Ara eleman mı, aranan eleman mı?

210

Hızlı kalkınma planları yapan Türkiye’nin önündeki en büyük sorunlardan biri “ara eleman” yetersizliği. Buradan yola çıkarak ‘Kapak Konusu’ olarak ara eleman sorununun çözümünü sağlayacak meslek liseleri ve meslek yüksek okullarını masaya yatırdık.  Mevcut durum, sanayicilerin hayata geçirdiği projeler, devlet-sanayi iş birliği, sorunun büyüklüğü ve çözüm önerileri, rakamlarla Türkiye’de ve dünyada    mesleki eğitim, eğitimin nicelik ve nitelik durumu gibi akla gelebilecek tüm sorulara yanıt vermeye çalıştık.

Türkiye’de mesleki ve teknik eğitimin kökeni Cumhuriyet’ten önce ortaöğretim düzeyinde “ıslahane” adı altında, sanat okulları ve meslek yüksekokulları düzeyinde ise Kondüktör Fen Mektebi’nin kurulmasıyla başladı. Bugün gelinen noktada mesleki ve teknik eğitim Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı liseler ile Yüksek Öğretim Kurulu’na bağlı meslek yüksekokulları aracılığı ile veriliyor. Bugün mesleki ve teknik eğitim gören ortaöğretim öğrencilerinin sayısı 1 milyon 671 bin 686’ya, meslek yüksekokullarında okuyan öğrenci sayısı ise 2 milyon 566 bine ulaştı. Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim liselerinde yapılan tüm çalışmaları Milli Eğitim Bakanlığı Teknik ve Mesleki Eğitim Genel Müdürü Osman Nuri Gülay organize sanayi bölgeleri meslek yüksekokullarında eğitim kalitesinin artırılması için yapılan çalışmaları Çukurova Üniversitesi Adana Organize Sanayi Bölgesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Nigar Yarpuz Bozdoğan, dünyadaki mesleki eğitimi Cumhuriyet Üniversitesi Zara Ahmet Çuhadaroğlu Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Erdoğan Ekşioğlu, Türkiye’de eğitim kalitesinin artırılmasına yönelik sosyal sorumluluk projelerinin önemli isimlerinden ARBOR Fayda Tasarımı Kurucusu ve Hayata Destek Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Aylin Gezgüç ile konuştuk.

Ortak nokta: “Herkes elini taşın altına koymalı”

Konunun uzmanları öncelikle mesleki eğitimin niceliğin yanı sıra niteliğinin de artırılması için yapılması gerekenleri sıraladı. Görüşler öğrenci, eğitimci, sanayici ve devletin ortak hareket etmesiyle, mesleki ve teknik eğitimde sıralanan sorunların çözümünün mümkün olduğu yönünde. Öğrencilerle, sanayicilerin ilişkilerini geliştirmenin öğrencilerin mesleki eğitim kalitesinin artırılmasında önemli olduğu görüşü de yapılan çalışmalarla desteklendi. Mesleki ve teknik eğitim veren ortaöğretim okullarının ve meslek yüksek okullarının, sanayicilere yakın olmasını sağlamak için, organize sanayi bölgeleri içinde açılması bunun ilk adımı. Bir diğer adım ise, ortaöğretim ve meslek yüksekokulların yönetiminde sanayicilerin yer almasının sağlanması. Oluşturulan kurullar aracılığı ile okullarda verilen eğitimin kalitesinin artırılmasının yanı sıra, ihtiyaç duydukları ekipman ve malzemelerin temininde de önemli kaynak sağlanması hedefleniyor.

