Sürdürülebilir kaliteli üretimde “robot teknolojileri” bir adım önde

289

Robot ve otomasyon sistemleri, son yıllarda yapay zeka uygulamalarının da giderek yaygınlaşmasıyla birlikte şirketlerin rekabet gücünün artmasına, planlama ve operasyonel işleyişin en verimli ve kaliteli biçimde gerçekleştirilmesine ciddi oranda katkı sağlıyor. Bu fırsatı gören çok sayıda şirket de robotik ve otomasyon teknolojilerine yatırım yapmaya başladı bile… Dolayısıyla Endüstri 4.0 Devrimi’nin başrol oyuncuları olan robot teknolojilerinin, üretim süreçlerinde ağırlığını hissedeceğimiz bir döneme adım atmış bulunuyoruz. Öyle ki, Uluslararası Robotik Federasyonu’nun araştırmasına göre 2019 yılına kadar 1.4 milyondan fazla yeni robotun iş ağına katılacağı ve robot sayısının 2.6 milyonu aşacağı tahmin ediliyor.

Endüstri 4.0 Devrimi’nin getirdiği teknoloji rüzgarıyla robot-insan işbirliği, üretimin her alanında karşımıza çıkıyor. Hareket eden akıllı makineler bizim yerimize işleri yaparken, bu makineleri yapanlar arasında çok ciddi rekabet yaşandığına ve insansız üretim ve proses aşamasında büyük rol alan robotların yükselişine şahit oluyoruz. Üretim süreçlerine dahil olan “akıllı makineler” olarak isimlendirilen robotlar mavi yaka saha çalışanlarının bir kısmının yerlerini aldılar bile… Bu noktada herkesin merak ettiği konu ise gelecekte teknolojinin yıldızı “metal yaka” robotların, beyaz yakalı ofis çalışanlarının yerlerini alıp almayacakları…

Günümüzde yaşanan endüstriyel dönüşüm ve ileri üretim teknikleri ile oluşumunu sürdüren Endüstri 4.0, akıllı fabrikalarda çalışacak yeni nesil endüstriyel robotların işlev ve görev tanımlarını şekillendiriyor. Endüstri 4.0 süreci ile birlikte geliştirilen robotlar, operatörlerle uyumlu çalışarak işbölümüyle esnek üretim avantajı sağlıyor. Ülkemize oldukça katma değer sağlayacak olan robotik sistemlerin, nesnelerin interneti (IoT) vasıtasıyla etkileşimiyle geleceğin akıllı fabrikalarındaki üretim sisteminin temel yapısı olduğu belirtiliyor. Robot otomasyon sistemi, başta endüstriyel üretim olmak üzere birçok alanda destek sunuyor.

“METAL YAKA” ÇALIŞANLARIN AĞIRLIĞI ARTACAK

Günümüz üretim sektöründe robot ve otomasyon sistemleri ve son yıllarda yapay zeka uygulamalarının, gerek rekabet gücünün artırılması gerekse karar verme süreçlerine, mühendislik altyapısına, planlama ve operasyonel işleyişin en verimli biçimde çalışmasına çok önemli katkılar sunuyor. ‘Metal yaka’ çalışanların ağırlığını hissedeceğimiz bu dönem içinde özellikle uzun vadeli yatırım ve maliyelerin düşürülmesi konusunda avantaj sağlayan robot teknolojisiyle üretim yapan firmaların, verimlilik ve kalite artışından çok memnun olduğu görülüyor. Gün geçtikçe artan robot teknolojisi yatırımlarının sürdürülebilir kalite ve verimlilik artışı sağlaması, çok sayıda sektör aktörünü de robot yatırımı yapmaya davet ediyor.

