“Kadınlar zorlukların üstesinden gelecek güce sahip yeter ki kendilerine inansınlar”

50

İş hayatında kadınların zekaları ve çalışma azimleriyle güçlerini her geçen gün artırdıklarını belirten Sıdıka Cesur, çalışma hayatında var olmayı başaran emekçi kadınları takdir ettiğini söylüyor. Cesur, “Kadınlarımız çok zeki, her türlü zorluğun üstesinden gelebilecek güce sahipler. Yeter ki kendilerine inansınlar” diyor.

Kadınların artık çalışma hayatında kabul gördüğünü ve her türlü sıkıntının güçleri ve çalışma azimleriyle üstesinden gelmeyi başardıklarını söyleyen Cesurbend Makina Finans Müdürü Sıdıka Cesur, kadınların kendilerine inandıkları sürece yapamayacakları iş olmadığını düşünüyor. Öte yandan kadınların iş hayatında henüz yeteri kadar yer almadıklarını belirten Cesur, kadınların çalışmalarına yönelik önyargıyı kırmak için eğitimin çok büyük önem taşıdığını dile getiriyor.

Çalışan kadınları, her işi başardıklarını gördükçe çok takdir ettiğini vurgulayan Cesur, şunları söylüyor: “Aslında bu durum, kendi kendini eğitmenin bir göstergesi. Okuyamamış olan, erken yaşta çocuk sahibi olmuş veya çocuğuna bakacak kimse bulamamış ama boş durmak istememiş, çalışıp başarmış kadınlarımızla gurur duyuyorum. Pasta, börek, el işi, el sanatları satışı yapan kendine gelir kaynağı edinmiş birçok kadınımız var. Kadınlarımıza tavsiyem muhakkak kendilerine uygun bir iş alanı bulmaları gerektiği. Ben de çok zor günler geçirdim. Kızımı bırakacak kimse yoktu, gelirimiz çok azdı. Ancak bir yerden başlayıp eşime destek olmam lazım dedim ve çalıştım. Her zaman bir şeyler başarmak, çalışıp üretmek insana kendini iyi hissettirir. Her şeyden önce kendilerini faydalı hissetmeleri için bile çalışmaları gerekiyor.” İş hayatında başarı için anında sorun çözmenin ve hemen aksiyon alabilmenin çok önemli olduğunu vurgulayan Sıdıka Cesur ile kadının iş hayatındaki yeri ve öneminin yanı sıra, hedeflerini ve makine sektörünü konuştuk.

Sıdıka Hanım, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1980 yılı Mersin Bozyazı doğumluyum. İlkokulu Bozyazı İlköğretim Okulu’nda, orta ve lise öğrenimimi Anamur Anadolu Lisesi’nde tamamladım. Ardından Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, 2002 yılında özel sektörde işe başladım. İnsanları tanımaya da tam bu zamanda başladım diyebilirim. Akademik eğitimin ardından asıl insanı şekillendiren sosyal eğitim başlamış oldu. Uyum, iletişim, kıvrak zeka, detaycılık, doğru karar mekanizmalarını kullanma becerileri iş hayatının ilk yıllarında daha iyi öğreniliyor. Tam 12 yıl boyunca üç farklı özel sektörde, değişik görevlerde çalışarak kendimi geliştirdim. 2014 yılında işimden ayrılarak eşim Turan Bey’e destek olmak amacıyla yeni markamız Cesurbend’de çalışmaya başladım. Beş kişi olarak yola çıktığımız bu süreçte, şu an 20 kişi olarak üretim faaliyetlerimize devam ediyoruz.

Üretim alanınız, Ar-Ge çalışmalarınız ve önümüzdeki dönem hedeflerinizi paylaşır mısınız?

