“Kadınlar sektöre farklı bakış açısı getiriyor”

192

Mikropor Pazarlama Satış Genel Müdür Yarımcısı Gizem Yazıcı, kişinin konusuna hâkim olduktan sonra kadın olmanın dezavantaj olmadığını söyledi. Tersine, kadınların makine sektörüne farklı bakış açısı kazandırdığını dile getiren Yazıcı, “Çalışan bir kadın olarak çalışanlarınızı anlamakta, empati kurmakta, detaylara hâkim olmakta çoğu zaman erkeklerden bir adım öndeyiz” dedi.

Dergimizin bu sayısının “Sektörün Başarılı Kadınları” bölümünde Mikropor Pazarlama Satış Genel Müdür Yardımcısı Gizem Yazıcı’yı ağırlıyoruz. “Kadın olmanın en büyük dezavantajı kendi kafalarımızda olan inançlar” diyen Yazıcı, makine sektörüne kadınların farklı bir bakış açısı getirdiğini vurguladı. Türkiye’de artık iş kadını ve iş adamı ayrımı kalmadığını dile getiren Yazıcı, iş insanı olarak herkesin aynı yollardan geçtiğine dikkat çekti. Aynı zamanda sektörün genç isimlerinden biri olan Yazıcı ile Mikropor’u, Türkiye’de ve özellikle makine sektöründe kadın olmayı, sektörün geleceği, sorunları ve çözüm önerilerini konuştuk.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Gizem Yazıcı kimdir?

Tabii ki…1982 Ankara doğumluyum. Ortaokul, lise eğitimimi Çankaya Anadolu Lisesi’nde, üniversite eğitimimi ise Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümünde tamamladım. Sonrasında MBA yüksek lisansı yapmak için University of Illinois’e burslu olarak gittim. Okulumu tamamladıktan sonra, üç yıl kadar önce KPMG Chicago ofiste, Strateji ve Tedarik Zinciri Danışmanı olarak görev yaptım. Sonrasında Morgan Stanley New York da Risk Yönetimi konusunda yaklaşık iki yıl çalıştım. 2012 de Türkiye ye dönme kararı aldım ve Eczacıbaşı Holding’de üç yıla yakın stratejik planlama departmanında yönetici olarak görev yaptım. 2015 de ise aile işimiz olan Mikropor’a katıldım. Öncelikli olarak iş geliştirme şimdi ise pazarlama satış genel müdür yardımcısı olarak görev yapıyorum.

Gizem Yazıcı, babası Kemal Yazıcı ile birlikte

Firmanız Mikropor’u tanıyabilir miyiz?

Firmamız Türkiye’nin en büyük endüstriyel filtre imalatçısı. Ankara merkezli toplamı 60 bin metrekareyi bulan 4 fabrikada, HVAC ve basınçlı hava filtrasyonu sektöründe kullanılan panel filtreden Hepa filtreye, seperatörden basınçlı hava kurutucularına kadar çok geniş yelpazede imalat yapıyoruz. Mikropor yurt dışında da yurt içinde olduğu gibi her iki sektörde de saygın bir yere sahip ve üretiminin ortalama yüzde 70’ini 140 farklı ülkeye ihraç ediyoruz. Üretimimiz Ankara’da ancak, İstanbul’da satış ofisimiz var. 2001 yılından bu yana da Amerika’da satış ofisimiz ve depomuz bulunuyor.

Firmanızla ilgili kısa, orta ve uzun vadeli ciro, ihracat, yatırım ve istihdam hedeflerinizi öğrenebilir miyiz?

Mikropor hep büyüyen ve işine yatırım yapan bir firma oldu. Vizyonumuzda da hep yeni yatırımlar ve büyüme hedefimiz var. Orta vadede inorganik büyüme fırsatlarını değerlendirmek istiyoruz. Özellikle Avrupa ve Amerika’da şirket birleşmesi ve-veya satın alması için çeşitli fırsatlara bakıyoruz. Amacımız zaten müşteri portföyü açısından global olan firmamızı, üretim yetkinlikleri olarak da global bir oyuncu yapmak.

Gizem Yazıcı, Mikropor Genel Müdürü olan ağabeyi Evren Yazıcı ile birlikte.

Teknolojinin hızlı gelişmesiyle birlikte firmalar sürekli bir dönüşüm içinde. Firmanızın yürüttüğü araştırma, geliştirme, yeni ürün çalışmaları ile ilgili bilgi alabilir miyim?

Mikropor’un en önemli ve DNA’sında olan yetkinliği sürekli gelişmek ve geleceği üretmek. Bu kapsamda yaptığımız her işte, ürettiğimiz her üründe sürekli gelişimi hedefliyoruz. Üretimle iç içe çalışan bir Ar-Ge departmanımız var. Ar-Ge ekibimiz için sektörümüzde öncü olacak bir laboratuvar kurduk. Bunun yanında bahsettiğim gibi, mavi yakalı arkadaşlardan başlayıp, genel müdürümüze kadar giden bir öneri sistemimiz var. Burada her çalışma arkadaşım, iş koşulları olsun, üretim teknikleri olsun, ilgili önerilerini sunar ve bunlar belirli periyotlarda üst yönetim tarafından değerlendirilir. Bu da gelişime verdiğimiz önemi aslında her gün hissetmemizi sağlamakta.

