“Kadın erkek eşitliği dünya barışını güçlendirir”

25

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, kadınların erkeklerle eşit sosyal, ekonomik ve siyasi haklara sahip olmalarının yalnızca toplumsal hayatı iyileştirmek gibi bir sonuç yaratmadığını, dünya barışını da güçlendirdiğini söyledi. Bakan Pekcan, kadınların üretim ve yönetimde daha çok söz hakkının olduğu bir Türkiye’nin her açıdan daha ileri seviyelere ulaşacağına inandığını vurguladı.

MİB Dergisi’nin Sektörümüzün Başarılı Kadınları bölümünün bu sayıdaki konuğu Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan oldu. İstatistiki verilere bakıldığında Türkiye’de kadın istihdamı ve girişimciliğinin arttığını belirten Pekcan, ancak oransal olarak ise yolumuzun uzun olduğunu vurguladı. Ticaret Bakanlığı’nın özellikle kadın girişimciliği artırmak için çalıştığını dile getiren Bakan Pekcan, “Bu da kuşkusuz eğitimle mümkün. Hedefimiz, bu alanda kamu-özel sektör-üniversite iş birliğini geliştirerek bu tür eğitim programlarını daha da yaygınlaştırıp, küresel ölçekte nitelikli kadın girişimciler yetiştirmek” diye konuştu. Makine sektörünün geldiği noktayı da değerlendiren Bakan Pekcan, Türk makine sektörünün istihdama ve ihracata önemli katkı sağladığına dikkat çekti. 200 bini geçen istihdam olanağı ile imalat sanayindeki toplam istihdamın yüzde 5,7’lik bölümünü sağlayan sektörün, yüksek katma değer ve ihracat kapasitesiyle de öne çıktığına değinen Bakan Pekcan, Türkiye’de kadın istihdamı ve girişimciliği, Bakanlığın hayata geçirdiği projeler ve Türk makine sektörü ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

Kadınların çalışma hayatında yer alması için yıllarca emek veren biri olarak çalışma hayatına başladığınız dönemden bu döneme kadar geçen sürede gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadınların erkeklerle eşit sosyal, ekonomik ve siyasi haklara sahip olmaları yalnızca toplumsal hayatı iyileştirmek gibi bir sonuç yaratmıyor, hiç kuşkusuz dünya barışını da güçlendiriyor. İşe kadın elinin değmesi ortamı yumuşatıyor, denge sağlıyor, verimliliği arttırıyor. Kadınların üretim ve yönetim süreçlerinde daha çok söz hakkının olduğu bir Türkiye’nin hem ekonomik hem de sosyokültürel açıdan daha ileri seviyelere ulaşacağına inancım tam. Araştırmalara göre ekonomide kadın-erkek eşitliği sağlandığında, 2025 yılında küresel büyüme rakamlarında 12 trilyon dolar artış sağlanacak. İş hayatına atıldığım 80’li yıllarda özellikle mühendis kadın sayısı çok azdı, mühendislik erkek mesleği olarak görülüyordu. Tabii ki yıllar geçtikçe iş hayatında kadının rolü giderek arttı ancak istatistiki veriler kadınların ülkemizin ekonomi dinamikleri içindeki konumunun çok daha fazla iyileşmeye ihtiyacı olduğunu ortaya koyuyor. Önceki yıllara göre iş hayatında daha fazla kadının olduğunu kabul etmekle birlikte, oransal olarak daha çok yolumuz var. Kadınların ekonomik hayata entegrasyonunun en somut göstergesi, kadın istihdamındaki artış. Türkiye İstatistik Kurumu’ndan işgücü verileri elde edilebilen en eski tarih olan 1988 yılında Türkiye’de çalışan kadın sayısı yaklaşık 5,2 milyon iken; 2018 yılı ağustos ayı itibarıyla bu sayı yüzde 73,8 artarak 9,1 milyona ulaştı. 2018 yılı ağustos ayı itibarıyla kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 34,9 oldu. Bu rakamlar ülkemizin bu alanda yüzde 60’ları aşan gelişmiş ülke seviyelerine ulaşamadığını ortaya koyuyor. Gelişmiş ülkelerdeki seviyelere ulaşmak için, kadınlarımızı iş hayatına girmeye daha çok teşvik etmeli, onlara ihtiyaç duydukları her tür desteği sağlamalıyız.

