Makine sektörünün yeni gözdesi Kuzey Afrika pazarı cazibesini artırıyor

216

Ekonomik açıdan toparlanmaya başlayan Kuzey Afrika devletleri, ihracat çalışmalarına odaklanan ve yeni pazar arayışında olan Türk makine sektörü için cazibesini her geçen gün artırıyor. Güçlenen ekonomileri, zengin doğal kaynakları ve genç nüfusuyla birçok fırsat barındıran Kuzey Afrika ülkeleri, sektör açısından avantajlar sunuyor. Dergimizin bu sayısında yeni pazar arayışlarını sürdüren makine sektörü aktörleri için Kuzey Afrika’nın gözde pazarlarından Mısır, Cezayir, Tunus, Libya ve Fas’ı sizler için mercek altına aldık.

Yaklaşık 6 milyon kilometrekare yüzölçümü, 170 milyonluk nüfusu, sahip olduğu doğal kaynakları ve insan gücüyle makine sektörünün hedef pazarlarından biri olan Kuzey Afrika, uluslararası arenada gün geçtikçe daha önemli hale geliyor. Güçlenen ekonomileri, zengin doğal kaynakları ve genç nüfusuyla gelişmeye açık olan Kuzey Afrika ülkeleri, Türk üreticiler açısından pek çok avantaj sunuyor.

Bir dönem Türk ihracatçıları açısından alternatif pazarların başında gelen ancak yaşanan Arap Baharı ile bir dönem sekteye uğrayan ticaret, şimdilerde yeniden hareketleniyor. Afrika özelinde bakıldığında ülkeler bazında ticaretin yaklaşık yüzde 70’inin Kuzey Afrika ülkelerine gerçekleştirildiği göze çarpıyor. Türkiye’nin, Afrika’ya olan ticaretinde en büyük paya sahip olan Kuzey Afrika ülkelerinden özellikle büyük umut vaad eden Mısır, Cezayir, Tunus, Fas ve Libya’ya yönelik ilgi son dönemde daha da artıyor.

Kuzey Afrika’nın genel ihracatı 2015 yılında 104 milyar doları aştı. Aynı dönemde ithalatı 196 milyar doları buldu ve ticaret hacmi 301 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2016 yılında ise, ihracatı 98 milyar dolara düşerken, ithalatı 176 milyar doları geçti. Aynı dönemde ticaret hacmi, 274 milyar dolar oldu.

KUZEY AFRİKA PAZARINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER…

  • Yatırım yapılacak ülkenin yerel kültürü ve kültürel değerlerinin tanınması size yardımcı olur.
  • Bazı ülkelerdeki siyasi istikrarsızlık ve kanunların sık sık değişmesi yatırımcıları ve iş yapanları zor durumda bırakabiliyor.
  • Afrika’ya kalifiye eleman taşımanın önünde bürokratik engeller var.
  • İlk aşamada ürünlerin acenta veya bayii vasıtasıyla satılması tercih edilmeli. Komisyonlar yüzde 3-20 arasında değişiyor.
  • Temsilcilerin malın gümrük işlemlerini kolaylıkla gerçekleştirebilecek ve ülkenin beş büyük şehrine ulaşabilecek özellikte olmasına dikkat edilmeli.
  • Kıtada olumlu bir iş geleneği ödeme yapılmadan malın gönderilmemesi ve gönderilen ürüne her türlü garantinin talep edilmesi.
  • Yatırımcı gidip her şeyi yerinde görmeli ve bağlantıları oraya gittikten sonra kurmalı.
  • İnternette verilen yüksek siparişi dikkate almayın, Afrika’da hiç kimse yüz yüze görüşmeden sipariş vermez, ödeme yapmaz.
  • Akreditif açılmadan ve size banka tarafından kesin teyit gelmeden mal göndermeyin. Mal bedeli nakit olarak hesapta olmadan malı teslim etmeyin.
  • Dernek ya da sektörel üst çatı örgütlerinin organizasyonlarına katılarak işbirliği fırsatları aramak daha az riskli olur. Bu yöntem hem maliyeti azaltır hem de işbirliğini kolaylaştırır.
  • Ürünleri liman yoluyla göndermeyi tercih edin. Diğer yöntemler ürünlerin çalınmasına neden olabiliyor.
  • Afrika çok yüksek kâr marjı sunar, fakat işler yavaş yürür.
  • Afrika ziyaretleri öncesinde mutlaka sıtma aşısı yaptırın.