Türkiye’de iş hayatında kadın olmak ilgili görüşlerinizi öğrenebilir miyim? Türkiye’de iş kadını olmak zor mudur?

Türkiye’de artık iş kadını ve iş adamı ayrımının kalmadığını düşünüyorum. İş insanı olarak herkesin geçtiği bazı zorlu yollardan ben de geçtim, geçmekteyim. Genç olmak, aile şirketinde çalışmak, sektörde nispeten yeni olmak zorlayıcı ama aynı zamanda da öğretici noktalar. Bunların yanında çalışan bir anne olmanın zorluklarını da göz ardı edemem. Ancak çalışan bir annenin çocuğu için iyi bir model oluşturacağına inandığım için bazı zorluklara göğüs geriyorum.

Makine gibi erkeklerin ağırlıkta olduğu bir alanda kadın olmak nasıl? Dezavantajları ve avantajları nedir?

Sadece Türkiye de değil ama dünyada da sektördeki kadın sayısı az. Küçüklüğümden beri Mikropor ile beraber büyüdüğüm için, makine sektörü benim isteyerek seçtiğim bir kariyer. Kadın olmanın en büyük dezavantajı aslında kendi kafalarımızda olan inançlar. Konunuza hâkim olduktan sonra, sektördeki gelişmeleri yakından takip ettiğiniz takdirde, bence kadın olmanın dezavantajı olduğunu düşünmüyorum. Avantaj olarak baktığınızda, bu sektöre farklı bir bakış açısı kazandırdığımızı düşünüyorum. Çalışan bir kadın olarak çalışanlarınızı anlamakta, empati kurmakta, detaylara hâkim olmakta çoğu zaman erkeklerden bir adım öndeyiz.

İş hayatında yer almak isteyen, girişimci kadınlara neler söyleyebilirsiniz?

Kafalarındaki kadın olmanın zorlukları, dezavantajları gibi düşünceleri silsinler. Kendilerine sürekli yatırım yapsınlar ve seçtikleri konuda uzmanlaşsınlar. Sürekli araştırmak, ilgili fuarlara katılmak, seçtikleri konuyla ilgili yenilikleri yakından takip etmek onları başarıya ulaştıracak.

Türk makine sektörü geleceğini nasıl görüyorsunuz? Sizce sektörün daha iyi noktalara gelmesi için hem sektör temsilcilerinin hem de devletin neler yapması gerekiyor?

Türkiye sanayisi güçlü bir sanayi. Üretim teknikleri açısından da oldukça ilerde. Daha iyi noktalara gelebilmek için Ar-Ge’ye ve teknolojik yeniliklere yatırım yapılması gerektiğini düşünüyorum. Firmaların markalarına yatırım yapması, devletimizin de bu konudaki destekleri artırması hem sektörün gelişmesine hem de Türk markalarının bir dünya markası haline gelmesini sağlayacak.

Biraz da aile yaşantınız, hobileriniz, kişisel hedeflerinizden bahsedebilir misiniz? İş yerinin dışındaki Gizem Yazıcı neler yapar?

Evliyim ve bir kızım var. Ailemizin diğer bir ferdi ise köpeğimiz Badem. Fırsat bulduğumuz zamanlarda, hep beraber yürüyüş yapmayı ve dışarıda zaman geçirmeyi seviyoruz. Ben de eşim de spora çok düşkünüz. Üniversite hayatımda ve sonrasında koşu benim için bir tutkuydu. Şimdilerde eskisi kadar düzenli olmasa da sahilde koşmayı çok seviyorum. Seramikle uğraşmak son zamanlarda edindiğim ve beni çok rahatlatan bir hobi. Ailemle birlikte seyahat etmek, yeni yerler görmek, yeni kültürlerle tanışmak fırsat bulduğumuzda yaptığımız en büyük hobimiz.

Eğer makine sektöründe olmasaydınız hangi mesleği seçerdiniz?

Eğer bu işte olmasaydım, kesinlikle kendi işimi yapmak isterdim. Bir restoran sahibi olmak, uluslararası bir restoran zincirinin Türkiye ye getirmek hep hayalimdi. O yolda ilerlemek isterdim.

Makine İmalatçıları Birliği (MİB) hakkındaki düşünceleriniz nedir? Daha iyi çalışmalar yapılması için önerileriniz nelerdir?

Çok güçlü bir birlik. Desteğini her zaman yanımızda hissediyoruz. Özellikle de son yıllarda yapılan sektörümüzü yurtdışında tanıtım faaliyetleri bizlere çok büyük katkıda bulundu. Hem yurt içi hem yurt dışı faaliyetleri için kendilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz.