Sac işleme ve şekillendirme makineleri, sektörün marka gücünü artırıyor

336

Endüstride oldukça geniş kullanım alanına sahip olan sac işleme ve şekillendirme makineleri sektörü, mühendislik ve teknolojik alanda sağladığı gelişmeyle makine sanayisinin parlayan yıldızı. Özellikle son yıllarda marka bilinirliği yükselen sektörde, tüm dünyaya ihracat payını artırma hedefiyle yeni pazar arayışları sürüyor.

Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda 100 milyar dolar ihracat rakamına ulaşmayı hedefleyen makine imalat sektörünün en önemli ayaklarından biri olan sac işleme ve şekillendirme makineleri sektörü, son yıllarda gösterdiği mühendislik ve teknolojik gelişimle dünyaya ihracatını artırma peşinde.

İmalata şekil veren sac işleme ve şekillendirme makineleri; sağlamlık, dayanıklılık, kolay şekle girebilme gibi birçok avantajıyla sanayide tercih edilirliğini her yıl artırıyor. Ayrıca sektörün elinde tuttuğu en önemli güç ise, sacın endüstriyel üretimin her alanında kullanılıyor olması. Faaliyet alanı içinde ağırlıklı olarak makine imalat sektörü, damperli kamyon, dorse imalatı, çelik kapı imalatı, endüstriyel mutfak, soğutma ve asansörün yer aldığı sektör, geniş bir imalat yelpazesine hizmet veriyor.

Sac işleme tezgahları üreticileri, dünya pazarlarında sağladıkları yükselişle ülke ekonomisine ve marka bilinirliğine olan katkılarını artırıyor. Yaptığı yatırımlar ve Ar-Ge çalışmalarıyla bünyesinden güçlü üretici markalar çıkaran Türkiye sac işleme ve şekillendirme makineleri sektörü, özellikle son yıllarda önemli bir gelişme kat ederek, dünya ihracatında üst sıralara tırmanmakta. Dünyanın dört bir yanına ihracat yapan sektör, bugünkü konumuyla mühendislik, kalite ve teknolojik açıdan tüm dünyayla rekabet edebilecek seviyeye ulaştı. Gelecek döneme ilişkin de çıtayı yüksek tutan sektördeki firmalar, ihracat pazarlarını daha da genişletmek için yurt dışı fuarlardaki katılımlara ve tanıtım çalışmalarına ağırlık veriyor. Kısaca sac işleme makineleri sektörü, teknolojinin yüksek olduğu, kaliteye önem veren sanayinin mevcut olduğu bölgelere yönelik büyümesini sürdürmeye odaklanmış durumda.

SEKTÖR 445 MİLYON DOLARLIK İMALAT GERÇEKLEŞTİRİYOR

MİB verilerine göre; makine imalat sektörü 2016 yılında 39,3 milyar dolarlık pazar hacmine ulaştı. İmalatı 25 milyar dolar, ithalatı 26,5 milyar dolar ve ihracatı ise 12,2 milyar dolar olan makine sektörünün alt kollarından birini de sac ve profil işleme tezgahları oluşturuyor.

Sac ve profil işleme tezgahlarının pazar hacmine bakıldığında ise 2016 yılında 434 milyon dolar olduğu görülüyor. Sektördeki imalat ise geçen yıl 445 milyon dolara ulaşmış durumda. Sac ve profil işleme tezgahlarının en önemli özelliklerinden biri, ihracatı ithalatından yüksek olan sayılı sektör arasında yer alması. Geçen yıl 281 milyon dolar ihracat yapan sektör, 270 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Uluslararası kabule göre, 8462 ve 8463 GTİP’li ürün grupları, sac ve profil işleme makinelerinde 2016 yılı için ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 104 seviyesinde oldu. Sac ve profil işleme tezgahları ihracatında 2016 yılında ABD, Almanya, Suudi Arabistan, Rusya, Fransa, Polonya, Kanada, Bulgaristan, İngiltere ve İtalya ilk sıralarda yer aldı. Bu ülkeler, toplam ihracattan yüzde 44 oranında paya sahip olarak önceliğini korusa da sektördeki yeni pazar arayışları sürüyor. Türk ekonomisine en büyük desteği sağlaması beklenen makine imalat sektörünün, dolayasıyla sac ve profil işleme makineleri sektör aktörlerinin, hedefler paralelinde ihracat pazarlarını genişletmesi ve ihracatını artırması büyük önem taşıyor.

Türkiye’nin dünya ticaretinden aldığı pay ise 2015 yılında yüzde 2,8 ve 2016 yılında yüzde 2,6 oldu. Öte yandan lazer, plazma ve çeşitli ışınlarla metalleri işleyen tezgahlarda ise 2017 yılı ilk ayında 79.3 milyon dolar ihracat gerçekleşti. Buna göre ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 130 oldu.

SAC NEDİR?

