“Makine sektörü, Türkiye’nin en yüksek katma değer yaratan sektörü”

178

Türbosan Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Silahtaroğlu, düşük teknolojiye verilen teşvikler ve desteklerin yüksek teknolojiye doğru yönlendirilmesi gerektiğini söyledi. Silahtaroğlu, Türk makine sektörünün, bilgiye dayalı, yetkin müteşebbislerin varlığı sayesinde en yüksek katma değeri yaratan sektör haline geldiğinin altını çizdi.

MİB Dergisi’nin “Duayen” bölümünün konuğu olan Türbosan Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Silahtaroğlu, desteklerin düşük teknolojiye değil yüksek teknolojiye doğru yönlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Verilen desteklerin takibinin de önemli olduğunu dile getiren Silahtaroğlu, sektördeki bir diğer önemli sorun olan haksız rekabetin önlenmesi için de çalışmalar yapılmasını istedi. Sektörlerin yeteri kadar büyüklüğe ulaşınca serbest piyasanın gereklerini yerine getirebileceğini hatırlatan Silahtaroğlu, “Siyasi yapı ve ekonomik durumdan bağımsız şekilde bu tür bir yapı oturtulabilirse ileri teknoloji, ithal ikameci bir yaklaşım ile Türkiye’nin ilerlemesi gerektiğini düşünüyorum” dedi. Silahtaroğlu ile geçmişten günümüze makine sektörü, gelecek için yapılması gerekenler ve hedeflerle ilgili konuştuk.

Öncelikle sizi tanımak isteriz? Sedat Silahtaroğlu kimdir? Sanayiciliğe nasıl adım attınız ve bu süreçte neler yaşadınız?

1955 doğumluyum. İstanbul Teknik Üniversitesi Metalürji Yüksek Mühendisliği ve İstanbul Üniversitesi İşletme Yüksek Lisansı mezunuyum. Almanca ve İngilizce biliyorum. Sanayiciliğe 1981 yılında Makine imalatı yapan iki şirketimizde, Türbosan Türbomakinalar Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Taral Tarım Makine ve Aletleri Sanayi A.Ş.’de çalışarak başladım. Bugün Taral’ın Yönetim Kurulu Başkanı, Türbosan’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürlüğünü yapıyorum. Çalışma hayatımda firmaların her departmanında görev aldım.

Türbosan ile bilgi alabilir miyim? Üretim, yatırım, ciro, ihracat ve istihdam rakamları nedir ve hedefler nelerdir?

Türbosan 1971 yılında, tarımsal sulama, içme suyu, atık su ve çeşitli endüstriyel tesislerin pompa ihtiyacını karşılamak kuruldu. Bugün ise gelişen teknolojiye paralel enerji verimliliği yüksek pompalar üretime dahil edildi. Türbosan sektörün lider kuruluşu olarak, enerji verimliliği konusunda öncülük ediyor. Tüm ürün gruplarımızda enerji tasarruflu pompa ve pompa sistemlerinin Ar-Ge çalışmalarına önem veriyoruz. Ürün çeşidimizin genişlemesi ve artan üretim talebi nedeniyle 2013 yılında Dilovası’ndaki modern fabrikamıza taşındık. Türbosan A.Ş. TS EN ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi, CE Belgeleri, TS 12599, TS 514 ve TS EN ISO 9905 Türk Standartlarına Uygunluk Belgelerine sahip bir firma. Kalite politikamızın temelini, müşteri istek ve beklentilerini en iyi şekilde tespit ederek, ürün ve hizmette en yüksek verimliliği sağlamak oluşturur. Bugün Türkiye’de pazar payımız yüzde 5. Hedefimiz ise bu oranı daha da yukarılara taşımak.

Sanayici kimliğinizle istediğiniz hedeflere ulaşabildiniz mi?

Türkiye’de sürdürülebilir büyüme hedefi gerçekleştirmesi çok zor.

Girişimcilik, yenilik yaratmak açısından bakıldığında sizler mi yoksa yeni nesil mi daha şanslı ve neden? Geçmişin ve bugünün artı ve eksileri neler sizce?

Yeni nesil daha şanslı çünkü bilgiye ulaşmak kolaylaştı. Ama rekabet çoğaldı. Teknoloji çok hızlı gelişiyor. Teknolojik gelişmelere ayak uyduramayanların yaşaması çok zor. Özellikle Ar-Ge çalışmalarına, inovasyona ve kaliteli üretime ağırlık vererek benzerlerin içinden sıyrılmak mümkün. Bunlar göz ardı edilmezse girişimcilik ruhu ile başarının elde edilmesi mümkün.

Türk sanayisi ekonomik krizlerin gölgesinde büyüdü ve halen krizler içinde gelişiyor. Bu noktada girişimci ruhların cesaretleri çabuk kırılabiliyor. Siz bu ekonomik krizleri nasıl aştınız? Genç girişimcilere geçmişten edindiğiniz tecrübelerle krizlerden çıkış için neler önerirsiniz? Başarıya giden yolda nasıl bir yol izlemeliler?

Ekonomik krizleri ihracat ile aştık, sürdürülebilir büyümenin yolu ihracattan geçiyor. İhracatta yeni pazarlar yaratmak için çalışılmalı ve yine daha önce dediğim gibi, Ar-Ge, inovasyon ve kaliteli üretimde farklılaşmaya önem verilmeli. Bu yöndeki çalışmalar krizleri atlatmada her zaman çok etkin oldu. Bunu yapan firmalar başarıyı yakaladı.

Makine sektörünün dünü ve bugününü değerlendirebilir misiniz? Sektör hangi aşamalardan geçerek bu günlere geldi?

