“Mezun olduktan sonra değil öncesinde iş hayatına atılın”

İş hayatında başarılı olmak için sadece eğitimin değil iş tecrübesinin de gerekli olduğunu söyleyen İlknur Cantürk, genç girişimci kadınlara okuldan mezun olduktan sonra değil öncesinde iş hayatına atılmalarını öneriyor. Cantürk, disiplinli, planlı ve öğrenmeye açık olmaları tavsiyesinde de bulunuyor.

152

Eşiyle birlikte 2008 yılında temellerini attığı AAG Makina’nın Yönetim Kurulu üyesi olarak, Halkla İlişkiler ve Kalite Yönetim departmanlarından sorumlu İlknur Canturk, urun gamını sürekli geliştirerek yurt içi ve yurt dışına yönelik çok sayıda proje tamamladıklarını ve sanayide her alanda makinelerinin kullanıldığını ifade ediyor. Öte yandan TOBB İstanbul Genç Girişimciler Kurulu İcra Kurulu üyesi, TOBB İstanbul Kadın Girişimciler Kurulu üyesi ve Hayata Dokun Derneği’ndeki çalışmalarıyla hayatın her alanında birçok platformda kadınlara ve kadın girişimcilere destek veren İlknur Canturk, genç girişimci kadınlara iş hayatında tutunmanın cok zor olduğunu, bu nedenle çok çalışmaları gerektiği tavsiyesinde bulunuyor.

 

Sizi tanımak adına bize biraz iş hayatına giriş hikayenizi anlatır mısınız?
1976 İstanbul doğumluyum. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü’nden mezun oldum. Lise cağlarımdan beri 20 yılı aşkın bir suredir iş hayatının içindeyim. 10 yıl sağlık sektöründe çalıştım. AAG Makina’yı eşim İlhan Bey ile birlikte 2008 yılında kurduk. AAG Makine Yönetim Kurulu üyesi olarak, Halkla İlişkiler ve Kalite Yönetim departmanlarından sorumluyum. 1986 yılından günümüze makine sektörüne hizmet veren firmamız, 2009 yılında AAG Makina Basınçlı Hava ve AAG Hidrolik pnömatik isimli iki ayrı firmanın oluşumunu gerçekleştirdi ve AAG Grup şirketleri oluştu.

 

AAG Makina olarak faaliyetlerinizi neler oluşturuyor?
Firmamız, basınçlı havanın seperasyonu ve filtrasyonu ile ilgili makineler üretiyor. Urun gamımızda basınçlı hava kurutucuları, kimyasal hava kurutucuları, basınçlı hava filtreleri, oksijen jeneratörleri, nitrojen (azot) jeneratörleri bulunuyor. 500 metrekare alanda 2 bin 500 metrekareye reye ulaştık. Ama bu alan yeterli gelmiyor. Önümüzdeki dönemde hedefimiz bu alanı daha da büyütmek. Son dönemde oksijen ve nitrojen jeneratörlerine yönelik projelere ağırlık verdik. Havadan gazları ayrıştırma yöntemi. Oksijeni tutuyoruz, tüpleri dolduruyoruz. Hastanelere yönelik proje-ler gerçekleştirdik. Yeni kurutucular çıkardık. Ürün gamımızı sürekli geliştiriyoruz. Yurt içi ve yurt dışına yönelik çok sayıda proje tamamladık. İhracatımızın çoğunu Avrupa ülkelerine gerçekleştiriyoruz. Yeni pazar arayışıyla Afrika ve Amerika’ya da yöneldik. Öte yandan dış ticaret şirketimiz Pakkom faaliyetlerine davam ediyor. Bu şirketimizde ürünlerimizin pazarlama-sı yapılıyor. Türkiye’de olmayan ölçüm cihazları, hassas aletleri getirip buradan satışını da gerçekleştiriyoruz. Endüstri ve sanayide her alanda bizim makinelerimiz kullanılıyor.