Tüm destekler eğitim kalitesini artırmak için

Eğitim kalitesini artırmak ve gençlerin meslek liseleri ve yüksekokullarını seçmesini sağlamak için devletin destekleri de önemli yer tutuyor. Çıraklık eğitiminin zorunlu örgün ortaöğretim kapsamına alınmasının ardından, işletmelerde staj yapan öğrencilere ödenen asgari ücretin en az yüzde 30’una denk gelen kısmı yani, 435 TL’nin 290 TL’si, işverenlere devlet katkısı olarak ödeniyor. Öğrenciler alan eğitimine başladıkları andan mezun oluncaya kadar iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı sigortalanıyor. Teknisyen unvanı da alan meslek lisesi mezunları, 53 meslek alanı ve bu alanlara ait 199 meslek dalının öğretim programlarının tamamı ulusal ve uluslararası meslek standartları, sektörün talepleri, bilimsel ve teknolojik gelişmeler dikkate alınarak, sektör, meslek kuruluşu, üniversite ve diğer tüm temsilcileri katılımları ile güncellenen bir eğitimden geçiyor. Ayrıca belirli bir sektörün öne çıktığı 12 ilde sadece bu sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücünü yetiştirmek üzere 19 tematik mesleki ve teknik Anadolu liseleri hayata geçirildi. Okul-sektör iş birliğini güçlendirmek için sektörün tüm paydaşlarını bir araya getiren “Mesleki ve Teknik Eğitim Okul Yönetim Kurulları” tüm il ve ilçelerde oluşturuldu. Ayrıca sektör iş birliğini güçlendirmek, kaliteli eğitim, istihdam ve öğrencilere burs sağlamak için 93 farklı kurum ve kuruluşla 71 protokol hayata geçirildi. Öğretmenlerin mesleki bilgi ve becerilerini artırmaya yönelik geçen yıl 42 öğretmen İngiltere’de dil eğitimine gönderildi. Bu yıl için ise, 45 öğretmen için çalışmalar sürdürülüyor. Bir diğer önemli destek ise organize sanayi bölgelerinde (OSB) özel meslek liselerine öğrenci başına ve alana göre 4 bin 270 TL ile 6 bin 900 TL arasında değişen tutarlarda devlet teşviği sağlanması. Uygulamanın başarısıyla birlikte Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan değişiklik sonucunda, OSB dışındaki özel meslek liseleri de kapsama alınarak toplam 27 meslek alanında teşvik verilmeye başlandı. Mevcut durumda 71 özel mesleki ve teknik Anadolu lisesi teşvikten faydalanıyor ve bu okullarda 41 bin 129 öğrenci eğitim görüyor.

OSB Meslek Yüksekokulları desteği önemli adım

Yükseköğretim Kurulu bünyesinde yer alan 868 meslek yüksekokulunda 2 milyon 566 bin genç eğitim görüyor. Bu rakam yükseköğretimdeki öğrenci sayısının yüzde 30’una denk geliyor. Meslek yüksekokullarındaki öğretim elemanı sayısı, 3 bin 700’ü öğretim üyesi olmak üzere 19 bin civarında. Meslek yüksekokullarında öğretim elemanı başına 58 öğrenci düşüyor. Meslek yüksekokullarının eğitim kalitesini artırmak adına yürütülen çalışmalardan en yenisi, 7033 sayılı kanunda yer alan, “Organize sanayi bölgelerinde kurulan meslek yüksekokulları için öğrenci başına ilgili yükseköğretim kurumlarına, Yükseköğretim Kurulu bütçesine bu amaçla tahsis edilen ödenekten eğitim desteği yapılabilir. Eğitim desteğinin tutarı ve kullanımı ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı’nın uygun görüşü üzerine Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenir” maddesi oldu. Okulların aktif olarak devam eden öğrenci sayılarına göre, öğrenci başına verilen desteklerle öğrencilerin temel becerilerini geliştirmeye yönelik uygulamalı eğitimde ihtiyaç duyulan makina ve teçhizat, sarf malzeme alımları sağlandı. Öğretim elemanını ve öğrenciyi geliştirecek sektör tanıtımı, kurs, seminer, sektör ziyaretleri ve firmalarla ortak geliştirilecek olan projelere yönelik destekler de verildi. 2018 yılında organize sanayi bölgesi içinde kurulu 8 MYO’nun 33 programına toplam 8 milyon 815 bin lira ek ödenek gönderildi.

