“Katma değeri yüksek üretimin yolu Ar-Ge’den geçer”

8

Ar-Ge harcamalarının ekonomik büyümeye etkilerini Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Durmuş Çağrı Yıldırım ile konuştuk. “Araştırma Geliştirme Harcamaları ve Ekonomik Büyüme İlişkisi Üzerine Bir Panel Veri Analizi” çalışmasıyla ilgili bilgi veren Yıldırım, gelişmekte olan ülkelerin katma değeri yüksek ürün üretimi için Ar-Ge’ye verilen payın büyük önem taşıdığını vurguladı.

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Durmuş Çağrı Yıldırım ile Ar-Ge harcamalarının ekonomik büyümeye etkilerini konuştuk. “Araştırma Geliştirme Harcamaları ve Ekonomik Büyüme İlişkisi Üzerine Bir Panel Veri Analizi” çalışmasıyla ilgili bilgi veren Yıldırım, gelişmekte olan ülkelerin katma değeri yüksek ürün üretimi için Ar-Ge faaliyetlerine verilen payın büyük önem taşıdığını belirtti. Bu çalışmayı öğrencisi Tuğba Kantarcı’nın, “Ar-Ge ve Yeniliğin Gelişmekte Olan Ülkeler Bağlamında Makroekonomik Performans Üzerine Etkisi” yüksek lisans tezinden türetildiğini aktaran Yıldırım, amaçlarının gelişmekte olan ülkelerde Ar-Ge’nin ekonomik büyüme üzerine etkilerini verilere dökmek olduğunu dile getirdi.

 

Araştırma Geliştirme Harcamaları ve Ekonomik Büyüme İlişkisi Üzerine Bir Panel Veri Analizi başlığı altında gerçekleştirdiğiniz çalışma ile ilgili bilgi alabilir miyim? Çalışmanın amacı neydi?

“Araştırma Geliştirme Harcamaları ve Ekonomik Büyüme İlişkisi Üzerine Bir Panel Veri Analizi” isimli çalışmamız, “Ar-Ge ve Yeniliğin Gelişmekte Olan Ülkeler Bağlamında Makroekonomik Performans Üzerine Etkisi” başlığı altında danışmanı olduğum değerli öğrencim Tuğba Kantarcı’nın yüksek lisans tezinden türetildi. Ar-Ge ve yeniliğin ülkemiz gibi gelişmekte olan ülkeler için önemli sorun olması ve öğrencimin de konu hakkındaki merakı nedenleriyle böyle bir çalışma gerçekleştirdik. Çalışmamızın amacı gelişmekte olan ülkelerde Ar-Ge’nin ekonomik büyüme üzerine etkilerinin araştırılmasını içeriyor.

 

Çalışmada nasıl bir yöntem izlediniz ve elde ettiğiniz sonuçlar neler oldu?

Çalışmada Ar-Ge harcamalarının büyüme üzerindeki etkisi 1998-2013 dönemi için 15 gelişmekte olan ülke verisi ele alınarak panel veri analiz yöntemi yardımıyla incelendi. Analizde ele alınan ülkeler Arjantin, Azerbaycan, Belarus, Çin, Kazakistan, Kolombiya, Kosta Rika, Meksika, Makedonya, Panama, Romanya, Rusya, Sırbistan, Türkiye, Ukrayna. Veriler World Bank web sitesinden yıllık olarak elde edildi. Ele alınan ülke grubunun seçiminde ülkelerin hâsıla ve Ar-Ge harcama seviyeleri belirleyici oldu. Bu gelişmekte olan ekonomiler, nispeten yüksek büyüme performanslarına sahip orta-yüksek gelir grubunda yer alan ülkelerden oluşuyor. Çalışmada özetle Ar-Ge harcamalarının büyüme üzerindeki etkileri analiz edildi. Analiz sonuçlarına göre doğrudan yabancı yatırımlar ve ihracat serileri büyüme oranını istatistiksel olarak anlamlı şekilde ve teorik beklentimize uyumlu şekilde etkiledi. Ancak çalışmamızın odak noktasını oluşturan Ar-Ge harcamalarının büyüme üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olmadığı sonucuna varıldı. Ar-Ge harcamalarının büyüme üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olmamasının çeşitli nedenleri olabilir. Seçilen ülke grubu gelişmekte olan ülkeler olduğu için Ar-Ge harcamaları nispeten düşük seviyelerdeydi. Ar-Ge harcamalarının verimli olabilmesi, ürüne dönüşmesi durumunda olabilir. Diğer bir ifade ile Ar-Ge harcamaları, ürüne dönüştüğü ölçüde büyümeye katkı yapabilir. Yeni ürün geliştirmeye yönelik Ar-Ge’den elde edilecek çıktı nispeten uzun dönemde gerçekleşecek. Genel olarak gelişmekte olan ülkelerin yüksek teknolojili ürünler üretimi ve ihracatı sınırlı. Tüm bu nedenler Ar-Ge harcamalarının büyüme üzerinde anlamlı bir etki yaratmamasında önemli rol oynadığına inanıyoruz.

