“Gelişmiş ekonomi, gelişmiş insan gücüyle mümkün”

39

Mesleki ve teknik eğitimde dünyada gelişmiş ülkelerin ortak noktasının okul öncesinden başlayarak öğrencilerin yönlendirilmesi olduğunu söyleyen Cumhuriyet Üniversitesi Zara Ahmet Çuhadaroğlu Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Erdoğan Ekşioğlu, genç ve dinamik nüfusa sahip Türkiye’nin gelişmiş ülkelerle rekabet edebilmesinin ancak gelişmiş insan gücüyle mümkün olduğunu vurguladı.

Dünyadaki mesleki eğitimi 5 gelişmiş ülke Norveç, Almanya, Amerika, Japonya ve İsrail’i baz alarak inceleyen Cumhuriyet Üniversitesi Zara Ahmet Çuhadaroğlu Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Erdoğan Ekşioğlu, tüm bu başarılı sistemlerin ortak noktasının okul öncesinden başlayarak öğrencilerin kabiliyetlerine göre yönlendirmesi olduğunu söyledi. Gelişmiş ekonominin gelişmiş insan gücüyle mümkün olduğuna vurgu yapan Ekşioğlu, gelişmiş ülkeler arasında yer almak, onlarla bütünleşmek isteyen Türkiye’nin elindeki en önemli kaynağın, genç ve dinamik nüfus yapısı olduğunu belirtti. Ekşioğlu ile dünyada mesleki ve teknik eğitim ile Türkiye’nin neler yapması gerektiğini konuştuk:

Bu çalışmayla neyi hedeflediniz?

Dünyadaki pek çok ülke küreselleşme ve liberalleşme etkisiyle mesleki eğitim ve öğretimde ihtiyaca yönelik daha dinamik bir yöntem geliştirmek için çabalıyor. Teknik ve mesleki eğitim ve öğretim bazı ülkelerde olağanüstü şekilde ekonomik büyümeyi hızlandırırken, bazı ülkelerde beklentilerin altında kaldı. Küreselleşme, hükümetlerin eğitimin bu dalına ilgisini çekmeyi sağladı. Ancak ortaya çıkan sorunları çözmede fikir birliğinin sağlanamadığı görülüyor. Ben bu çalışmada gelişmiş ülkelerden Norveç, Almanya, ABD, Japonya ve İsrail’in mesleki eğitim sistemleri, geliştirdikleri uygulamalar hakkında bilgi verirken, ortak sorunlara yönelik çözüm yollarını araştırmak istedim.

Ortaya çıkan ilk bulgular neydi?

Dünya ülkeleri ekonomilerini en iyi hale getirmek için çözüm yolları arıyor. Diğer ülkelerle rekabet edebilecek mal ve hizmetleri üretmek için adeta yarışıyorlar. Bu anlamda ülkenin mevcut kaynaklarını verimli kullanmak çok önemli. Beşeri kaynak olarak bilinen insan gücünün en iyi bir şekilde eğitilmesi ülkelerin bugünü kadar geleceği için de önem taşıyor. Teknik ve mesleki eğitim bu süreçte üretim lokomotifinin en önemli unsurlarından biri. Her ülke elinden geldiğince beşeri kaynaklarını piyasa koşullarına uyum sağlayacak şekilde eğitmek ve yönetmek istiyor. Tabi bu süreç içinde birtakım sorunlar ortaya çıkıyor. Bu sorunlar ülkelerin var olan gelişmişlik düzeylerine göre farklılık gösteriyor. Günümüz dünyasında mesleki eğitim ve öğretimle ilişkili ömür boyu öğrenme ve yeniden öğrenme üzerine eğilimler giderek arttı. Bu olgu her platformda sürekli vurgulanıyor. Günümüz artık bilgi çağı. Çağın gereği bilgiye hayatın her döneminde ulaşmak gün geçtikçe daha kolay hale geldi. Her geçen gün daha da gelişen bilgi teknolojileri dünya çapında bilginin paylaşılması ve kullanılmasını önemli ölçüde kolaylaştırdı. Bilginin öğretilmesi ve öğrenilmesi sırasında mesleki eğitimde de artık bilişim teknolojileri vazgeçilmez araçlar. Her meslek grubundan insanın kendini geliştirmesi ve rekabet gücünü artırması, üretimi ve üretimin verimliliğini doğrudan etkiliyor. Türkiye’de teknik ve mesleki yüksekokullarda genellikle teknik ve teorik konular işleniyor. Ancak günümüz koşullarında özgür eğitim için yer yok. Dolayısıyla teknik ve teorik bilgilerle beyinleri doldurulan gençler, üretimin insan ilişkileri ve sosyal hedefleri hakkında yeterince bilgi sahibi değil. Bu nedenle, teknik ve teorik olarak hazırlanan mesleki eğitim müfredatlarının genel ve günün piyasa koşullarına uygun şekildeki bir eğitimle genişletilmeli. Bu düşünce; ABD’de ve Almanya gibi gelişmiş ülkeler başta olmak üzere birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede kabul gören bir olgu. Meslek yüksekokullarında verilen bilgilerin bilim olabilmesi için öğrencilerin bilimsel bilgileri ezberlemesi değil; anlaması, bilginin nasıl üretildiğini bilmesi ve neyin bilim, neyin bilim olmadığına nasıl karar verebilmesi gerekli. Bunun için bilim ve teknolojinin bireyin ve toplumun yararına olan değerinin anlaşılması önemli. Bilindik bir gerçek; bilimin insanlara daha faydalı hale getirilmesi, gerekiği gibi uygulanmasıyla mümkün. Bu nedenle öğrenilen mesleki bilgilerin uygulanmasında ülkenin genel koşullarının da uygun olması önem taşıyor.

