Çölün ortasında ihtişamla yükselen Dubai lüksün sınırlarını zorluyor

151

Kendi halinde bir kasabayken çölün ortasından tüm ihtişamıyla yükselen altın kent Dubai, bugün dünyanın en popüler turizm destinasyonlarından biri haline geldi. Dünyadaki en görkemli gökdelen ve binaları görme şansı bulacağınız lüksün sınırlarını zorlayan Dubai’de, modern kültürle Orta Doğu’nun sentezini yaşayacağınız farklı bir deneyim sizi bekliyor.

Arap Yarımadası’nda bulunan Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Basra Körfezi kıyısında yer alan Dubai, zenginlik, lüks ve ihtişam denince ilk akla gelen kentlerden biri. Dünyada eşi benzeri olmayan lüks ve ihtişama sahip binaları görme şansı bulacağınız Dubai, kendi halinde bir kasabayken bugün dünyanın en popüler turizm destinasyonlarından biri haline geldi. Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) bağlı 7 emirlikten biri olan Dubai, BAE’nin en kalabalık ve yüz ölçümüyle de ikinci büyük kenti konumunda. BAE bundan 15-20 sene öncesine kadar bir sahil kasabasıyken 1958 yılında başkent Abu Dubai’de petrol bulunmasıyla sınırsız bir para gücüne kavuşuyor. Bunun sonucunda da lüksün adresi Dubai ortaya çıkıyor. Dolayısıyla bölgede pek tarihi esere de rastlanmıyor. Orta Doğu’daki diğer kentlerin tersine Dubai, Avrupa standartlarında olması sebebiyle oldukça pahalı lüks tüketim üzerine inşaa edilmiş bir şehir. Son 10 yıla bakıldığında şehirdeki bu yöndeki gelişimin büyük bir hızla devam ettiği dikkat çekiyor.

BİLİNEN İLK YERLEŞİM 18’İNCİ YÜZYILA DAYANIYOR

1968 yılına kadar İngiltere’nin himayesi altında olan kent, 1969 yılında bağımsızlığını kazandı ve BAE’nin bir parçası oldu. Dubai’de bilinen ilk yerleşim 18’inci yüzyıla dayanıyor. Bu dönemde bir kabile kasabası olarak doğan Dubai, yıllar boyunca yerlilerin balıkçılık ve benzeri faaliyetlerle geçindiği küçük bir şehirdi. 19’uncu yüzyılın sonlarına doğru İngiltere, Dubai’yi egemenliği altına aldı. 20’nci yüzyılda ticarette öne çıkan Dubai’de kıyılarında toplanan inci ticareti en önemli geçim kaynaklarından biri oldu. Günümüzde ise inşaat ve havayolları sektörlerinde gerçekleşen atılımların etkisiyle giderek gelişen ekonomiye sahip olan Dubai, Orta Doğu’nun en pahalı kenti konumunda bulunuyor.

Öte yandan bölgenin petrol kaynakları zenginliği sayesinde çok hızlı bir gelişim göstererek turizm, ticaret ve alışveriş kenti haline geldi. 1990’larda başlayan inşaat çalışmalarıyla şehir yeniden yaratıldı ve bugünkü ihtişamlı görünümüne kavuştu. Dünyanın en yüksek yapısı Burj Khalifa ve 7 yıldızlı oteli Burj El Arab dahil olmak üzere kentte görülecek pek çok gökdelen ve şık bina yer alıyor. Alışveriş merkezleri ve plajlarının yanı sıra, lüks restoranlarıyla da gastronomi konusunda da seçkinleşti. Modern kültürle Orta Doğu’nun sentezi olan Dubai’nin zenginliği yolda yürürken dahi göze çarpan altın kaplama arabalar, altın otomatları, içinde altın parçaları bulunan yemekler gibi detaylarda karşınıza çıkıyor.

Dubai’de petrol ve doğalgazdan gelen gelir, kentin toplam gelirinin yüzde 3’ünü oluşturuyor. Kent, petrol üretimi ve ticaretle sağlanan istihdamla özellikle çevre ülkelerden göç alan bölgelerden biri konumunda. Nüfusun büyük çoğunluğu da göçmenlerden oluşuyor. Yerli vatandaşları nüfusun yalnızca yüzde 1’ini kapsayan Dubai, oldukça kozmopolit bir yapıya sahip. Kentin nüfusunun yarısını Hintliler oluştururken; Pakistanlılar, Sri Lankalılar, Bangladeşliler ve Amerikalılar en büyük göçmen grupları arasında yer alıyor.

Dubai’nin bu çok kültürlü yapısı ve turizm kenti olması, çok çeşitli mutfak kültürünü de beraberinde getiriyor. Dubai’ye gittiğinizde tadabileceğiniz dünya mutfağından birçok seçkin lezzet bulma şansına sahipsiniz. Fuul (limon suyu, sarımsak ve baharatlı fasulye) ve felafel/shwarma (kızartılmış tavuk ya da kuzu eti) kent mutfağının tadılması gereken başlıca yemekleri arasında.