Hedef nicelik değil nitelik

Meslek yüksekokullarında verilen eğitimle ilgili çalışmalarını sürdüren YÖK, bu amaçla Mart ayı başında ‘Yükseköğretimden Endüstriye: Nitelikli İnsan Gücü Çalıştayı’ gerçekleştirdi. Çalıştayda MYO’ların durum tespitine yönelik 13 bin 675 kişiyle yapılan anketin sonuçları da açıklandı. Buna göre, ‘okulların sektörle ilişkisi sınırlı, çoğu alanına uygun yerde kurulmuyor ve sosyal imkanları sınırlı, bazı ön lisans programlarının iş hayatında karşılığı yok’ sonuçlarına ulaşıldı. Türkiye’de geçen yıl üniversitelerdeki öğrencilerin yüzde 39’u meslek yüksekokullarındaki programlardan mezun olurken, bu oran yüzde 17 olan OECD ortalamasının çok üzerinde aslında. Çalıştayda, mesleki eğitimde öncelikli hedef nicelik değil nitelik olarak belirlendi. MYO’ların OSB’lerde açılmasının teşvik edilmesi de alınan kararlardan biri.

Ankette çarpıcı tespitler

ÖSYS-2017 tercih sürecinde puan barajını geçen ama tercih yapmayan öğrencilerin bu süreçle ilgili görüş, beklenti ve eğilimlerinin belirlenmesi için 13 bin 500 meslek yüksekokulu çalışanı ve 167 sektör temsilcisi ile bir anket gerçekleştirildi. Bu ankete göre meslek yüksekokullarını tercih etmeme nedenleri arasında ilk sırayı “mezun olduktan sonra iş bulma imkanının kısıtlı olması”, ikinci sırayı “meslek yüksekokulları ile ilgili olumsuz algı”, üçüncü sırayı ise “meslek yüksekokulları bölümleriyle ilgili yeterli bilgisinin olmaması” yer alıyor. Ayrıca vakıf MYO’ların tercih edilmemesinin birinci nedeni olarak öğrenim ücretlerinin yüksek olması gerçeği yine bu ankette ortaya çıktı. MYO’lar, akademik ve idari organlarının etkin çalışması konusu ile idari ve mali yönetim kaynaklarının kullanımı ve yönetiminde kısmen başarılı bulunurken, yönetimle ilgili süreçlerde de önemli sorunların olmadığı görüldü. Sonuçlara göre, MYO’ları iyileştirmek için politika yapım sürecinde öncelikle, “MYO’larda iş yeri eğitiminin artırılması”, “MYO’ların makine teçhizat ve donanımının güçlendirilmesi, kontenjanlar belirlenirken istihdam talep projeksiyonlarının dikkate alınması”, “MYO’ların eğitim süresinin mesleki becerilerin ve temel yeterliliklerin tam olarak kazandırılması için yeniden değerlendirilmesi”, “lise mezunlarının temel mesleki becerilerini artırmaya yönelik hazırlık sınıfı konulması”, “öğrencilere yönelik rehberlik hizmetlerinin artırılması” konularına öncelik verilmesi gerektiği ortaya çıktı.

Sanayici ne diyor?

Meslek liseleri ve meslek yüksekokullarındaki rakamsal verilere rağmen sanayi kesimi ise “ara eleman” bulmakta yaşadığı sıkıntıları kamuoyu ile paylaşıyor. 1 milyon 200 bin ile 1 milyon 500 arasında kalifiye eleman ihtiyacı bulunduğundan yakınan sanayiciler, 160 meslek dalında özellikle de tekstil, otomotiv ve sağlık sektöründeki eleman açığına dikkat çekiyor. Çinli, Hintli, Kübalı, Endonezyalı ve Pakistanlı teknisyenlerin istihdam edildiği en önemlisi de kalifiye eleman bulamadığı için birçok sanayicinin işini büyütmekten korktuğu belirtiliyor. Meslek liseleri ve yüksekokullarında reel sektörün ihtiyacı olan ara elemanın yetişmemesi bir diğer önemli sorun. Eğitim politikaları oluşturulurken Türk sanayisinin ihtiyaçlarının dikkate alınması ve planlamanın buna göre yapılması isteniyor.Bütün araştırmalar sonunda ortaya çıktı ki mesleki eğitim, gösterdiği gelişime rağmen Türkiye’nin halen önemli sorunlarından biri. Ortaöğretimde, mesleki ve teknik liselerde öğrenci sayısı 1 milyon 671 bin 686’ya, meslek yüksekokullarındaki öğrenci sayısı 2016-2017 yılında 2 milyon 555 bin 926 bin kişiye ulaştı. Rakamlarda ara eleman sayısı sürekli artmasına rağmen, sanayici Küba, Pakistan, Afganistan, Hindistan ve Çin’den eleman getirmek zorunda kaldığından yakınıyor.