SEKTÖRÜN KUZEY AFRİKA’YA İHRACATI 10 YILDA YÜZDE 41,38 ARTTI

İhracat çalışmalarına yoğunlaşan ve yeni pazar arayışında olan makine sektörü aktörleri, yurt dışı pazar paylarını artırmak amacıyla ithalat ağırlıklı bir yapı sergileyen Kuzey Afrika pazarına yönelmek için kolları sıvadı. 2008 yılından 2017 yılına kadar son 10 yıl içinde Türk makine sektörünün Kuzey Afrika’ya olan ihracatı yüzde 41,38 oranında artış gösterdi. Makine ithalatı ise yüzde 64,42 oranında azaldı ve böylece makine sektöründe ihracat-ithalat dengesi yüzde 48,05 oranında artış kaydetti. Sektörün 2016 yılı ihracatı 827 milyon doları aşarken, ithalatı 24 milyon dolar oldu. Aynı yıl ticaret hacmi 852 milyon dolara yaklaştı. 2017 yılı verilerine bakıldığında ise makine sektörünün Kuzey Afrika’ya olan ihracatı 818 milyon olurken, ithalatı 12,2 milyon dolara düştü. Aynı yıl ticaret hacmi 830 milyon dolar olarak gerçekleşti.

İLİŞKİLER, SON DÖNEMDE YENİ BİR BOYUT KAZANDI

Afrika geri kalmış bir kıta olarak değerlendirildiği için yıllarca Türkiye’nin ekonomi politikaları dışında kaldı. 2000’li yılların başlarından itibaren dış ekonomik ilişkilerin güçlendirmeye çalışıldığı bir bölge haline geldi. Özellikle ihracatta bölgesel bağımlılığın önüne geçilmesi amacıyla ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi için çalışmalar başlatıldı.

Kuzey Afrika devletleri ile Türkiye’nin ticari ilişkilerinin, son dönemde yeni bir boyut kazandığı göze çarpıyor. Yurt dışı pazarında var olmak isteyen üreticiler, Kuzey Afrika pazarına açılmayı özellikle iç pazara bağımlılığı azaltma ve üretimini artırma yönünde tercih ediyor. Kuzey Afrika ihracatçıları için diğer pazarlardan farklı olarak din ve tarihsel birlikten kaynaklanan bir avantaj da mevcut. Genel olarak kişi başına düşen harcanabilir gelirin çok yüksek olmadığı bu ülkelerde, en çok fiyata önem veriliyor. Tüketiciler kaliteli ürüne, uygun fiyat ile ulaşmak istiyor. Özellikle gıda ihracatı konusunda potansiyelin yüksek olduğu bu ülkelerde, genç nüfus göz önünde bulundurularak pazar çalışması yapılması gerekiyor.

Mısır, Fas, Libya, Cezayir ve Tunus’ta müteahhitlik sektörü ön planda olduğu için her türlü inşaat, tesisat malzemesi, demir-çelik ürünleri ve maden büyük önem taşıyor. Araç kullanımında son yıllarda yüksek artış görülen Libya gibi ülkelerde ise yan sanayinin fazla gelişmemiş olması bu sektörü önemli bir ihracat alanı olarak karşımıza çıkarıyor. Bu potansiyel doğru değerlendirildiği takdirde önümüzdeki dönemde Kuzey Afrika’nın ihracatçılar açısından önemli bir ihraç pazarı olması öngörülüyor.

TÜRK İHRACATÇILARININ BÖLGEYE YÖNELMESİYLE DIŞ TİCARET İVME KAZANDI

Türk ihracatçılarının bölgeye yönelmesi iki ülke arasındaki dış ticarette büyük ivme kazandırdı. Böylece Afrika ülkelerine yönelik diplomatik ve ticari açılımlar gerçekleştirildi. Afrika ülkelerinde önce büyükelçilikler bünyesinde ticaret müşavirliklerinin sayısının artırılmasına, daha sonra ise elçilik olmayan ülkelerde büyükelçilik açılmasına başlandı. Türkiye’de son dönemde başta Kuzey Afrika ülkeleri olmak üzere Afrika ülkelerine yönelik ihracatı artırmaya yönelik çalışmalar yapılıyor. Özellikle Mısır, Cezayir, Tunus ve Libya’nın 2012-2013 döneminde Ekonomi Bakanlı- ğı’nın görüşleri doğrultusunda hedef ya da öncelikli ülkeler seçilmesi beraberinde Kuzey Afrika’ya olan ilgi her geçen yıl daha da artıyor.