Peki kadın girişimcilik açısından hangi noktadayız?

Konuya kadın girişimciliği yönünden baktığımızda, istatistiki veriler daha çok yolumuz olduğunu göstermekle birlikte umut verici bir tablo çiziyor. 1988 yılı verilerine göre Türkiye’de kendi hesabına çalışan kadın sayısı 358 bin düzeyinde iken, 2018 yılı ağustos ayı itibarıyla 845 bine ulaştı. Bu sayının yakın dönemde daha da artacağına inanıyorum. Özellikle yapılan projeler ve çalışmalar ile girişimciliğin bir kariyer seçeneği olarak farkındalığının artırılmasının sonucu; kadın girişimci sayısının son beş yılda yüzde 40 arttığını görmek ve bu artışa rağmen kadın girişimcilerin nüfusa oranının yüzde 10 gibi düşük bir rakamda olması, burada alacak daha çok yolumuz olduğunun ve daha da fazlasını yapabileceğimizin büyük bir göstergesi. Bu konuda son yıllarda kat edilen rakamsal artışlar da bize hem attığımız adımların boşa gitmediği hem de Türkiye’yi 2023 kadın istihdamı hedefine taşımak için umut veriyor. Kadın dünyadaki işin yüzde 66’sını yapıyor fakat dünya gelirinin sadece yüzde 10’u kadınların. Kadınlar finansa kolay ulaşamıyor; yaşlı, hasta ve çocuk bakımı gibi geleneksel rolü de girişimci olması için önündeki önemli engel olarak ortaya çıkıyor ancak engelleri aşıp girişimci olabilen kadınlar da başarılarını ortaya koyuyor. 2017 Global Girişimcilik Monitörü Kadın Raporu sonuçları umut veriyor. Tüm dünyada ve Türkiye’de kadınların ihtiyaçları olduğu için girişimci olmaları erkeklerden yüzde 20 daha yüksek. Ancak, kadınlar ihtiyaçtan da olsa fırsatı yakaladıklarında asla yılmıyorlar. Gerekli koşullar sağlandığında ki hepimiz bunun için çalışıyoruz; kadınlar sosyal ve toplumsal duyarlık bilinçleriyle iş dünyasına yeni bir yön verecek. Kadınlar aracılığıyla toplumumuz ekonomik ve sosyokültürel açıdan çok daha ileri seviyelere ulaşacak. Gidilecek çok yol, aşılacak çok engel var. Bunun için hep birlikte yılmadan yorulmadan çalışmamız lazım.

Bakanlık olarak kadın girişimciliğinin artırılması için hayata geçirdiğiniz projeler var mı? Bu projelerle neler hedefleniyor?