Sektöre yakın mercekten bakmak için sacı da yakından tanıyalım. Levha haline getirilmiş metal malzemelere sac deniyor. Metalin endüstriyel işlemlerden geçirilerek ince ve düz biçim verilmiş hali ise genişletilmiş sac oluyor. Genellikle CNC tezgahlarında pres makineleriyle yüzeye doğrudan basınç uygulanarak veya iki büyük silindir arasından geçirilerek ezilmesi sonucunda elde ediliyor. Değişik kalınlıklarda olan bu saclar, belirli standart ölçüler dahilinde veya şeritler halinde kesiliyor. Sac yapımında en sık kullanılan malzemeler; alüminyum, pirinç, bakır, çelik, nikel, titanyum ve kalaydır. Dekoratif amaçlı olarak ise altın, gümüş ve platin de kullanılıyor. Metal işleme sanayisinin çok önemli bir girdisi olan sac levhalar, endüstriyel tasarım ve üretimde en yaygın kullanılan malzemelerin başında geliyor. Sağlamlık, dayanıklılık, hemen her türlü şekle girebilme özelliği ve estetik görünüm gibi avantajlar sağlayan sac, birçok sanayi kolunda gerek zorunlu olarak kullanılan gerekse tercih edilen bir malzeme.

SAC İŞLEME TEKNOLOJİLERİ YÜKSELİŞİNİ SÜRDÜRÜYOR

Sac malzemeyi işleyen ve şekil veren makineler, ekipmanlar ve prosesler, sac işleme teknolojilerinin bütününü oluşturuyor. Kullanım alanının genişliği ve gerekliliği  de sac işleme teknolojilerinin yükselişini zorunlu kılıyor. Bugün sac işleme teknolojileri bilgisayar teknolojilerinin de desteğini alarak büyük gelişim gösterdi. Sac işleme teknolojilerini kullanan sanayi kolları ise başlıca makine, demir-çelik, metal eşya ve mobilya, inşaat, beyaz eşya, ısıtma-havalandırma cihazları, otomotiv ve diğer kara ulaşım araçları, havacılık, gemi inşaat, telekomünikasyon ekipmanları, elektronik ve elektrikli alet ile cihazlar, endüstriyel cihaz imalatı. Gelişen teknolojiyle günümüzde artık çok daha hassas, hızlı ve karmaşık formlarda sac işleme olanaklı hale geldi.

Sac, endüstriyel üretim yapılan her alanda kullanılan bir malzeme. Sağlam, dayanıklı, esnek ve estetik görünüme sahip olduğu için birçok sanayi kolunda tercih ediliyor. Sac, demir-çelikten beyaz eşyaya, havacılıktan uçak ve gemi yapımına kadar aklımıza gelebilecek birçok sanayi alanında yaygın olarak kullanılıyor. Gelişen malzeme çeşitliliği ve teknolojiye bağlı olarak mobilya alanında da sac kullanımı yaygınlaştı. Günümüzde beyaz eşyaların dış aksamlarının yanı sıra, motorlarında da sac bulunuyor. Yaygın olarak kullanıldığı bir başka sektör ise ısıtma ve havalandırma cihazları sektörüdür. Isıtma sektöründe kaloriferler dökme ya da sac metalden yapılabilir. Havalandırma sistemleri ise genellikle sac metallerden oluşturulur. Her türlü kara, hava ve deniz taşıtlarının yapımında birincil ham maddedir. Araçların motoru, iç ve dış aksamında bu ürünlerden yararlanılıyor. Şekillendirme amaçlı imal edilen sıcak ve soğuk haddelenmiş düz çelik saclar, mekanik ve hidrolik presler kullanılarak, çeşitli biçimlerdeki parçalara şekillendirilirler. Bükme, germe, derin çekme veya bu temel yöntemlerin çeşitli kombinasyonlarından ibaret olan sac şekillendirme işlemelerinin uygulanması sırasında, sac malzemede çatlama, yırtılma ve aşırı yerel bir incelme olmaması istenir. Bu nedenle sac malzemenin şekillendirme sırasında gerinim dağılımının tek biçim olması ve bu gerinimlerin her malzeme ve her yöntem için farklılaşan sınır değerleri aşmaması gerekiyor.

SAC İŞLEME UYGULAMALARINA YÖNELİK MAKİNELER

Sac işleme uygulamalarında kullanılan teknolojiler; giyotin makaslar, abkant presler, oksijenle kesme makineleri, lazer kesim makineleri, çelik işleme presleri, kırma makineleri, yuvarlak bükme makineleri, otomatik zımba makineleri, çapak alma makineleri, zımba makineleri, doğrultma makineleri, profilleme makineleri, profil bükme makineleri olarak sıralanıyor.

