“Eğitime ve insana yapılan yatırım, en büyük yatırım”

83

GİMAS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Girgin, GİMAS’ın en önemli felsefesinin “eğitime ve insana yatırım, en büyük yatırım” olduğunu, bu doğrultuda çalışanlarının almak istedikleri eğitimlerin bütün masraflarını karşıladıklarını söyledi. 2018 yılında satışlarını bir önceki yıla göre yüzde 40 artırmayı hedeflediklerini de vurgulayan Girgin, “İlk 6 ayda bir önceki yıl sonu cirosunu yakaladık. Tam kapasite çalışıyoruz ve 2020 yılına kadar siparişlerimiz var” dedi.

MİB Dergisi’nin “Başarı Öyküsü” bölümünün bu sayıdaki konuğu GİMAS A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Girgin oldu. Türkiye’de birçok “ilki” gerçekleştiren bir firma olduklarını hatırlatarak sözlerine başlayan Girgin, GİMAS’ın son 5 yılda katma değeri yüksek ekipmanlar üretimine odaklandığını ve 5 yıl içinde ihracatını ve kapasitesini 2,5 kat artırdığını açıkladı. “Hedefimiz mevcut üretimimiz içindeki katma değeri yüksek olan ekipmanların oranını yüzde 85 seviyelerine çıkarmak” diyen Girgin 2018 yılında satışlarını bir önceki yıla göre yüzde 40 artırmayı hedeflediklerini, ilk 6 ayda bir önceki yıl sonu cirosunu yakaladıklarını belirtti. Bekir Girgin ile GİMAS’ın hedeflerini, makine sektörünün sorunları ve çözüm önerilerini, gelecekte makine sektörünü bekleyen değişimi konuştuk.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? 

Erzurum’da 1969 yılında doğdum. Bornova Anadolu Lisesi’nden sonra 1992 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü bitirdim. İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadi Enstitüsünde İşletme Yüksek Lisansı yaptıktan sonra 1994 yılında askerlik görevimi tamamlayıp hem teknik hem de yönetim konularında teorik bilgilerimi pratik hayata dökebileceğim aile firmamızda çalışmaya başladım. Bütün çocukluğum ve gençlik yıllarım boyunca, eğitim hayatımdan fırsat bulduğum zamanlarımda çalışmamım askerlik sonrası firmaya adaptasyonumda çok faydasını gördüm.

Firmanız hakkında bilgi alabilir miyiz? Kuruluştan bugüne kadar firmanın geçirdiği evreler ve bugün gelinen nokta nedir? 

Makine Yüksek Mühendisi olan babam Şamil Girgin tarafından, 1976 senesinde Ödemiş’te kurulan firmamızın ilk büyük işi İzmir Rafinerisi Turbo Jeneratör Binası Çelik Konstrüksiyonu İmal ve Montajı oldu. 1992 yılında Atatürk Organize Sanayi Bölgesine (AOSB) taşındıktan sonra çimento ve toprak sanayiden madene, enerji santrallerinden petrokimya tesislerine makine ve ekipman üretmeye başladık. 2014 yılından itibaren ürün yelpazemize hidroelektrik, nükleer ve rüzgâr enerji santralleri alanındaki makine ve ekipmanları üretimini ekledik. Kurulduğumuz günden itibaren firma olarak birçok ilke imza attık. İlk üretimlerimizden olan değirmen, dünyanın en büyük değirmeni olarak Brezilya olimpiyatlarında kullanıldı. 2014’de imalatı yapılan 300 tonluk değirmen, 2016 yılında Brezilya olimpiyatları için yapılan inşaatlarda çimentoları öğüttü. Firmamızın en son “ilki” ise yerli üretim olan HES türbinleri. Firmamız Türkiye’de ilk kez hidroelektrik santrallarına ait türbinlerin yerli üretimine başladı. Bunu takiben MİLHES projesinde üretici olarak görev aldık. Her dönem için sektör adına attığımız inovatif adımlar yurt dışına döviz çıkışını önlediği gibi üretimin yüzde 95’ini de yurt dışına ihraç ederek döviz kazanımı sağladı.

Firmanızın kısa, orta ve uzun vadeli plan ve projeleri hakkında bilgi alabilir miyiz?

Firmamızın ileriye dönük planları içinde yakın zamanda 250 KW dan başlayarak, 5 MW’a kadar yerli buhar türbini üretimi ve ihracatı var. İlk türbini, yatırımına bu sene başlanacak olan Biokütle santralımız için planlıyoruz. HES’ler ile ilgili olarak Türkiye’deki hidroelektrik santrallerin, yenilenme ve rehabilitasyon çalışmaları içinde yer alan türbin ve benzeri makine ve ekipmanların üretimi ve montajında yer almak istiyoruz. GİMAS son 5 yılda katma değeri yüksek ekipmanlar üretimine odaklandı ve 5 yıl içinde ihracatını ve kapasitesini 2,5 kat artırdı. Hedefimiz mevcut üretimimiz içindeki katma değeri yüksek olan ekipmanların oranını yüzde 85 seviyelerine çıkarmak.