 

Dünyada mesleki eğitim

Cumhuriyet Üniversitesi Zara Ahmet Çuhadaroğlu Meslek Yüksekokulu Öğretim  Görevlisi Erdoğan Ekşioğlu, dünyadaki 5 gelişmiş ülke Norveç, Almanya, Amerika, Japonya ve İsrail’i baz alarak yaptığı “Dünya’da Mesleki Eğitim” çalışması,mesleki eğitimde neler yapılması gerektiğine ışık tutuyor.

 

Norveç eğitim sistemi eşitlik ve kapsayıcılık prensiplerine dayalı. Çocuklar erken yaşta sorumluluk alıyor. Yaşları 9-10 olan çocuklar ailelerinin maddi durumu ne olursa olsun, gazete broşür dağıtıyor, özürlü bakıcılığı yapıyor ya da mahalle futbol turnuvalarında sosis, kek satıyor.

Alman eğitim sisteminin temel taşlarından birini yaparak öğrenmek oluşturuyor. Bu nedenle, Alman ekonomisi, kalifiye ve nitelikli iş gücüne sürekli büyük talep gösteriyor. Almanya’da son yıllarda mesleki eğitim programlarına girenlerin sayısının artmasına rağmen piyasa talebi karşılanamıyor.

ABD’de mesleki eğitim eyaletler arasında farklılık gösterebiliyor. Ancak çoğu meslek okulu öğrencilere 1-2 yıl içinde biten programlar sunuyor ve öğrencilerin yalnızca bölümleriyle ilgili derslere girmesi isteniyor. ABD’de son yıllarda en fazla istihdam olması beklenen 20 mesleğin 8’i sağlık sektöründe.

Japonya’da meslek okulları sadece orta öğretim mezunlarını değil, aynı zamanda başarılı olmayan üniversite mezunlarını ile birlikte uluslararası öğrenciyi de cezbediyor. 2014’te toplam öğrencilerin yüzde 16’sı meslek okullarında eğitim gördü ve bu öğrencilerin çoğunu Asya bölgesinden gelenler oluşturdu.

İsrail “Okul Ötesi Beceriler” konulu uluslararası bir rapor hazırlayarak ülkedeki mesleki eğitimin fotoğrafını çekti. Rapor sonrasında devlet, akreditasyon ve mesleki eğitim ve öğretim programlarının geliştirilmesi konularını incelemek üzere bakanlıklar arası bir komisyon oluşturdu.

NORVEÇ’TE MESLEKİ EĞİTİM

Norveç’te en çok değer verilen grup çocuklar ve gençler. Eğitim ve öğretimde ise en çok üzerinde durulan şey çocukların sosyalleşmeyi ve doğa ile başa çıkmayı öğrenebilmeleri. NATO üyesi olmasına rağmen Avrupa Birliği’ne (AB) girmeyi ısrarla reddeden, okuma yazma oranının yüzde 100 ve ortalama yaşam süresinin 79 yıl olduğu Norveç, dünyanın en sakin, huzurlu, hoşgörülü, özgür, müreffeh ve barışçı ülkelerinden. Norveç eğitim sistemi eşitlik ve kapsayıcılık prensiplere dayalı. Öğrenciler 8. sınıfa kadar karne almıyor. Okullarda ya da aile içinde disiplin konusu üzerinde fazla durulmuyor. Çocuklar erken yaşta sorumluluk alarak kendi kararlarını veriyor. 18 yaşına geldiğinde ailesiyle yaşayan çok az çocuk var. 9-10 yaşlarında ailenin maddi durumu ne olursa olsun çocuklar; gazete/broşür dağıtarak, hasta, çocuk ya da engelli bakıcılığı yaparak ya da mahalle futbol turnuvalarında yiyecek satarak para kazanıyor.

