“Makine sektörü ayrıcalıklı olarak desteklenmeli”

44

Dünya ihracat devi olan hemen hemen tüm ülkelerde makine sektörünün ayrıcalıklı desteklendiğini belirten Özçelik Makine Satış ve Pazarlama Direktörü Volkan Biçer, “Bu ayrıcalığın çok kısa zamanda Türkiye’de de geçerli olmasını umut ediyorum” dedi. Biçer, teşviklerin yanında üreticinin ihracatta başarı yakalamayı ne kadar istediğinin de önemli olduğunu vurguladı.

Özçelik Makine Satış ve Pazarlama Direktörü Volkan Biçer dergimizin “Genç Makineciler” bölümünün bu sayıdaki konuğu oldu. Türkiye’nin 2023 yılı 500 milyar dolar ihracat hedefinin, 100 milyar dolarının makine sektöründen karşılaması beklendiğini hatırlatan Biçer, bu hedefin eksiksiz yerine getirebilmesi için makine sektörünün yeterli teknolojik gelişmeyi ve rekabet gücünü sağlaması gerektiğini vurguladı. Dünya ihracat devi olan hemen hemen tüm ülkelerde makine sektörü ayrıcalıklı olarak desteklendiğini belirten Biçer, “Bu ayrıcalığın kısa zamanda Türkiye’de de geçerli olmasını umut ediyorum. Ancak ihracatın güçlendirilmesi için ülkenin sağlayacağı teşvikin yanında üreticinin ihracatta başarı yakalamayı ne kadar istediği de çok önemli bir konu” dedi. Biçer ile Özçelik Makine’de dünü, bugünü, hedefleri, makine sektörünün sorunları, çözüm önerileri ve geleceğini konuştuk.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Volkan Biçer kimdir?

Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesinden 2001 yılında mezun oldum. Üniversite öncesi ve sonrasında profesyonel olarak basketbol oynadım. Spordaki profesyonellik, disiplin ve özveri bana iş hayatımda başarı getirdi. Elbette bu başarılarımda birlikte çalıştığım birbirinden değerli yöneticilerimin de payı büyük. Buradan hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. 18 yıllık iş hayatımın ilk seneleri yoğunlukla iletişim sektöründe geçti. Bu dönemde farklı sektörlerle çalışma ve tanışma fırsatı buldum. Sonrasında otomotiv ve inşaat sektörlerinde yer aldım. 2014 yılından beri de Özçelik Makine’de yöneticilik yapıyorum. Özçelik Makinede Yurt İçi Satış Müdürü olarak başladığım kariyerime şu an Satış ve Pazarlama Direktörü olarak devam ediyorum.

Firmanız Özçelik Makine’yi tanıyabilir miyiz?

Özçelik Makine olarak 1980 yılında, 25 metrekare bir atölyede alüminyum ve PVC profil işleme makineleri ile sektöre girdi. Günümüzde ise 16 bin metrekaresi kapalı olmak üzere 17 bin metrekare alanda modern ve tam entegre üretim tesisine sahip. Alüminyum ve PVC profillerin işlenmesinde kullanılan makinelerin yanı sıra; alüminyum kompozit panel, demir ve çelik profil gibi farklı endüstriyel ürünlerin işlenmesine imkân sağlayan nitelikli makineleri de ürün gamımıza ekledik. 70’in üzerinde makine çeşidimizle yıllık 40 bin adet üretim kapasitesine sahibiz ve 5 kıtada 90’dan fazla ülkeye ihraç gerçekleştiriyoruz. Kalitemizi, Avrupa Güvenlik Standartlarına Uygunluk (CE) belgesi, Yönetim Sistemi Kalite Belgesi (ISO 9001:2015 TUV), Ukrayna Ürün Kalite Belgesi (UKR-SEPRO), Hizmet Yeterlilik Belgesi (TSE) ve Rusya Gümrük Birliği Belgesi (EAC) ile tescilledik. Firma olarak teknolojiyi yakından takip ediyor ve çağın getirdiği yenilikleri üretim hatlarımıza taşımaya özen gösteriyoruz. Sektörün önde gelen üreticilerinden biri olmayı yatırımlarımız, 38 yıllık tecrübemizle harmanladığımız yenilikçilik ilkemiz, müşterilerimizin ihtiyaçlarına sunduğumuz çözüm ortaklığı ve Ar-Ge çalışmalarımız sayesinde başardık.

