“Başarıda en büyük etken özverili çalışmadır”

495

Yaptıkları tüm işlerde bilgi birikimi ve yüksek teknolojinin ön planda olduğunu söyleyen EAE’nin Genel Müdürü Mustafa Selçuk Baydar’a göre, firmayı bugünlere; yeniliğe ve teknolojiye açık olmak, sürekli bünyesini geliştirmek ve en önemlisi özverili çalışmak getirdi. Yeni yapılan yatırımlarda tüm ekibin insanüstü bir gayretle çalıştığını söyleyen Baydar, “Bu özverili çalışmalarımız sayesinde belli bir seviyeye geldiğimizi düşünüyorum” diyor.

Elektronik rulo sökücü, açıcı ve rulo doğrultucu konusunda 1996 yılından beri üretim yapan EAE Makine, o günlerden bugünlere yaptığı Ar-Ge ve otomasyon çalışmaları ile yeni üretim konularını bünyesine ekleyerek gelmiş. Kurulduğu dönemde rulo sac işleme ve press besleme sistemleri üzerine makine imalatı yaparken, yeni bir üretim düşüncesi geliştirip rulo sactan nihai ürüne geçiş yapan firma, zamanla ürün yelpazesini de müşteri ağını da geliştirmiş. Sac işleme makineleri ve onların otomasyonu konusunda ihtiyaç olan sistemlerde çözüm sunan, aynı zamanda, müşterinin talebine ve ihtiyacına göre de üretim yapıp, standardın dışında hizmet veren EAE, önümüzdeki dönem için yeni yatırım planları üzerinde çalışıyor. Profil imalatında ileri teknolojiye yönelik makine yatırımı yapma kararı alan firma, makineyi kendi bünyesinde devreye alacağı gibi satışını da yapacak.

Yaptıkları tüm işlerde bilgi birikimi ve yüksek teknolojinin ön planda olduğunu söyleyen EAE’nin Genel Müdürü Mustafa Selçuk Baydar’a göre, firmayı bugünlere; yeniliğe ve teknolojiye açık olmak, sürekli bünyesini geliştirmek ve en önemlisi özverili çalışmak getirdi. Yeni yapılan yatırımlarda tüm ekibin insanüstü bir gayretle çalıştığını söyleyen Baydar, “Bu özverili çalışmalarımız sayesinde bugün bakıldığında belli bir seviyeye geldiğimizi düşünüyorum” diyor.

Firma faaliyetlerinin yanı sıra, iş hayatını, sektörü, sorunları ve çözüm önerilerini konuşma fırsatı yakaladığımız EAE Makina Genel Müdürü Mustafa Selçuk Baydar’ı, MİB Dergi okuyucuları için Gebze 4. İstanbul Makina ve İmalatçıları Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu EAE Makina fabrikasında ziyaret ettik.

Kısaca sizi tanıyalım?

1960 Kandıra doğumluyum. Babamın subay olmasından dolayı tayinleri nedeniyle birçok ilde bulunduk. 1975 yılında ağabeyimin İstanbul’da üniversiteye girmesiyle birlikte biz de İstanbul’a yerleştik. Ben de 1977 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Makine Fakültesi’ne başladım. 1984 yılında da aynı okuldan, Fen Bilimleri Enstitüsü-Konstrüksiyon ana bilim dalından Yüksek Lisans (master) yaparak mezun oldum. 1982 yılında lisans eğitimimi tamamladıktan sonra TÜBİTAK Marmara Araştırma Enstitüsü Elektronik Araştırma Ünitesinde makine mühendisi olarak göreve başladım ve master tezimi de aynı bölümde radar anten tasarımı üzerine yaptım. Bu bahsettiğim anten, bir makine ve topladığı sinyallerden gerekli bilgileri üretiyor.

Teknolojiye olan ilginiz o zamanlarda başlamış…

Evet. Bu görevim süresince genellikle elektronik sistemlere mekanik tasarım yapıyorduk ve orada çok şey öğrendim. O dönemlerde yüksek teknolojiye olan aşinalığım başladı diyebiliriz. Daha sonra askerliği yaptıktan sonra tekrar TÜBİTAK’ta çalışmalarımı sürdürdüm. 1987 yılında TÜBİTAK’tan ayrılıp Ekinciler Holding bünyesinde yer alan Ekinciler Demir Çelik Sanayii’de çalışmaya başladım. 1993 yılına kadar bu firmada çalıştım. 1993-96 döneminde kısa bir ortaklığım oldu ve 1996 yılında ortaklıktan ayrılıp EAE Grubu’na katıldım. Öte yandan şu an Avrupa Takım Tezgahları İmalatçıları Birliği’nde (CECIMO) Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyorum.

EAE Makina’ya geçişiniz nasıl oldu?