Norveç’te yüksek öğrenim

Nüfusu 5 milyon olan Norveç’te 7 üniversite, 9 uzmanlaşmış üniversite kurumu, 23 devlet yüksekokulu, 2 ulusal sanat akademisi ve 16 özel okul var. Eğitimleri sürecinde her öğrenci devletten kredi alıyor. Sınavları geçtiğinde kredinin bir kısmı burs olarak veriliyor. Kalan borç ise iş hayatına atıldığında 20 yıla kadar süren vadelerle ödeniyor. Norveç’in üçlü iş birliğine dayalı mesleki eğitim ve öğretim sistemi var. Kanunla zorunlu kılınan bu iş birliği sistemi, hem ulusal hem de bölgesel düzeyde çalışıyor. Ulusal düzeyde işveren, işçi sendikaları ve Mesleki Eğitim ve Öğretim Ulusal Konseyi birlikte hareket ederken, aynı zamanda bağlı bulunduğu bakanlığa tavsiye vermekte ve almakta. Bölgesel düzeyde, var olan ilçe mesleki eğitim kurulları eğitim yasasında belirtilen görevlerle birlikte özel danışmanlık görevlerini de üstleniyor. Norveç’te mesleki eğitim ve öğretim hem okullarda hem de işletmelerde yapılıyor. Kamu ve özel işletmeler meslek öğrencilerini kabul eder ve okul tarafından eğitim işletmeleri olarak onaylanır.  Norveç’te mesleki eğitim ve öğretimin ilk aşama, ortaöğretim seviyesindeyken 8-10. sınıf öğrencilerine seçmeli ders olarak veriliyor ve böylece mesleki eğitim denemeleri başlatılıyor.

Norveç’te ortaöğretim

Norveç’te ortaöğretimi tamamlayan bir öğrenci, teknik ve endüstriyel üretim, elektrik ve elektronik, inşaat ve inşaat, restoran ve yiyecek işleme, sağlık ve sosyal bakım, medya ve iletişim, tarım, balıkçılık ve ormancılık, hizmet ve ulaşım; tasarım, sanat ve el sanatları programlarından birini seçebiliyor. Mesleki eğitim ve öğretim üst düzey orta öğretim seviyesindeki standart model genellikle 2 + 2 modeli. Mesleki eğitim ve öğrenimini tamamlayan öğrenciler isterlerse gerekli sertifikalara sahip olduklarında dört yıllık okullara geçebiliyor. Norveç’te 2016 yılı itibarıyla ulusal bağlamda mesleki eğitim, 16 bin öğrenci sayısı ile hala oldukça küçük bir kesimi kapsıyor. 2016 yılında toplam öğrenci sayısı ortaöğretim okullarında 200 bin 200 öğrenci, yükseköğretimdeki 283 bin 100 öğrenci ile karşılaştırıldığında oldukça düşük. Bazı meslek okulları, kamu tarafından, bazıları özel sektör tarafından işletiliyor. Birçok meslek yüksekokulu da yarı zamanlı ve çevrimiçi çalışmaları var. Norveç’te, endüstriler ve sosyal ortaklar ile yakın istişare içinde karar alınması önemli. Bu nedenle şirketlerin kendilerini geliştirmesinde ve eğitmesinde ders müfredatlarının üzerinde etki göstermesi önem taşıyor.

