Makale: Halefşan Sümen

Bilim makineleri iki kategoriye ayrılır; takım tezgahları ve üretim makineleri. Takım tezgahları torna, freze, planya, iş merkezi gibi başka makineleri yapmada kullanılan makinelerdir.

155

Bilim makineleri iki kategoriye ayrılır; takım tezgahları ve üretim makineleri. Takım tezgahları torna, freze, planya, iş merkezi gibi başka makineleri yapmada kullanılan makinelerdir.

Üretim makineleri ise ambalajdan gıdaya, dokumadan pencere üretimine kadar herhangi bir nesneyi üreten tüm ekipmanları kapsar. Geniş acıdan bakıldığında makinenin tanımı yakın zamana kadar insanın kas gücünü destekleyen veya onun yerine gecen her şey olarak kabul ediliyordu. Makine orijininde mekanik bir ünitedir. Türkçede makine mühendisliği olarak kullanılsa da İngilizcede makine bilimi mekanik mühendisliği olarak adlandırılıyor. Aslında buraya kadar anlattıklarım geçmişi, makine tarihinin başlangıcını yansıtıyor. Makinelerin neredeyse tüm evrimini çok tipik bir makine olan, hatta dünyayı değiştiren makine olarak adlandırılan otomobilin tarihinde görebiliriz. Salt mekanik bir ürün olarak doğmuş olan otomobil önce akü, marş motoru, far, silecek motoru, sinyal lambaları ile elektriklendi, daha sonra da elektronik ve yazılımlar katılarak mekatronik (mekanik, elektronik ve yazılım anlamına gelen bir kısaltma) bir ürün haline geldi. Bugün ortalama bir otomobilde 100 dolayında gömülü prosesör ve 100 milyondan fazla kod satırı bulunuyor. Bilgisayarın, makinelerin içine girmesi anlamına gelen bu durum insanın kas gücünün yanı sıra, beyin gücünün de desteklenmesini sağlıyor ve bazı kararları makine insandan üstleniyor. Google’ın sürücüsüz arabasında olduğu gibi. Otomobilin bu evrimi diğer tüm makinelere de sıçradı. Sözü edilen tezgahlar ve üretim makinelerinden beyaz ve kahverengi eşyaya, jakuzilerden koşu bandına kadar günümüzün tüm makineleri artık mekatronik ürünlerdir. Dolayısıyla tasarımları, geliştirilmeleri, imalatları mekanik mühendisliğin ötesine geçti, elektronik ve otomasyon mühendisliklerinin işbirliğini zorunlu kıldı. Ancak bu işbirliği kolay gerçekleşmedi. Bunun nedeni mekanik, elektronik ve yazılım mühendisleri farklı terminoloji ve kavramlar kullandıklarından bu üç disiplinin tek bir zihinde birleşip diğerlerini koordine edecek bir profile gerek duyulması. Böylece ortaya mekatronik mühendisliği programı çıktı. Mekatronik mühendisi, makine mühendisi kadar mekanik-statik, elektronik mühendisi kadar devre tasarımı, yazılım mühendisi kadar derin algoritma geliştirme bilmese de hepsinin dilinden anlayabildiği için çağdaş makine geliştirmek için gereken heterojen ekiplerin oluşup bir arada çalışabilmelerine olanak sağlayacak katkıyı sunabilir. Ayrıca önceki çalışma tarzı olan mekanik tasarımı yapıp, otomasyon sistemi yerleştirmek yaklaşımının optimal altı makinelerin doğmasına yol açtığı görüldü. Buna karşı olarak da üç disiplinin fikir aşamasından başlayarak eşzamanlı çalışmaları gerektiği sonucuna varıldı. Bu durum da mekatronik mühendisliğinin doğmasını hızlandırıcı bir etki yarattı.

MAKİNELERİN İÇİNDEKİ KOD SATIRLARI ARTIŞ GÖSTERİYOR

Gelişmelere baktığımızda bir yandan üretimleriyle ilgili işlevsellik gereksinimleri, diğer yandan kestirimci bakım beklentileri ve artık uzun süre gündemde kalacağı görülen Endüstri 4.0 akımı makineleri her geçen gün daha fazla yazılım ve sensör içeren bir konuma taşıyor. Makinelerin daha performanslı, daha özel, daha robust, daha verimli olmaları artık mekanik, hidrolik, pnömatik bileşenlerinden çok yazılım içeriği ile belirleniyor. Yazılım dünyasında kod satırı her zaman çok anlamlı bir gösterge olmasa da (asıl olan zekice geliştirilmiş olan algoritmalardır) günden güne makinelerin içindeki kod satırları artış gösteriyor. Bunun temel nedeni daha fazla işlevsellik eklemek olsa da (makineler arası iletişim de bu kategori-ye dahildir), makinelerin daha fazla hatalı müdahaleye dayanabilmeleri, kopyalanmayı, tersine mühendisliği zorlaştırma ile operatör arayüzlerinin sadeleşmesi hedefleri de bu yönde önemli rol oynuyor. Yazılımın ma-kine dünyasındaki yaşamsal önemini fark etmiş bazı yabancı firmalar konuyu, “Yazılımın çeliği geçtiği ürün” ve İngilizce olarak “A thing without application is nothing” gibi sloganlar ile vurguluyor.

 

ALMANYA ENDÜSTRİ 4.0 KAVRAMIN ULUSAL MARKA DEĞERİNİN ÜZERİNE EKLEDİ

Yazılımların normal makineleri “özel makine”, dolayısıyla daha kârlı makine getirdiğinin, rekabet gücü kazandırdığının ilk farkına varan ve bunu ulusal politika haline getirerek avantaj sağlamayı başaran ülke Al-manya’dır. İhracat rakamlarına bakıldığında Almanya gerçek bir şampiyondur, ne Çin ne Japonya ne de Tayvan bu alanda Almanya ile başa çıkabiliyor. Özellikle ABD bu alanda gün be gün geriye düşüyor. ABD hiç kuşkusuz nitelikli yazılımcı nüfus açısından Hindistan’dan sonra dünya ikincisidir. Ancak bu iki ülkenin hiç biri yazılım güçlerini makine ve otomotiv sektörlerinde katma değer yaratacak şekilde istihdam etmeyi başaramıyor. Belki bu bir tercihtir ve ABD’li yazılımcılar mevcut bir sektörde çalışmak yerine yepyeni ürünler, sektörler, örneğin Google, Facebook, Youtube yaratmaya yönelmek istiyor. Ancak bu durum Detroit’in iflas etmiş, yarı metruk bir şehir haline gelmesine, iç makine ve otomotiv pazarlarını Alman ve Japon markalarına kaybetmelerine, endirekt olarak da yan sanayi firmalarının yok olup, istihdamın azalmasına yol açıyor. Tam tersi politika izleyen Almanya ise Endüstri 4.0 kavramını da yaratıp kendi ulusal marka değerinin üzerine ekleyerek dünya imalat liderliğine tartışmasız biçimde kuruldu.

Ülkemizde makine imalat sektörünün bu doğrultuda en az makine mühendisi kadar yazılım mühendisi ve onları koordine edecek mekatronik mühendisi yetiştirmesi ve istihdam etmesi Almanya’nın kanıtladığı yolda ilerleyebilmek için olmazsa olmaz bir politikadır.

Eskiden “Bir makine 50 sıradan insanın yaptığı işi yapabilir, hiçbir makine bir olağanüstü insanın yaptığı işi yapamaz” deyişi vardı. Yazılım ve yapay zeka biraz daha makinelere nüfuz ederse sanırım bu cümle de geçersiz hale gelecek.