 

Ar-Ge, yenilik ile ekonomik büyüme arasında nasıl bir ilişki var? Ülkelerin gelişmişliğinde Ar-Ge’nin katkısı nedir? Bununla ilgili verilebilecek çarpıcı bir ülke örneği var mı?

Ekonomik büyüme olgusu ülkelerin sosyal ve ekonomik refah seviyeleriyle yakından ilintili. Sanayi Devriminden bu yana iktisatçılar ekonomik büyüme ve verimlilik artışında bilim ve teknolojinin önemi üzerinde durdu. Sanayi Devriminin getirdiği yeni teknolojilerden yararlanan ülkeler aynı zamanda günümüzde de bilgi tabanını geliştirmek için Ar-Ge faaliyetlerine önem veren sanayileşmiş ülkeler olarak dikkat çekiyor. Ekonomide yenilik yaratmak için gerçekleştirilen Ar-Ge faaliyetleri, ekonomik büyümenin sürdürülebilir kılınması, istihdam yaratma potansiyeli, rekabet edebilirlik, verimlilik artışı gibi gelişmeler üzerinde etkili oluyor. Tüm bunlara paralel olarak sosyo-ekonomik gelişmeler üzerinde önemli bir rol oynuyor. Ar-Ge faaliyetleri daha fazla inovatif ürün ve hizmetlerin üretilmesine katkı sağlayarak iç piyasaya ve yerel işletmelere canlılık getiriyor. Aynı zamanda uluslararası ticarette yeni fırsatlarla birlikte ekonomilerin gelişiminin hız kazanmasında önemli katkılar sağlıyor. Ar-Ge faaliyetlerinin ve yenilik seviyesinin yüksek olduğu ülkelerde geleneksel ürünlerin yerine katma değeri yüksek ürünler üretiliyor ve bu sayede yüksek seviyede gelir elde ediyor.

 

Geleneksel üretim yapan ülkelerde durum nedir?

Geleneksel ürünlerin üretildiği ülkelerde ise bu durum tersine işliyor. Gelişmekte olan ekonomiler kalkınma basamaklarını çıkarken bol ve ucuz işgücüne sahip oldukları için, üretim faktörünü yoğun olarak kullanan endüstrilerde uzmanlaşıyor. Ancak zamanla gelişmiş ülkelerle rekabet edemeyen ülke konumuna geliyor ve tam da bu noktada bilim ve teknolojik gelişmelere ayak uyduramamaları kalkınma hızlarını artırılmasını imkânsız hale getirebiliyor. Bu nedenle bir ülkenin katma değeri yüksek ürünleri üretilebilmesi için Ar-Ge faaliyetlerine verilen pay büyük önem taşır. Özellikle sanayileşmiş ülkelere bakıldığında Ar-Ge harcamasının gayrisafi yurt içi hâsıla (GSYH) içindeki oranı yüzde 2-3 gibi yüksek seviyelerde olduğu görülüyor. Bu göstermektedir ki Ar-Ge harcamalarına ayrılan pay ne kadar yüksek olursa ülkelerin teknolojik bakımdan ilerlemesi ve yeniliklerin ortaya çıkması o derece yüksek. Sonuç olarak Ar-Ge harcamaları ve teknolojik yeniliklerin ekonomik büyüme üzerinde pozitif katkısı söz konusu olur.

 

Dünyada bu konuda yapılan araştırmaların verileri ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Literatürde yenilik ve Ar-Ge’nin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi çalışmalarda geniş şekilde incelendi. Çalışmalarda Ar-Ge, yenilik ve büyüme arasındaki farklı analiz yöntemleri yardımıyla incelenerek ve sonuçlar elde edildi. Sonuçlar gelişmiş ülke ya da ülke grubu ve gelişmekte olan ülke ya da ülke grubu şeklinde farklılıklar taşıyor. Gelişmiş ülke ya da ülke grubunu ele alan çalışmalarda ortaya çıkan genel sonuç, Ar-Ge’nin büyüme üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Gelişmekte olan ülke ya da ülke grubunu ele alan çalışmalarda ise genel olarak ortaya çıkan sonuç Ar-Ge’nin büyüme üzerinde negatif ve anlamsız bir etkiye neden olduğu yönünde.

 

Türkiye Ar-Ge ve yenilik konusunda hangi süreçlerden geçti ve bugün geldiğimiz nokta nedir? Eksilerimiz ve artılarımız neler?