Türk ihracatçılarının Kuzey Afrika ülkeleri açısından avantajlarına baktığımızda; özellikle fiyatların rakip olan Avrupalılardan daha hesaplı olması ön plana çıkıyor. Türk mallarının kalitesi Afrikalıların beklediği kalitenin çok üzerinde. Ayrıca Türkiye’deki limanlar, hava yolları ihracatçıları ürünlerin Afrika’ya hızlı bir şekilde ulaşmasına olanak veriyor. Türk ihracatçılarının müşteri servis anlayışı, mal dağıtma sistemleri ve tecrübeleri ihracat için büyük avantaj olarak değerlendiriliyor.

AFRİKA’DA EN FAZLA İHRACAT YAPTIĞIMIZ ÜLKE, MISIR

Mısır, Arap ülkeleri arasında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ardından üçüncü büyük ekonomi durumunda. Afrika kıtasında ise Güney Afrika’dan sonra ikinci büyük ekonomiye sahip ülke konumunda yer alıyor. 4.4 milyar varillik kanıtlanmış petrol rezervleri ile dünyada 27’nci sırada olan Mısır, petrol kaynakları açısından da kendi kendine yeterli bir ülke olarak kabul ediliyor. Mısır için gelecekte petrol yerine doğal gazın önem taşıyacağı öngörüsü hakim. 2.2 trilyon metreküplük kanıtlanmış doğalgaz rezervleri ile Mısır bu alanda dünyanın 17’nci büyük ülkesi konumunda.

Trade map istatistiklerine göre Mısır, 2016 yılında 58 milyar dolarlık ithalatla dünyanın en büyük 46’ncı ithalatçısı, 22.5 milyar dolarlık ihracatla dünyanın en büyük 68’inci ihracatçısı konumunda yer alıyor. 2016 yılında Türkiye yüzde 4.3 payla Mısır’ın beşinci en büyük tedarikçisi konumunda bulunurken; birinci sırayı Çin alıyor. Mısır’ın en fazla ihracat yaptığı pazarlar BAE, Suudi Arabistan, İtalya, Türkiye ve İngiltere olarak sıralanıyor. Mısır’ın en önemli ihraç maddeleri arasında altın, ham petrol ve petrol ürünleri, gübre, kablo ve teller başı çekiyor. En fazla Çin, Almanya, ABD, İtalya ve Türkiye’den ithalat yapan Mısır, en çok da petrol yağları ve gazları, buğday, mısır, binek otomobiller ve demir-çelik ürünlerinin ithalatını gerçekleştiriyor. Afrika kıtasında ülkemizin en fazla ihracat yaptığı ülke olan Mısır ile olan ticarete ilişkin veriler incelendiğinde dış ticaret hacminde son dönemde düşüş dikkat çekiyor. Türkiye’nin Mısır’a ihracatı, 2013 yılında yüzde 13 oranında azalarak 3.2 milyar dolar oldu. 2013 yılında Mısır’a yapılan ihracatın toplam ihracatımızdaki payı yüzde 2,11 olup, en fazla ihracat yaptığımız ülkeler arasında 13’üncü sırada yer aldı. Aynı dönemde Mısır’dan ithalatımız yüzde 16,7 oranında artarak 1.7 milyar dolar olarak gerçekleşti. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2013 yılı itibarıyla 4.8 milyar dolar düzeyinde oldu.

2014 yılında Türkiye’nin Mısır’a ihracatı yüzde 3 oranında artarak 3.3 milyar dolara çıktı. 2014 yılında Mısır’a yapılan ihracatın toplam ihracatımızdaki payı yüzde 2,1 olup, en fazla ihracat yaptığımız ülkeler arasında 12’nci sırada yer aldı. Aynı dönemde Mısır’dan ithalatımız yüzde 12 oranında azalarak 1.4 milyar dolar olarak gerçekleşti. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2014 yılı itibarıyla 4.7 milyar dolara ulaştı. 2015 yılı ihracatımız ise 3.1 milyar dolar olurken, ithalatımız 1.2 milyar dolar oldu. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015 yılı itibarıyla 4.4 milyar dolar olarak gerçekleşti.