Son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler sayesinde ürün kalitesi ve ürün çeşitliliği de her geçen gün artıyor. Çok ince sacların şeklini değiştirmek basit el aletleriyle mümkün olurken, kalın olanlar için özel endüstriyel aletlerin kullanımı gerekiyor. Bu aletlerin bükmek ve delmek için uyguladığı kuvvet yüzlerce ton ağırlığa denk geliyor. CNC yani bilgisayar kontrollü olan aygıtlar ise işlemi otomatik hale getirdiği için birim zaman başına daha fazla parça üretimini sağlıyor ve daha hassas işlem yapabiliyor. Bükme işleminde yaklaşık 10 farklı yöntem mevcut. Yöntemlerden bazılarında üç değişik paralel çizgi boyunca kuvvet uygulanarak şekil verilirken, bazılarında açısal hareketle katlama işlemine benzer şekilde kuvvet uygulanabiliyor. Kesme işlemlerinde daha çok kuvvet daha kısa süre boyunca uygulanarak metalin bir kısmının kopması sağlanıyor.

“Sac ve Profil İşleme Makineleri Komitesi ile sektörün gelişmesine destek olacağız”

MİB olarak sektöre yönelik verimli ve katılımı yüksek çalışmalar gerçekleştirmek amacıyla farklı uzmanlık alanında komiteler kurmaya başladıklarını belirten M. Nail Türker, ilk kurulan Sac ve Profil İşleme Makineleri Komitesi’nin tanışma toplantısını düzenlediklerini ve bu komiteyle sektörün sesi olmak istediklerini ifade etti.

Kapsama alanı çok geniş sektörel bir sivil toplum kuruluşu olarak, daha verimli ve katılımı yüksek çalışmalar için farklı uzmanlık alanlarında komiteler kurmaya başladıklarını anlatan Makina İmalatçıları Birliği (MİB) Genel Sekreteri M. Nail Türker, ilk komite olan Sac ve Profi l İşleme Makineleri Komitesi’nin tanışma toplantısını gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

Komite çalışmaları kapsamında; teşvikler, mevzuat, piyasa gözetimi ve denetimi, gümrük korunma önlemleri, KOSGEB destekleri, ihracatı geliştirme destekleri, Ar-Ge destekleri, AB Ar-Ge ve inovasyon projeleri, TÜBİTAK projeleri, kamu nezdinde temsil buluşmaları ile ilgili geniş çaplı lobi faaliyetleri yürütmeyi amaçladıklarını vurgulayan Türker, özel sektör kapsamında ise fuar işbirlikleri, kümelenme çalışmaları, tanıtım ve promosyon çalışmaları, sektör raporları, yurt dışı birlik ve dernekler ile ilgili tanıtım işbirlikleri gibi çalışmalar yaparak sektörün sesi olacaklarını ifade etti.

Kamu ile olan işbirliklerini daha da artırmak amacıyla çalışmalarının sürdüğünü söyleyen Türker, “Sektörümüze katkısı olacağını düşündüğümüz çeşitli konularda ilgili bakanlıklar ve taraflara görüşlerimizi, önerilerimizi ve taleplerimizi iletiyoruz ve olumlu cevaplar alıyoruz. Yerleşik makine imalatçılarımızın ürünleri için Türkiye pazarında pozitif ayrımcılığın sağlanmasını sürdürülebilir olarak yerleştirmek, en önemli hedefimizi oluşturuyor. Orta vadeli hedefimiz ise makine ihracatında ortalama değeri 10 $/kg seviyesinin üzerine yükseltmek. Ayrıca üye sayımızı 200 ve üzerine çıkarmak için çalışmalarımız da devam ediyor” diye konuştu.

“SAC VE PROFİL İŞLEME TEZGAHLARINDA PAZAR HACMİ, 434 MİLYON DOLARA ULAŞTI”

Makine imalat sektörünün 2016 yılında Türkiye’de 39,3 milyar dolar pazar hacmine ulaştığını söyleyen M. Nail Türker, imalatın 25 milyar dolar, ithalatın 26,5 milyar dolar ve ihracatın 12,2 milyar dolar olarak gerçekleştiğini dile getirdi. Sac ve profil işleme tezgahlarında ise 2016 yılında 445 milyon dolar imalat yapıldığını vurgulayan Türker, “Sektör, 281 milyon dolar ihracat ve 270 milyon dolar ithalat gerçekleştirdi. Sektörün pazar hacmi, 434 milyon dolar değerine ulaştı. Böylece sac ve profil işleme tezgahları, ihracatı ithalatından daha fazla olan ender sektörler arasında yer almaya devam etti” dedi.

Öte yandan makine ihracatında dünyada 2014 ile 2016 yılları arasında ortalama yüzde 13 seviyesinde bir daralma yaşandığı bilgisini veren Türker, bu gelişime paralel olarak Türkiye ihracatında yüzde 6,5 ve makine satışında da yüzde 4 seviyelerinde daralma meydana geldiğini ifade etti. Dünya geneline göre Türkiye’nin bu durumdan daha az etkilenmiş olsa da 2023 hedeflerini gerçekleştirmenin zorlaştığını belirten Türker, buna ek olarak komşu ülkelerde makine yatırımına uygun ekonomik ve politik şartların sağlanamaması nedeniyle ihracatı etkileyen olumsuz etkenlerin de yaşandığını dile getirdi.