Firmanızla ilgili kısa, orta ve uzun vadeli ciro, ihracat, yatırım hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?

38 yıllık, sektöründe birçok ilki ve eni gerçekleştiren bir markadan söz ediyoruz. Elbette bu ölçekte bir şirketin durması imkânsız. Her ne kadar ülkece ekonomik olarak sıkıntılı günler geçiriyor olsak da biz Özçelik ailesi olarak yerli üretimin, milli sanayinin en büyük neferlerinden olmaya devam edeceğiz. Yeni hatlarımız, devamlı gelişen çalışan profilimiz ile dünyaya Özçelik kalitesini daha da fazla duyurmak için var gücümüzle çalışıyoruz. 2018 yılı için ilk 2 çeyrek hedeflerini beklentimizin üzerinde gerçekleştirdik. Şimdi sıra 3’üncü ve 4’üncü çeyreklerde. Hedefimiz 2018 yılını da büyüyerek kapatmak. Gerek yurt içi pazarda gerekse yurt dışı pazarda yakında açıklayacağımız ve ses getireceğine inandığımız projelerimiz var. 2019 yılının bizim için önemi büyük ve alt yapımızı 2018 yılından hazırlıyoruz.

Geçtiğimiz yıllarda Özçelik Makine yurtdışında Oz Machine ismi ile tüketicisinin karşısına çıkmaya başladı. Bu değişimle ilgili bilgi alabilir miyiz?

2016 yılının 2’nci çeyreğinde, yaptığımız araştırmalar sonucunda yurt dışı pazarına Oz Machine markasını sunma kararı aldık. Bu kararın en etkili sebebi Özçelik kelimesinin farklı bölgelerde farklı şekillerde telaffuz edilmesiydi. Biliyorsunuz, marka bilinirliğinde en önemli özelliklerinden birisi de kolay anlaşılabilir ve hatırlanabilir olması. Oz Machine isminin her dilde aynı şekilde telaffuz edilmesi ve akılda kalıcılığının güçlü olmasının globalleşme yolunda bize hız kazandıracağına inanıyoruz. Bu kararı çok kısa süre önce gerçekleştirmemize rağmen, Özçelik Makine tecrübesi ve kalitesiyle beslediğimiz Oz Machine markasını yurt dışı pazarında oturtmayı başardık.

Teknolojinin hızlı gelişmesiyle birlikte firmalar sürekli bir dönüşüm içinde. Firmanızın yürüttüğü araştırma, geliştirme, yeni ürün tasarımları gibi çalışmaları ile ilgili bilgi alabilir miyim?

Teknolojinin hızlı gelişimine ayak uydurmaya ve bu değişimle birlikte sunduğu fırsatlardan doğru bir şekilde faydalanmaya özen gösteriyoruz. Özçelik Makine’nin birçok departmanında olduğu gibi Ar-Ge departmanında da tüketici geribildirimi önemli bir kaynak. Ürünlerimizi geliştirirken ve yeni tasarımlar yaparken pazarın ihtiyaçlarını göz önünde bulunduruyoruz. Aynı zamanda önemli odak noktalarımızdan bir diğeri de makinelerimizi üstün teknolojik donanımlara sahip olarak tasarlayıp üretimde verimi artırmak. Kullandığımız teknolojinin üst düzey olmasının verimi, verimin de markamızın tercih edilme oranını artıracağını hiçbir zaman unutmuyoruz. Özçelik Makine olarak hedefimiz, üretim kalitesi ve verimini artırmaya yönelik üstün teknolojilerle üretilen makinelerimizin, ülke ve dünya pazarında ilk tercih edilen makineler haline gelmesi.

İhracat firmaların ve ülkenin en önem verdiği konu. Bu noktada Özçelik Makine’nin ihracat stratejisi nedir?