Bakanlık olarak bir amacımız da kadın girişimcilerimizin sayısını artırmak. Kadın girişimcilerimizin yetkinliklerini artırarak onların uluslararası düzeyde rekabet edebilir girişimcilere dönüşmelerine katkı sağlamak. Bu da kuşkusuz eğitimle mümkün. Bu alanda STK’ların öncülüğü ve yönlendirmesiyle bazı üniversitelerimiz eğitim programları düzenleniyor. Devlet ve vakıf üniversitelerinde “girişimcilik” bölümlerinin açılması ve yaygınlaştırılması orta-uzun vadede genç girişimcilerimizin sayısını hızla artırarak ekonomimize ciddi katkılar sağlayacak. Hedefimiz, bu alanda “Kamu-Özel Sektör-Üniversite” iş birliğini geliştirerek bu tür eğitim programlarını daha da yaygınlaştırıp, küresel ölçekte nitelikli kadın girişimciler yetiştirmek. Bakanlığımızca hazırlanan “e-İhracat Stratejisi ve Eylem Planı (2018-2020)” kapsamında e-ihracatın sunduğu imkânlardan yararlanmalarını sağlamaya yönelik eğitim programları ve seminerlerin düzenlenmesine başlamış bulunuyoruz. Kadın girişimcilerin bu eğitimlerden yararlanmalarını öngörüyoruz. Önceki dönemde, kadın girişimciliğin özendirilmesi ve geliştirilmesine yönelik olarak Bakanlığımız önderliğinde 2016 yılında gerçekleştirilen “Kadın Girişimciliğinin Özendirilmesi Konferansı” ve 2017 yılı Kasım ayında gerçekleştirilen “Kadın Girişimciler ile Büyüyen Türkiye; Yeni İmkânlar, Yeni Ufuklar” temalı Kadın Girişimciler Uluslararası 2. Konferansı gibi önemli etkinlikler düzenlendi. Bu Konferanslarda kadın girişimciliğinde önde gelen ulusal ve uluslararası isimler, kamu kurumlarının temsilcileri, girişimciler ve sivil toplum kuruluşları, ulusal ve uluslararası alanda kadın girişimciliği konusundaki gelişmeler üzerine paylaşımlarda bulundu. Bu toplantılarda, kadınlarımızın iş hayatına katacağı faydalar, onların ekonomik potansiyellerini nasıl daha fazla değerlendirebileceğimiz ve stratejik öneme sahip olduğunu düşündüğüm bu insan kaynağını Türkiye’nin kalkınmasında nasıl bir itici güç haline getirebileceğimiz üzerine değerlendirmeler yapıldı.

Türk makine sektörünün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz ve geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Günümüzde, kendi üretim ve ürün teknolojilerine sahip olan ülkeler makine imalat sanayinde de öncü bir konumda. Küresel makine sektörü ihracatında ABD, Japonya, Almanya gibi gelişmiş ülkelerin yüksek pay sahibi olduğu görülüyor. 2017 yılında sektörün küresel mal ticareti içindeki payının son 10 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 26,6’ya ulaşması sektörün küresel mal ticareti içinde ne denli önemli bir ağırlığı bulunduğunu ortaya koyuyor. Türk makine sektörü ülkemiz istihdamına ve ihracatına önemli katkılar sağlıyor. 200 bini geçen istihdam olanağı ile imalat sanayindeki toplam istihdamın yüzde 5,7’lik bölümünü karşılayan makine sektörü, yüksek katma değer ve ihracat kapasitesiyle de öne çıkıyor. Sektör ihracatında 2015 yılında yaşanan düşüşün ardından sürekli bir artış gözlemlendi ve sektör 2017 yılını 13,5 milyar dolar ihracat ile kapatarak ülke ihracatından yüzde 8,6 pay aldı. Türk makine sektörü üretim, pazarlama ve ihracat alanlarında dünya ile entegrasyonunu büyük ölçüde tamamlamış bir sektör ve bu alanlardaki yeterliliğini gelişmiş ve gelişmekte olan pazarların tamamına yakınına yaptığı ihracat ile kanıtladı. Sektör; gayri safi yurtiçi hâsıla ve imalat sanayi üretimindeki payı, ihracat, istihdam, rekabet edebilirlik, yatırımlar, dışa açıklık ve makroekonomik büyüklükler açısından ülkemizdeki en önemli sektörlerden olmaya devam edecek.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan kimdir?

Manisa’da 1958 yılında doğan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektrik Fakültesi mezunu. Yüksek lisansını aynı fakültede tamamlayan Pekcan, 1981’de Türkiye Sınai Kalkınma Bankasında başladığı kariyerine, özel sektörde çeşitli firmalarda farklı görevlerin ardından genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak devam etti. Altyapı sektöründe faaliyet gösteren bir firmada Genel Koordinatör, Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunan Pekcan, Karon Mühendislik şirketinde CEO olarak görev yaptı.

Üç dönem DEİK Türkiye-Suriye İş Konseyi Başkanlığını yürüten Pekcan, ayrıca Türkiye-Ürdün İş Konseyi Başkanlığı, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcılığı görevinde bulundu. 9 Temmuz 2018 tarihli ve 2018/1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ilk kabinesine Ticaret Bakanı olarak atandı. İngilizce bile Pekcan, evli ve iki çocuk annesi.