“2016’DA SATIŞLAR YÜZDE 16 AZALDI”

Sac ve profil işleme sektörünün, makine imalat sektörünün bir parçası olarak olumsuz şartların sonuçlarından etkilendiğini söyleyen Türker, “2015 ile 2016 yılları arasında Türkiye satışları yüzde 16, ihracatı yüzde 11 ve ithalatı yüzde 8 oranında azaldı. Dünya sac ve profil işleme makineleri ticaretinde de yüzde 17 seviyelerinde düşüş yaşandı. Türkiye’nin dünya ticaretinden aldığı pay 2015 yılında yüzde 2,8, 2016 yılında ise yüzde 2,6 olarak gerçekleşti. Türkiye, ihracatçı ülkeler arasında 2015 yılında 10’uncu sırada yer alırken; 2016 yılında 11’inci sıraya geriledi” diye konuştu.

“ÇİN, HİNDİSTAN VE MEKSİKA İHRACATTA CİDDİ POTANSİYELE SAHİP”

Sac ve profil işleme tezgahları ihracatında 2016 yılında ABD, Almanya, Suudi Arabistan, Rusya, Fransa, Polonya, Kanada, Bulgaristan, İngiltere ve İtalya’nın ilk 10 ülke arasında yer aldığını aktaran M. Nail Türker, bu ülkelerin toplam ihracattan yüzde 44 oranında pay aldıklarını kaydetti. İhracat yaptıkları ülkelerin gelişmişlik seviyeleri dikkate alındığında makinelerin işlevlerinin ve kalitelerinin yeterli olduğuna dikkat çeken Türker, bu tezgahlardan ayrı olarak lazer, plazma ve çeşitli ışınlarla metalleri işleyen tezgahlarda ise 2017 yılı ilk altı ayında 79,3 milyon dolar ihracat yapıldığını ifade etti. İhracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 130 olarak gerçekleştiğini vurgulayan Türker, “Bu rakam, söz konusu ürün grubunda teknolojik olarak imalatçılarımızın seviyesini açıkça gösteriyor. Öte yandan yeni pazarlar olarak Çin, Hindistan ve Meksika ciddi potansiyele sahip ülkeler olarak dikkat çekiyor. Bu potansiyelleri nedeniyle bu ülke pazarlarından bugün aldığımızdan daha fazla pay alabilmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

HAKSIZ REKABET İÇİN YENİ MEVZUAT TALEBİ

Özellikle Türkiye’de imalatı olan makinelerin ikinci el ithal edilen muadillerine, yatırım teşviklerinden yararlanma hakkı verilmesinin, yerli imalatçıları yeni yatırım yapmaktan uzaklaştıran başlıca neden olduğunu belirten Nail Türker, şunları söyledi: “Kullanılmış olarak ithal edilen makineler, yeni makine fiyatlarının 7 ila 10’da biri daha altında fiyatlara kolayca alınabiliyor. Fakat bu avantaja karşılık yaş ortalamaları 20’nin üzerinde, teknik mevzuata uygunlukları şüpheli, kullanılmış makinelere hiçbir garanti süresi verilmiyor. Ancak yerli ve yeni makine imalatçılarından kullanılmış makinelerden talep edilmeyen tüm şartları sağlamaları mevzuat gereği bekleniyor. Bu durum sektörü, haksız rekabet ile karşı karşıya bırakıyor. Yerli imalatçılarımıza karşı gelişmiş ülkelerin imalatçıları, özellikle kullanılmış makinelerini satarak imalatçılarımıza karşı pazar payı elde etmeye ve müşteri kazanmaya çalışıyor. Bunlara karşılık, Türkiye içinden sağlanan kullanılmış makinelere yatırım teşvik mevzuatı haksız bir yasak uyguluyor. Bu nedenle kamunun gümrük korunma önlemlerini daha kolay sürece sahip bir mevzuat ile uygulamaya alması sektörümüze çok yardımcı olur.”

“İhracatın ithalatı karşılama oranını %100’ün üzerine çıkarmayı hedefliyoruz”

Sac ve profil işleme tezgahlarında, sektörün genelinde olduğu gibi, ihracatın ithalatı karşılama oranını, yüzde 100’ün üzerine çıkarma hedefinde olduklarını vurgulayan M. Nail Türker, şöyle devam etti: “Kamu sektöründe yapılan alımlarda ve ilgili ticari ve ekonomi mevzuatlarında yerli imalat makinelere sağlanacak pozitif ayrımcılığın, makine imalat sektörünün, ulusal pazar güveni ile dış pazarlara yönelmesine ve pazarlarını artırmasına ciddi katkıda bulunacağı kanaatindeyim. Sadece ithal ederek yurt içinde ticaret yapan firmalara karşı yerel imalat yapan, istihdam yaratan, insan kaynağı kalitesini geliştirmek için çabalayan imalatçılarımıza ve yerli makine kullanarak yatırım yapan yatırımcılarımıza mutlaka pozitif ayrımcılık sağlanması gerektiğini düşünüyorum.”