 

Önümüzdeki dönem hedefleriniz nelerdir? Yeni projeleriniz olacak mı?

Sektöre ne kazandırırız ne gibi yenilikler yapabiliriz diye düşünerek kararlar alıyoruz. Bir mühendislik şirketi olarak her zaman çözüm odaklı çalışıyoruz. ÜR-GE’ye önem veriyoruz. Sektördeki ihtiyaçları gözlemleyip, gelişen teknolojiye yatırım yaparak, ürünleri sürekli revize ediyoruz. Bir-çok patentli ürünümüz var. Compac model hava kurutucularımız; küçük boyut, cip kontrollü ve akıllı tam donanımı ile kendi kategorisinde bir ilktir. Yine ihtiyaçlar doğrultusunda plazma hava kurutucuları ve la-zer kombine hava kurutucularımızı piyasa sürdük. Önümüzdeki dönemde de yenilik-çi, ekonomik, katma değeri yüksek ürünler üretmeye devam edeceğiz. Şu an bir Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) kuruluşu aşamasındayız. Hizmet alanında ne yapabiliriz diye düşündük ve OSGB kararı aldık. İş güvenliği ve sağlığıyla ilgili OSGB kuruluşumuzda faaliyet göstereceğiz. Öte yandan üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesi ve akademik çalışmaların ekonomik kalkınmaya katkısını artırıcı her türlü projenin içinde yer almayı sürdürüyoruz.

 

Ne tür projeler bunlar?

Bu kapsamda “İSO-İTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü Bitirme Ödevleri İşbirliği Projesi”ni destekledik. Üniversite öğren-ilerine staj imkanı sağlıyoruz. SAN-TEZ projesi gerçekleştirdik. İstanbul Ticaret Üniversitesi Üretim Araştırmaları Kulübü tarafından başlatılan “Düş Kütüphaneleri” projesini destekledik. Türkiye genelinde beş okula kütüphane açtık ve sarf malzeme desteğinde bulunduk.

 

Sektörünüzü mercek altına alırsak, en önemli sorunlar olarak nelerden bahsedebilirsiniz?

Sektörde uzun süre varlığınızı sürdüre-bilmeniz için mutlaka fark yaratmanız gerekiyor. Yaptığınız yenilik patentli de olsa bir süre sonra taklit ediliyor. Ülkemizde küçük ya da büyük fark etmez birçok firma bu yönteme başvuruyor maalesef. Sektörde yaşadığımız bir diğer sıkıntı ise çekler. Nakit satışlar yok denecek kadar az. En kısa sürede çek kanunun düzenlenerek yürürlüğe girmesini bekliyoruz. Çekler yüzünden
batan birçok üretici gördük. Sektörün ve Türkiye’nin kurtuluşu ihracat. Şu an tüm enerjimizi ihracata yönelttik. İhracatımızdaki artış, şirket kabiliyetinin yanı sıra, başarılı bir dış politikayla mümkün. Sektör şu an yeni pazar arayışı içinde.

 

Biraz da iş hayatında kadının yerini konuşalım sizinle. Zor mu Turkiye’de iş kadını olmak?
Kadın olmak her alanda zor. Tabii erkek egemen piyasalarda kadının iş hayatında var olabilmesi daha da zor. Her alanda kendinizi kabul ettirebilmeniz için çok çalışmanız gerekli. İş hayatının yanı sıra, iyi bir anne ve eş olmak gibi sorumluluklarımız da var. Bu görevlerimizin hepsini çok iyi yönetmemiz gerekiyor. Erkek egemen bir iş kolunda kendinizi kabul ettirmeniz zaman ve emek alıyor. Ast-üst ilişkisinde sizden direktif almak onlara ilk zamanlarda zor geliyor. Sonrasında yaptığınız faydalı işlerle ve başarılarınızla kendinizi kabul ettiriyorsunuz. Tabii başarı bir ekip işi. Kadın ya da erkek aile ve ekip desteği olmadan başarı yakalanamaz. Aileniz ve işteki ekibiniz sağlam olursa her zorluğun üstesinden gelirsiniz.

