Küresel rekabette başarının anahtarı Ar-Ge

11

Mekanik gelişmenin sembolü, dünyanın ilk Ar-Ge ürünü olarak kabul edilen tekerlek ile başlayan araştırma geliştirme çalışmaları, bugün ticaret savaşlarının odak noktası. OECD verilerine göre, 42 ülkenin Ar-Ge harcamaları 2017 yılında toplam 1 trilyon 700 milyar dolar. ABD yüzde 29 ve Çin yüzde 27 oranları ile toplam Ar-Ge harcamasının yüzde 56’sını gerçekleştiriyor. Türkiye ise 42 ülke içinde 12’nci sırada.

İnsanoğlunun, hayatta kalmak için doğaya karşı verdiği mücadele Ar-Ge’nin temelini oluşturuyor. İnsanlık tarihi kadar eski olan bu mücadele, bugün artık gelişmiş ekonomiye sahip olma ve büyüme rakamlarının artırılması gibi farklı bir boyuta ulaştı. En temel Ar-Ge ürünü olarak tanımlanabilecek ve mekanik gelişmenin sembolü olan tekerlek ile başlayan Ar-Ge çalışmaları bugün ticaret savaşlarının odak noktası. Doğada formu bulunmadığı için görerek yaratılması mümkün olmayan tekerlek, düşünülerek, araştırılarak,  geliştirilerek üretildi ve artık farklı formlarda da olsa binlerce yıldır gündelik hayatımızın en önemli Ar-Ge ürünlerinden biri olmayı sürdürüyor. Modern fabrikalardaki çarklar, dişliler, tam olarak ne zaman bulunduğu bilinmeyen tekerleğin çalışma mekanizmasını örnek alıyor.

 

Daha çok insanı doyurmanın yolu Ar-Ge’den geçiyor

Sanayi devriminin temeli olan buhar gücünün makinelerde kullanılmasıyla başlayan makine çağı, artan nüfusun doyurulması ve giydirilmesi için kurtarıcı oldu. Bu dönem aynı zamanda Ar-Ge’nin hızlandığı, birbiri ardına tarımda, fabrikalarda kullanılan makinelerin yaratıldığı ve üretim biçimlerinin yenilendiği yıllardı. İğ makinesi, tohum ekme makinesi, dokuma tezgâhları, biçerdöver, konserve yapımı ve etkin maden tasfiyesi yöntemleri hep bu dönemin eseri. 1800’lü yıllardaki bilimsel gelişmelerle doğayı daha iyi tanımaya başlayan insanoğlu ardı ardına yaptığı icatlarla bilginin daha hızlı yayılmasını sağladı. Buharlı gemilerle okyanusların aşılabilmesi, telgraf ve telefon mesafeleri küçülttü. Ardından, 1900’lü yıllarda iki dünya savaşına rağmen araştırma ve geliştirme yapan ülkeler güçlü ekonomiler olarak her zaman aradan sıyrıldı.

Doğayla mücadeleden, küresel ticaret savaşlarına

Bugün gelinen noktada firmaların ve ülkelerin ekonomik başarısındaki en önemli etken Ar-Ge çalışmaları. Bununla ilgili en son örnek ise Amerika ve Çin arasında yaşanıyor. Pentagon tarafından ülke savunması için hazırlanmasına rağmen aslında savunma ve imalat sanayi ile ilgili tespitlerin yer aldığı rapor, doğrudan Çin’i hedef alıyor.  Raporda, Çin’in ekonomik stratejilerinin, ABD sanayisi için ciddi tehdit doğurduğuna ve ABD ulusal güvenliği açısından da risk oluşturduğuna vurgu yapılıyor. Raporda ayrıca Çin’in Ar-Ge harcamalarının, hızla ABD’ninkine yaklaştığına, yakın gelecekte eşit seviyeye ulaşacağına ve bunun yaratacağı sorunlara dikkat çekiliyor. Özetle küresel ticaret savaşlarının ve hatta ulusal güvenliğin odak noktası Ar-Ge olmaya deam edecek.

 

Türkiye, Ar-Ge bütçesini sürekli artırıyor

OECD verilerine göre, 42 ülkenin Ar-Ge harcamaları 2017 yılında toplam 1 trilyon 700 milyar dolar olarak gerçekleşti. Sıralamada yer alan ilk 10 ülkenin Ar-Ge harcaması ise 1 trilyon 500 milyar dolar ve 42 ülke içindeki toplam harcamanın yüzde 89’unu oluşturuyor. ABD yüzde 29 ve Çin yüzde 27 oranları ile toplam Ar-Ge harcamasının yüzde 56’sını gerçekleştiriyor. Bu da ABD ile Çin arasında yaşanan gerilimin verilerle ifadesi olarak değerlendirilebilir. Türkiye ise 42 ülke içinde 12’nci sırada. OECD’nin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Skorları-Türkiye’de Dijital Dönüşüm isimli raporunda, Türkiye’de Ar-Ge faaliyetleri için hükümet bütçesinin 2008’den bu yana yaklaşık yüzde 80 arttığı vurgulanıyor.  28 Kasım 2018 tarihinde, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan “2017 yılı Ar-Ge Faaliyetleri Araştırması” raporunda, gayrisafi yurt içi Ar-Ge harcamasının, 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 21’lik artışla 29 milyar 855 milyon TL’ye yükseldiğine dikkat çekiliyor.

 

Makine sektörü başı çekiyor

Son dönemde verilen teşvikler nedeniyle Ar-Ge merkezlerinin sayısı hızla arttı. Vergi indirimi, sigorta primi ve gelir vergisi stopaj desteği, damga ve gümrük vergi istisnaları gibi desteklerle Ar-Ge merkezlerinin sayısı bin 177’e ulaştı. Bu merkezlerde devam eden proje sayısı ise 34 bin 195. Merkezlerden alınan patent sayısı da 4 bin 416 oldu. Ar-Ge merkezi sayısında İstanbul 414 ile başı çekerken onu 126 ile Kocaeli, 122 ile Bursa takip ediyor. Ar-Ge merkezlerinin sektörel dağılımına bakıldığında ise başı 176 merkezle makine ve teçhizat imalatının çektiği görülüyor. Onu 118 ile otomotiv yan sanayi ve 82 ile bilgisayar ve iletişim teknolojileri takip ediyor. Makine sektörünün son yıllarda gösterdiği yeni ürün yaratma başarısı Ar-Ge merkezlerine olan ilgisi önümüzdeki dönemde sektörün yeni başarılara imza atacağının göstergesi. 2030 yılında 100 miyar dolar hedefine ulaşmak için çalışan sektör aynı zamanda ihracat birim fiyatını artırmak için katma değerli üretimin yolunu Ar-Ge merkezlerinde yaratmaya çalışıyor. Gelişmiş ülkelerin gelişme süreçlerinde makine üretimindeki başarılarının yattığı gerçeğinden hareketle Türk makine sektörü küresel rekabette öne çıkmak adına Ar-Ge çalışmalarına özel önem gösteriyor. Verilen desteklerin ülke kalkınmasına katkı sağlayacağı açık ve Türk makine sektörünün, dünya makine sektöründe önemli bir aktör olması için desteklerin kesintisiz ve artarak sürmesi büyük önem taşıyor.

Paylaş