GİMAS GİRGİN Makine’nin yurt içi ve yurt dışındaki pazar konumu nedir? 2018 yılı ciro, ihracat, yatırım ve istihdam hedefleri nedir? Bu hedeflere ulaşmak için ne gibi çalışmalar yürütülüyor?

GİMAS üretimini yaptığı sektörlerdeki müşterilerinin stratejik partneri ve üreticisi konumunda. 2018 satışlarımızı bir önceki yıla kıyasla yüzde 40 artırma hedefimiz var. İlk 6 ayda bir önceki yıl sonu cirosunu yakaladık. Üretim tesisimiz tam kapasite çalışıyor ve 2020 yılına kadar siparişimiz bulunuyor. AOSB içinde ilave 11 bin metrekarelik yeni fabrikamızın birinci etabı olan 5 bin 500 metrekarelik bölümü üretime geçti. Üretime geçen bölüm ile istihdamda yüzde 15’lik artış oldu. İkinci etap projeleri tamamlandı ve 2020 yılında faaliyete geçmesi planlanıyor. Aynı zamanda serbest bölge yatırımı gündeme alındı. Fizibilite çalışmaları devam ediyor. “Eğitime ve insana yapılan yatırım en büyük yatırımdır” felsefesi, GİMAS için büyük önem arz ediyor. GİMAS içinde mesleğe yönelik eğitimlerin dışında yabancı dil eğitimi veriliyoruz. Çalışanlarımızın almak istedikleri eğitimlerin bütün masrafları firmamız tarafından karşılanıyor. Yurt dışı fuar ve fabrika gezileri özellikle bünyemize yetiştirmek üzere alınan genç çalışanlarımızın ufkunu genişletiyor.

Makine sektörü pazarda farklılaşmak için son dönemde Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verdi. Bu noktada GİMAS GİRGİN’in Ar-Ge çalışmaları hakkında bilgi alabilir miyiz? Yürütülen ve yakın zamanda hayata geçecek projeler var mı? 

Üretim aşamalarımızın Endüstri 4.0 altyapısına uygun hale getirmek adına Ar-Ge yatırımlarımız her yıl aralıksız sürüyor. Tasarım, Ar-Ge’nin ürüne dönüştürülmesi konusunda MİLHES projesinin somut çıktısı olan Hidroelektrik Santralleri Türbini ilk kez yerli ve milli olarak GİMAS tarafından üretildi. Yurt dışında test ettirilmesi 400 bin avroyu bulan model türbin testi, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB-ETÜ) tarafından gerçekleştirildi. Böylece esas türbinin imalata geçebilmesi için gerekli test yapıldı. TÜBİTAK’ın desteği ile 2015 yılında başlatılan “Hidroelektrik Santral Bileşenlerinin Yerli Tasarımı ve Üretimi” MİLHES Projesi’nin, üretim kısmında GİMAS tarafından üretilen türbin ve komponentleri, Antalya – Düden Çayı üzerinde kurulu KEPEZ-1 HES’in eskiyen türbini yerine takılacak. Daha önce bahsettiğim gibi 250 KW-5 MW arası buhar türbinleri dizayn ve üretimi ile ilgili çalışmalar son aşamaya geldi. Üretime geçilerek gerekli olan belgelerin alımına 2019 başı itibarıyla başlanacak.

Sektörün sorunları nelerdir ve sizce bu sorunlar nasıl çözülebilir? 

Sektörün sorunları, mevcut Türkiye sorunları göz ardı edilerek çözülemez. İlk önce sorunları görünür hale getirip sonra çözüm metotları üzerinde çalışma yapılmalı. Son günlerde gazetelerin ilk sayfalarına bakacak olursak tüm dünyanın ve ülkemizin birinci gündeminde yer alan döviz kurları ile ilgili haberler müşterilerimiz tarafından da takip ediliyor ve bu durum üzerimizde baskı oluşturuyor. Enerjiye gelen zam, sanayicilerin maliyet hesabını ayrıca zora soktu. Maliyetlerin günlük olarak değişiyor olması bizim gibi uzun vadede üretimini tamamlayan firmalar adına ilk sipariş alındığı andan itibaren hesaba katılan “görünmeyen” maliyetler hesabını alt üst ediyor. Kurlarda önü alınmayan yükselişin yarattığı maliyet artışları ve belirsizlik tüm sektörlerde olduğu gibi sektörde de fiyat istikrarını bozarak, üreticiler üzerinde maliyet yönlü bir baskı oluşturuyor. Tabi son günlerdeki en büyük problemimiz işletme sermayesi. Bankaların yeterli desteği verememesi uzun vadeli fonlama sıkıntıları ve artan faiz oranları bizim gibi büyüme trendinde olan firmaların hızını kesecek. Hatta üretimde gerilemeler başlayacak ve ihracatımız olumsuz etkilenecek. Biz şu anda 2019 sonu ve 2020 siparişlerinin bir kısmını bu durumdan dolayı geri çeviriyoruz. Müşterilerimizden aldığımız avans miktarlarındaki artış talebimiz, müşterilerimizin eline fiyat indirimi için avantaj veriyor ve maliyetlerimizde oluşan belirsizliklerden dolayı kâr marjları düşüyor.