2016 yılında ise Türkiye’nin Mısır’a ihracatı bir önceki yıla göre, Mısır’ın ithalatının kısmak amaçlı tüm dünya ülkelerine uyguladığı “Üretici Kayıt Sistemi” nedeniyle yüzde 12 azalarak 2.7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Mısır’a yapılan ihracatın toplam ihracatımızdaki payı yüzde 1,9 oranında olarak, en fazla ihracat yaptığımız ülkeler arasında 13’üncü sıraya geriledi.

Türkiye ile Mısır arasındaki ticarette şu an itibarıyla en önemli ürünü, inşaat demiri oluşturuyor. Mısır’a ihraç ettiğimiz başlıca ürünler arasında, otomotiv ve yan sanayi ürünleri, çeşitli makineler, demir-çelik mamulleri, dokumaya elverişli sentetik lifler, meyve, sebze, plastik mamuller, diğer kimyasallar, metal eşya, dokumacılık ürünleri yer alıyor. İki ülke arasında ticaret hacmindeki artışın önümüzdeki yıllarda da süreceği tahmin ediliyor. Diğer taraftan, Türkiye bakımından hedef ülke konumunda olan Mısır ile ticaret dengesinin Türkiye lehine bir seyir izlemeye devam etmesi öngörülüyor. Bu kapsamda Türk firmalarının Mısır’la ticaret yapmalarının teşvik edilmesi ve desteklenmesi bekleniyor.

LİBYA İLE EKONOMİK İLİŞKİLER GELİŞİYOR

Libya, az nüfusu ve enerji sektöründen elde edilen gelirler sayesinde kişi başına düşen milli gelir bakımından Afrika’nın en zengin ülkeleri arasında yer alıyor. Libya ekonomisinin temel belirleyicisi petrol ve doğalgaz. Ülkenin ihracat gelirlerinin yüzde 95’ini, GSMH’nin yüzde 25’ini ve devlet gelirlerinin yüzde 90’ını petrol ve doğalgaz oluşturuyor. Libya ekonomisinde yeniden yapılanma döneminin başlaması ve ambargonun ülke ekonomisine olumsuz etkilerinin giderilmesi yolunda yeni sanayi ve teknoloji yatırımlarının yapılması ile birlikte, Libya pazarı ticari potansiyel açısından önem kazanmaya başladı. Ülkenin her alanda yatırım ve tüketim mallarına olan ihtiyacı, ihracatçılar için Libya’yı cazip bir pazar haline getiriyor. Libya, aynı zamanda Kuzey Afrika’daki konumu itibarıyla Orta Afrika’ya açılan bir kapı niteliğinde. Libya’nın Türkiye’ye coğrafi yakınlığı da ticari ilişkilerde büyük avantaj sağlıyor. Türkiye ve Libya arasındaki ekonomik ilişkiler özellikle son yıllarda hızlı bir gelişim gösterdi. Türkiye Libya’dan ihraç ettiği ürünler arasında demir, çelik, çimento, eşya, makine, yapı malzemeleri ve ziynet eşyaları oldu.

Yıllar itibarıyla giderek artan bir şekilde dış ticaret fazlası veren Libya, en çok dış ticaret fazlasını 2008 yılında 44.6 milyar dolar olarak verdi. 2016 yılında ise 1.9 milyar dolar dış ticaret açığı verdi. Öte yandan petrol ülkesi olan Libya’da 2012 yılında iç savaşın sona ermesinin ardından petrol üretiminin büyük bir hızla artmasıyla ihracat 58.2 milyar dolara yükseldi. 2013 yılında iç karışıklıkların yeniden alevlenmesi petrol üretimini düşürdü ve neredeyse tamamını petrol ürünlerinin olan ihracatın gerilemesine neden oldu.

Libya’nın 2014 yılında ihracatı 20 milyar dolar olurken; ithalatı 18 milyar doları aştı. 2015 yılında ise ihracatı 11 milyar dolar, ithalatı ise 12 milyar dolar oldu. 2016 yılında sert bir düşüşle ihracat, 6.7 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhracatın yüzde 98,4’ünü ham ve işlenmiş hidrokarbon ihracatı (petrol, gaz ve rafine ürünler) oluşturuyor. Bu yapı, ihracat gelirlerini petrol fiyatlarındaki değişikliklere bağımlı hale getiriyor. Hükümet ticaret dengesindeki belirsizliği önlemek için doğalgaz sektörünü geliştirmeye çalışıyor. Hidrokarbon ihracatını demir cevheri ürünleri, ham altın, hurda metaller, organik ve inorganik kimyasallar ve kimyasal gübre takip ediyor.