Boru ve profil bükme makineleri, kurtağzı açma makineleri üretimiyle çıktığımız yolda, şu an boru ve profili işleyen, form veren her türlü makine imalatını yapıyoruz. 2017’de tamamlamayı hedeflediğimiz CNC boru ve profil bükme makineleri serisini hayata geçirdik. 2018 yılında Ar-Ge çalışmalarımız Rolling sistemli boru ve profil bükme makineleri üzerine olacak. Bu projemiz kapsamında 2019 yılı sonu itibarıyla seriyi tamamlamayı planlıyoruz. Firma olarak yüksek teknolojili makinelerin imalatını ve satışını artırmak istiyoruz. Böylece hem kârlılığımız yükselecek hem de piyasada rekabet gücümüz artacak. Cesurbend markasını oluştururken ihracat yapan bir firma olmayı hedeflemiştik. Dış pazarda belli başlı ülkelerde markamızı duyurduk, satış hedeflerimizi gerçekleştirdik. İhracat payımızı yüzde 75’lere çıkartarak, hem iç piyasaya hem de dış piyasaya daha kısa termin süreleriyle müşterilerimize cevap verebilmek istiyoruz. Makinelerimizin her sektörde kullanılması en büyük avantajımız. Tarım makineleri sektörü, mobilya sektörü, park bahçe ekipmanları, eğitim araç gereç sektörü, inşaat sektörü, otomotiv sektörü, gıda ekipmanları sektörü, ısıtma soğutma sektörü, hastane ekipmanları sektörü, yat sektörü gibi aklınıza gelen her sektöre yönelik üretimlerde makinelerimize ihtiyaç duyuluyor. İşte bu nedenle tüm dünyaya ihracat yapmak öncelikli hedeflerimizden.

Büyüme ve ihracat hedeflerinize yönelik ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?

Öncelikle yatırım planı olmayan, kendini geliştirmeyi başaramayan bir firma büyüyemez ve rekabet edemez. Piyasa koşulları son yıllarda çok zorlayıcı ama KOSGEB destekleri ve kabul gören projelerimiz sayesinde rahatlıkla yatırımlarımızı artırıyoruz. Makina İmalatçılar Birliği’ne üye olmamızın avantajlarını da sonuna kadar kullanıyoruz. Yurt dışında gerçekleşen büyük makine fuarlarında yer alarak markamızın daha geniş kitlelerce duyulması dış pazarda yer etmeye başlamamızı sağladı. Tabii bunu öncelikle kalitemizle sağladık. Bunu katılımcısı olduğumuz fuarlarda standımızı ziyaret eden misafirlerimizin makinelerimizi hayran bakışlarla incelediklerinde gözlerinden anlıyorum. Ar-Ge çalışmalarımız her zaman ön planda. Buna göre faydalı model çalışmalarımızla yeni yatırımlarımız da olacak.

Hangi bölge veya ülkeleri alternatif pazar olarak önerebilirsiniz? Türk makine sektörü için hangi pazarların elverişli olduğunu düşünüyorsunuz?

Rusya, Amerika, İngiltere ve Afrika şu an bizim için en büyük pazarlar arasında yer alıyor. Bu pazarlardaki bayiliklerimizi artırmak en büyük hedefimiz. Aslında Hindistan’da da kaliteli makineye ihtiyaç duyuyorlar ve büyük bir pazar konumunda. Ama alımlarını ya iç piyasalarından ya da Çin’den yapıyorlar. Şu an iki firmayla bayilik sözleşmesi imzalamak üzereyiz. Aslında kalitemize göre ve piyasaya göre fiyatlarımız oldukça uygun ama Çin’den alım yaptıkları için fiyatlar yüksek geliyor. Bu soruna yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Gelecek yıllarda Hindistan’a ihracatımızın artacağını öngörüyorum. Tüm sektör aktörlerinin de bu pazarlara yönelmelerini tavsiye ederim. Sektörümüz dünya pazarında rahatlıkla başarıya ulaşacak kapasiteye sahip.

Türkiye makine imalat sanayinin son yıllardaki performansını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce sektör, üretim hacmi, ihracat ve teknoloji gelişimi noktasında nereden nereye geldi?

Benim görüşüme göre Türkiye, dünya makine imalatında uzmanlaşmış bir noktada. Ama yeterli ve eğitimli işgücü olmadığından fazla ilerleme kaydedip, kendini yeteri kadar gösteremedi. Ancak son beş yılda hızlı bir ilerleme gösterip Alman makinesinin tahtını salladı. Yüksek teknoloji ve güçlü Ar-Ge çalışmaları, gerek İşkur’un eğitimleri gerekse firmaların eğitime verdiği önem ve çalışmalarla sektörde büyüme ivme kazandı. Önümüzdeki süreçte işveren maliyetlerinin azalması, yurt dışı tanıtım teşviklerinin artması ve istihdama bağlı olarak üretim hacminin ve ihracatın artacağını düşünüyorum. Sadece makine sektörünün değil birbirine bağlı olarak, bütün sektörlerde büyümenin hızlanacağı kanaatindeyim.

