“Eğitim kalitesinin artması için herkes üzerine düşeni yapmalı”

133

Çukurova Üniversitesi Adana Organize Sanayi Bölgesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Nigar Yarpuz Bozdoğan, meslek yüksekokullarında öğrenci, öğretim elemanı ve sanayicinin üzerine düşenleri yapmasıyla eğitim kalitesinin artacağını söyledi.

Meslek yüksekokullarındaki öğrencilerin iş dünyası ile zayıf olan ilişkilerini güçlendirmek adına hayata geçirilen Organize Sanayi Bölgeleri Meslek Yüksekokulları sisteme yeni bir soluk getirdi. Okullardaki öğrenci sayıları dikkate alınarak devlet tarafından eğitim desteği verilen OSB meslek yüksekokullarında eğitim kalitesinin arttırılması hedefleniyor. Çukurova Üniversitesi Adana Organize Sanayi Bölgesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Nigar Yarpuz Bozdoğan ile OSB meslek yüksekokullarında eğitim kalitesini artırmak için yapılan çalışmalar hakkında konuştuk. Öğrencilerin meslek yüksekokulunu lisenin devamı olarak algıladığını söyleyen Prof. Bozdoğan, gelen öğrencilerin büyük çoğunluğunun meslek lisesi çıkışlı olduğunu hatırlattı. Bu öğrencilerin lise dönemlerinde matematik, fizik, kimya, türkçe gibi temel dersleri son 2 yılda görmediklerini belirten Prof. Bozdoğan, “Teorik olarak temel dersleri zayıf kalıyor. Ancak meslek yüksekokulunda teorik bilgiyi öğrenmek zorundalar. Bu nedenle de zorlanıyorlar” dedi. Prof. Bozdoğan OSB meslek yüksekokullarının durumu ve eğitim kalitesini artırmak için yapılan çalışmalarını MİB okuyucularına anlattı.

Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesinde kurulan “Adana Organize Sanayi Bölgesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu” hakkında bilgi verir misiniz?

Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesinde (AOSB) 2009 yılında kurulan okulumuz, Makine, Elektronik Teknolojisi, Elektrik ve Tekstil bölümlerine öğrenci alımı ile eğitime başladı. 2012 yılında ilk mezunlarını verdi. 2011 yılında İş Sağlığı ve Güvenliği ile Coğrafi Bilgi Sistemleri bölümlerini açtık. Okulumuzda AOSB’nin katkılarıyla kurulan bir bilgisayar laboratuvarı, üniversite tarafından kurulan makine laboratuvarı ve elektrik-elektronik laboratuvarı ile KOSGEB tarafından devredilen tekstil laboratuvarı ile uygulamalı eğitim veriyoruz. AOSB Yönetim Kurulu tarafından MYO da aktif olarak eğitim veren 5 programın 2’nci sınıfına geçen ilk 3 yani, 15 öğrenciye eğitim-öğretim dönemi boyunca karşılıksız burs veriliyor. Bu bağlamda, AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Bekir Sütçü’ye ye ve AOSB Bölge Müdürü Sayın Mustafa Keskin’e teşekkür etmek isterim. Ayrıca, Türk Telekom ile Yüksekokul arasında 2016 yılında imzalanan protokolle, kurulan telekomünikasyon teknolojileri laboratuvarı ile elektrik ve elektronik teknolojileri öğrencilerine güz ve bahar döneminde Türk Telekom A.Ş. mühendisleri tarafından ders verilmeye başlandı. AOSB Teknik Bilimler MYO’dan her yıl mezun olan öğrencilerinden ortalama 6 öğrenci Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ile fakültelere geçiş yapabiliyor. Şu anda aktif olarak 350 öğrenci okulumuzda eğitim-öğretime devam ediyor.

Organize Sanayi Bölgeleri’nde kaç tane meslek yüksekokulu bulunmaktadır? Hangi alanlarda mesleki eğitim verilmektedir?

Türkiye’de Organize Sanayi Bölgelerinde Çukurova Üniversitesi, Osmangazi Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi’de olmak üzere 8 meslek yüksek okulu bulunuyor. Hacettepe Üniversitesine ait 2 tane OSB MYO var. YÖK, meslek yüksekokullarındaki, alternatif enerji kaynakları teknolojisi, biyomedikal cihaz teknolojisi, elektrik, elektronik teknolojisi, endüstri ürünleri tasarımı, endüstriyel kalıpçılık, gıda teknolojisi, iklimlendirme ve soğutma teknolojisi, kaynak teknolojisi, kimya teknolojisi, lojistik, makine, mekatronik, otomotiv teknolojisi ve tekstil teknolojisi öğrencilerini destekliyor.