“Sektörün dünyadaki başarıları Türkiye’yi marka haline getirdi”

Sac işleme tezgahları sektörünün mühendislik ve teknolojik olarak tüm dünyayla rekabet edebilecek seviyeye geldiğini söyleyen Karakoç Genel Müdür Yardımcısı Atilla Ataç, sektör üreticilerinin dünya pazarlarında gerçekleştirdikleri çalışmalar sayesinde Türkiye’nin bu alanda marka olduğunu ifade etti.

Konvensiyonel makineler ve özellikle sac işleme tezgahları üreticilerinin dünya pazarlarında yaptıkları çalışmaların Türkiye’yi bu alanda marka haline getirdiğini vurgulayan Karakoç Genel Müdür Yardımcısı Atilla Ataç, metal şekillendirme presleri alanında yurtdışına yapılan satış rakamlarının bu alanda Türkiye’nin bilinirliğinin en büyük göstergesi olduğunu dile getirdi. Sektörün, mühendislik ve teknolojik açıdan tüm dünyayla rekabet edebilir durumda olduğunu söyleyen Ataç, “Bugün Romanya, Fransa, Macaristan, Rusya ve Hindistan ağırlıklı ihracat pazarlarımız arasında yer alıyor. Yakın gelecekte ise özellikle Rusya, Hindistan’da daha da büyüme kaydedeceğimiz ve Romanya, Çek Cumhuriyeti ile Polonya’nın yükselen pazarlar olacağı kanaatindeyim” dedi. Makine sektöründe, satınalma fiyatları, finansman ve terminler açısından Uzakdoğu firmalarıyla ciddi anlamda rekabet yaşandığını söyleyen Ataç, şöyle devam etti: “Bu rekabette Türkiye’deki başta beyaz eşya ve otomotiv sektörü olmak üzere bilinen firmalar, maalesef Uzakdoğu’ya yöneldi. Dolayısıyla son yıllarda yapılan ciddi alımlar devlet yönetimi tarafından iyi analiz edilmeli ve yerli sanayinin desteklenmesi konusunda çalışmalar yapılmalı. Son zamanlarda kamu ihalelerinde yüzde 15 fiyat desteği veriliyor. Ancak özel sektörün yerli makinecilere yönelmesi konusunda bir çalışma ya da teşvik yok. Bu konuda yerli piyasadan temin edilmesi konusunda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Teknolojik Ürün Hibe Destek programı çalışması var. Uygulama konusunda ise henüz somut bir çalışma olamadı. Öte yandan sektörün büyümesi ve daha da gelişmesi amacıyla, yatırımlarda finansa kolay erişim ve ödeme kolaylıkları gibi destekler kesinlikle gerektiğini düşünüyorum.”

“İTHAL İKİNCİ EL PRESLER KONUSUNDA SIKINTI YAŞIYORUZ”

Sektör sorunlarına da değinen Atilla Ataç, yurtdışından çok rahat getirilen ikinci el presler konusunda sıkıntı yaşadıklarını ifade etti. Bu duruma yönelik ciddi kısıtlamalar olduğunu, ancak yapılan uygulamalar sebebiyle son 1,5 yılda ciddi sayıda ikinci el makine ithali gerçekleştiğini anlatan Ataç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle alınan yatırım teşvik uygulamalarının içinde bu makineler getirilmeye devam ediyor. Bu durum da bizi ciddi anlamda sıkıntıya sokuyor.”

“Firmalar Ar-Ge bölümlerine daha çok yatırım yapmalı”

Sac işleme ve şekillendirme makineleri sektör aktörlerinin, büyümek için teknolojiye yatırım yapması gerektiğini aktaran Cematek Genel Müdürü Yusuf Tekin, Ar-Ge bölümlerinin geliştirilmesinin firmalara büyük gelişme sağlayacağını vurguladı.

Sac işleme ve şekillendirme makineleri sektöründe istenen gelişmeyi sağlamak amacıyla özellikle firmaların Ar-Ge bölümlerine ve bu konudaki çalışmalarına daha çok önem vermeleri gerektiğini söyleyen Cematek Genel Müdürü Yusuf Tekin, “Sektör olarak büyümemiz için teknolojiye yatırım yapmamız ve tüm dünyada teknolojik gelişimi yakından takip etmemiz gerekiyor. Ayrıca teknolojiyi en üst düzeyde kullanarak üretilen makinelerde hata oranının minimum seviyeye düşürülmesi sağlanmalı” dedi.

Sektörün ihracat çalışmalarına ağırlık vermesi gerektiğine de dikkat çeken Tekin, şunları söyledi: “Bizim hedef pazarlarımız; Orta Doğu, Avrupa, Rusya, Kuzey Afrika ve Güney Amerika. Sektörümüz açısından Avrupa pazarında daha etkin bir şekilde bulunmak avantajlı olur. Öte yandan üretici firmalara yönelik teşvikler, teknolojik gelişim ve ihracatta büyümemiz açısından çok büyük destek sağlar diye düşünüyorum. Bu bağlamda destek oranında artış olması sektörümüz için çok iyi olur. Bunun tüm dünyada sektör aktörlerinin rekabet ortamında daha da avantajlı hale gelmesine çok büyük yararı olacağı kanaatindeyim. Bugün dünya çapında rekabet edecek düzeyde firmalarımız var. Önümüzdeki yıllarda daha da büyüyerek, yabancı firmalar ile daha yüksek düzeyde rekabet edebilecek bir ortam oluşturulması sağlanmalı.”