Libya’nın 2016 yılında ithal ettiği başlıca ürünler arasında rafine petrol ürünleri, gemiler, gaz türbinleri, buğday, canlı koyun ve keçiler, otomobiller, ilaç, canlı büyükbaş hayvanlar, bitkisel sabit yağlar, konserve su ürünleri, kablo, domates salçası, mobilya, süt, tütün, peynir ve arpa yer alıyor.

Libya petrolünün temel alıcıları İtalya, Almanya ve Fransa. Bu üç ülkenin Libya’nın ihracatı içindeki payı yüzde 50 civarında seyrediyor. Libya’nın dış ticaretinde İtalya en büyük paya sahip ülke konumunda.

Türkiye ve Libya arasındaki ilişkilere baktığımızda, en çok miktarda petrol ithal ettiğimiz 2000-2006 döneminde ticaretimizin sürekli olarak açık verdiği görülüyor. 2007 yılından sonra Türkiye’nin Libya yerine petrol ithalatını diğer ülkelere kaydırması ve yine bu dönemde müteahhitlerimizin her yıl artan sayıda Libya’da projeler üstlenmeleri ihracatımıza olumlu yansıdı. Böylece ülkemiz Libya ile ticaretinde dış ticaret fazlası vermeye başladı. Ancak ülkede yaşanan iç savaş nedeniyle 2011 yılında düşen dış ticaretimiz sonraki yıllarda yeniden yükseliş trendine girdi. 2011 yılında ülkede yaşanan iç karışıklıklar nedeniyle, Türkiye’nin Libya’ya ihracatı 748 milyon dolara geriledi. 2012-2014 döneminde 2 milyar doların üzerine çıkan Libya’ya ihracatımız 2016 yılında 906 milyon dolara geriledi. Ayrıca, Libya’ya dış ticaret istatistiklerinde yer almayan 40-60 milyon dolar civarında bavul ticareti de yapıldığı biliniyor. Türkiye’nin Libya’ya ihraç ettiği başlıca ürünler arasında ise mobilyalar, mücevher, bitkisel sabit yağlar, halılar, ilaç, çimento, plastik profiller, plastik eşya, hijyenik kağıtlar, tavuk etleri, hazır giyim, bisküvi, demir çelik yassı mamuller, demir veya çelikten inşaat aksamı ve ayçiçeği yağı bulunuyor.

TUNUS’A DIŞ TİCARET FAZLASI 2016’DA ALTI KATIN ÜZERİNDE ARTTI

Tunus, 10.5 milyonluk nüfusu ve 9 bin dolar olan kişi başı geliri ile Afrika’nın en modern ve iyi kalifiye iş gücüne sahip ülkesi konumunda. Tunus, Avrupa ve Körfez ülkelerinin yatırım limanı olarak kabul ediliyor. Ülkede üretimin tamamen yurt dışına satışı şartıyla yüzde 100 yabancı sermaye mümkün. Yatırımlarda 10 yıla kadar vergi muafiyeti, gümrüksüz ithalat, ucuz arazi gibi avantajlar var. Ulaşım, ücretler, elektrik, su, doğal gaz gibi girdi maliyetleri cazip. Tunus ile Türkiye arasında imzalanan serbest ticaret anlaşmasına göre, iki ayrı liste itibarıyla Türkiye menşeli sanayi ürünlerine, Tunus tarafından uygulanan gümrük vergilerinin yedi ve dokuz yıl içinde sıfırlanması öngörüldü.

Tunus’un dış ticaretine baktığımızda, yıllar itibarıyla giderek artan bir şekilde dış ticaret açığı verdiği göze çarpıyor. Tunus, 2015 yılında 6.1 milyar dolar dış ticaret açığı verirken, 2016 yılında bu açık 3.6 milyar dolar düzeyinde. Tunus’un ihracat yapısı ise ülkenin aynı zamanda üretim yapısını da yansıtıyor. İhracatta, kablo, hazır giyim, ham petrol, elektrik tesisat malzemeleri, zeytinyağı, taşıt araçları aksam ve parçaları, TV alıcıları, ayakkabı, spor giyim, hava taşıtlarının aksam ve parçaları önemli bir yer tutuyor.