Meslek yüksekokulları eğitim kalitesiyle ilgili eleştiriler alıyor. Ancak verilen eğitimin kalitesinden çok meslek yüksekokullarını tercih eden öğrencilerin kalitesi açısından değerlendiriliyor. Mezun olan öğrencilerin sanayinin kaliteli ara eleman ihtiyacına çözüm olamadığı vurgulanıyor. İşin başındaki kişi olarak siz bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle Meslek Yüksekokuluna gelen öğrencilerin büyük çoğunluğu meslek lisesinden mezun. Bu öğrenciler matematik, fizik, kimya, Türkçe gibi temel dersleri son 2 yılda görmüyor. Gelen öğrenci MYO’yu lisenin devamı olarak algılamakta. Oysa, meslek yüksekokuluna gelen öğrenci teorik bilgileri de öğrenmek zorunda. Hesap yapabilmeli, inisiyatif alabilmeli, karar verebilmeli, proje yazabilmeli, sunum yapabilmeli. Bu sebepten öğrenciler zorlanıyor. İlk yıl tamamlamaya çalıştığımız temel dersler yanında 3+1 eğitim sistemi ile son dönemde işletmelerde çalıştıklarında iş tecrübeleri de gelişmiş olacaktır. Böylece altyapısı iyi atölye ve laboratuvarlarla teorik bilgileri uygulama, aktarma imkânı kazanıyorlar ve öğrencilerin sanayi ile arasında bağ kurulması sağlanıyor. Bu destek ile eğitim öğretim müfredatı dışında öğrencilerin sertifikalı eğitim almaları da mümkün. Tüm bu çalışmalar ile Meslek Yüksekokulundaki eğitim kalitesinin artacağını düşünüyoruz. Özellikle Organize Sanayi Bölgelerindeki meslek yüksekokulu öğrencilerinin sanayiciyi tanımaları gerekli. Bu noktada AOSB Bölge Başkanlığı ile okulumuz arasında eğitim ve danışma kurulu oluşturuldu. Kurulda bölgede işletme sahibi 4 sanayici ile okulumuz yönetimi ve bölüm başkanları yer alıyor. Kurul ayda bir toplanarak öğrenci, sanayici, akademisyen yönünden neler yapılacağı, sanayicilerin mezun olan teknikerlerden ne bekledikleri, mezun öğrencilerimize sağlanacak iş imkanları, sanayi ve üniversite arasında yapılabilecek projeler hakkında bilgi alışverişinde bulunuyor.

Son olarak 2017 Temmuz ayında hayata geçirilen 7033 sayılı kanunda, “Organize sanayi bölgelerinde kurulan meslek yüksekokulları için öğrenci başına ilgili yükseköğretim kurumlarına, Yükseköğretim Kurulu bütçesine bu amaçla tahsis edilen ödenekten eğitim desteği yapılabilir. Eğitim desteğinin tutarı ve kullanımı ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir” maddesinde belirtilen “eğitim desteği”nin miktarı nedir? Bütün öğrencilerin bundan yararlanabiliyor mu? Yoksa bazı kriterler var mı? Varsa nelerdir?

YÖK, Organize Sanayi Bölgelerinde kurulan Meslek Yüksekokullarının her programı için destek vermedi, yüksekokulumuzda bulunan 5 programdan 4’ü desteklendi. Birinci ve ikinci sınıfa aktif devam eden öğrenci sayıları dikkate alınarak eğitim desteği verildi. Elektrik, Makina ve Elektronik programındaki öğrenciler için öğrenci başına 4 bin 500 TL, tekstil programı için 4 bin TL eğitim desteği verildi. Bu destek ile öğrencilerin temel becerilerini geliştirmeye yönelik uygulamalı eğitimde ihtiyaç duyulan makine ve teçhizat, sarf malzeme alımlarında, öğretim elemanını ve öğrenciyi geliştirecek sektör tanıtımı, kurs, seminer, sektör ziyaretleri ve firmalarla ortak geliştirilecek olan projelere yönelik destekler verildi. Bir yıllık harcamanın sonunda destek verilen her programın YÖK tarafından gönderilen performans tablosunun doldurulması gerekli.

Bu destek meslek yüksekokullarının tercih edilmesine katkı sağladı mı? Desteğin 2017-2018 öğretim yılı öğrenci tercihlerine yansımaları nedir?