Türk makine sektörü geleceğini nasıl görüyorsunuz? Sizce sektörün daha iyi noktalara gelmesi için hem sektör temsilcilerinin hem de devletin neler yapması gerekiyor?

Gelecekte görebildiğimiz her yerde makineler var olacak, bu da sektörün ayakta kalmasını sağlayacak. Makinelerin yeni nesil yaşamın içinde daha fazla yer edinmeye başladığı gerçeği bu görüşü destekler nitelikte. Öyle ki akıllı ev sistemleri ile makineler her dönemden daha fazla evlerimizin içine girdi. Makine sektörünün insan hayatında aldığı rollerde büyük ivmeli artış olurken aynı artış sektörün üretim kısmındaki insanlara yansıyamadı. Bu nedenle dünya 4.0 teknolojisine doğru sürüklenmekte. Ancak makinenin insanı değil, insanın makineyi yöneterek kurduğu sistemlerle insanlığı devam ettirebilmeniz mümkün. Bu nedenle Endüstri 4.0 ile ilgili tartışmalar artarak devam ediyor. Bu noktada üretim alanında çalışan yetkin ve üretimlerini iş değil hobi olarak gören personeller yetiştirebilmek çok önemli. Devlet eğitimde aldığı görevde, mesleki eğitimi yeni çağın koşullarına göre teşvik eden bir sistemle öğrenciler yetiştirmeli. Biz üreticiler ise bilgi anlamında tamamlanmış bu öğrencileri kendi iş kültürümüzle harmanlayacak istihdamı yaratmalıyız. Devletin son dönemlerde çıkardığı teşvikler ile piyasaların makine ihtiyacının yurt dışından teminini önleyici adımlar atıldı. Ancak makine üretiminde sadece iç piyasaya yönelmek, belirli bir aşamadan sonra sektörde tıkanmalara neden olabilir. Bu nedenle üretilen malların yurtdışı piyasalarına açılmasını kolaylaştırıcı politikalar ile yeni teknoloji üretiminde özellikle Ar-Ge konusunda teşvik edilen firmaların pazar paylarını yükseltici çalışmalar yapılmalı. Dünyayı çalkalayan döviz kuru salınımına en büyük ket, yerli üretime düzgün verilen destekler ile vurulabilir ve uluslararası çaptaki pazar payını ihracata açık tutarak istikrar korunmalı.

Elde ettiğiniz başarıda ailenizin rolü nedir? 

GİMAS bir aile şirketi. Şu an ikinci kuşak olarak iş başındayız. Ancak yavaş yavaş üçüncü kuşak da firmaya adım atmaya başladı ve oğlum bir zamanlar benim yaptığım gibi yaz tatilini GİMAS’ta çalışarak geçirdi. Bu da 42’nci yılını geride bırakan GİMAS’ı başarılarının özünde saklı olan bir aile şirketi geleneği. Babam ile birlikte 1995 yılında şirket anayasasını oluştururken en çok üzerinde durduğumuz konu, gelecekte 100 yaşlar kutlama hedefimiz için sağlam temeller oluşturmaktı. Her ne kadar firmamız bir aile şirketi olsa da sorumluluğunu taşıdığımız unvanları profesyonel olarak hak ettiğimizi göstermediğimiz müddetçe firma içinde terfi etmek mümkün değil. Kurumsallaşmaya ailemizden başladığımız için firmadaki çalışanlarımıza da örnek oluyoruz. En alt basamaklardan pişerek geldiğinizde, firmanın her pozisyonunda çalışanları anlamanız daha kolay hale geliyor. Şu an odamın kapısı firmamın kaynakçısından, üretim mühendisine kadar herkese aynı derecede açık. Yani ailem bana bir firmadaki pozisyondan daha önce hayat içinde bir duruş, her zaman yapılamayanı başaran kişi olma sorumluluğunu genetik miras olarak bıraktı. Bu da şu an ki başarımda en önemli etkenlerden birisi.

Makina İmalatçıları Birliği (MİB) hakkındaki düşünceleriniz nedir? Daha iyi çalışmalar yapılması için önerileriniz nelerdir? 

Çok klasik bir laftır: “Birlikten kuvvet doğar.” Makina imalatçılarını birleştirebilmek sektörün takibini hızlandırıyor ve kolaylaştırıyor. Sektörle ilgili herhangi bir oluşumda ilk ağızdan olumlu ya da olumsuz tepkilerin toplanabileceği platform olma özelliği ile MİB sektöre açılan bir pencere.