Servis ve endüstriyel olmak üzere iki gruba ayrılan robotlar, günümüzde insanların işini paylaşarak yapabilen sistemler olarak karşımıza çıkıyor. Artan işçilik maliyetlerini düşüren endüstriyel robotlar, her türlü üretim faaliyetini standart operatörlerden daha hızlı ve kaliteli gerçekleştiriyor. Bu nedenle endüstriyel alanda üretimde kaliteyi ve rekabeti artırabilmek için robotlar vazgeçilmez hale geliyor. Kontrol edilebilir robot üretimde, el işçiliğine kıyasla hata yapma payı çok düşüyor. Üretim süreçlerinde robotların entegrasyonu, maliyetleri düşürme avantajı sağlıyor. Dolayısıyla çağa ayak uydurmak, ülke kalkınması ve gelişimi açısından devlet destekli Ar-Ge projeleriyle robot yatırımlarının artması çok büyük önem taşıyor.

“ROBOTLAR” DÜNYAYI ELE GEÇİRİYOR

Uluslararası Robotik Federasyonu’nun (International Federation of Robotics-IFR) “2016 Dünya Robot Raporu” araştırması tahminlerine göre 2019 yılına 1.4 milyon yeni robot çalışmaya başlayacak ve dünya genelinde kurulan robotların sayısı 2.6 milyonu geçecek. IFR küresel robot pazarı istatistik değerleri raporuna göre küresel robot satışları 2015 yılında yüzde 16 artışla 294 bin 312 adede yükseldi. Bu rakamda en büyük pay elektrik-elektronik sektörüne ait bulunuyor. Ardından otomotiv sektörü geliyor ve onu makine sektörü izliyor. Elektronik sektörü robot kullanımında yüzde 18’lik bir artış sağlayarak itici sektör konumunda. Metal endüstrisi yüzde 16 ve otomotiv endüstrisi yüzde 10 artış sağlayarak bu ivmeye destek veren diğer büyük sektörler arasında yer alıyor. IFR’nin “2016 Dünya Robot Raporu” araştırmasına göre robotların yaklaşık yüzde 70’i otomotiv endüstrisinde görev yapıyor. Özellikle de robotların yeme-içme, sigortalanma, grev yapma, yorulma, uyuma, maaş gibi yükümlülükleri olmaması ve 85 bin saat hata vermeden çalışma süresi gibi özellikleri, onları cazip bir işgücü haline getirdi. Kore’de 10 bin işçiye 531, Singapur’da ise 398 robot düşerken Türkiye’de bu rakam henüz 8,57 seviyesinde.

TÜRKİYE’DEKİ ROBOT SAYISI 12 BİNE YAKLAŞTI

Dünyadaki gelişime bağlı olarak Türkiye’de de endüstride robot kullanımı hızla yaygınlaşıyor. Türkiye’de şu an 11 bin 728 endüstriyel robot mevcut. Bunun bölgesel dağılımına baktığımızda 11 bin 728 rakamının büyük bir çoğunluğu olan 9 bin 884’ü Marmara Bölgesi’nde yer alırken, bin 274 robot İç Anadolu’da, 380 robot ise Ege Bölgesi’nde bulunuyor. Karadeniz Bölgesi’nde bu rakam 37, Akdeniz’de ise 26. Doğu Anadolu’da 23 robot varken Güneydoğu Anadolu’da ise sadece dört robot faaliyet gösteriyor. IFR 2015 yılına ilişkin rakamları Türkiye’de üretim robotları pazarının hızla büyüdüğünü gösteriyor. Rapora göre Türkiye’de 2015’te bin 705 yeni robot, üretim alanlarına entegre edildi. Yeni robot sayısı böylece bir önceki yıla göre tam yüzde 37 oranında artış kaydetti. 2015 sonunda 7 bin 900’e yakın üretim robotuna sahip olan Türkiye, yeni robot entegrasyonunda dünyada 17’nci, toplam robot sayısında ise 22’nci sırada yer alıyor. IFR verilerine göre, Türkiye’de endüstriyel robotların yüzde 35’i otomotiv, yüzde 23’ü metal sanayinde, yüzde 15’i plastik ve kimya sanayinde kullanılıyor. Türkiye’deki sanayi robotlarının kalan yüzde 27’si ise aralarında tarımın da bulunduğu 30’a yakın sektöre dağılıyor.