Eğitim desteği ilk kez Ocak 2018 tarihinde Organize Sanayi Bölgesinde Meslek Yüksekokulu bulunan üniversitelerin bütçelerine aktarıldı. Dolayısıyla 2017-2018 eğitim-öğretim yılında öğrenci tercihlerine yansımadı. Bunun yansımasını önümüzdeki yıl göreceğiz. Şu anda mevcut olan öğrenciler bu destekten yararlanacak. Ayrıca bu teşvikten lise öğrencilerinin bilgi sahibi olması için Adana’da öğrenci sayısı fazla olan meslek liselerinde bilgilendirme toplantıları yapılıyor. Bu sayede önümüzdeki yıl tercih oranlarını artırabiliriz diye düşünüyoruz. Meslek liselerinden sınavsız geçişin kaldırılmasıyla öğrenci kontenjanları dolmadı.

Meslek yüksekokullarının nicelik ve nitelik olarak istenen düzeye ulaşamamasının nedenleri ve çözüm önerileri sizce nedir?

Meslek Yüksekokulundan mezun olan öğrencinin saha tecrübesi olmadığı için işe girmede zorlanıyor. Saha tecrübesi için sanayi ile iş birliği yapılmalı. Öğrencilerin 3 dönem boyunca teorik olarak gördükleri tüm bilgileri son dönemde uygulamalı olarak işletmelerde çalıştıklarında iş tecrübeleri de gelişecek. Meslek Yüksekokulunda bulunan atölye ve laboratuvarların alt yapısı iyileştirilmesiyle öğrenciler bilgilerini uygulamaya aktarabilecekler. Son dönemde, sanayide çalışarak teknolojik gelişmeleri yakından takip etme şansları olacak ve yeni teknolojilerle uygulamalı eğitim alacaklar. Bu sayede öğrenciler ile sanayi arasında bağ kurulacak. Mezun olan öğrencinin kaliteli ara eleman ihtiyacını karşılaması bekleniyor. Bu anlamda sanayicilerin mezun olan öğrencilere destek olması gerekli. Sanayicinin son dönem işletmelerde uygulamalı eğitim yapan öğrenciyi tanıyarak işe alma konusunda daha kolay karar vereceğini düşünüyoruz.

Ara eleman ihtiyacı artarak devam eden sanayi sektörü bu sorunu sık sık dile getiriyor. Sorunun çözümü için sanayi sektöründen beklentileriniz nedir? Bu beklentiler sanayi sektörü tarafından karşılanıyor mu?

Öğrencilerimiz mezun olur olmaz iş başvurusunda bulunduğunda erkek öğrenciler için askerlik şartı aranıyor. Askere giden yetişmiş eleman aynı işletmeye geri dönmeyebiliyor. Bu anlamda bazı tedbirler alınabilir. Bazı sanayiciler öğrencilerin askerlik döneminde de maaşlarını yatırıyor ve dönüşte işe devam etmelerini sağlıyor. Böylece sanayici elemanını kaybetmiyor, öğrenci de askerlik sonrası iş kaygısı yaşamıyor. Ayrıca OSB’deki MYO’lardan mezun olan öğrencilere Organize Sanayi Bölgesinde işe alımlarda pozitif ayrımcılık yapılmalı ve sanayiciler devlet tarafından desteklenmeli.

Türkiye’de MYO lardaki eğitim kalitesini artırmak için nasıl bir model hayata geçirilmelidir? Ya da sadece elimizdeki modeli güçlendirmek yeterli midir?

Meslek liselerinin eğitim kalitesini düşüklüğü MYO’lara da yansıdı. Bu anlamda MYO’da beklenen başarı sağlanamıyor. MYO’ların çoğunun kampüs dışında olması nedeniyle öğrenciler kendilerini üniversiteli göremiyor ve bu motivasyon düşüklüğü yaratıyor. Öğrencilerin zorunlu yaz stajını yapmalarının sağlanması da önemli. Özellikle son dönemlerinde 15 hafta boyunca iş yeri el becerilerini, pratik uygulamalarını ve sanayiyi tanımaları açısından önemli. Ayrıca öğretim elemanlarının da sanayi ile ilişkilerinin iyi olması lazım. Çünkü sanayinin ihtiyacına uygun eğitim verilmeli. Atölye ve laboratuvarların alt yapısı iyileştirilmesi, öğrencilere sertifikalı eğitim aldırılması, bilgilerini artıracak teknik gezi, firma ziyaretlerinin yapılması da öğrenciye artı değer kazandırır. Sanayici ise MYO’daki öğrencileri gerek yaz stajında gerekse uygulamalı işyeri eğitimde destek olmalı. Bu üç unsur öğrenci, öğretim elemanı ve sanayici üstlerine düşeni yaparsa eğitim kalitesinin artmaması için hiçbir neden yok.