Türkiye Ar-Ge harcamaları ve yenilik seviyesi bakımından gelişmekte olan ülkelerle benzer görünümüne sahip. 2000’li yılların başında Ar-Ge harcamasının gayrisafi yurt içi hâsıla (GSYH) içindeki oranı yüzde 0,48 seviyesinde iken, 2016 yılında yüzde 0,94, 2017 yılında yüzde 0,96’ya yükseldi. Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarının GSYİH’ye oranı artan teşvikler, Ar-Ge harcamalarına yönelik vergilerin düşürülmesi ve 2008 yılında çıkarılan 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunla birlikte artış trendi gösteriyor. Türkiye’nin yenilik seviyesine baktığımızda Küresel İnovasyon Endeksi’nin 2013’den bu yana yayımladığı rapor karşımıza çıkıyor. Küresel İnovasyon Endeksi 2018 sıralamasına göre ilk 10 sırada İsviçre, Hollanda, İsveç, İngiltere, Singapur, ABD, Finlandiya, Danimarka, Almanya ve İrlanda gibi ülkeler yer alırken söz konusu ülkelerin skorları 68.4-57-2 arasında. 2018 yılı verilerine göre Türkiye, Küresel İnovasyon Endeksi’ne göre 37.4 skorla 50’nci sırada yer alıyor. 2013 yılında 68’inci sırada yer alan Türkiye 2018’de nispeten daha ön sıralara yükseldi. Ancak Ar-Ge harcamaları ve yenilik seviyesi bakımından Türkiye istenilen seviyelere henüz ulaşamadı. Türkiye’nin inovatif ürünler ile kalkınma ve büyümesini artırabilmesi ancak daha yüksek inovasyon ve Ar-Ge seviyelerine ulaşması ile mümkün olabilir. Bu nedenle Türkiye Ulusal Yenilik Sistemi 2023 yılı hedeflerine ulaşabilmesi teşviklerin nitelikli proje tercihi, Ar-Ge faaliyetleri için finansal teşviklerin genişletilmesi, patent sayısının artışına yönelik teşvikler, Ar-Ge’ye yönelik vergi destekleri gibi politikalarla inovasyon odaklı bir kalkınma modeli benimseyebilir.

 

Türk firmalarının Ar-Ge çalışmalarında ürün geliştirmelerinin ötesinde bu ürünü ticarileştirme başarısı sizce yeterli mi?

Günümüzde yenilik alanında yapılan tüm çalışmalar göstermektedir ki firmalar için yenilik, yadsınamaz bir gereklilik haline geldi. Bu nedenle firmaların yenilik faaliyetlerine odaklanmaları önem taşıyor. Türkiye’de Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin artırılması ve yaygınlaştırılmasına yönelik önemli adımlar atıldı. Bunun yanı sıra temel araştırmadan başlayıp ürünün piyasaya sürülmesine kadar uzanan yeni teknolojik ürün yönetme sürecinin özellikle ticarileştirme kısmının geliştirilmesine büyük ihtiyaç duyuluyor. Bu anlamda, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin ticarileştirilmesi yoluyla uluslararası düzeyde rekabetçi, yeni ara veya nihai teknolojik ürünler ile markalar oluşturulması bekleniyor. Ancak Türkiye’de Ar-Ge harcamalarının düşük seviyelerde olması, nitelikli iş gücünün yeterli seviyelere ulaşamaması ve Ar-Ge faaliyetleri geliştirilmesine yönelik altyapının yetersiz kalması gibi faktörler inovatif ürün ve hizmetlerin ortaya çıkmasının önündeki engeller. Bu nedenle katma değeri yüksek ürünler üretmede sınırlı kalıyoruz. Türkiye’deki firmalar inovatif ürün ve hizmetleri ortaya çıkarmada sınırlı kaldıkları için marka değeri yüksek firmalara sahip olamıyoruz. Tüm bunlar Türkiye’nin Ar-Ge faaliyetleri neticesinde ürün ticarileştirme başarısının yeterli seviyelere ulaşamamasının nedenleri arasında. Bu nedenle geçmişte yapılanları bilerek, gelecek için neler yapılacağını belirlememiz gerekiyor.

 

Neler bunlar?

Yenilik ile değer yaratmanın sonucunda, yeni bir şey denemenin doğasında bulunan belirsizliği etkin bir şekilde yönetebilirsek, ticari ve ihtiyaç duyulan meta ortaya çıkar. Son çalışmalarda yeniliğin sadece hayata geçirilmesi, ürünlerin değiştirilmesi veya yenilenmesi, yeni süreçlerin oluşturulması yeterli görülmüyor. Yeniliği uygulamanın bir süreç olduğu bilinmeli ve profesyonel şekilde yönetilerek hareket edilmeli. İşte bu bakış açısıyla yenilikler başarıya ulaşarak, maliyetleri düşürür, üretim sürecini kısaltır, performansı ve verimliliği yükselterek ekonomik getiriye dönüştürülür. Türk firmalarının önünde önemli bir sorunsal yeniliğin ve teknolojinin getirdiği dönüşüme ayak uydurmak. Bu nedenle bilişim ve teknoloji sektöründe olmasalar bile firmalar teknolojiyi yakından takip etmeli ve inovatif ürünler ortaya koymalı. Konuyu çok dağıtmadan yakın gelecekte firmaların yapay zekâ sistemlerindeki gelişmelere paralel olarak karşı karşıya kalacakları rekabet ve ülkelerin üretim, satış ve pazarlamalarına yönelik ekosistemde büyük dönüşümler ortaya çıkacak.