“Sektördeki fiyat odaklı rekabet, ürün kalitesine de olumsuz yansıyor”

52

Aydın Trafo Genel Müdürü Emre Tüjümet, sektörün en büyük problemlerinden birinin fiyat odaklı rekabet olduğunu söyledi. Bunun aynı zamanda ürün kalitesine de olumsuz yansıdığını anlatan Tüjümet, “Bu durumun önüne geçmek için piyasadaki büyük oyuncuların müşterileri bilinçlendirmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi. Tüjümet, ucuz ürün nedeniyle yaşanan kalite sorunlarının uzun vadede sektöre zarar verdiğini vurguladı.

Genç Makineciler bölümümüzün bu sayıdaki konuğu Aydın Trafo Genel Müdürü Emre Tüjümet oldu. Sektörün sorunları ve çözüm önerilerini anlatan Tüjümet, en önemli sorunun fiyat odaklı rekabet olduğunun altını çizdi. Bunun ürün kalitesine de olumsuz yansıdığını dile getiren Tüjümet, sektördeki büyük üreticilerin müşterileri bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Aydın Trafo’nun 2018 yılında toplam cirosunun yüzde 20’sinin ihracattan geldiğini aktaran Tüjümet, amaçlarının 2019 yılında bu oranı yüzde 30’a çıkarmak olduğunu belirtti. Bu amaçla Cezayir’de bulunan üretim hattını genişletmeyi ve bu hattın bir benzerini Avrupa’da kurmayı planladıklarını vurgulayan Tüjümet ile makine sektörü, Aydın Trafo’nun gelecek planları ile sektörün yapması gerekenleri konuştuk.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Emre Tüjümet kimdir?

1981 İzmir doğumluyum. Lise öğrenimimi İzmir Özel Türk Kolejinde tamamladıktan sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme–İktisat bölümünü bitirdim. 2007 yılında evlendim, isimleri Ela ve Berke olan 2 çocuk babasıyım. 2005 yılında üniversiteden sonra aile şirketimiz olan Aydın Trafoda çalışmaya başladım, 2008 yılına kadar farklı pozisyonlarda görev aldım. 2008-2010 yılı arasında Genel Müdür Yard. 2010 yılından bugüne dek ise Genel Müdürlük görevini yürütmekteyim.

Firmanız Aydın Trafo hakkında bilgi alabilir miyiz? Kuruluşundan bugüne neler yaşadı, nasıl bir büyüme seyri izledi?

Aydın Trafo’nun kuruluşu dedem Veli Tüjümet zamanında gerçekleşti. Teknik okulda elektrik öğretmeni olan Veli Tüjümet, 1960’lı yıllarda iş hayatına kaynak makinesi üreterek başlıyor. Şirketin resmi kuruluşu ise 1977 yılında gerçekleşiyor. 1960-1977 yılları arasında Karabağlar’da 150-200 metrekarelik kiralık bir dükkânda kaynak makinesi imalatı yapılıyor. 1977’den sonra aynı markayla kompresör imalatı başlıyor. Amcam Özden Tüjümet ve babam Özen Tüjümet’in iş hayatına atılmasıyla işler ivme kazanıyor. 1986 yılında da Kemalpaşa’daki fabrikamıza taşınıyoruz. Önce tek binadayken zaman içinde arkamızdaki ve yanımızdaki parselleri alarak alanımızı genişlettik. Şu anda 7 bin metrekaresi kapalı olmak üzere  10 bin metrekare açık alana sahibiz. 2012 yılında Türkiye’de tek dünyada sayılı firmalar arasında olan Alkın Kompresör’ü de bünyemize kattık. Alkın Kompresör Menderes’deki fabrikamızda 30 bar ile 415 bar arası kompresörler üretiyoruz. Ürettiğimiz ürünlerin yüzde 60’ı yurt dışına ihraç ediyoruz.

 

Firmanızın bugün geldiği noktada ciro, üretim, ihracat ve istihdam verileri nedir? Kısa, orta ve uzun vadede planlarınız neler?

