yılda 1,5 milyon araç bizim teknolojimiz ile üretiliyor.

Firmanızın kısa, orta ve uzun vadeli plan ve projeleri hakkında bilgi alabilir miyiz?

ALTINAY Teknoloji Grubu olarak, bilim ve teknoloji alanında milli menfaatler doğrultusunda hem ülkemiz için hem de tüm dünya için hizmet ve endüstri robotiği, enerji depolama ve yönetimi, kara ve hava araçları için otonom teknolojiler, temel kontrol ve yenilikçi ileri teknoloji içeren projelere imza atmak, en öncelikli hedefimizi oluşturuyor. ALTINAY olarak, teknolojiyi kullanan değil, üreten bir Türkiye var etmek için yetenekli insan yetiştiriyor ve ekosistem kurmaya çalışıyoruz. Şunu biliyoruz ki, bugün ve gelecekte bilim ve teknolojiye egemen olan toplumlar, bilimsel bilgiyi teknolojik ürüne dönüştürme ve sanayileştirme başarısıyla ülkelerini sosyo-ekonomik olarak refah toplumuna yükseltti ve sürdürülebilir büyümenin sağladığı güç ile de dünyada söz sahibi oldu. ALTINAY Teknoloji Grubu bünyesindeki tüm şirketler, çalışmalarını ülkesini gelişmiş ülke olma hedefine katkı sağlama vizyonu ile yönetmeye ve geliştirmeye devam ediyor.

ALTINAY’ın yurt içi ve yurt dışındaki pazar konumu nedir? 2018 yılı ciro, ihracat, yatırım ve istihdam hedeflerine ulaşabildiniz mi? 2019 yılı hedefleriniz nedir ve bu hedeflere ulaşmak için ne gibi çalışmalar yürüteceksiniz?

ALTINAY Teknoloji Grubu olarak geçtiğimiz dönem, yurt dışı projelerimizin ön planda olduğu bir yıl yaşadık. Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere ABD ve Çin’in büyük şirketleriyle çalıştık ve bu alanda yürüttüğümüz faaliyetler hâlâ devam ediyor. Savunma teknolojisi alanında ABD’ye cam teknolojisinde ise hem ABD’ye hem de Çin’e sistem satışı gerçekleştirdik. Robotlu gövde teknolojileri ile özellikle büyük otomotiv şirketleri için geliştirdiğimiz projelerin yanında genel endüstri alanındaki çözümleri de başta Almanya olmak üzere yurt dışına sunuyoruz. 2019 ve sonrası için uluslararası pazarlarda rekabet öncesi iş birliğini geliştirmek de dahil olmak üzere ortak proje yapma kapasitemizi artırıyoruz. Yeni dönemde ülkemizde ve dünyanın belli başlı ülkelerindeki müşterilerimize uzun dönemli yenilikçi sistem ve ürünlerimiz ile çözümler geliştireceğiz. Ülkemize daha yüksek katma değer ve mühendislik birikimi oluşturmak için 2023 yılında tam zamanlı araştırmacı mühendis ve doktoralı sayımızı 500’e toplam çalışan sayımızı da bin 100 kişiye çıkarmayı ve grup ciromuzu 250 milyon avroya ulaştırmayı hedefledik. Umarım, ALTINAY’ı ülke için teknoloji geliştiren bir okul olma sorumluluğu ile gören ve yöneten grup şirketleri başında bulunan birbirinden kıymetli lider yöneticilerimiz ve ekip arkadaşlarımızın belirlediği bu hedeflere hem ALTINAY teknoloji grubu hem de ülkemiz ulaşır.

Makine sektörü, pazarda farklılaşmak için son dönemde Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verdi. Altınay’ın Ar-Ge yatırımlarına önem verdiğini ve sektörde yenilikler yarattığını biliyoruz. Bu noktada Ar-Ge çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Yürütülen ve yakın zamanda hayata geçecek projeleriniz var mı?