“BUGÜNE KADAR 32 ÜLKEYE İHRACAT YAPTIK”

Firma olarak NC ve CNC hidrolik abkant presler, hidrolik presler, köşe profilleri üretim hattı, alçıpan profilleri üretim hattı, özel amaçlı makineler, petrol üretim makineleri ve müşteri isteğine bağlı özel profil üretim hatları üretimi gerçekleştirdiklerini anlatan Yusuf Tekin, şöyle devam etti: “İthal ettiğimiz ürünler, ürettiğimiz makinelerde kullandığımız elektrik malzemelerinden ve otomasyon sistemlerinden oluşuyor. Kuruluşumuzdan itibaren her yıl ulaştığımız ülke sayısı artıyor. Bugüne kadar 32 ülkeye ihracat yapmış bir firmayız. Yurt dışında bulunan çözüm ortaklı işbirliği yaptığımız firmalar ile etkin çalışmalar yürütüyoruz. İhracat yaptığımız ülkeler öncelikli olmak üzere birçok ülkede fuarlara katılıyoruz. Çözüm ortaklığı oluşturabileceğimiz firmalar bulmak adına, çalışmadığımız ülkelerde de fuarlara katılmaya özen gösteriyoruz.”

“EK BİNA YATIRIMI YAPACAĞIZ”

2017 sonuna kadar üretim ekipmanlarında yenileme ve ek yatırım çalışmaları olduğuna değinen Yusuf Tekin, şunları ekledi: “Ayrıca en büyük yatırımı insan kaynaklarının eğitimlerine ayırıyoruz. Önümüzdeki altı ay içinde üretim alanını genişletmek için Başkent OSB’deki mevcut binamıza ek bina yatırımımız da var. Ankara şehir merkezinde Ar-Ge ofisi kurarak servo abkant pres, profil üretim hatları ve özel amaçlı makineler konularında lider olmayı hedefliyoruz. Yurt içi ve yurt dışı üniversite öğrencilerine firmamızda yaz stajı imkanı sağlıyoruz.”

“Sektörün gelişmesi için haksız rekabetin engellenmesi şart”

Sac işleme ve şekillendirme makineleri sektörünün, Türkiye’de son yıllarda büyük bir gelişim gösterdiğini ifade eden Nukon Yurtdışı Satış Sorumlusu Ahmet Şişman, “Önümüzdeki dönem içinde sektörün çok daha iyi yerlere geleceğine inanıyorum. Sektör firmalarının gelişiminin önündeki her türlü engelin kaldırılması ve haksız rekabetin engellenmesi bu açıdan çok önemli. Çünkü sektörde yaşanan birçok gelişme rekabeti artırıyor” dedi.

Bu noktada devletin ihracatın gelişmesi için sağladığı desteğin, daha da artırılmasının çok yararlı olacağını belirten Şişman, “Fuar teşvikleri ve pazarlama teşvikleri, bizim için sevindirici diyebilirim. Ancak imalat noktasında da sektörün gelişebilmesi ve istenen büyümeyi sağlayabilmesi için ciddi desteklere ihtiyaç duyuluyor” şeklinde konuştu.

İhracat oranlarını her yıl artıran sektör açısından özellikle Avrupa ve Amerika’nın çok ciddi pazarlar olduğunu vurgulayan Ahmet Şişman, “Ancak rekabetin gün geçtikçe artmasıyla birlikte yeni pazar arayışları da daha önemli hale geliyor. Biz firma olarak yurt dışı satışı bazında sene başında hedeflerimizi bu gelişmeler doğrultusunda belirledik. Hedef pazarlarımız olan Güney Amerika, Güney Afrika, Doğu Asya’ya ilk satışlarımızı planlarımız çerçevesinde gerçekleştirdik” diye konuştu.

Öte yandan sektörün gelişimiyle yakından ilgili olan sorunlara da değinen Şişman, “Sektörde yaşanan en büyük sorunlardan birinin satış personellerinin, müşterileri yanlış yönlendirmesi olduğunu düşünüyorum. Bilinçli müşteriler, bu hataya düşmüyor. İvedilikle bu sorunun üstüne düşülerek, sektörün ciddi şekilde tam anlamıyla bilinçlenmesi gerektiği kanaatineyim” dedi.

“YATIRIMLARIMIZ HIZ KESMİYOR”

“Yatırımlar firmaları ileriye taşır, çalışan personeli motive eder” diyen Ahmet Şişman, “Nukon’da her dönem olduğu gibi yatırımlar bu dönemde de hız kesmiyor. Bizim için çok büyük önem taşıyan yatırımımız olan kesme kafamızı, üretmenin mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Bu kesme kafası için temiz odalar, optik laboratuvar cihazları gibi birçok makine ve ekipmanı da bünyemize kattık” diye konuştu.