Aydın Trafo’nun 2018 yılı cirosu 40 milyon lira. 85 kişilik bir ekibimiz var. Ciromuzun yüzde 80’ini üretimden geri kalanı ise servis hizmetinden oluşuyor. Kısa vadede Cezayir’de bulunan üretim hattımızı geliştirip, büyütmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda Avrupa’da montaj hattı kurmaya yönelik planımız var. Bu iki yatırım ile iki farklı coğrafyada üretim hattı kuracağız. Uzun vadede hedefimiz ise ihracat payımızı artırarak ihracatla büyümek. Bir diğer uzun vadeli planımız ise Aydın Trafo ve Alkın’ı aynı çatı altında toplamak. Yeni açılan organize sanayi bölgesinde 40 bin metrekare yer tahsisi için de başvurumuzu yaptık.

 

Teknolojinin hızlı gelişmesiyle birlikte firmalar sürekli dönüşüm içinde ve Ar-Ge çalışmaları ön planda. Bu noktada firmanızın yürüttüğü araştırma, geliştirme, yeni ürün tasarımları gibi çalışmaları ile ilgili bilgi alabilir miyim? 

Ar- Ge çalışmalarımızı mekanik ve dijital çalışmalar olarak ikiye ayırabiliriz. Ürettiğimiz kompresörler, tükettiği enerjiler dikkate alındığı zaman işletme maliyeti yüksek ürünler. Bu ürünlerin verimliliği çok büyük önem taşıyor. Sektörde, bazı modellerde en verimli ürünleri biz üretiyoruz. Örnek vermek gerekirse, Türkiye’de ilk ve tek çift kademeli vidalı kompresör üretimini yapıyoruz. Verimlilik üzerine çalışıyoruz. Dijital olarak yaptığımız verimlilik ve yenilikler ise daha akıllı, optimizasyonu daha iyi yapılmış, kendi kendini optimize edebilen, Sanayi 4.0‘a uygun bir yapı kurmak üzere. Bu makinenin üretim verimliliğinin yanında aynı zamanda doğru ve uygun kullanımı da verimlilik için önem taşıyor. Hem önleyici bakım hem de izlenebilir ve sürdürülebilir verimlilik için dijital çalışmaları yürütüyoruz.

 

Son dönemde ihracat firmaların ve ülkenin en önem verdiği konu haline geldi. Aydın Trafo’nun ihracat rakamları nedir? 2019 yılı hedefleri nelerdir? Bu hedeflerin gerçekleşmesi için nasıl bir strateji izleyeceksiniz?

2018 yılı rakamlarından başlarsak daha net fikre sahip olabiliriz. 2018’de toplam ciromuzun yüzde 20’sini ihracat oluşturdu. Amacımız 2019’da bu oranı yüzde 30’a çıkarmak. Bunu da 2018’in ikinci yarısında Cezayir’de başladığımız üretimimizin bir benzerini Avrupa’ya da taşıyarak yapmayı planlıyoruz. 2019’un sonlarına doğru Avrupa’da üretimin startını verip,  2019’un son çeyreği ya da 2020’nin ilk çeyreğinde ilk ürünlerin sevkiyatına başlamayı hedefliyoruz. 2020’nin ikinci ya da üçüncü çeyreğinde ise Orta Doğu’da görüşmelerini sürdürdüğümüz bir proje var. Orada bir montaj hattı ve imalata başlamaya yönelik çalışmamız var. Yurt dışında kurduğumuz imalatlarımızı yerelde güçlü olan firmalarla ortaklık kurarak yapıyoruz böylece global bir firma olarak lokalde hareket edebilme esnekliğine sahip olmayı hedefliyoruz. Yurt dışında kurulan güçlü ortaklık yapıları ile de varlığımızı her geçen gün güçlendirip bölgesel gücümüzü artıracağız. Bu çalışmalar, ihracata yönelik en kalıcı ve geleceğe güvenle bakan çalışmalarımız arasında. Bunların yanında diğer bölgelerde ise bayilik ağımızı güçlendirip, olmadığımız pazarlarda varlığımızı başlatmak ve olduğumuz pazarlarda da varlığımızı artırmak yönünde aktif saha çalışması yapıyoruz.