 

Kadınları sosyal ve hukuksal alanda bilinçlendirmek ve desteklemek amacıyla faaliyet gösteren Hayata Dokun Derneği Kurucu Üyesi’siniz. Derneğin kuruluş serüvenini ve amaçlarını anlatır mısınız?
2010 yılında kurulan Derneğimiz, kadının yaşamsal haklarının yanı sıra, çocuklara yönelik sorunları ele alan, danışma kurullarıyla destek veren gönüllü bir kadın organizasyonu. 2012 yılında Dernek statüsünü aldı. Kadınlarımıza, çocuklarımıza sürekli olarak insani haklarını anlatıp doğrularla bilinçlendirmek amacıyla destek veriyoruz. Faaliyetlerimiz arasında çocuk esirgeme kurumları, infaz kurumlarındaki kadınlar ve çocukların eğitim ihtiyaçları, devlet koruması altındaki bebeklerin büyütüldüğü çocuk yuvalarına gönüllü anne ve baba desteği, kütüphaneler, üniversite toplantıları, ihtiyaç sahibi kız öğrencilere yönelik bursları sayabilirim. Anne çocuk ilişkisi üzerine bir eğitim verdik. Cezaevlerindeki kadınlarımıza yönelik seminer ler düzenledik. Bu sene amacımız meslek edindirme ile ilgili çalışmalar yapmak. Kadınlarımızın cezaevinden çıktıktan sonra hayata tutunmaları amacıyla çalışacağız. Ayrıca Bilgi Üniversitesi ile birlikte ortak çalışmalar yürütüyoruz. Buna göre gönüllü anne baba olmak isteyen kişiler, Bilgi Üniversitesi’nde eğitime tabi tutuluyor. Sonrasında haftanın belirli günlerinde yuvaya geliyorlar. Çocuklarla vakit geçiriyorlar, oyun oynuyorlar. Ayrıca okuma imkanı olmayan kız çocuklarına burs sağlamaya çalışıyoruz. “Hayata Dokunan Kütüphaneler” projemizle şu ana kadar yaklaşık 15 kütüphane açtık. Bu projemizi Ticaret Üniversitesi ile ortak yürütüyoruz. “Çok güzel yerden ha-yata dokunuyorsunuz” şeklinde aldığımız yorumlar bizi çok mutlu ve motive ediyor. Bugüne kadar yaklaşık 10 bin adet kitap topladık ve bağışladık. Ayrıca çocuklarımı-zı güncel dergilerle de buluşturuyoruz. Ne kadar çok sayıda kadın ve çocuğun hayatına dokunup, renk katarsak o kadar mutlu oluyoruz.

 

Sizce iş hayatında başarının anahtarı nedir?

Disiplin ve tevazuuyla çok çalışmak. Bu özellikler eğitim ve tecrübeyle de birleşince başarı kendiliğinden geliyor. Sadece üniversite eğitimi yeterli değil. İnsan kendini tanımalı ve hangi alanlarda eksiği varsa kendini eğitimle tamamlamalı. Öte yandan teknolojiyi, yenilikleri takip ederek uygu-lamalılar. Kişi kendini sürekli yenilemeli ve geliştirmeli. Bence başarının anahtarı bu özelliklerin bütünüdür.

 