Tunus’un ithalatında ise tüketim mallarının payı yaklaşık yüzde 30 gibi yüksek bir oranda. Bu durum endüstri açısından ülkenin kendine yeterli olmadığının bir göstergesi. Hammadde ve yarı mamuller ithalatı, başta pamuk ve kumaş olmak üzere, tekstil hammaddeleri, endüstri alet ve makineleri, mineral yakıtlar gibi enerji hammaddeleri, oto yan sanayi, plastik maddeleri ve türevleri, hububat ve demir çelik gibi hammaddelerden oluşuyor. Tekstil hammaddesi (iplik ve kumaş) ve tekstil makineleri, hububat, tütün ve mamulleri, çeşitli demir-çelik ürünleri, metal eşya, otomotiv yan sanayi ürünleri, büro makineleri ve haberleşme cihazları, elektriksiz makineler, ulaşım araçları, elektrikli makineler ve cihazlar ile inşaat malzemeleri, Tunus’a ihraç edilebilecek potansiyel ürünler arasında yer alıyor.

Türkiye ile Tunus arasındaki ticari ilişkiye bakıldığında ise ticaretin ülkemiz lehine ilerlediği görülüyor. 2000 yılında ikili ticarette Türkiye lehine dış ticaret fazlası 97 milyon dolarken, 2016 yılında dış ticaret fazlası altı katın üzerinde artarak 696 milyon dolara ulaştı. Tunus’a ağırlıklı olarak zeytinyağı işleme, unlu mamuller işleme tesisi makine ve ekipmanları satışı gerçekleştiriliyor. Ayrıca tekstil hammaddesi ve tekstil makineleri, hububat, tütün ve mamulleri, demir-çelik ürünleri, metal eşya, otomotiv yan sanayi ürünleri, büro makineleri ve haberleşme cihazları, elektrikli ve elektriksiz makineler, ulaşım araçları da başlıca ihraç edilen ürünler arasında yer alıyor.

Türkiye’nin Tunus’a ihracatı 2016’da bir önceki yıla göre artarak 910 milyon dolar oldu. 2016 yılında Tunus’a ihraç edilen belli başlı ürünler, pamuklu kumaşlar, demir veya alaşımsız çelikten yarı mamuller, petrol yağları, kağıt, karton, petrol gazları ve diğer gazlı hidrokarbonlar, örme kumaş, eşya taşımaya ve insan taşımaya mahsus motorlu taşıtlar, otomobiller, demir/ çelikten yassı mamuller ve profilleri. Türkiye’nin Tunus’a ihracatı kayıtlı rakamlarla sınırlı değil. Buna paralel olarak, yılda 50 bini aşkın Tunus vatandaşı alışveriş veya bavul ticareti amacıyla ülkemize geliyor. Bu kapsamda kesin olmamakla birlikte yapılan ticaretin miktarının yılda 150-200 milyon dolara ulaştığı tahmin ediliyor. 2016 yılında Tunus’tan yapılan ithalat ise bir önceki yıla nazaran artarak 214 milyon dolara ulaştı. 2016 yılında Tunus’tan ithal ettiğimiz başlıca ürünler ise azot, fosfor, fosforik asitler, TV alıcıları, ayakkabılar, pamuklu kumaşlar, elektrik panoları, hurma ve kablolar.

CEZAYİR, ARAP BİRLİĞİ İÇİNDE 4. BÜYÜK EKONOMİ KONUMUNDA

Kuzey Afrika’da, Akdeniz kıyısında, Fas ve Tunus’un arasında yer alan Cezayir topraklarının yüzde 80’i Sahra’da bulunuyor. Ülkenin yüzde 10’luk kısmını oluşturan verimli kuzey kısmında tahıl, şarap, zeytin ve meyve üretimi destekleniyor.

Afrika’nın en geniş yüz ölçümüne ve 37 milyonu aşkın nüfusa sahip olan Cezayir, doğal gaz ve petrol rezervleri ile kıtanın en büyük dördüncü ekonomisi konumuna sahip. Cezayir, 22 üyesi bulunan Arap Birliği ülkeleri arasında da (Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır’ın ardından) dördüncü büyük ekonomi konumunda. Ancak, büyük doğal gaz ve petrol kaynaklarına karşın, kişi başına düşen gelir açısından alt orta gelirli bir ülke statüsünde. Ülke ekonomisi enerji sektörüne bağımlı olup hidrokarbon ürünleri, ülkenin ihracat gelirlerinin yüzde 97’sini ve GSMH’sinin yüzde 45’ini ve bütçe gelirlerinin üçte ikisini sağlıyor. Bu bağımlılık, petrol fiyatlarındaki değişimlerden büyük ölçüde etkilenen bir ekonomik yapılanmaya neden oluyor.