Ülkemizin ilk teknoparkı İTÜ-TEKMER 1991 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Maslak kampüsünde kuruldu. Bizler de aynı yıl İTÜ-TEKMER’de endüstriyel robot ve yüksek teknoloji üretme hedefiyle üniversite kampüsünde kurulan ülkemizin ilk Ar-Ge şirketi ALTINAY Robotik ve Otomasyon Limited şirketini kurduk. ALTINAY Teknoloji Grubunun temelleri ülkemizin ilk endüstri robot teknolojisi araştırma şirketi ile 28 yıl önce atıldı. Bilimsel bilgiden teknolojiye, fikirden-ürüne kısaca teknolojinin tüm hazırlık seviyelerinde, temel araştırma ve ürün geliştirme ile bizde ve dünyada uç veren teknolojileri izleme ve hâkim olma ALTINAY Teknoloji Grubunda yerleşen ve olgunlaşan bir kültür olduğunu söylemekten ülkemiz adına memnuniyet duyuyoruz. Bugün ALTINAY Robot Teknolojileri bünyesindeki Ar-Ge merkezimizde “Gelecek Sistemleri” adını verdiğimiz teknoloji bölümünde; geleceğin üretim teknolojileri geliştiriliyor. Yeni kurulmasına rağmen bu bölüm 2018 yılında geliştirdiği ve Almanya’da kurduğu robotlu esnek çoklu birleştirme teknolojisi ile 2019 model BMW ve Audi araçlarına komponent üretim teknolojisi kurma başarısına ulaştı. ALTINAY Havacılık ve İleri Teknolojiler şirketimiz teknopark da kuruldu ve özellikle otonom teknolojiler ve hareket sistemleri konusunda hak ettiği saygınlığa ulaştı. Emin adımlarla büyüyor. ALTINAY Araç Mühendisliği şirketimiz tasarım merkezi konumunda. Ticari araç alanında geliştirdiği yenilikçi ürün ve teknoloji ile yolcu güvenliğini artıran ilkleri başardı. ALTINAY Elektromobilite şirketimiz 8 yıl süren bir dizi araştırma projesi ile OEM’ler için yüzde 100 elektrikli araç geliştirmiş ve sahip olduğu teknolojik yeteneği yurt dışına BMS ve batarya teknolojisi ihraç eder konuma ulaştı. Almanya OLBRİCHT Cam Teknoloji şirketimiz geliştirdiği Nipper Roller teknolojisini Çin ve ABD ye ihraç eder konuma geldi. Bugün hâkim olduğumuz teknolojik ürünleri yenilikçi yaklaşım ile yeniden üreterek müşterilerimizin ihtiyaçlarını yeni ürünlerimiz ile sağlayacağız.

Sektörün sorunları nelerdir ve sizce bu sorunlar nasıl çözülebilir?

Gelişmiş devletler; kendi ülkelerinin sürdürülebilir gelişmesini sağlamak için nitelikli girişimci ve şirketlerini, yenilikçi alana girme konusunda destekler, onlara yol açar. Bilim ve teknoloji strateji ve politikaları bu yolla olgunlaşır. Gelecekte ülkeler “hangi teknolojileri geliştirecekler”, “hangi ürünleri üretecekler”, “bunları hangi insan kaynağı ve altyapıyla gerçekleştireceklerini”, belirledikleri politika, strateji ve vizyon ile hayata geçirir. Özellikle son 15 yılda bizim ülkemiz için de benzer yaklaşımın varlığından söz edebiliriz. Bu düşünceler ile ülkemizin hangi teknoloji alanlarında var olacağını belirlemek için yeni bir bilim ve teknoloji vizyon çalışması yapmalıyız. Türkiye’nin son 60 yılda bilim ve teknoloji alanında yaptığı dört vizyon çalışması bulunuyor ve bunlar yaklaşık 10-20 yıllık hedef sürelerini kapsıyor. En son yapılan 4. Bilim ve Teknoloji Vizyon Çalışması TÜBİTAK tarafından yapılan Ulusal Vizyon 2023 Projesi, 2001-2003 yılında gerçekleşen ve benim de görev aldığım vizyon çalışması. Türkiye’nin sahip olduğu güncel teknolojik altyapıyı incelerken bu vizyon çalışmalarına neden gereken dikkati veremediğimize bakıp, “Geliştirdiğimiz teknolojiyi neden sanayileştiremiyoruz, yeniden geliştiremiyoruz?” sorusunu sormamız gerekiyor. Yıllar önce, bilim ve teknoloji geliştirmeyi milli öncelik olarak belirleseydik, her dönem belirlediğimiz hedeflere 10 ya da 15 sene içinde yaklaşma imkânına ulaşırdık. Bugün, temel politika ve stratejileri yeniden belirlemeli, süreçleri değil çıktıları ölçen bir süreci hâkim kılmalıyız. Özel sektörün teknolojiye hâkim olmasını sağlayacak milli sanayileşme strateji çalışmaları yapılmasının önemli olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’de makine sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Sizce sektörün daha iyi noktalara gelmesi için hem sektör temsilcilerinin hem de devletin neler yapması gerekiyor?