Özçelik Makine olarak şu anda beş kıtaya ihracat yapıyoruz. Bu kıtalarda hatırı sayılır bir marka değeri yaratmamızın önemli sebepleri, kalitemiz ve her bölgeye özel olarak hazırladığımız iletişim stratejisi. Özellikle son zamanlarda büyüme trendine giren ülkeleri hedef pazarlarımızın içine dahil ediyoruz. Afrika, Asya ve Güney Amerika başta olmak üzere uzak pazarlara daha fazla vakit ve bütçe ayırmaya başladık. Bir ülkeyi hedeflerimizin arasına almadan önce ciddi bir bütçe ve mesai harcayarak, sıkı analiz çalışması yürütüyoruz. Hedefimizdeki ülkenin ikliminden tutun; demografik yapısı, ekonomik verileri, rakiplerin ilgili pazarlardaki geçmiş çalışmaları, sektörün büyüme hızı – ki bu da inşaat sektörünün büyüme hızı ile doğrudan ilişkili olduğu için inşaat sektörünün gelişimi – gibi verilerine kadar analiz ediyoruz. Bu ciddi sürecin tek amacı, söz konusu ülkeyi yerlisi kadar iyi tanıyarak bizi başarıya götürecek stratejileri belirlemek.

İhracatı Türk makine sektörü genelinde değerlendirirsek nasıl bir strateji oluşturulmalı?

Ülkemizin 2023 yılına kadar hedeflediği 500 milyar dolar ihracatın, 100 milyar dolarını makine sanayisinin karşılaması bekleniyor. Bu hedefi eksiksiz bir şekilde yerine getirebilmemiz için her şeyden önce makine sektörü olarak yeterli teknolojik gelişmeyi ve rekabet gücünü sağlamamız gerekir. Dünya ihracat devi olan hemen hemen tüm ülkelerde makine sektörü ayrıcalıklı olarak destekleniyor. Bu ayrıcalığın çok kısa zamanda Türkiye’de de geçerli olmasını umut ediyorum.

Ancak ihracatın güçlendirilmesi için ülkenin sağlayacağı teşvikin yanında üreticinin ihracatta başarı yakalamayı ne kadar istediği de çok önemli bir husus. Üreticilerin, dünya ki üretim anlayışının köklü bir değişime uğradığı ve bu değişimin rekabeti daha çetin bir hale getirdiği gerçeğini göz önünde bulundurması gerekiyor. Aynı zamanda artık müşteriyle olan sürecin satın alma işleminden sonra tamamlanmadığını da iyi bilmeleri lazım. Müşteri dünyanın neresinde olursa olsun istediği zaman üreticisiyle iletişime geçmeyi bekliyor. Üreticiler ihracat yapmadan önce; tüketici davranışı ve beklentilerinden, ülkenin ekonomik durumuna kadar kendisini ilgilendirebilecek her konuyu iyice analiz etmeli ve stratejilerini analiz sonuçlarının üzerine kurmalı.

Makine sektörünün sorunları nelerdir ve sizce bu sorunlar nasıl çözülebilir?

Makine sektörünün başta gelen en büyük sorunlarından biri, katma değeri yüksek ürünleri ithal ederek, katma değeri daha düşük ürünleri ihraç ediyor oluşumuz. Bu sorunun varoluşu bizi krizlere karşı en hassas sektörlerden biri haline getiriyor. Bir diğer sorun ise nitelikli iş gücü kaynağı bulamamak. Bu sorun beraberinde birçok üreticinin, Ar-Ge ve pazarlama çalışmalarına hak ettiği önemi vermiyor olmasını getiriyor. İhracat payımızı büyütmek isterken, iç pazarı daraltan uygulamaların var oluşu üreticiyi zor durumda bırakabiliyor. Sorunları çözmek için sektör birliklerinin ve üreticilerin hep birlikte hareket etmesi gerekiyor. Öncelikle; KDV ile ilgili düzenlemeler yapılarak tedarik, üretim ve ihracat süresince üretici tarafından taşınan KDV yükü hafifletilmeli, yerli üretim yurt içinde desteklenmeli, eğitim teşvikleri ile kalifiyeli eleman sorununa kalıcı çözüm getirilmeli ve Ar-Ge çalışmalarına yönelik özel bir teşvik programı uygulanmalı.