Cezayir’in 2016 yılında ihraç ettiği ürünlerin yarıdan çoğunu hidrokarbonlar, diğer kısmını ise kimyasallar, gübre, kalsiyum ve alüminyum fosfat gibi bazı hammadde, şeker ve başta hurma olmak üzere meyve ve diğer tarım ürünleri oluşturuyor. Cezayir 2016 yılı ihracatının yaklaşık olarak yarısını İspanya, İtalya, ABD ve Fransa’ya yapıyor. İhracat ürünlerinin büyük bir bölümünü ham petrol ve ürünleri oluşturuyor.

Bir yandan tarımsal üretimin, diğer yandan sanayi alt yapısının yetersizliği nedeniyle pek çok tüketim mamulünü dışarıdan alan Cezayir, ihtiyaçlarını karşılamak üzere, yıllar itibarıyla sürekli artan miktarlarda ithalat yapıyor. İthalatta ise en büyük payı Çin ve AB ülkeleri alıyor. 2016 yılı ithalatında başlıca ürünleri, buğday, petrol yağları, ilaçlar inşaat demiri, telefon, otomobil, süt, krema, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar, şeker, mısır, demir çelikten borular, demir veya çelikten inşaat aksamı ve soya yağı oluşturuyor.

Cezayir, Avrupa Birliği’nin en önemli ticaret ortağı konumunda. Cezayir’in ülkeler itibarıyla ithalatında en önemli ülke Fransa. Ardından İtalya, Çin, İspanya, Almanya, ABD, Arjantin, Brezilya, Kore ve Türkiye geliyor. Ülkeler itibarıyla ihracatında en önemli ülkeyi ise ABD oluşturuyor. Bunu sırasıyla İtalya, İspanya, Fransa, Hollanda, Kanada, Belçika ve Türkiye izliyor. Cezayir, Türkiye’nin Kuzey Afrika’daki en önemli ticari ilişki içinde olduğu ülke konumunda. Türkiye ile Cezayir arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde son yıllarda görülen büyük gelişmeye rağmen, dış ticaret dengesi Cezayir lehine seyretmeye devam ediyor. Yabancı yatırımcıya yönelik politika izleyen Cezayir, yatırımcıya gümrük vergisi indirimi, KDV muafiyeti, gayrimenkul intikal vergisi muafiyeti, 10 yıl kurumlar vergisi, gelir vergisi, götürü vergi, mesleki vergisi ve arazi vergisi muafiyeti gibi avantajlar tanıyor. Türk yatırımcılar açısından imalat sanayi alanında makine, yedek parça, ekipman, elektrikli ve elektronik ev aletlerinin imalat ve montajı elverişli yatırım alanları olarak sıralanıyor. İnşaat, altyapı ve telekomünikasyon sektörlerinde firmalarımız için birçok fırsat sunuyor. Turizm ve otelcilik sektörü de Türk yatırımcı için cazip alanlar olarak görülüyor. Cezayir, 2016-2017 dönemi için Ekonomi Bakanlığı tarafından belirlenen öncelikli ülkeler arasında. Türkiye ile Cezayir arasındaki ticarette 2005 yılı öncesinde Cezayir lehine seyreden dış ticaret dengesi, Cezayir’e yapılan ihracatın düzenli olarak her yıl artmasıyla, 2006 yılından itibaren Türkiye lehine fazla vermeye başladı. Türkiye lehine olan dış ticaret dengesi 2016 yılında 1.27 milyar dolara ulaştı. 2015 yılında Türkiye’den Cezayir’e gerçekleştirilen 1.8 milyar dolarlık ihracat, 2016 yılında 1.7 milyar dolara geriledi. İhraç edilen başlıca ürünler, demir veya çelikten inşaat ve inşaat aksamı, hazır giyim, buzdolapları, dondurucular, maden işleme makineleri, karayolu taşıtları için aksam ve parçalar, kablolar, mobilyalar, iş makineleri, tarım ürünleri işleme makineleri, demir-çelikten soba ve ocaklar, demir-çelikten borular, iç giyim, halılar ve plastik borular. Öte yandan 2015 yılında 740 milyon doları olan Cezayir’den ithalatımız, 2016 yılında 463 milyon dolara geriledi. Türkiye’nin Cezayir’den ithalatında önem arz eden ürünler, petrol gazları ve diğer gazlı hidrokarbonlar, petrol yağları, şeker, amonyak, hidrojen ve fosfat.