Araştırmanızda nasıl bir yöntem izlediniz?

Öncelikle yüksek gelirli ülkeler içinde kişi başına düşen gelirinin yüksek, kalkınmış ülke tanımlamasında yer alan ülkelerdeki mevcut meslek yüksekokullarının eğitim ve öğretim sistemlerini inceledim. Gerçekten de güvenlik, çevre, üretim ya da sağlık gibi konularda temel sorunlarını halletmiş yüksek gelirli gelişmiş ülkelerin milli hasılalarından en çok pay ayırdıkları konu, eğitim. Zira vatandaşları iyi ve eşit eğitilmiş bir ülkede diğer konular da kendiliğinden düzgün işliyor. Ama bunun yanında unutulmamalıdır ki; her ülke kendi coğrafyasına, kültürüne, ekonomik ve sosyal şartlarına uygun düzenlemeler yaptığı zaman olumlu sonuçlar alır. Gelişmiş ekonomilerde meslek yüksekokullarının sorunlarını çözmek, daha başarılı ve verimli hale getirilmelerine yönelik yapılan bilimsel araştırma ve gözlemlere ait bulgu ve sonuçlar sürekli değerlendirilmeli. Çalışmada bu ülkelerin uyguladıkları sistemlerin getirdiği başarılı sonuçlar ortaya konularak Türkiye’deki mevcut mesleki eğitim sisteminin eksik ve aksayan yönlerinin kapatılmasına yönelik çözüm önerileri getirmeyi amaçladım. Bu araştırmada 5 gelişmiş ekonomideki mesleki eğitimin yapısı inceledim. Farklı yapılara sahip olan ülkeler olmasının daha verimli olması düşüncesiyle araştırmada farklı coğrafyalarda ve farklı kültürlere sahip olan ülkeleri seçtim.

Dünyada mesleki ve teknik eğitimde ortaya çıkan sistemler neler?