Robot yatırımlarına destek

Hibe programları aracılığıyla otomasyon ve robot alanında yatırımlar destekleniyor. Robot üretim sistemlerine yatırım yaparak Endüstri 4.0 sürecine ayak uydurmak isteyen üreticiler için avantajlı destek programları bulunuyor. Yeni ürün üretmek, mevcut ürünlerin geliştirilmesi, iyileştirilmesi, kalitesinin yükseltilmesi ve maliyet düşürücü yeni tekniklerin geliştirilmesi açısından hibe fırsatları değerlendirilebilir. Buna yönelik; TÜBİTAK KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı, TÜBİTAK Sanayi Ar-Ge Projeleri Destek Programı, KOSGEB destekleri, Ekonomi Bakanlığı tarafından sunulan teşvikler, TTGV destekleri, San-Tez destekleri ve Kalkınma Ajansı destekleri yaklaşık 100 bin TL’den başlıyor 3-4 milyon TL seviyelerine kadar çıkıyor. Teşvikler, Endüstri 4.0 Devrimi’ni yakalamak isteyenleri bekliyor.

TÜRKİYE İÇİN MİLLİ VE YERLİ İLERİ TEKNOLOJİ ÜRETİMİ ŞART

Türkiye, otomasyon, robotik ve yapay zeka alanındaki inovatif gelişmeler değerlendirildiğinde henüz yeterli seviyeye gelebilmiş değil. Dolayısıyla, söz konusu alanlarda bilimsel çalışma ve üretim konusunda dünyanın çok gerisinde. Türkiye’deki otomasyon firmalarının sayısı çok kısıtlı olmakla birlikte; bunların önemli bir kısmı ithalat yapılıyor ve mühendislik hizmetleri sunuyor. Otomasyon firmalarının Ar-Ge ve teknoloji üretimi vasıtasıyla yerli otomasyon, robotik ve yapay zeka uygulamaları alanında inovatif ürünler geliştirmek yerine distribütörlük alma, bayi olma yoluyla pazarda yer almayı tercih ediyor. Türkiye’de özellikle otomotiv firmalarının yetenekli mühendis istihdamı, Ar-Ge ve teknolojiye yatırımları ve gelişmiş yan sanayisinin varlığına rağmen sektörün büyüme performansına paralel yeni üretim hattı yatırımları için gereken endüstriyel teknoloji ve ekipmanın önemli bir kısmı yurt dışından ithal ediyor. Türkiye ekonomisi içinde yüksek katma değere sahip “milli” ve “yerli” ileri teknoloji üretimi ve ihracatı, aynı zamanda mevcut sektörlerin otomasyonu, robotik teknolojiler ve yapay zeka gibi yeni bilimsel tabanlı gelişmelere göre yeniden yapılandırılması gerekiyor. Türkiye’nin 2023 vizyonu açısından da bu alana yönelik inovatif çalışmalara yönelmemiz büyük önem taşıyor.

