“Otomasyon bileşenlerini geliştirip dışa bağımlılığı ortadan kaldırmalıyız”

9

Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı’nın yerli otomobil üretme motivasyonu yanında, Ulusal Teknoloji Konseyi kurulmasını isteyen ROBODER Yönetim Kurulu Başkanı Gürel Yılmaz, konsey’de, elini taşın altına koymaktan çekinmeyecek firmaların bir araya getirilmesini ve otomasyon bileşenlerinin geliştirilerek dışa bağımlılığın ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.

Robotik ve Yüksek Teknolojili Üretim Sistemleri Derneği (ROBODER) Yönetim
Kurulu Başkanı Gürel Yılmaz, sanayinin teknolojik entegrasyon konusunda ciddi anlamda desteklenmeye ihtiyacı olduğunu belirtti. Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanlığı’nın yerli otomobil üretme motivasyonu yanında, Ulusal Teknoloji Konseyi kurulmasını isteyen Yılmaz, konseyde, sektörde lider ve elini taşın altına koymaktan çekinmeyecek firmalar bir araya getirilerek, başta üretim robotları olmak üzere otomasyon bileşenlerinin geliştirilmesi ve bu alanda dışa bağımlılığın ortadan kaldırılması gerekliğinin önemine dikkat çekti. Yılmaz, bir başka büyük tehlikenin Endüstri 4.0 dönüşümünün gerçekleştiği şu sıralarda, değişime ayak uydurma güçlüğü yaşanması olarak açıkladı. Endüstriyel otomasyon ekipmanlarını geliştirip, üretememenin önemli bir sorun olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Örneğin Almanya’dan alınan ve sakız paketi kadar olan CPU ekipmanına ulaşamadığı için tüm üretiminin durması tehdidiyle karşı karşıya kalabiliriz. Yapılacak şey açık. Otomasyon sisteminde hangi kalemlerde dışa bağımlı olunduğu belli, bunların yerli üretimi için elbirliği ile mücadele edeceğiz. Dışa bağımlı üretim, endüstri olmaz. Bunu kabul etmek demek, günün birinde tüketim toplumu olmayı da kati biçimde kabul etmek anlamına gelir” diye konuştu.

“ROBODER sektörün sorunları ve çözümlerini anlatacak”

Robotik ve yüksek teknolojili üretim sistemlerini geliştiren imalatçılar ve entegratörler olarak ROBODER çatısı altında birleştiklerini, sektörün sorunlarını ve çözümlerini tüm platformlarda dile getirmeyi hedeflediklerini belirten Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:

“Bursa merkezli derneğimizin faaliyetlerini Türkiye geneline yaymayı planlıyoruz. Tek çatı altında organize olma fikrimiz yaklaşık 10 yıldır gündemdeydi. Ancak Ar-Ge ve yenileşme temelli firmaların bir araya gelmesi güç olduğu için bugüne kadar sağlıklı adımlar atılamamıştı. Özellikle son yıllarda sektörün büyümesine bağlı olarak sorunlar da arttı. Ülkemizin dört bir yanında faaliyet gösteren firmalarımız var ve hemen hepsi kendi çaplarında başarılı işlere imza atıyor. Ancak ortaya çıkardıkları sinerji, özellikle küresel pazarda başarı elde etmelerine yetmiyor. Temel hedefimiz sektörde lokomotif rol üstlenen firmalarla, gelişmeye açık firmaları ve her iki gruba da tamamlayıcı sistemler üreten firmaları bir araya getirerek, güç birliği yapmak. Onları otomotiv, savunma sanayi, raylı sistemler, sivil havacılık ve uzay sektörlerinde üretime teşvik eden devlet olanakları ile tanıştırmak, yenilikler, trendler ve mevzuatlar konusunda bilgilendirmek, projelerden haberdar etmek ve kümelenmelerini sağlamak, dünya devi ana yüklenicilerle birlikte çalışmalarına katkı koymak ve üniversitelerimizle sanayinin senkronize çalışmasının önünü açmak. Özetlersek, sektörü daha prestijli kılacak hamlelerle, ülkeye daha fazla katma değer sağlayacak hale getirmek ve ‘Fabrika Yapan Fabrikaları’ büyütmeden ulusal teknolojinin gelişmesinin mümkün olmayacağı bilincini yerleştirmek arzusundayız.”