Aynı zamanda hem TOBB İstanbul Genç Girişimciler Kurulu İcra Kurulu’na ve hem de TOBB İstanbul Kadın Girişimciler Kurulu’na üyeliğiniz var. Buradaki görevlerinizi ve faaliyetlerinizi paylaşır mısınız?
TOBB İstanbul Genç Girişimciler Kuru-lu İcra Kurulu Üyesi ve TOBB İstanbul Kadın Girişimciler Kurulu Üyesi’yim. Her ikisi de alanında çatı kuruluş. Amacımız kadın girişimciliğini tabana yaymak. Çocukları-mızı mezun olduktan sonra, kadınlarımızı iş hayatına atıldıklarında nasıl iş kuracakları ve girişimci olacakları konusunda yönlendirmeye çalışıyoruz. Bu amaçla liselerde ve üniversitelerde konferanslar gerçekleştiriyoruz. Liselerde girişimcilik derslerine giriyoruz. Rol model olmaya çalışıyoruz. Hem İstanbul Genç Girişimciler Kurulu İcra Kurulu’nda hem de İstanbul Kadın Girişimciler Kurulu’nda bu çalışmalar yapılıyor. Ayrıca meslek liselerinde alanlarına uygun başarılı insanları konuşmacı olarak da davet ediyoruz. Çok yoğun tempoda çalışıyoruz. Girişimcilik Haftası’nda çeşitli başlıklar altında toplantılar gerçekleştirdik. Alanında ünlü kişileri davet ettiğimiz bu toplantılarda, fikir alışverişiyle yapılması gerekenlerle ilgili kararlar alıyoruz. İSKA olarak kalkınma ajanslarıyla birlikte birçok proje hayata geçirdik. Kadınlarımızın meslek sahibi olmalarına ve kendi işlerini kurmalarına ön ayak olacak projelerimiz oldu. Bu çalışmalarımız, Türkiye’nin tüm illerinde gerçekleştiriliyor. Bunun için çalışma gruplarımız var. Tüm bu çalışmalarda çok severek görev alıyorum.

 

Genç girişimci kadınlara yönelik başarıya ulaşmaları için ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Çok çalışmaları gerekiyor. İş hayatında tutunmak çok zor. 10 yıl sağlık sektöründe İdari Koordinatör olarak çalıştım. Tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki eğitim yeterli değil. Muhakkak iş tecrübesi gerekiyor. Kadınların iş hayatında yer almaları zaten çok zor, bir de üstüne deneyimsizlik, donanım eksikliği eklenince ayakları üze-rinde durması daha da zorlaşıyor. Okuldan mezun olduktan sonra değil, öncesinde iş hayatına atılmaları gerekiyor. Lisede başladığım çalışma hayatımdan bugünlere bakınca tecrübemle ayaklarımın üzerinde durduğumu söyleyebilirim. Her tecrübemde ayaklarımı yere daha sağlam basmayı başardım. Öte yandan sürekli öğrenmeye açık olmak gerekiyor. Eksik yönlerimizi bilerek tamamlamak için eğitim almalıyız.

 

Eğitim eksiklikleri hangi alanda?

Türkiye’de kadının özellikle finansal okur yazarlık açısından eksik olduğunu gözlemledim. Kadınlar kurdukları işi belli yerlere taşıyor ancak bunun için çabalarken finansal açıkları çok büyük oluyor. Bu alanda finansal tablosunu okumasını sağlayacak seviyede eğitim almalı. Kadınlarımız çok küçük sermayelerle işe başlıyor ve bu sermayelerini tüketmemeleri gerekiyor. KOSGEB gibi destek veren kurumlar var. Ancak bu destekler can suyu olsa da, yeterli değil. Sermayenizi doğru yönetemezseniz tıkanırsınız, ilerlemeniz mümkün olmaz. Özetle iş hayatında başarılı olmak isteyenlerin çok çalışmaları, disiplinli, planlı ve her zaman öğrenmeye açık olmaları gerektiğini düşünüyorum.

 

İş dışında kalan vaktinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

İş dışında kalan zamanımı tamamen çocuklarıma ayırıyorum. 17 yaşında bir kızım ve dokuz yaşlarında ikiz, bir kız bir de erkek çocuğum var. Büyük kızım üniversiteye hazırlanıyor. Her zaman onların yanında olmaya, destek vermeye çalışıyorum. Dolayısıyla başka şeylere pek zaman kalmıyor. Ailemle vakit geçirmekten çok büyük keyif alıyorum. En özelim Hayata Dokun Derneği ile yaptığımız faaliyetler diyebilirim.