“Robot teknolojileri ve otomasyona daha fazla yatırım yapılmalı”

76

Robot teknolojilerinin ülkemizde, otomotiv sektörü hariç, yeni yeni geliştiğini ve dolayısıyla istenilen düzeye henüz ulaşmadığını dile getiren Dr. Hüseyin Halıcı, gelişimin hızlanması için özellikle yazılım, robot teknolojileri, otomasyon ve elektroniğe daha fazla yatırım yapılması gerektiğini dile getirdi.

Makine sektörü açısından robot teknolojisi ve otomasyonun olmazsa olmaz değere sahip olduğunu söyleyen Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği (ENOSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hüseyin Halıcı, bir makinenin otomatik olarak çalışması için otomasyon dışında bir seçeneğin olmadığını ifade etti. Akıllı makineler ya da kendi kendine karar veren makineler için Endüstri 4.0 süreciyle birlikte mantıklı otomasyon yapılarına ihtiyaç olduğunu vurgulayan Halıcı, “Elektronik, robot teknolojileri, otomasyon ve yazılım gibi sektörlerle makine üzerinde kullanılan sensör ve diğer elemanlar desteklendiğinde, günümüz koşullarında rekabet edebilecek akıllı makineler hedefi ne ulaşmamız sağlanır. Dolayısıyla sanayicilerimiz, yazılım, robot teknolojileri, otomasyon ve elektroniğe daha fazla yatırım yapmalılar. Bu konuda kendi bünyelerinde olmasa bile işbirlikleri ile bu sektörden maksimum fayda sağlamaları gerekiyor. Endüstri 4.0’ı diğer sanayi devrimlerinden ayıran en önemli etken robot teknolojisi, bilişim ve iletişimin fazlasıyla üretim süreçlerine dahil olması ve üretimi olumlu yönde etkilemesidir” dedi.

Robot teknolojilerinin ülkemizde, otomotiv sektörü hariç, yeni yeni geliştiğini belirten Halıcı, dolayısıyla istenilen düzeye henüz ulaşmadığını dile getirdi. Çünkü robot teknolojilerinde sadece otomasyon değil aynı zamanda mekanik işlerin de önemli rol oynadığını aktaran Halıcı, şöyle devam etti: “Genel olarak otomasyon sektörünü ele aldığımızda diğer pek çok sektöre rağmen daha iyi bir seviyede olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun iki nedeni var. Birincisi sadece Türkiye değil dünyada da otomasyon sektörü, gelişen akıllı üretim teknolojileri ve Endüstri 4.0 sürecinin etkisiyle hızlı büyüyor ve çok iyi bir performans sergiliyor. Endüstride insandan bağımsız üretim amaçlandığından otomasyon sektörü sürekli olarak artan ivme ile ilerleyecek. İkinci neden ise nitelikli eleman ve mühendislik avantajımız. Bu avantaj, Türkiye’ye özgü olup, ülkemiz açısından değerlendirmemiz gereken çok iyi bir fırsat. Çünkü Avrupa, Asya ve Ortadoğu’nun tam ortasındayız ve Avrupa’ya kıyasla mühendisliğimiz daha dinamik, ücretlerimiz ise daha uygun. Aynı zamanda Asya ve Ortadoğu için de daha iyi mühendisliğimizin olması bizi avantajlı kılıyor. Dolayısıyla otomasyon sektörünün Türkiye için her zaman pozitif bir performans göstereceği kanaatindeyim.”

Robot teknolojisinin, özellikle otomotiv sektörü başta olmak üzere, beyaz eşya, gıda gibi birçok sektörde kullanıldığını anlatan Hüseyin Halıcı, “Ancak otomasyon, hemen hemen her sektörde, yani çimentodan petro kimyaya, makineden altyapı yatırımlarına ve endüstriyel tesislerden akıllı binalara kadar neredeyse aklımıza gelecek tüm sektörlerde giderek daha fazla yoğunlukta kullanılıyor” dedi.

Otomasyon sektörü için dünyadaki uygulamaların, Endüstri 4.0’ın etkisiyle hızla geliştiğine dikkat çeken Halıcı, özellikle robot teknolojisinin, bilişim ve iletişim teknolojisinin dünyadaki uygulamaları önemli ölçüde etkilediğini ifade etti. Bunların yanı sıra, ticari ve ekonomik açıdan bakıldığında sektörde bazı eksiklikleri olduğuna da değinen Halıcı, “Sektörel otomasyon firmaları arasında işbirliği eksikliği, otomasyona ihtiyaç duyan büyük firmaların azlığı ya da yurt dışından tedarik etme isteği, finans destek mekanizmamızın ve sektörel sürdürebilirliğin olmayışını en temel sorunlar olarak gösterebiliriz. Bu noktada çözüm olarak gerçekten gerek firma düzeyinde gerekse kurumlar ve devlet düzeyinde sektörel konularda maksimum işbirliği yapılması gerekiyor” diye konuştu.