ALMANYA’DA MESLEKİ EĞİTİM

Almanya 82 milyonu aşan nüfusuyla Avrupa’nın en kalabalık ülkesi. Dünyanın 4’üncü büyük ekonomisi olan Almanya’da mesleki eğitim ve öğretim ikili sistemle uygulanır. Gerçek hayatta çalışma ortamında gömülü teori ve eğitim kombinasyonundan oluşur. Sistemin temel özelliği, bir taraftan küçük ve orta ölçekli şirketler ile kamu meslek okulları arasındaki iş birliğidir. Bu iş birliği yasayla düzenlenir. Almanya’da mesleki eğitimin temeli 1969 yılında Mesleki Eğitim Yasasına dayanır ve bu yasa 2005 yılında günün şartlarına göre güncellendi. Yasa, gençlere ulusal çapta tanınan mesleklerde eğitim vermeyi planlamakla birlikte, ülkede tanınan meslek eğitimi vermeyi amaçlayan; hükümet, eyaletler ve şirketler arasındaki sıkı örgütlü bir yapıyı kapsıyor. Alman ikili sistemi; ilk mesleki eğitim ve öğretim, meslek eğitim ve öğretimi, kariyer, istihdam edilebilirlik, mesleki yeterlilik ve kimliği kapsayan, beceri gelişimine mükemmeliyetçi bir yaklaşımla sunmaya çalışır. İkili sistem sayesinde, Almanya, düşük genç işsizliğine ve üst düzey becerilere sahip. İkili eğitim içerisinde yer alan işletmeler, mesleki eğitimin, personel alımı için en iyi yapı olduğunu düşünüyor. Eğitim şirketleri sadece işe alım maliyetlerinden tasarruf etmekle kalmıyor, aynı zamanda yanlış elamanı işe alma riskini de ortadan kaldırıyor. Sistemin temeli; işverenlerin, işçilerin ve hükümetin birlikte çalıştıkları mekanizmadır. Yaparak öğrenme, Alman eğitim sisteminin temel taşlarından biri. Bu nedenle; Alman ekonomisi,  nitelikli işgücüne sürekli büyük talep gösterir. Almanya’da seçim yapabilecek üç ana yükseköğrenim kurumu vardır: üniversiteler, uygulamalı bilimler üniversiteleri (Fachhochschulen) ve ihtisaslaşmış üniversiteler.

Mesleki eğitim artmasına karşın talep karşılanamıyor

Üniversiteler; ağırlıklı olarak araştırmaya odaklı geleneksel Alman eğitim kurumlarıdır. Birçoğu teknik üniversiteler veya teknoloji kolejleridir. Uygulamalı bilimler üniversiteleri; daha çok pratiğe yönelik ve büyük Alman şirketleriyle bağlantılıdır. Almanya’da yüksek lisans ve doktora programları dahi zorunlu staj gerektirir. Böylece öğrenciler, kariyerine başlamadan önce endüstriyel çevreye alışma fırsatına sahip olur. Almanya’da son yıllarda mesleki eğitim programına girenlerin sayısının artmasına rağmen piyasa, talebini karşılayamıyor. Bunun nedeni ailelerin az çocuk sahibi olması, yaşlı işçiler tarafından boşaltılan iş pozisyonları doldurulamıyor. Diğer neden, mevcut bazı meslek eğitimlerinin öğrenciler tarafından aranan türden olmaması. Mesleki eğitim programlarının başarısı, şirketlerin iş birliği ve yatırımlarına bağlı. Alman mesleki programlarına olan ilgi, Almanlarla sınırlı değil. Almanya’nın düşük gençlik işsizlik oranı (yaklaşık yüzde 8) diğer bazı AB ülkelerinin yüksek işsizlik oranlarına kıyasla iş arayanları Almanya’da mesleki fırsatlar aramaya zorlar. Almanya’nın mesleki eğitiminde bilgi ve becerilerin kalitesi, ilgili istihdam ve verimlilik potansiyelleri içinde kendini gösterir. Çeşitli eğitim sistemlerinin değerlendirilmesi, ek göstergelere bağlı. Bu göstergelerden birisi de okuldan işe geçiş sürecinde ortaya çıkan mezunlardaki işsizlik sayısı. Meslek yüksekokulları ve politeknik teorik bilgi aktarımı eşliğinde çalışma tabanlı öğrenme ile birleştiriliyor teknik ve ticari alanlarda yeni uzman nitelikleri sağlayan, yeni eğitim programları uygulanıyor. Yükseköğretim kursları ve yüksek mesleki pozisyonlara erişimi kolaylaştırmak için genişletiliyor.

ABD’DE MESLEKİ EĞİTİM

Dünyanın en büyük ekonomisine sahip ABD, aynı zamanda dünyanın 3’üncü kalabalık ülkesi. 48 eyaletten oluşan ABD’de mesleki eğitim eyaletten eyalete değişiklik gösterebiliyor. ABD’de meslek okulları, ticaret okulları olarak da bilinir. Bu okullar ortaöğretim sonrası okullardır. Meslek okullarının yanı sıra geleneksel eğitim veren kolejler bulunur. Üniversitelerde belli bir alanda uzmanlık öğrenimine başlamadan önce bir kolej aşamasına geçilir. Koleji bitirenler “graduates” (diplomalı) olarak bakılır ve çalışmalarını “graduateschoolda” sürdürür. Bir Amerikan üniversitesi, genel olarak, bir kolej ile birlikte graduateschool’dan oluşur. Çoğu meslek okulu, öğrencilerin bir veya iki yıl içinde tamamlayabilecekleri programları sunar. Meslek yüksekokulları yalnızca öğrencilerin kendi bölümüyle ilgili derslere girmesi istenir.