Türkiye makine sektörü, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana atılan adımlarla köklü geçmişe ve deneyime sahip. Alanında uzman firmalarımız, yurt içi ve yurt dışındaki çalışmalarla ülkemize güç katıyor. Her geçen gün gelişen yapıya sahip bu sektörde; her katmanda çalışan niteliğinin artırılmasını sağlayacak geliştirme politikalarının oluşturulması, nitelikli ara elemanın yetiştirilmesi için yenilikçi eğitim politikası yanında yatırımların devamlılığını sağlayacak ülkeye yeni heyecan verecek sanayi politikalarının oluşturulmasının önemli ve gerekli olduğunu düşünüyorum. Türkiye her konuda olduğu gibi makine sektöründe de sadece kendisi için değil, bölgesi için de planlamalar yapmalı ve sektörün yeni pazarlara güvenle ulaşmasını sağlamalı. Sektörün samimi bir ekosistem geliştirmesi, kurumların birbirini anlayan, güç veren ortak kalkınma stratejisi noktasında rekabet öncesi iş birliği ve gerekli olduğunda sektörel birleşmeler de dahil, uluslararası alanda güç odağı olma hedefi bulunmalı. Büyük ölçekte bilgi, teknoloji ve sermaye tabanlı şirketlere sahip bir sanayi ülkesine dönüşmeyi başarmalıyız.

Elde ettiğiniz başarıda ailenizin rolü nedir?

Aile herkes gibi benim için de çok önemli bir kurum. İnsanı güçlü kılan değerler ailenizin sağladığı ortamda filizleniyor ve vücut buluyor. Bu düşünce ve duygular ile hayatının her döneminde ailesinin desteğini arkasına alan her insan gibi kendi aileme ve çevreme aynı değerleri milli heyecan ile vermeye çalışıyorum. Bana her zaman vatan sevgisini ve vatana hizmetin önemini özenle anlatan rahmetli babama benim için duasını eksik etmeyen anneme ve ablama; teknoloji geliştirme davasında koşturduğum dayıma, her türlü zorlukla mücadele etmemde değerleri, kalbi ve varlığı ile daima yanımda bazen bir liman bazen bir dağ gibi duran eşime ve bu ülkenin çocuklarına olan hassasiyetimi sahip oldukları değerleri ile büyüten iftihar ettiğim iki kızıma ve ailem gibi gördüğüm dava arkadaşlarıma müteşekkirim.

Makine İmalatçıları Birliği (MİB) hakkındaki düşünceleriniz nedir? Daha iyi çalışmalar yapılması için önerileriniz nelerdir?

Daha önceki dönemde kısa süre ile yönetiminde bulunduğum bu çatı kuruluşun, sektörümüzle ilgili yaptığı çalışmaları yakından takip ediyorum. ALTINAY olarak Makine İmalatçıları Birliği başkan ve tüm yönetim kuruluna çalışmalarında başarılar dilerim.