Hedeflerine katkı koyacak tüm sektörlerdeki firmaların ROBODER üyesi olabileceğini dile getiren Yılmaz, “Robotlu üretim sistemleri, işe ve amaca özel makine, ekipman ve teçhizat, otomasyonlu montaj hatları ve bu sektörlere yerli komponent üreten tüm firmalar üyemiz olabilir” dedi.

“İthal girdi maliyetleri azalmalı”

Sorunlar çözülemedikçe, ithal girdi maliyetlerinin azaltılması ve uluslararası pazarda rekabet koşullarının sağlanmasının zor göründüğüne vurgu yapan Yılmaz, sektörün ciddi anlamda finansal ve genel yönetim sorunları yaşadığını söyledi. Finans yönetim zafiyeti, doğru maliyet hesaplayamama, operasyon maliyetlerinin yüksek olması, girdi maliyetlerinin döviz kurlarından olumsuz etkilenmesi, rekabette adaletin tesis edilememesi, büyük projeleri finanse edememe, kurumsallaşma sıkıntıları olduğunu belirten Yılmaz, “Bunun yanında nitelikli istihdam ihtiyacı söz konusu. Meslek edindirme kurslarının uyguladığı eğitim, bir konuda uzmanlaşma mantığıyla bağdaşmıyor. Ayrıca yeni mezun mühendisler, başladıkları işletmede 3-4 yıl daha eğitim görüyor. Diğer bir sorun özellikle Bursa, İstanbul, Kocaeli, Adapazarı, Eskişehir, Ankara, İzmir, Manisa gibi sektörün yoğun faaliyet gösterdiği kentlerde, kira bedellerinin çok yüksek olması” dedi.

“Küresel pazarda konumlanma önemli”

Yeni ürün geliştirme için uygulanan Ar-Ge teşviklerinin tek başına yeterli olmadığına da dikkat çeken Yılmaz, ürünü geliştirmenin yanı sıra uygun maliyetle üretip küresel pazarda konumlandırmanın önemini vurguladı. Türkiye’de imalatı gerçekleşen üretim sistemlerinin, büyük çoğunluğunun ithal mamullerin bir araya getirilmesi ile sağlanan sistem entegrasyonunun ötesine geçemediğini dile getiren Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ayrıca müşterilerin büyük sistem entegrasyonlarını yabancı firmalara yaptırması ve yerli firmaları ya arta kalan yatırımlar ya da daha dar bütçeli işler için tercih etmesi pazar daralmasına ve yerli sektör temsilcilerinin kan kaybetmesine yol açıyor. Bu noktada gösterdiğimiz irade çok önemli. Öncelikle sektör temsilcilerinin kendi arasında ekonomik, mali, hukuki, idari, teknolojik, ithalat ve imalatla ilgili ortak sorunlarını çözümleyecek çalışmalar yürüteceğiz. Sonrasında iş birliği ve dayanışma ile bilgi alışverişini sağlamak, ortak satın alma faaliyetleri ile rekabetçilik elde etmek, devletin ilgili birimlerinin sektör ve sektör müşterileri için uyguladığı teşvik içeriklerine katkı koymak, kalifiye ara eleman ve mühendisler yetişmesi için iş birlikleri oluşturmak istiyoruz. Elbette fuar benzeri organizasyonlarda kolaylaştırıcı rol üstlenmek, ortak Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirmek ve partnerlik ilişkileri tesis etmek de önemli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Ancak bu çalışmalar ciddi emek ve sabır gerektiren işler. Dolasıyla stratejik planları oluşturup çözüm önerilerini de beraberinde hazırlamak ve sorunların bazılarını tek tek bazılarını ise birbiri ile ilişkilendirerek çözmenin gerekli olduğunu düşünüyoruz.”