 

İhracatı Türk makine sektörü genelinde değerlendirirsek nasıl bir strateji oluşturulmalı? Tüm imalat sektörüyle ilgili yön verecek bir söylemde bulunmak çok iddialı olur. Ancak gözlemlerimi paylaşabilirim. İhracatta en önemli unsurlardan biri sürdürülebilir kalite ve güven. Benzer ürünü üreten birçok firma bulunuyor. Bu firmalar arasında fark yaratabilmenin birkaç sebebi var. Çok düşük fiyata bir mamulü üretip satabilirsiniz ya da müşterilerinizle bir ortağınızmış gibi çalışarak fark yaratabilirsiniz. Bizim seçtiğimiz yol her zaman sürdürülebilir kalite ve iş ortağı bakış açısıyla hareket etmek.

 

Makine sektörünün sorunları nelerdir ve sizce bu sorunlar nasıl çözülebilir?

Sektörümüzün en büyük problemlerinden biri fiyat odaklı rekabet.  Bu aynı zamanda ürün kalitesine de olumsuz yansıyor. Bunun önüne geçmek için piyasadaki büyük oyuncuların müşterileri bilinçlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü müşteriler ilk alımda fiyata odaklanıp, ne aldıklarına biraz uzak kalıyor. Ancak sanayi yatırımında ilk alım maliyetine odaklanmak aslında işin çok küçük bir kısmı. Çünkü bunun işletme maliyeti ve firmaya sağlayıcı faydayı da göz önünde bulundurmak lazım. Müşterilerimizin, makine alımı esnasında gözlemlediğimiz 3 veya 5 firmadan teklif alıp, fiyat teklifleri masanın üzerinde koyup, bunların içinden en uygununu seçmeye çalışmak oluyor. Müşterilerin sadece kâğıt üzerindeki bilgi kadar bakış açıları oluyor. Biz üreticiler olarak, bu işi bu safhadan çıkartıp gerçekten ürünün ne iş yaptığını, farklarının neler olduğunu doğru bir şekilde anlatmamız lazım. Aksi takdirde her zaman en ucuz ürün talep edilecek. En ucuz ürün talep edildikten sonra da karşımıza, “Yerli üreticinin malını aldım, kalite problemi yaşadım, memnuniyetsizliğimden dolayı ithal mallara yönelme kararı aldım” problemi oluyor. Daha önce alım yaptığı ürünle ilgili yaşadığı problemlerden, bizden teklif dahi almayan müşterilerimizle karşılaştığımız oluyor. Gerçekten çok acı bir durum. Bu sorunun yurt dışına da yansımalarını yaşıyoruz maalesef. Ama tabii bunu anlatmak bizim sorumluluğumuzda. Yurt dışındaki müşterilerimize bunu anlatmak daha kolay oluyor. Yurt içinde biraz daha zorlanıyoruz. Bir diğer problem ise belli ölçeğin altındaki firmaların muhasebeye yeterince önem vermemesi. Bu da fiyat baskısı kurmaya çalışarak piyasada kârsız ürün satışıyla fiyat baskısını daha da aşağıya çekiyor ve daha kârsız bir piyasa oluşmasını sağlıyor. Bu da uzun vadede ülkemiz için en önemli tehlikelerden biri. Çünkü kâr etmeyen sanayici kendini geliştiremez. Burada belirtmek istediğim çok büyük kârlar değil. Ancak makul karların olmadığı bir ortamda uzun vadede sanayinin iyi gidebileceğini öngöremiyorum.

Türk makine sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Sizce sektörün daha iyi noktalara gelmesi için hem sektör temsilcilerinin hem de devletin neler yapması gerekiyor?