“AKILLI MAKİNELERİN İMALATINI YAPAN FİRMALAR DESTEKLENMELİ”

İş dünyasında ve özellikle otomasyon, makine ve endüstride başarı sağlamak için sistemli çalışmak ve Ar-Ge’ye yatırım yapmak gerektiğini vurgulayan Hüseyin Halıcı, “Ancak günümüzde bu özelliklerin yanında, maksimum işbirliği, paylaşım ve sürdürebilir olma stratejilerini de eklemek zorundayız. Bunların yanında şirket birleşmeleri de çok ama çok önemli. Çünkü sermaye, bilgi birikimi ve tecrübeler birleştirilerek çok daha hızlı ve global adımlar atılabilir. Sadece Türkiye değil, tüm dünya pazarları hedeflenerek stratejiler geliştirilmesinin daha hızlı ve doğru sonuçlar alınmasını sağlayacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Endüstri 4.0 sürecine yatırım yaparak, sadece kullanan değil özellikle uygulayan ve geliştiren bir ülke olmamız gerektiğini söyleyen Hüseyin Halıcı, “Bu sürece rahatlıkla makine sektörünü örnek verebiliriz. Akıllı makinelerin imalatını yapan firmalar ve onlara otomasyon çözümü sağlayan firmalar desteklenmeli. Bu kapsamda Bakanlık makine ve otomasyon birleşmelerini destekleyici adımlar atmalı. Yurt dışında bu tarz işbirlikleri ile başarı sağlanıyor. Ortaklık ve paylaşma kültürüne teşvik edici yaklaşımlar gerekiyor” dedi.

“TAM OTOMASYONLU MAKİNELERİN ÜRETİMİNE GEÇİLMESİ GEREKİYOR”

Buna bağlı olarak makine sektörünü de değerlendiren Halıcı, makine imalat sektörünün, Türkiye ve dünyada en fazla katma değer yaratma potansiyeline sahip sektörlerden biri olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin bu alanda ihracatını her yıl artırmasına rağmen rekabet gücü açısından dünyada henüz istenilen seviyede olmadığını belirten Halıcı, günümüzün gelişen teknolojisine uygun olarak akıllı tabir ettiğimiz tam otomasyonlu makinelerin üretimine geçilmesi gerektiğini ifade etti. Kalite ve satış sonrası desteğin, müşteri tarafından fiyattan daha önemli bir tercih nedeni olduğunu vurgulayan Halıcı, yapılan araştırmalarda makinelerde en çok aranılan özelliğin otomasyon olup, fiyat unsurunun çok daha sonra geldiğinin altını çizdi. Öte yandan pazarlamanın da ciddi bir problem olduğunu aktaran Halıcı, “Çünkü imalat sanayinde pazarlama yapacak insanların diğer alanlardaki pazarlama ekibinden ayrıldıkları yönler var. Makine pazarlamacılarının çok iyi bir teknik altyapıya sahip olması gerekiyor. Müşterinin taleplerini iyi anlayıp ilgili birimlere doğru biçimde aktarılması sağlanmalı” diye konuştu.

“Teknoloji üretmeliyiz”

Makine sektörünün Ar-Ge temelli olmasına rağmen mühendis istihdam oranının düşük olduğunu belirten Hüseyin Halıcı, şunları ekledi: “Kamu, mühendis çalıştıran işyeri ve KOBİ’lere teşvik verirse sektör gelişebilir. Aksi halde istihdam en önemli sorun olarak karşımıza çıkıyor. B tün bunların dışında bir başka önemli konu ise sermayeye veya kısmen teknolojiye sahip olan insanlarımızın kapasitelerini verimli olarak kullanmaması. Tasarıma maalesef gereken önem verilmiyor. Türk makine imalatı sektörünün diğer yan sektörlerle beraber ilerlemesi, makine sanayi ile ilgili tüm sektörel politika ve uygulamaların oluşturulması ve sektörün yan sanayi ile birlikte gelişerek küresel rekabette güçlenmesini sorunlarımızı belli oranda çözecek önlemler olarak düşünebiliriz. Gelişmemiz ve potansiyelimizi daha da artırmamız için teknolojiyi sadece kullanmak değil aynı zamanda üretmek hedefiyle çalışmalarımızı yürütmeliyiz. Ancak bu sağlanırsa tüm dünyada tercih edilen bir ülke konumuna geleceğimize inanıyorum.”