Sektörel destekleri yeterli görüyor musunuz? Teşvik ve hibelerde ne gibi unsurların olması gerektiğini düşünüyorsunuz?

İşveren maliyetleri ülkemizde çok yüksek. İşe alımlarda önce getirisini düşünmek gerekirken bizler öncelikle maliyetini hesaplamak zorunda kalıyoruz. Ülkece istihdamı artırmak istiyoruz ama işverenin üzerindeki mali sorumluluklar yüzünden düşünmek durumunda kalıyoruz. Bu konuda ülkemizde yasaların tekrar düzenlenmesi gerekiyor, maliyetlerin azaltılıp istihdamın artması için bu şart. Bu konuda işveren teşviklerinin artırılması çok faydalı olur. Yurt dışı fuar desteklerinin de artması gerektiğini düşünüyorum. En azından ithalat yapan ve ithalatı artan ülkelerde gerçekleşen fuarlara yönelik teşviklerin artırılması gerekiyor. Ayrıca kesinlikle geri ödemelerin daha kısa sonuçlanması lazım. Stant kiraları, nakliyesi, ulaşımı, konaklaması, reklam harcamaları derken maliyetler oldukça zorlayıcı oluyor. Ülkemiz için ihracat artışı için teşvikler çok önem taşıyor.

İş hayatında kadın olmanın zorluklarını anlatır mısınız? Siz bu zorlukların üstesinden nasıl geliyorsunuz?

İş hayatında kadın olmanın beş sene öncesine kadar zorlukları vardı belki ama şu anda zorlukları var diyemem. Ben bir zorluk yaşamıyorum. Kadınlar artık çalışma hayatında kabul gördü diye düşünüyorum. Farklı sektörlerde sıkıntılar yaşayan kadınlarımızın da gücüyle ve çalışma azmiyle tüm sorunların üstesinden geldiklerine eminim. Yeter ki kendilerine inansınlar. Ama çalışmak isteyip de çalıştırılmayan kadınlarımızın sayısının çok fazla olduğu kanaatindeyim.

Sizce ülkemizde kadınlar iş hayatında yeteri kadar aktifler mi? Sizce nasıl davranmalı ve aktifleşmeliler?

Kadınlarımız iş hayatında henüz yeteri kadar yer almıyor. Geçmişten gelen “kadın çalışmaz, kadın evinin işini yapar, kadın çocuklarına bakar” gibi tabular yüzünden maalesef kadınlarımız evlerine kapanıyorlar. Bu önyargıyı kırmak için eğitim çok önemli. Fakat benim görüşüm eğitimli eğitimsiz her kadının kendi bilgi, beceri, kabiliyetine ve gücüne göre bir iş edinebileceği yönünde. İşin küçüğü büyüğü, önemlisi, önemsizi olmaz. Emek emektir. Sosyal medya üzerinden evinden satış yapan birçok emekçi kadınımız var. Onları çok takdir ediyorum. Aslında bu durum kendi kendini eğitmenin bir göstergesi. Okuyamamış olan, erken yaşta çocuk sahibi olmuş veya çocuğuna bakacak kimse bulamamış ama boş durmak istememiş çalışıp başarmış kadınlarımızla gurur duyuyorum. Pasta, börek, el işi, el sanatları satışı yapan kendine gelir kaynağı edinmiş birçok kadınımız var. Kadınlarımıza tavsiyem muhakkak kendilerine uygun bir iş alanı olduğu ve bulmaları gerektiği. Ben de çok zor günler geçirdim. Kızımı bırakacak kimse yoktu, gelirimiz çok azdı. Ancak bir yerden başlayıp eşime destek olmam lazım dedim ve çalıştım. Her zaman bir şeyler başarmak, çalışıp üretmek insana kendini iyi hissettirir. Her şeyden önce kendilerini faydalı hissetmeleri için bile çalışmaları gerekiyor.

Başarınızın anahtarı nedir?