EAE Makina, EAE Elektronik bünyesinde kurulan bir firma. Daha önce Ekinciler Holding’de bulunduğum dönemde, EAE Elektronik’te çalışan TÜBİTAK’tan bir arkadaşımla bir araya geldik. Bahsettiğim arkadaşımla konuştuktan sonra, 1997 yılında EAE Grubu’na katılmaya karar verdim. EAE firmasında elektronik cihazlar yapıyorlardı. EAE Elektronik ürün gamını genişletirken, makine otomasyon ürünleri de üretiyor ve bunları genellikle sac işleme üzerine geliştiriyor. EAE Elektronik’in bir grubu sac işliyor ve sacı şekillendirerek elektrik sektörüne çeşitli ürünler üretiyor. Makine sektörüne ve sac işleme sektörüne yönelik satış yaparken bir süre sonra kendi makinemizi üretme fikri oluştu. Bu doğrultuda makine sektörüne giriş yapmaya karar verdik. Öte yandan makine üretimimizin yanında bazı kritik ürünleri de kendi bünyemizde üretme kararı aldık ve sac imalatına başladık. Aynı zamanda piyasaya özel profiller de üretiyoruz.

EAE Makina olarak faaliyetlerinizi anlatır mısınız?

Grubumuz EAE bünyesinde dört firma yer alıyor. Ana firma EAE Elektrik, 1974 yılında kurulmuş. Bunun yanında EAE Elektroteknik, EAE Aydınlatma ve EAE Makina olarak üç ayrı şirket daha bulunuyor. EAE Makina 1996 yılından itibaren, elektronik rulo sürücü, açıcı, rulo doğrultucu üretimine başladı. EAE, yoğun Ar-Ge çalışmalarıyla birlikte, ürün yelpazesini de genişleterek, sac işleme makineleri ve onların otomasyonu konusunda ihtiyaç olan sistemlerde çözüm sunuyor. EAE Makina olarak standart modellerimiz dışında müşterinin ihtiyacına uygun olarak tasarlayıp geliştirilen sac işleme hatları da üretim programımızda mevcut. Temel ürün gamımızda; yeni kompakt modeller, motorlu ve motorsuz açıcılar, bant doğrultucular, elektronik rulo sürücüler, sarıcılar, rulo doğrultucu sürücüler, boy kesme hatları, roll form makineleri, sürekli esnek üretim hatları, dilme ve boyutlama hatları, rulo işleme hatları, bu ürünlerden oluşan tam otomatik boy kesme, çoklu bant hazırlama, perforasyon, kenetleme hatları yer alıyor.

Firmanızı bugünlere taşıyan başarısındaki etmenleri bizimle paylaşır mısınız?

Kurulduğu dönemde rulo sac işleme ve press besleme sistemleri üzerine makine imalatı yapan firmada zamanla yeni bir üretim düşüncesi geliştirmeye başladık. “Rulo sactan nasıl nihai ürüne geçiş yaparız” diye kafa yorduk. Avrupa’da bu alanda gelişmiş firmaları inceledik. Atıldığımız iş, bilgi birikimi ve yüksek teknoloji istiyordu. Yeniliğe, teknolojiye açık olmak, sürekli kendini geliştirmek başarıyı da beraberinde getiriyor. Ancak firmamızın bugünlere gelmesinde en önemli etken hepimizin özverili çalışmalarıdır. Anlattığım iş sürecimizde insanüstü bir gayretle çalıştık. Bu özverili çalışmalarımız sayesinde bugün bakıldığında belli bir seviyeye geldiğimizi düşünüyorum.

İhracat çalışmalarınızdan da bahseder misiniz?

İhracatımızda ana pazarlarımız Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Orta Asya. Ağırlıklı olarak bu pazarlara makine satıyoruz. Bugüne kadar 60’ın üzerinde ülkeye makine sevkiyatı gerçekleştirdik.

Yatırım planlarınız var mı?

Önümüzdeki dönemde yatırım planlarımız var. Şu an özellikle profil imalatında ileri teknolojiye yönelik makine yatırımı yapmaya karar verdik. Yatırım süreci tamamlanınca bu makineyi hem kendi bünyemizde devreye alacağız hem de satışını gerçekleştireceğiz.

Sektörün Türkiye’de son yıllarda gösterdiği başarı grafiğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Makine sektörü, imalat sanayinin lokomotiflerinden biri. Makine sanayinin üretimdeki payı, başta ileri sanayi ülkeleri olmak üzere tüm ülkelerde artış gösterdi. Makine sektörü, dünya genelinde en fazla işgücü barındıran sektörlerden oldu. Türk makine sanayimiz son yıllarda büyük gelişim gösterdi, katma değer açısından ön sıralara yükseldi. Bugün makine sektörü, Avrupa’dan Asya’ya geniş bir coğrafyada 200’e yakın ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştirebilen bir seviyeye ulaştı. Son dönemde teknolojik düzey ve kalite açısından da rekabet gücü yükselmeye başladı. 2023 hedeflerine ulaşmamızda Türk makine sektörünün yüksek kalitede ve rekabet edebilir fiyatlarda üretimi, müşteri istekleri doğrultusunda imalat kapasitesi ve teknolojik ilerleme sağlaması için gereken destek sağlanmalı.