“Devlet ve bizler hedef birliği içine girmeliyiz”

Sektörün ne iş yaptığını detaylı anlatma konusunda eksikleri olduğunu da sözlerine ekleyen Yılmaz, her platformda sektörün sesi olacaklarını belirtti. Makina İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu (MAKFED) üyeliği için karar aldıklarını ve bu sayede faaliyetlerini Ankara gündemine daha kolay taşımayı hedeflediklerini aktaran Yılmaz, robotik ve yüksek teknolojili üretim sistemlerinde Türkiye’nin hangi noktada olduğunu şu sözlerle anlattı:

“Batılı ülkelerin modernleşmede ilerlemeleri, teknoloji başta olmak üzere pek çok alanda kendini gösteriyor. Özellikle modern teknolojinin ve doğa bilimlerinin hızla gelişmesinin temelinde, sosyolojik faktörler ve devletlerin uyguladığı, bilim ve teknoloji politikaları yer alıyor. Bilindik teknolojilerin, modern teknolojilere doğru evrilmesinde, ülkelerarası rekabetin önemi büyük. Son 10 yılda teknolojik alanda baş döndürücü gelişmeler yaşandı. Dünyadaki gelişmelere rağmen, ülkemiz yüksek teknoloji ihracatında 102’nci sırada ve toplam ihracatı da son 5-6 yıl içinde durağan biçimde 150 milyar dolar mertebesinde seyrediyor. Ülkemiz endüstrisinin, sadece seri ürün imalatı yapan firmaların desteklenmesi ile değil, yanı sıra bu ürünlerin üretilmesi için gerekli yüksek teknolojili tesisleri sağlayan firmaların gelişmesi ile mümkün olacağı ve kalkınmanın da böyle başlayacağı bir gerçek. Bunun için dünyada özellikle endüstrideki teknolojik gelişmelerin, nasıl gerçekleştiğini anlamak, buna uyum sağlarken değişimin keskin bir aktörü olmanın ne kadar gerekli olduğunu kabul etmek gerekir.”

Teknolojiye yapılan devlet destekleri konusunda kurumların iyi niyetli olduğunu söyleyen Yılmaz, sektörün özel sektörde ve devlette cazibesini artırmak, piyasa değerine katkı sağlamak ve robotlu, yüksek teknolojili üretim sistemlerini geliştirmenin ne denli önemli olduğunu ifade edebilmenin, sıkıntıların çözümüne ciddi katkı sağlayacağını dile getirdi. Sektörün desteklenmesiyle yüksek teknolojili üretim ihtiyacının yurt içinden sağlanabileceği anlatılabilirse, gerisinin kendiliğinden geleceğini aktaran Yılmaz, “Açıkçası devlet ve bizler hedef birliği içine girmeliyiz. Bunu başarabilirsek uluslararası entegrasyon hedefi doğrultusunda ulusal bazda robotlu üretim sistemleri endüstrisinin rekabet gücü artar ve kalıcı yer edinmesi sağlanır” diye konuştu.

“Ülkemizde yerli ve milli şuurla üretilmesi mümkün konuları belirleyerek, üyelerimizin yeteneklerini bu yönde geliştirmek, yurt dışı pazar arayışında ortak kanallar bulmak gibi konular gündemimizde. Amacımız, sektörü daha prestijli kılacak hamlelerle, ülkeye daha fazla katma değer sağlayacak hale getirmek ve ‘Fabrika Yapan Fabrikaları’ büyütmeden ulusal teknolojinin gelişmesinin mümkün olmayacağı bilincini yerleştirmek arzusundayız.”
Paylaş