Sektörümüz iyi durumda. Özellikle Avrupa pazarında önemli bir yere sahibiz. Yerel konumdan uluslararası kabul gören konuma geçtik. Türkiye’de makine sektörü 1960’lı yıllarda bakım-onarım hizmetleri ile gelişmeye başladı. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında, ülkemize uygulanan ambargo ile büyük sıkıntılar çeken sektörün özellikle 1983 yılı sonrasında gelişen siyasi süreci ile birlikte ihracata yönelik olarak yeniden şekillenmesi gerekti. Daha önce kendimize yeten sektörün yurt dışına açılmaya başlaması sonrasında teknolojinin gelişimi ile birlikte sektör bugünkü haline ulaşmada ilk adımlarını atmaya başladı. İthal malların ülkemize girişi, döviz bulunabilirliği ve serbest piyasa ekonomisinin gerektirdikleri ile birlikte 1990 yılların başlarında kurulan firmalar, otomotiv ve savunma sanayinin gelişimi ile büyük ivmeyle yol almaya devam etti. Yaşanan zorluklar ve ekonomik krizlerden her seferinde daha güçlü çıkmayı başaran makine imalat sektörü, 2002 yılından sonra büyük bir hızla yükseldi, dünyada bilinirliği ve güvenirliği arttı. 2008 yılından sonra ise bu ivme biraz düşme gösterse de yetenekli gençlerin sektöre yavaş yavaş girmesiyle ve bilgi çağının yakalanması ile birlikte beklenmedik gelişmeler ve sektörler kendini göstermeye başladı. Türkiye’ye özgü olan ve maalesef birbirinden kopan aile şirketleri bazen küçülmeye giderek yok oldu, bazen de oluşan iki parça bir önceki yapıdan daha iyi konuma getirdi. İhracat hedefli ve serbest piyasa ekonomisinin gerektirdiği şekilde hareket etmeye çalışan sektörü tehdit eden ise maalesef imalat konusunda büyük ilerleme ve ucuz işçi ile dünyada kendine yüzde 50 gibi bir yer edinen Çin merkezli teknoloji.

Sektör temsilcilerinin ve devletin, sektörün daha da iyi bir noktaya gelmesi için neler yapmalı?

Öncelikle haksız rekabetin giderilmesi için Çin’e karşı önlemler, ihracatta KDV iadesi ve yerli malı kullanımı engelleri konuları üzerinde çalışılmalı. Bunun yanında SSH-Mevzuatının tüm makine sektöründe ve özellikle ithal makinelerde istisnasız uygulanmalı. İhracatın artırılması için Serbest Ticaret Anlaşmaları yaygınlaştırılmalı. Sektör temsilcilerinin sivil toplum kuruluşlarının bu konulara mutlaka önem vermesi gerekiyor. Sektörün gelişimi, rakiplerin takibi ve toplu hareket edilmesi için MİB gibi kurumların daha ön planda olması ve karar vericilerin sektörü dinlemeden hareket etmemesi gerekli. Ayrıca devletin öncelikli sektörler belirlemesi daha iyi olacak. Hizmet sektörü ile imalat sektörü birbiri ile eş tutulmamalı. Makine, savunma, havacılık, elektronik gibi sektörlerin verilen desteklerden daha fazla yararlanmasının sağlanması ve koordineli bir biçimde hareket etmesi ülkenin geleceği için en önemli unsurlardan biri. Yerli malı kullanımının ilkokuldan itibaren topluma işlenmesi de gelecek için bugünden başlanması gereken projelerinden biri olmalı. Eğitim kalitesinin artırılması ve yetişecek iş gücünün öncelikli olarak ülke içinde sağlanması da gerekli. Düşük teknoloji konularında verilen teşvikler ve desteklerin yüksek teknolojiye doğru yönlendirilmesi yine devlet eli ile yapılması gerekenler arasında. Sektör temsilcileri ise bu destekleri iyi değerlendirerek açık gördüğü konularda girişimde bulunmalı, yapılan girişimi de korumak için MİB gibi kurumları ve güçlü sektörel örgütleri arkasına alarak hareket etmeli. El birliği ile yapılanın yine el birliği ile korunması önemli. Sektörler yeteri büyüklüğe ulaştıkça serbest piyasanın gerekleri yine yerine getirilebilir. Başlangıç ve takip eden süreçte yeterince destek olunursa özel sektör boşluk olan yüksek teknolojili konularda yatırım yapmaya daha hevesli olacak sonuçta. Siyasi durum veya ekonomik durumdan bağımsız şekilde bu tür bir yapı oturtulabilirse ileri teknoloji, ithal ikameci bir yaklaşım ile Türkiye’nin ilerlemesi gerektiğini düşünüyorum.

Başarınızın altında yatan nedir?

Hedeflerle yönetim ve sürekli hedef yenilemek,

Başarınıza ailenizin katkısı nedir?

Çok katkısı oldu. Hazır yürüyen bir işin içine katılmak bana nasip oldu.

Makine İmalatçıları Birliği (MİB) hakkındaki düşünceleriniz nedir? Daha iyi çalışmalar yapılması için önerileriniz nelerdir?

MİB sektörün en önemli STK’sıdır. Bugüne kadar çok olumlu katkılar yaptı. MİB sayesinde İhracatçılar Birliği, Makine İhtisas OSB kuruldu. Sektörün Federasyon haline gelmesini sağladı. Bu kurumlar ve son derece yetkin müteşebbislerimiz sayesinde makine imalat sektörü ülkemizin en yüksek katma değer yaratan sektörü haline geldi.