Sektörde ne gibi sorunlar yaşanıyor? Sizin bu sorunlara yönelik çözüm önerileriniz nedir?

Cumhuriyet’in kuruluşunun 100’üncü yılında makine sektöründen 100 milyar dolar ihracat bekliyoruz. Yani beş sene sonra bu rakama ulaşmamız lazım. Bunun için bugün 13 milyar dolar olan ihracat seviyesinden büyük oranda bir sıçrama gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bunun için de gelişmiş ülkelerin bu seviyelere nasıl geldiğini incelemeliyiz. Ben bunu yapmaya çalıştığıma inanıyorum. Dünyada teknolojinin bugün geldiği noktada, üç boyutlu yazıcılarla makine parçalarının üretim dönemi yaşanıyor. Artık uçak parçaları dahi bu teknoloji ile üretiliyor. Türkiye’nin de hızla bu sürece adapte olması gerekiyor. Türkiye’de hâlâ standart makineler çalışıyor. Kendi makinelerimizin yanı sıra, katma değeri yüksek ürünleri de üretmemiz şart.

Sektöre yönelik tavsiyelerinizi alabilir miyiz?

Dünyada değişim çok hızlı. Örneğin; elektrikli araç üreten Tesla, beş sene öncesine kadar tanınmazken, şu an BMW’den marka değeri ve piyasa değeri olarak daha üstün hale geldi. Bu değişimi çok hızlı uyarlamak lazım. Türkiye’de inanılmaz bir rekabet söz konusu, bu rekabette kâr marjlarıyla yatırım yapabilmek kolay değil. Bunun da çözümü daha teknolojik, daha inovatif ürünler geliştirmek. Çok daha yüksek kalitede ürünler yapmamız gerek. Ancak bu noktada eğitim sistemimiz yeterli seviyede değil maalesef. Yetişmiş eleman konusunda büyük sıkıntı çekiyoruz. Bu konuda da gerekli adımların atılması sektörümüz açısından çok önemli.

Peki eğitim ve yetişmiş eleman temini alanında neler yapılabilir?

İstihdamda maliyetler çok yüksek. Bu nedenle birçok firma kayıt dışına yöneliyor, sigortayı düşük yapıyor. Aynı zamanda sektörde bazı giderler altından kalkılmaz hale geldi. Şu an TÜBİTAK desteği, Kalkınma Ajansı desteği mevcut. Ancak firmaların TÜBİTAK desteklerini almaları için iyi bir Ar-Ge kurmuş olmaları gerekiyor. İyi bir Ar-Ge çalışmasında ise donanımlı elemanlara ihtiyaç var. Çok iyi bir alt yapı ile bu elemanları yetiştirmemiz gerekiyor. Avrupa’da gelişmiş ülkelere elemanlarını daha lise çağlarında seçiyor ve eğitiyor. Bu öğrenciler, işe girdiği zaman emekli olana kadar o firmada çalışmaya devam ediyor. Türkiye’de bunun gerçekleşmesi çok çok zor. Bu konuda gerekli adımların atılması gelişimimiz için şart.

Tecrübelerinizden faydalanmak isteyen gençlere yönelik ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Öncelikle bıkmadan usanmadan çok çalışacaklar. Firmamıza yeni gelen mühendis arkadaşlardan, yanlarında çanta getirmelerini rica ediyorum. İşten sonra dökümanlarını yanlarına alıp çalışmaları çok faydalı olur. Ben zamanında işten eve dönerken otobüste dahi çalışırdım. Çok okuyup kendilerini her zaman geliştirmeliler.

İş dışında kalan vaktinizde neler yapıyorsunuz?

İki kızım var. Büyük olan Berrak 27, küçük olan Beril 21 yaşında. Ailemle vakit geçirmekten çok büyük keyif alıyorum. Eşimle çok büyük bir bağımız var. Hatta iş seyahatlerime kendisi de eşlik eder. Şu an en büyük hobim, bahçe işleriyle uğraşmak. İş dışındaki zamanımı kaliteli geçirmeye özen gösteriyorum. İş ve özel hayat arasında denge kurmak çok önemli. Bunu sağladığınız takdirde her iki tarafta da verimli olursunuz.

Makine İmalatçılar Birliği’nde (MİB) görev almış isimlerden birisiniz. MİB’in faaliyetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

MİB makine sektöründe lobi yapmak için kurulmuş ve bana göre sektör açısından önemli bir kazanım. Ankara’da kurulu olması doğru bir karar ve görevini de iyi yaptığına inanıyorum. Sektörün daha iyi yerlere gelmesi için çok büyük desteği olacağı kanaatindeyim. Şu an takip ettiğim kadarıyla çok başarılı işlere imza atıyorlar. Daha da iyi olacağına inanıyorum. Türkiye’de reel sektörlerin desteklenmesi gerekiyor. Ülke ve devlet olarak reel sektörleri desteklemesi ve biz sanayicilerin de üzerine düşen görevleri yapması ülkemizin kalkınması açısından çok büyük önem taşıyor.