Makine sektörünün daha önemli bir noktaya gelmesi için, eşitliğin olması gerekiyor. Her sanayi işletmesinin eşit olmasını bekleyemeyiz, ancak eşit rekabet sonuçlarının sağlanması çok çok önemli. Çünkü ülkemizde maalesef birtakım sertifikalar, belgeler zorunlu olmasına karşın sadece kâğıt üzerinde kaldığını görüyoruz. Ayrıca saha denetimleri de yapılamaz halde. MİB bünyesinde Kompresör Komitesi olarak bu konuda çalışmalar yürütüyoruz. Tabi burada firmaların hassasiyet göstermesinden ziyade, devletin denetim ve yaptırımı çok önemli. Düşünün trafikte kurallar var. Ancak hiç trafik cezası kesilmiyor. Bu durumda insanlar yasaktan korkar ya da çekinirler mi? Aynı durum sanayimiz için de geçerli. Ayrıca yurt dışına satılan mallarda da her firmanın aynı kefeye konulması bu durumda söz konusu olur. Çünkü sertifika ve belgeye baktığınız zaman firma kâğıt üzerinde düzgün bir firmayken, fiilen bu gerçekliği yansıtmayabiliyor. Bu durumda o tür firmaların yaptığı hataların bedellerini farklı sektörlerdeki makine üreticileri ödüyor ve ülkenin imajı yanlış yerlere oturuyor. Hâlbuki Türkiye’de çok kaliteli, üst standartlarda makine üreticileri var. Hem sarfedilen yoğun çaba, hem üretilen kaliteli ürünler Türk makine sektörünün geleceği için umut veriyor. Bütün bu olumlu beklentilerin yanında devletin de üzerine düşen denetim ve kontrol mekanizmasında doğru çalışması gerekiyor.

 

Biraz da aile yaşantınız, hobileriniz, kişisel hedeflerinizden bahsedebilir misiniz? İş yerinin dışında Emre Tüjümet neler yapar?

Özel yaşamımda ailemle vakit geçirmeyi çok severim, mümkün olduğunca beraber vakit geçiririz. Denizi çok seviyorum, deniz sevdalısıyım diyebilirim. Yazları genelde, bir hafta sonu yazlık evimizde, diğer hafta sonunu da teknede geçirerek keyifli, güzel hatıralar biriktiriyoruz. Ayrıca yemek yapmak ve dostlarımla yaptığım yemekleri paylaşmak en büyük hobilerimden biri. Sofranın ve dostlarla yenen yemeğin de yeri benim için ayrı. Yazın genelde dalış, yelken ve sörf yapıyorum. Kışın ise snowboard. Bunların dışında müzik hobim var ancak artık ona pek vakit ayıramıyorum.

 

Makine İmalatçıları Birliği (MİB) hakkındaki düşünceleriniz nedir? Daha iyi çalışmalar yapılması için önerileriniz nelerdir?

Makine İmalatçıları Birliği’ne eskiden biraz daha uzaktım. Ancak Kompresör Komitesiyle beraber aslında MİB’nin bizim için ne kadar çalıştığının farkına vardım. Kesinlikle her sektörün böyle bir komitesi olup, birlik içerisinde aktif olması gerektiğini düşünüyorum. Mücadele etmeden hiçbir sonuca ulaşılamıyor. O yüzden mücadele edilmesi lazım ve maalesef ülkemizde birtakım şeyler kolay olmuyor. Birlik olup sorunları doğru tespit etmek, çözüm için mücadele etmek gerekiyor. Hükümet nezdinde de sorunlarımız dinleniyor. Ancak tabii çok fazla sorun olduğu için tahmin ediyorum ki çözüm üretmekte biraz yavaş kalınıyor. Ama MİB bu konuda da destekçi, sıkı takipçi. O yüzden katılım gösterince anladım ki, biz onlara destek verdiğimiz sürece, onlar da tüm gayretleriyle bize destek oluyorlar. Ayrıca komite çalışmamızda önemli katkılar ortaya koyan sektörümüzdeki sanayici dostlarımıza da sizler vesilesi ile teşekkür etmek isterim.