FAS’TA UYGUN FİYATLI KALİTELİ TÜRK ÜRÜNLERİNİN ŞANSI YÜKSEK

Atlantik Okyanusu’na ve Akdeniz’e kıyısı bulunan Fas, Cezayir ve Batı Sahra arasında yer alıyor. Bölgenin batısında yer alan Fas, 33 milyon nüfuslu, orta gelir düzeyinde ülkeler arasında sayılıyor. Fas’ta kişi başı gelir yaklaşık 5 bin 100 dolar ve ekonomisi yüzde 7-8 civarında büyüme kapasitesine sahip. Dünya fosfat lideri olan Fas’ta küresel kriz etkili olmadı ve hükümet kapsamlı bir kalkınma hamlesi başlattı. Ülkede ticaret daha çok Kasablanka ve başkent Rabat kentlerinde ağırlıklı olarak yapılıyor. Bu iki kent aynı zamanda tüm kıtaya açılan kapı görevi görüyor. Bu ülkeye Türk yatırımcılar da özellikle turizm ve inşaat sektörüne yönelik ilgi gösteriyor. Fas piyasasına genellikle Fransız firmaları hakim. Türkiye ile Fas arasında serbest ticaret anlaşması imzalanarak, Türk sanayi ihraç ürünleri gümrük maliyetlerinden muaf duruma geldi. Uygun fiyatlı ve kaliteli Türk ürünleri, etkin tanıtımla Fas pazarına girebilir. Dünyanın en büyük fosfat yataklarına sahip olan Fas, ekonomisini tarım, imalat, balıkçılık ve turizm sektörü gelirleri ve dış ülkelerde çalışan Faslıların ülkeye getirdikleri dövizlerle ayakta tutuyor. Fas ekonomisinin son 10 yılda tarım ve fosfat sektörlerine olan bağımlılığı azalarak imalat ve hizmet sektörlerinin GSYİH’deki payları arttı. GSYİH, tarım sektörünün performansına göre yıllar itibarıyla değişkenlik gösteriyor. Fas, Dünya Bankası tarafından önerilen bir ekonomik programı yürütüyor. Ülkedeki sosyal ve ekonomik eşitsizliğin büyümedeki en önemli engel olduğu belirtiliyor. Orta ve uzun vadeli hedefler içeren Dünya Bankası programı yıllık ortalama büyümenin yüzde 5-6 düzeyinde gerçekleşmesi gerektiği yönünde. Diğer taraftan ülkenin serbest piyasa ekonomisine geçmesine kuşku ile bakan bir kesim de bulunuyor. Fas firmalarının özellikle Avrupa’dan gelecek rekabet karşısında zayıf kalmalarından endişe ediliyor. Turizm gelirleri ülkenin en önemli döviz girdi kaynağı konumunda. Diğer önemli döviz kaynakları yurt dışında çalışan Faslı işçilerin gönderdikleri dövizler ve fosfat ihracatından elde dilen gelirler.

Ülke ithalatında sanayi ürünleri öncelikli sırada yer alıyor. En fazla ithal edilen ürünler ham petrol, petrol yağları, makine ve ulaşım araçları, tekstil ürünleri ve kimyasallar. Avrupa Birliği Fas’ın en önemli ticaret ortağı konumunda. İthalatın yaklaşık yarısı ve ihracatın yüzde 70’ten fazlası Avrupa Birliği ülkeleri ile yapılıyor. Fransa en önemli tedarikçi ülke konumunda olup İspanya ikinci en büyük tedarikçi. Fransa aynı zamanda Fas’ın en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülke. Türkiye’nin Fas’dan ithalatı ise 2015 yılında 710 milyon dolar olarak gerçekleşti. Fas’dan ithal ettiğimiz başlıca ürünler ise otomobil, işlenmemiş altın, difosfor pentaoksit, işlenmemiş kurşun, tabii kalsiyum ve gümüş.