ÇİN’DE 2020’YE KADAR 600 BİN YENİ ROBOT KURULACAK

Uluslararası Robotik Federasyonu (IFR) verilerine göre dünyada kullanılan endüstriyel robotların yüzde 65’i şu an Avrupa Birliği ülkelerinde çalışıyor. IFR’nin “2016 Dünya Robotu Raporu” araştırmasında AB’deki robotların yaklaşık yarı- sının otomotiv endüstrisinde görev yaptığı görülüyor. Otomasyon, geleneksel imalat grupları için merkezi bir rekabet faktörü olmakla birlikte, dünyadaki küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından her geçen gün daha da önemli hale geliyor. AB içinde Doğu Avrupa ülkelerine kayan yatırımlarda robot kullanımı dikkat çekiyor. 2015 yılında Çek Cumhuriyeti robot pazarı yüzde 40 büyüdü. Sektör Polonya’da ise yüzde 26’lık bir büyüme sağladı. AB’nin genel robot pazarı büyümesinin ise 2019 yılına kadar ortalama yüzde 14 olması bekleniyor. Çin Hükümeti’nin yayınladığı “Made in China 2025” ekonomi planında da robot yatırımlarına büyük önem verileceği belirtiliyor. Bu doğrultuda 2020 yılına kadar ülkede 600-650 bin arası yeni robotun kurulacağı öngörülüyor. 2015 satış rakamları, bu tahminin tutmasını kuvvetlendiriyor. 2015 yılında dünya genelinde 254 bin robot satıldı. Bu rakamın yüzde 20’den fazlası olan 68 bin 600 adet Çin’de satıldı. Aynı yıl AB ülkeleri toplamında satış rakamının 50 bin 100 olduğu göz önünde bulundurulursa Çin pazarının ne kadar büyük olduğu anlaşılır. 2020’de Çin’deki sanayi robotu sayısının 950 binin üzerine çıkarak, 611 bine ulaşması beklenen Avrupa Kıtası’na fark atacağı öngörülüyor. Çin’den sonra en büyük robotik pazarlar ise Güney Kore ve Japonya oldu. Robotik yoğunlukta lider ülkelerden Güney Kore’de 10 bin çalışana 531 robot düşüyor. Kore’de pazar yüzde 55, Japonya’da ise yüzde 20 büyüdü. 2015 yılında dünyada satılan robotların yüzde 75’inin, Çin, Güney Kore, Japonya, ABD ve Almanya olmak üzere beş ülkede satışı gerçekleştirildi.

ABD, DÖRDÜNCÜ BÜYÜK PAZAR KONUMUNDA

ABD şu anda dünyadaki endüstriyel robotlar için dördüncü en büyük pazar. ABD, Kanada ve Meksika’nın yer aldığı NAFTA Bölgesi içinde 2015 yılında yeni kurulan endüstriyel robotların toplam sayısı, yüzde 17 artışla 36 bin adete ulaşarak rekor yükseliş gösterdi. Bölgenin lideri ABD, satılan tüm birimlerin dörtte üçünü oluşturuyor. Kanada’da talep 5 bin 466 adetle yüzde 49 oranında artarken; Meksika’da ise talebin 3 bin 474 adetle yüzde 119 seviyesinde arttığı görülüyor. Bu rakamlar göz önüne alındığında Kuzey Amerika’nın 2016’dan 2019’a kadar istikrarlı bir ekonomiyle birlikte robot satışlarında yıllık ortalama yüzde 5 ila 10 büyüme gerçekleştireceği tahmin ediliyor.

Türkiye’de robotik ve otomasyon sektörü iki gruba ayrılıyor

Türkiye’de robotik ve otomasyon sektörü otomasyonun kullanıldığı sektörleri kesikli (discrete) ve sürekli şeklinde iki ana gruba ayrılıyor. Kesikli sektörlerde makine, otomotiv, beyaz eşya ve ambalaj yer alıyor. Buna karşın kağıt-selüloz, petro-kimya, kimya, elektrik enerji üretimi, su-atık su, çimento, cam, tekstil, ilaç, maden-mineral, yiyecek-içecek ise sürekli kategorisinde bulunuyor. Türkiye bu sektörlerin tamamında faaliyet gösteriyor. Türkiye otomasyon sektörü hem iç talebe çözüm sunuyor, hem de yurt dışında ihale alan taahhüt firmaları başta olmak üzere yabancı ülkelerdeki projelere otomasyon mühendisliği ve sistem entegrasyonu hizmetleri satıyor. Türkiye otomasyon şirketlerinin yaklaşık beşte ikisi proses endüstrisine beşte üçü de kesikli üretim sektörüne yönelik hizmet veriyor.