Birçok ülke kendi dinamiklerine göre oluşturdukları meslekî ve teknik eğitim yöntemlerini uyguluyor. Dünyada bu amaçla temelde üç farklı sistem var. Okul-işyeri temeline dayalı eğitim, sadece okula dayalı eğitim ve her iki anlayışı da benimseyen ama sürekli arayışlar içerisinde olan sistemler. Meslek eğitiminde öğrenmeye karşı bir direnç olduğu birçok eğitici tarafından bilinir. Bunun nedenleri arasında, verilen eğitimlerde, dinleyicilerin hep pasif tarafta kalması ve verilen eğitimlerin sıkıcı ve anlaşılamaz olması. Çözümü, öğrenci merkezli, eğlenceli ve düşündürücü eğitim modellerinin uygulanması ile mümkün. Mesleki eğitimin başarılı olabilmesi için çağdaş ülkelerin yaptığı gibi okul öncesinden başlayarak lise sonuna kadar devam eden süreçte öğrencileri kişisel kabiliyetlerine göre yönlendirme yapılmalı. Öğrenci, yatkın olduğu alanlara yönlendirilirken, okul, aile ve öğrenci iş birliği içinde olmalı. Gelişmiş ülkeler arasında yer almak, onlarla bütünleşmek isteyen Türkiye’nin elindeki en önemli kaynak, genç ve dinamik nüfus yapısına sahip olan insan gücü. Bu insan gücünü iyi kullanarak ülkeler arasında rekabet yaratabilme olanağı var. Çalışma tabanlı eğitimin yararları, deneysel çalışmalarda henüz ölçülmemesine karşın, öğrenmeyi daha verimli yapan bilginin eş zamanlı uygulanması mantıklı sayılabilir. Bu programın başarısı, firmalar ve okullar arasındaki iş birliği ve eğiten ve eğitilenlerin yeterli ve becerikli olmalarına bağlı. Millî standartları korumak ve firmaların taleplerini yerine getirerek eğitim yapmak, bugüne kadar Almanya’daki meslekî eğitim sisteminin başarısında önemli faktörler. Teknolojik ilerlemenin ekonomik dinamiklerini ve sonuçlarını ortaya koymak bilgi ekonomisinin temel hedefi. Yenilik ise, teknolojik ilerlemenin en önemli göstergesi. Bilgi ekonomisinin hâkim olduğu günümüz piyasalarında firmaların, bölgelerin ve ulusal ekonomilerin rekabet gücünü belirleyen faktörler de değişiyor. Günümüzde kimin ne kadar sermaye ya da işgücüne sahip olduğundan ziyade kimin daha çok yenilikçi olduğu önemli. Yenilik, küreselleşen ekonomideki yüksek rekabet koşullarında ayakta kalabilmenin tek koşulu haline geldi.

Türkiye nasıl bir yöntemle ilerlemeli?

Türkiye için yapılması gereken pek çok şey olmakla birlikte, nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi daha ön plana çıkıyor. Bu çerçevede özellikle iş dünyasının ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünün eğitimi ve yetiştirilmesinde mesleki ve teknik eğitim çok büyük öneme sahip. Genel tanım içinde mesleki ve teknik eğitim, bireysel ve toplumsal yaşam için zorunlu olan bir mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri, tavır ve meslek alışkanlıkları kazandırarak bireyi zihinsel, duygusal, sosyal, ekonomik ve kişisel yönleriyle dengeli biçimde geliştirme süreci. Tanımından da anlaşıldığı gibi, insan hayatının hemen her aşamasında gerekli olan birçok konuda mesleki ve teknik eğitim almış elemanlara ihtiyaç var. Eğitim sistemimizde, yeterli teknoloji kullanılmıyor. Sistem gerek sarf malzemesi kullanımında, gerekse bilgisayarlı ve uygulamalı eğitimde son derece yetersiz. Problemin çözümünde bu yapının bir an önce değişmesi, uygulamaya yönelik çalışmalara hız verilmesi gerekli. “Meslekî ve Teknik Eğitim İçin Ulusal Konsey” kurularak ders müfredatları detaylı şekilde günün ve gelecek tahmini koşullarına göre yeniden düzenlenmesi ve bu aşamada dünyadaki teknolojik gelişme de sürekli göz önüne alınmalı. İş ve sanayi piyasasında mesleki deneyim, çok önemli bir materyal olarak kabul görür. Mesleki eğitim içindeki öğrencilere deneyim kazandıracak staj uygulamalarının sistemli şekilde devlet destekli ve zorunlu olarak uygulanmalı. Mesleki eğitim veren tüm öğretim elemanlarının belirli dönemlerde son derece ileri seviyelerde hizmet içi uygulamalı eğitim almaları, bu eğitimde özellikle il merkezlerinde, il Ticaret ve Sanayi Odası yetkililerinin de bulunması ve devlet organlarının gerekli maddi ve manevi desteği vermesi gerekli. Gelişmiş ekonomi olmak, gelişmiş insanla mümkün. Mesleki ve teknik eğitimde okuyan gençler daha üretken bilgilerle donatılmalı. Bu nedenle bilgi aktarımını yapacak olan öğretim elemanlarının da piyasanın değişen koşullarını yakından takip eden donanımda olmaları şarttır. Tüm gelişmiş ekonomilerde vurgulandığı gibi; meslek ve teknik eğitiminin kamuoyundaki statüsünü yükseltmeye yönelik tüzük ve yönetmelikler çıkartılmalı. Özellikle özel sektörün iş alımlarında, mesleki ve teknik belge şartı aranılması zorunlu hale getirilmeli. Örneğin satış elemanı olarak çalışmak isteyen bir elemanın o yönde eğitim veren bir yüksekokuldan mezun olma şartı bulunmalı.