Öncelikle zekama çok güveniyorum. İş hayatında anında sorun çözmek, hemen aksiyon alabilmek çok önemli. Sorunlar hayatın her aşamasında var. Önemli olan hızlıca ve doğru karar alarak sorunlarla baş edebilmek. Ben bunu başardığıma inanıyorum.

Başarılı bir kariyer planlaması nasıl olmalı? Bu konuda önerilerinizi alabilir miyiz?

Kariyer planınızı hangi konuda oluşturduysanız, o görevin her aşamasında yer almanız gerekiyor. Makine imalatında üretim müdürü olmak istiyorsanız eğer parça çizimi okumasından tutun, gerekli malzeme siparişine, gelen malzemenin işlenmesine, işlem sırasına, kaynağından montajına, faturalanmasından, lojistiğinin planlanması ve ürün teslim sonrası kurulum /eğitim planlamasına kadar her konuyu bilmek ve anlamak gerekiyor. Ben şu an satış pazarlama ve finans sorumlusu olarak görev alıyorum. Ama makine sektöründe işe başladığımda eşim, işi ve aşamalarını öğrenmem adına fiyat araştırması yaptırdı. Böylece malzemelerin paket ya da kilogram olarak alındığını fark etmemi sağladı. Bir makinenin hangi parçalardan hangi üretim aşamalarından geçtiğini, verdiğim parça siparişlerinin üretimde işlenmesi ardından ısıl işleme, beyazlatmaya götürerek anladım. Sanayilerde araçtan parça indirdim, işi bitince geri aldım. Rulmancılarda hırdavatçılarda malzeme aradım, yeri geldi montajdan makine çıkmayınca müşteriye cevap verebilmek adına başında bekledim. Böylece işimin zorluklarını ve tüm aşamalarını öğrenip müşteriye uygun dille neden geç kaldığını açıklama yetisine sahip oldum. Kısacası iyi bir kariyer sahibi olmak için adım adım her aşamada bizzat bulunmak gerekiyor.

Tüm bu görevlerinizin getirdiği iş yoğunluğunu nasıl yönetiyorsunuz? Ailenizin tepkileri nasıl oluyor?

Kendi işiniz olduğunda yoğunluk olması çok normal. Sorumluluklarınız fazla, çalışma saatiniz, sınırınız olmuyor. Eşim yurt dışı fuarlarında veya seyahatlerinde olduğunda Ar-Ge çalışması dönemlerinde gece 3-4’lere kadar departman başında beklediğim zamanlar oldu. Her zaman eşimin yanında ve destekçisi oldum. Böyle zamanlarda birlik beraberlik çok önemli. Fazla mesai zamanları olunca kendi işinizse zorlanmıyor, güçlü duruyorsunuz. Ancak bu gibi durumlarda yalnızca 13 yaşında kızım var onu düşünüyorum. İşlerimiz yoğun olduğunda onu da yanıma alıyorum.

Genç girişimcilere yönelik neler tavsiye edersiniz?

Hayat çoğu zaman planlananın dışında gelişir ve akıp gider. Genç girişimciler planladıkları ve amaçları dışındaki her konunun başlarına geleceklerini bilsinler ve buna hazırlık yapsınlar. Ama tabii bu hiçbir zaman cesaretlerini kırmasın. Anlatmak istediğim olumsuz düşünmek değil. Hazırlıklı olduğun bir durumla mücadele etmek bir insan için çok kolaydır. Önemli olan her duruma karşı hazırlıklı olmak. Özellikle kadınlarımız çok zeki, her işin üstesinden gelebilecek güce sahipler. Yeter ki kendilerine inansınlar.

İş dışında neler yaparsınız? Özel hobileriniz var mı?

Kızımla vakit geçirmek en büyük keyfim. Genç anne olmanın avantajını yaşıyorum. Çok yakın iki arkadaş gibi sinemaya gidiyoruz ve bowling oynuyoruz. Eşimin fuarlar ve müşteri ziyaretleri ve sıkça şehir dışına çıkması nedeniyle anne kız günleri gerçekleştiriyoruz. Birlikte çok keyifli zaman geçiriyoruz. Diğer yandan bu yaz ailece balık avlamak, denize açılmak zevk aldığımız bir aktivite oldu. Kış kendini daha yeni gösterdi, ama yaz aylarını iple çekiyoruz diyebilirim. Ailece denize açılmak artık en büyük hobimiz oldu.

Paylaş