DUBAİ TİCARETTE DE CAZİBESİNİ ARTIRIYOR

Dubai, Körfez ülkeleriyle son birkaç yIldIr artan siyasi ve ekonomik ilişkilerin etkisiyle Türk firmalarının da yeni büyüme noktalarından biri haline geldi. Dubai’nin bir hub olarak sunduğu fırsatlar, gümrük işlemleri ve şirket kurma gibi konulardaki kolaylıklar, Türk firmaları açısından büyük fırsatlar sunuyor. BAE’nin en popüler emirliği olan Dubai’nin potansiyelini keşfeden firmalar pazara girmek için çalışmalarını sürdürüyor.

NEDEN DUBAİ?

  • Orta Doğu’ya açılmak isteyen markaların ilk durağı genellikle Dubai oluyor. Dubai, bölge için bir merkez konumunda.
  • Dubai; New York, Londra ve Paris gibi büyük perakende pazarlarının başında geliyor.
  • Şehir merkezinde sayıları gün geçtikçe artan alışveriş merkezleri, pazarın canlılığını artırıyor.
  • Yüksek gelire sahip tüketici profili kalite ve markaya önem veriyor.
  • Dubaili tüketiciler Türk markalarını henüz çok iyi tanımasa da ”Made in Turkey” etiketine güven duyuyor.

KEYİFLİ AKTİVİTELER YAPABİLİRSİNİZ

Çölün ortasından yükselen kentte 12 ay boyunca sıcaklık son derece yüksek seyrediyor. Bu nedenle ısının 30 derecelere düştüğü ekim-şubat ayları arası, kenti ziyaret etmek için en uygun zaman dilimi. Dubai’ye gidince sıkılmanız mümkün değil. Birbirinden keyifli birçok aktivite sizleri bekliyor. İster safari yapın, ister akvaryumları gezin, ister çölde bir otelde kalmanın keyfini çıkartın. İklimi sebebiyle çevresi çöllerle kaplı olan kentte, çöl safarileri oldukça popüler aktiviteler arasında yer alıyor. Ayrıca son yıllarda mimari projeler, spor aktiviteleri, caz festivalleri ve bienaller de yükselen trendler arasında. Dubai’de kasım ve aralık başı, nisan ve mayıs başı denize girmek için uygun. Sınırsız para ve lüksle inşaa edilen şehirde, devasa alışveriş merkezlerinde dünyanın en popüler mağazalarını ve restoranlarını ziyaret edebilirsiniz.

Eğer bir gün yolunuz Dubai’ye düşerse, ihtişamıyla gözleri üzerinde toplayan, dünyanın en iyi otellerinden biri sayılan 7 yıldızlı Burj El Arab, mutlaka görmeniz gereken yapılar arasında. Jumeirah Camii ise İslam mimarisinin en büyük ve en güzel örneklerinden birini temsil ediyor. Dubai’nin geçmişe bakan yüzü Bastakiya ilçesindeki eski binalar da görülmeye değer. Burada bulunan rüzgar burçları olağanüstü bir görüntüye sahip. Yine Dubai’de yer alan Sheik Saeed al-Maktoum Evi, Dubai Müzesi, Jumeirah’taki Jumeirah Plajı ve Creek yakınlarındaki Bait Al Wakael, kentin görmeniz gereken başlıca yerleri arasında. Dubai’ye gitmişken kaya ve kum taşınarak yapılan palmiye şeklindeki adayı görmeden dönmek olmaz. Üstünde müthiş lüks oteller, evler, rezidanslar bulunan Palmiye Adası, görülmesi gereken yerler arasında başı çekiyor.

DUBAİ’DE KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN YERLER:

  • BURJ DUBAİ (BURJ KHALIFA): 828 metre yükseklikte, 160 katlı, dünyan×-ın en yüksek binasında dokuz otel bulunuyor. Bileti günün sonraki saatlerine veya başka güne kesiyorlar. 452 metre yükseklikteki balkona çıkarak manzaranın eşsiz keyfini çıkarabilirsiniz.
  • THE DUBAİ FOUNTAIN: Burj Dubai Gölü’nde bulunan 270 metre uzunluğundaki dünyanın en büyük fıskiyesi, suyu 150 metre yükseğe fırlatıyor. Her 30 dakikada bir müzik eşliğinde oldukça güzel su gösterisi yapılıyor.
  • BURJ AL-ARAB HOTEL: Dünyanın tek 7 yıldızlı oteli. Gezmek için rezervasyon gerekiyor. Oda için yaklaşık bir ay önceden yer ayırtmak lazım. Gezilecek görülecek yerler arasında en turistik olanlarından biri.
  • DUBAİ MARİNA: Yürüyüş yolları, kafeler, oteller, kumsal, lokantalar ve dükkanlarıyla yerel halkın ve turistlerin gezeceği en işlek yerlerden.
  • PALM ISLANDS: Palmiye Adaları, dünyanın en büyük yapay adaları ve mutlaka görülmesi gereken yerler arasında.
  • KUMSALLAR VE DENİZ: Bembeyaz kumsalların keyfini çıkarırken, her türlü su sporlarını yapma şansı sunuyor.
  • ÇÖLDE SAFARİ: Arazi aracı ve özel şoförüyle kum tepelerinde sürüş, günbatımı ve müzikli-danslı çöl yemeğinin tadını çıkarabilirsiniz.
  • JUMEIRAH CAMİİ: Kentin en büyük camisi konumunda. Ayrıca Müslüman olmayanların ziyaretine açık birkaç camisinden biri.
Paylaş