Yurt dışı satış oranlarında ise geçen seneye göre önemli bir gelişim gösterdiklerini belirten Şişman, “Firmamıza yurt dışından gelen potansiyel müşterilerimiz ve bayi adaylarımızın arttığını söyleyebilirim. Bu tarihe kadar büyük bir kısmı ile anlaştık ve satışlarını gerçekleştirdik” dedi.

Son dönemde büyük bir gelişim sürecinde olan sac işleme ve şekillendirme makineleri sektörünün, ihracat çalışmalarını da artırdığını söyleyen Nukon Yurtdışı Satış Sorumlusu Ahmet Şişman, sektör açısından, firmaların gelişiminin önündeki her türlü engelin kaldırılmasının ve haksız rekabetin engellenmesinin çok önemli olduğuna dikkat çekti.

“Çelik sektörünü bilgi ve teknolojiye dayalı gelişim modeli büyütecek”

Çelik endüstrisi, özellikle son 15 yılda kapasite anlamında büyük bir gelişim gösterdi. Ancak endüstrinin dünya piyasalarındaki etkinliğini ve rekabet gücünü koruması için bilgi ve teknolojiye dayalı bir gelişim modeli benimsemesi gerekiyor. Bu süreçte yüksek katma değerli ürünlere odaklanılmasının önemine değinen Erdemir yetkilileri, ülke ekonomisine katkının bu şekilde artabileceğine dikkat çekiyor.

Dünyanın 8’inci büyük üreticisi olan Türk çelik endüstrisi, tamamı özel sektör kuruluşlarının faaliyet gösterdiği dinamik bir yapıya sahip. Çelik endüstrisinin özellikle son 15 yılda kapasite anlamında büyük bir gelişim gösterdiğine işaret eden Erdemir yetkilileri, sektörün dünya piyasalarındaki etkinliğini ve rekabet gücünü korumak için bilgi ve teknolojiye dayalı bir gelişim modelinin benimsemesi gerektiğini vurguluyorlar. Türk çelik endüstrisinin gelişmesi ve ülke ekonomisine daha çok değer katabilmesi için üreticilerin yüksek katma değerli ürünler konusunda kendilerini geliştirmeleri gerektiğinin altını çizen yetkililer, Ar-Ge’ye ağırlık verilmesi üzerinde duruyorlar. Sektörü ileriye taşıyacak yetkin insan kaynağının kazandırılması gerekliliğini ve bunun sürdürülebilir kılınmasının önemini de aktaran Erdemir yetkilileri, “Stratejik öneme sahip çelik sektörümüzün küresel piyasalarda rekabet avantajını sürdürebilmesi ve daha da gelişmesi için ithalat rejiminde düzenlemeler yapılması bekleniyor. Yapılacak düzenlemeler vasıtasıyla, düşük fiyatlı ithal ürünlere karşı önlem alınacağına ve adil ticaret koşullarını sağlanacağına inanıyoruz” diyerek beklentilerini dile getiriyorlar.

AR-GE MERKEZİ ÇALIŞMALARIYLA MAKİNE SEKTÖRÜNE YÖNELİK DESTEĞİNİ ARTIRACAK

OYAK Maden ve Metalürji Grubu şirketlerinden ve çelik endüstrisinin en önemli oyuncularından olan Erdemir, katma değeri yüksek ürünlerle ürün gamını genişletmeye devam ediyor. Türk sanayisinin ihtiyaçları doğrultusunda yatırımlarını planlayan Erdemir, yassı üründe ana ihraç pazarı olan AB ülkelerinin yüksek kalite beklentisine yanıt veriyor. 2017 yılının ilk yarısında ihracatın yarısından fazlasını bu bölgeye gerçekleştirdiklerini söyleyen Erdemir yetkilileri, ayrıca Güney Amerika’dan Uzak Doğu’ya uzanan çok geniş bir yelpazede ihracat yaptıklarını ifade ediyorlar. Ülkemizde makine imalatında faaliyet gösteren üreticilerin ise en büyük ihracat pazarlarının Avrupa ve Amerika olduğuna dikkat çeken yetkililer, şu bilgileri veriyor: “Geçtiğimiz dönemde Türkiye’den Rusya’ya gerçekleştirilen ihracatta düşüş yaşanmıştı. Ancak ilişkilerin gelişmesi bu yöndeki satışlara olumlu yansıdı. Henüz istenen düzeye ulaşmamış olması nedeniyle bu bölgedeki pazarlama faaliyetlerine ağırlık verilmesi, sektörün ihracat hacminin artmasına olanak sağlayacak. Katma değeri yüksek makine pazarındaki paylarını artırabilmek, makine üreticilerinin dış pazarlarda önem verdiği konular arasında yer alıyor.

