İnsansız fabrikalara doğru yürürken…

64

Endüstri 4.0, değişik açılardan farklılıklar ve önemli teknolojik dönüşümleri gerektiriyor. Bunlardan biri de “otonom sistemlerin” devreye alınacak olması… Diğer bir deyişle, insansız makinelerin devreye alınması ve dolayısıyla da insansız bir fabrikaya dönüşümün gerçekleşmesi…

Günümüz endüstri toplumlarında en çok konuşulan konulardan birisi Endüstri 4.0; yani Dördüncü Endüstri Devrimi. Bir zamanlar, insanoğlu yaşamını toprağa bağlı yürütürken ve tüm mücadelesini toprağı korumak ve işlemek üzerine bina etmişken, buhar makinesinin icad edilmesi ile önemli bir toplumsal dönüşüm yaşadı. Tarım toplumu, sanayi toplumuna doğru geri dönülmez bir yola çıktı ve tüm gayretler makineleşme yönünde sarf edilmeye başladı. Geçen zaman dilimi içinde yaşanan endüstriyel hamleler ile günümüze kadar kendisini net bir şekilde hissettiren dört önemli dönüşüm gerçekleşti ve ikinci dönüşüm elektrik motorunun bulunması ve seri üretim ile kendisini gösterdi. Bu süreç, bilişim sektöründeki gelişmelerin elektronik sistemler ve otomasyon ile pekiştirilerek (üçüncü devrim) günümüze kadar süre geldi. Bilişim sistemlerinin ve bilişim sektörünün insan hayatındaki etkisi her geçen gün artarak devam etti.

Endüstri 4.0, değişik açılardan farklılıklar ve önemli teknolojik dönüşümleri gerektiriyor. Bunlardan biri de “otonom sistemlerin” devreye alınacak olması. Diğer bir deyişle, insansız makinelerin devreye alınması ve dolayısıyla da insansız bir fabrikaya dönüşümün gerçekleşmesi. Üçüncü Devrim’in en önemli ayağını otomasyonun oluşturmasına karşılık makinelerin çalışabilmesi için ilgili iş planlarının yapılması ve makinelere insanlar tarafından bu planların yüklenmesi nedeniyle insansız fabrika olgusuna ulaşılamadı. Daha çok dijital bir toplum ortaya çıktı. Endüstri 4.0 ile bu dönüşüm, dijital dünyanın da ötesine geçiyor ve daha çok “bilgi toplumuna” doğru bir gidişat tetikleniyor. Makineler birbirleriyle konuşacak, anlaşabilecek, birbirlerine iş verebilecek, iş planlarını yapabilecek, önleyici tedbirleri alabilecek, iş rotalarını kendileri oluşturabilecek, kalite kontrolü kendileri gerçekleştirip kalitesiz ürünlere yol vermeyecek gibi daha birçok yenilik hayatımıza girmek üzere.

İNSANLARIN İŞ PROFİLLERİ DEĞİŞECEK

Endüstri 4.0; bulut bilişim, mobil sistemler, nesnelerin interneti, otonom sistemler, etmen teknolojileri gibi birçok konuda yeni fırsatlar ortaya çıkartıyor. Sanayiciler ve iş dünyası için bunların anlamı; tamamı insansız çalışan sistemlere doğru hızlı bir şekilde yol alınması. Bu sistemlerin hepsinin bu dönüşüm içinde önemli bir yeri ve görevi olacak. Çünkü, diğer dönüşümlerin ötesinde bu yeni dönüşüm sadece üretim sistemlerinde yeni yöntemlerin devreye alınması, yeni iş yapış biçimlerinin ortaya konması ile yetinmeyip aynı zamanda yeni bir yaşam felsefesinin de hayata geçmesini sağlayacak. İnsanların iş profilleri değişecek, gelecek insanlarının hiç biri bugünkü yaptıkları işleri yapmayacak. Dolayısıyla yeni iş alanları oluşacak.

Bu durumda sanayicilerin önünde iki temel görev bulunuyor. Birincisi şu anda yürüttükleri işleri nasıl insansız hale getireceklerinin arayışı içine girmeleri. Diğeri ise gelecekte oluşacak yeni meslekler için gerekli olacak sistemleri, alet ve cihazları üretecek yeni girişim olanaklarını araştırmaları. Bu dönüşüm kaçınılmaz bir şekilde yaşanıyor. Bugün bu konuyu önemseyenler gelecekte başarılı olacak. Diğerleri ise sadece gelişmeleri izlemekle yetinecekler. Yeni yaşama adapte olabilmeleri için ödeyecekleri maliyet, bugün girişim yapanların harcadıklarından çok daha fazla olacak. Bu nedenle endüstri temsilcileri, sektörel kuruluşlar, firma sahipleri, sivil toplum örgütleri, endüstriye yön veren karar vericilerin, Endüstri 4.0 ve ilgili gelişmeleri yakından takip etmeleri gerekiyor.

DÜNYA TOPLUMLARI, “BİLGİ TOPLUMUNA” DOĞRU EVRİLİYOR

Unutulmamalıdır ki dönüşüm ve değişim kimseye sormadan aynı şekilde gidişatına devam ediyor. Dünya toplumları, “bilgi toplumuna” doğru evriliyor. Bu duruma dur deme şansı bulunmuyor. Yapılacak iş; bununla en doğru şekilde nasıl yaşanması gerektiğine bakılarak fırsatları değerlendirme yoluna gidilmesi. Burada ülke çapında da bir dönüşüm stratejisi oluşturmanın gerekli olduğu açık. Devletin dönüşüm sürecini kendisi yönetmesi olası negatif etkilerin önlenmesi için gerekli. Kontrollü bir dönüşüm, ülkemizin de diğer ülkeler ve toplumlar nezdinde varlığını benimsetmesini kolaylaştıracak hatta güçlendirecek. İstediğimiz ve arzu ettiğimiz bir geleceği oluşturmanın en kolay yolu bunu gerçekleştirmekten geçiyor.

Fırsatlar tarifesiz trenlere benzer. Bu trene, ancak o an istasyonda olanlar binebilir. İstasyonda hazır beklemek için durumu iyi izlemek, iyi yönetmek ve kontrolü elde tutmak çok önemli. Belki de treni beklemek yerine, kendi trenimizi oluşturup makinist koltuğuna oturmak da gerekiyor. Ülkemizdeki endüstriyel hayatın ana oyuncularının bu gerçeği göz ardı etmeden bir dönüşüm hamlesi başlatması lazım. Devletin ilgili mekanizmaları bu konuyu gündem maddesi haline getirmeli.

Söz sahibi olan, yönlendiren, gücü elinde bulundurup, istediği gibi kullanan bir toplum oluşturmak için, kurumların ve karar vericilerin “B ilgi Toplumunun” da ötesini iyi görmeleri gerekiyor. Bunun için hem ülkemiz hem de önemli aktörler kendilerini “Hikmet Toplumuna” hazırlamanın yollarını araştırmalı. Gelecekte diğer ülkelerden bir adım daha önde olabilmek için bunun da önemli bir fırsat olacağını iyi anlamaları gerekiyor.

Paylaş