Türk makine sektörünün geleceğini nasıl görüyorsunuz? Sizce sektörün daha iyi noktalara gelmesi için hem sektör temsilcilerinin hem de devletin neler yapması gerekiyor?

İhracat ve üretim verilerine baktığımızda Türkiye sanayisinin en önemli sektörlerinden biri olduğumuzu söyleyebiliriz. Makine sektörünün üretim, kalite, Ar-Ge, pazarlama ve ihracat gibi alanlarda dünya ile entegrasyonunu tamamlamaya yakın olduğunu düşünüyorum. Yerli üretimin yurt içinde desteklenmemesi gibi yukarıda bahsettiğimiz sorunlara kalıcı çözümler bulunabilirse ve yeterli teşvikler verilirse, önümüzdeki yıllarda bu süreç tamamlanacak ve dünya pazarından daha büyük paylar alabileceğiz. Özçelik Makine olarak sektörün gelişimi ve Türk makine sanayisinin daha güzel yerlere gelebilmesi için, işin sadece makine üretmek ve satmakla sınırlı kalmadığı bilincinin oluşturulması gerektiğine inanıyoruz.

Biraz da aile yaşantınız, hobileriniz, kişisel hedeflerinizden bahsedebilir misiniz? İş yerinin dışındaki Volkan Biçer neler yapar?

Profesyonel hayatın gerekliliği elbette benim de özel hayatıma yansıyor. İş yoğunluğu oldukça fazla. Bir de buna seyahatler eklenince zaman sıkıntıları yaşanıyor. Ancak zamanı yönetebilmek başarının anahtarı. Bende elimden geldiğince zaman yönetimine dikkat etmeye çalışıyorum. Hemen hemen her gün spor yapmaya özen gösteriyorum. Her ne kadar profesyonel oyunculuğu bırakmış olsam da getirdiği disiplini bilfiil yaşıyorum. Benim gibi eski oyunculardan kurulu grubumuz var. Her biri iş dünyasında birbirinden değerli pozisyonlarda çalışıyor. Düzenli olarak bir araya gelerek hem spor yapıyor hem de farklı sektörlerle fikir alışverişinde bulunuyoruz. Tarihe karşı özel bir merakım var. Geçmişte olanların geleceğe ışık tuttuğuna, geçmiş geleceğinin güzel harmanlanmasının başarıyı getireceğine inanıyorum. Bu sebeple gerek yazılı kaynaklardan gerekse online taraftan kendimi besleyerek araştırmalar yapıyorum. İşi işte bırakıp iş dışında kalan zamanlarımda beni bir sonraki iş gününe hazırlayacak uğraşlar buluyorum ki bir sonraki iş gününe ya da bana göre bir sonraki maça daha hazır ve verimli çıkabileyim.

Makine İmalatçıları Birliği (MİB) hakkındaki düşünceleriniz nedir? Daha iyi çalışmalar yapılması için önerileriniz nelerdir?

Makine sektörünün tek bir çatı altında toplanmasının hem üreticiye hem de tüketiciye güven verdiğini düşünüyorum. Ayrıca üyelerinizin Türk makine ihracatının yüzde 60’ından fazlasını gerçekleştirmesi ve sermaye malı veya yatırım tipi makineler gibi zor ve teknoloji yoğun imalat konusunda büyük bir üstünlük göstermesi, üyelerinize verdiğiniz önemi ve gücü gözler önüne seriyor. İsminin bürokraside saygın bir yer edinmesini ve üye sayısını göz önünde bulundurarak, yurt içi ve yurt dışı ticaretinin sağlıklı bir şekilde artması için MİB’e önemli kılavuzluk görevi düştüğünü düşünüyorum. Naçizane bir tavsiyede bulunmak gerekirse MİB; sektörün bir araya gelerek sorunları masaya yatıracağı, birlik ve ortak hedef ilkelerinin oluşturulacağı organizasyonlara daha fazla ev sahipliği yapmalı.