Bu anlamda en büyük pazarları Amerika, Japonya, Güney Kore ve Hindistan olarak sıralayabiliriz. Dolayısıyla bu pazarlara daha fazla yönelmeli. Buralarda satış hacimlerinin artırılması, hem prestij hem de ciro anlamında sektör için pozitif bir etki yaratacak. Müşterilerine geniş bir ürün yelpazesi sunan ve makine imalatındaki temel girdilerden biri olan levhanın Türkiye’deki tek üreticisi Erdemir olarak, sektörün ihtiyaç duyduğu farklı kalitelerde sac tedariki konusunda desteğimizi sürdüreceğiz. Makine imalat sektörümüzün ihraç pazarlarda daha etkin bir şekilde yer alabilmesi için Ar-Ge merkezimizin çalışmalarıyla bu sektöre olan desteğimizi artıracağız.” Öte yandan dünya genelinde ülkelerin son yıllarda çelik ithalatına karşı sıkı tedbirler uyguladığına da değinen yetkililer, “Yeterli kapasite bulunmasına rağmen yurt içi çelik tüketiminin neredeyse yarısını ithalat yoluyla karşılayan ülkemizde ise diğer ülkelere kıyasla ithalata karşı önlemler yetersiz kalıyor. Sektörümüzün sağladığı katma değerin artması ve ülkemizde üretilen değerin yine yurt içinde kalması için düşük fiyatlı ve kalitesiz ürünlerin ülkemize girişinin sınırlandırılması önem taşıyor” ifadesini kullanıyorlar.

İKİNCİ GALVANİZLEME HATTI’NI DEVREYE ALMAYA HAZIRLANIYOR

Gelişmeler çerçevesinde Ereğli’de 2’nci Galvanizleme Hattı yatırımını sürdüren Erdemir, bu tesisi 2018 yılının ilk yarısında devreye almayı hedefliyor. Erdemir, otomotiv ve beyaz eşya başta olmak üzere Türk sanayisinin birçok kolu için önem taşıyan bu tesis ile geniş galvanizli sacların Türkiye’deki tek üreticisi olacak ve ülkenin cari açığının giderilmesine katkıda bulunacak.

YÜKSEK KATMA DEĞERLİ ÜRÜNLERİN PAYINI ARTIRMAYI HEDEFLİYOR

Erdemir, bağlı şirketleriyle birlikte 2017 yılında 595 milyon dolar tutarında yatırım gerçekleştirmeyi planlarken, müşterilerin beklentilerine en üst seviyede karşılık vermeyi ve sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda yüksek katma değerli ürünlerin payını artırmayı hedefliyor. Erdemir yetkilileri, çalışmalarıyla ilgili şu bilgileri veriyorlar: “Tüm paydaşlarımıza ve ülkemize ürettiğimiz katma değeri her geçen gün artırmak, rekabet gücümüzü ve güçlü finansal yapımızı korumak, tüm süreçlerimizde verimlilik artışını sürdürmek bizim için önem taşıyor. En büyük değerimiz olan çalışanlarımızı korumayı ve geliştirmeyi, onlar için sağladığımız imkanları ileri taşımayı, iş sağlığı ve güvenliği performansımızı sıfır kaza hedefi doğrultusunda geliştirmeyi de başarı kriterlerimiz arasında en üst sırada konumlandırıyoruz. İyi bir kurumsal vatandaş olarak topluma ve çevrenin korunmasına katkıda bulunmak, bu iki alandaki performansımızı sürekli geliştirmek de başarı kriterlerimiz arasında yer alıyor.”

Dünya Çelik Birliği’nin verilerine göre Erdemir ve bağlı şirketleri 2016 yılı ham çelik üretimleriyle, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin üreticileri arasında 3’üncü, dünyanın en büyük çelik şirketleri sıralamasında ise 41’inci çelik üreticisi… Erdemir, bağlı şirketleriyle birlikte, küresel çelik sektörüne stratejik enformasyon hizmeti veren World Steel Dynamics’in dünyanın en iyi çelik şirketleri raporunda ise 12’nci sırada yer alıyor.

Erdemir bağlı şirketleri İsdemir, Erdemir Maden, Erdemir Çelik Servis Merkezi, Erdemir Romanya, Erdemir Mühendislik, Erdemir Asya Pasifik ile yassı ve uzun çelik üretimi, çelik servis merkezi hizmetleri, madencilik, mühendislik ve proje yönetimi alanlarında faaliyet gösteriyor. Otomotiv, beyaz eşya, enerji, inşaat, boru, gemi inşa, ev aletleri, genel makine, ısı ve basınçlı kap ekipmanları, ambalaj gibi birçok sektöre temel hammadde sağlıyor.

Erdemir ve bağlı şirketleri Ocak-Haziran 2017 döneminde 2 milyon 956 bin tonu sıcak, 909 bin tonu soğuk ve 627 bin tonu uzun olmak üzere toplamda yaklaşık 4,5 milyon ton nihai ürün üretti. Nihai ürün satışları ise 2 milyon 779 bin tonu sıcak, 944 bin tonu soğuk ve 643 bin tonu uzun olmak üzere toplamda yaklaşık 4,4 milyon ton seviyesine ulaştı. Yılın ilk 6 ayında Erdemir ve bağlı şirketleri 68 milyon dolar seviyesinde yatırım harcaması gerçekleştirdi.

Paylaş