İstihdamı en yüksek 20 mesleğin 8’i sağlık sektöründe

ABD’de son yıllarda en fazla istihdam alanı oluşturması beklenen 20 mesleğin 8’ini sağlık sektörü oluşturuyor. Diğer 12 alan içinde en fazla elektrikçiler, inşaat yöneticilerine ve kozmetik uzmanlarına ihtiyaç duyulması bekleniyor. 2010 ile 2022 yılları arasında ABD’de öngörülen 55 milyon iş ilanının yüzde 30’unda yüksekokul eğitiminin gerekeceği öngörülüyor. 2014 yılında İş gücü İstatistikleri verilerine göre, ön lisans mezunu bireylerin, lise diplomasına sahip kişilerden yaklaşık yüzde 20 daha fazla kazandığı ve işsizlik oranlarının lise mezunlarına göre iki puan daha düşük olduğu tespit edildi. ABD’de meslek okulları ve lisans okulları ilişkili olarak en yaygın artılar ve eksiler karşılaştırıldığında, meslek okullarının artısı; mesleki eğitim programları genellikle bir ila iki yıl içerisinde tamamlanırken, lisans programları dört veya daha fazla sürebilmekte, bu durum işgücüne katılma süresini uzatmakta. Meslek okullarının eksisi; lisans derecesine göre daha az değerli görülmekte ve dört yıllık derecenin zorluğundan yoksun sayılmakta. Mesleki eğitim mesleki kariyere özgü olduğu için, bu programlardan mezun olanlar, daha genel becerileri kapsayan lisans derecesini tamamlayanlara göre, farklı mesleklere girmede dezavantajlı oluyor. Dört yıllık mezunları genel olarak ön lisans mezunlarına göre yüzde 30 daha fazla kazanıyor.

Mesleki eğitim kurumları denetim altında

ABD Eğitim Bakanlığı tarafından sürekli olarak, mesleki ve yetişkin eğitimi veren okullar denetleniyor. ABD’de mesleki eğitimin çoğunluğu toplum kolejleri tarafından sağlanır. ABD’de meslek okulları, iş dünyası ve sanayi ile yeni ilişkiler arıyor. Meslek okullarının, mezunlarına daha fazla iş bulmalarını sağlayacak modern donanıma sahip olmadıkları fark edildi.  Bu nedenle daha ileri eğitimler için öğrencileri gerçek işlere sokan stajlarına daha fazla güvenmeye başlanıldı.

En iyi mesleki eğitim, genel eğitim anlayışı

Harvard Üniversitesi Eğitim Enstitüsü eski dekanı Theodore R. Sizer, ‘’Horace’ın Uzlaşması: Amerikan Lisesinin İkilemi” başlıklı yakın tarihli bir raporda, en iyi mesleki eğitimin genel bir eğitim olduğunu ve belirli işler için yapılacak herhangi bir eğitimin sınıfta değil, iş yerinde yapılması gerektiğini belirtti. Diğer bir yaklaşım programların değeri üzerine. “Meslek okulu sistemi, herkesin iş bulması üzerine kurulu değildir” deniliyor. Bir öğrenci marangozluk mezunu olmasına rağmen polis olabilir, bu para israfı değildir şeklinde yorumlanıyor. Mesleki eğitimin yükseltilmesi ve Perkins Yasası’nda tanımına göre; mesleki öğrencilerin becerilerinin geliştirilmesi için bir diğer önlem akademik ve mesleki müfredatın bütünleştirilmesi. Bu hedef, mesleki öğrencilerin gittikçe artan oranda talep gömesi ve öğrencilerin teknolojik olarak gelişmiş pazarda ihtiyaç duydukları akademik becerileri geliştirmelerinin sağlanması.

JAPONYA’DA MESLEKİ EĞİTİM

Japonya, coğrafî yapı bakımından 6 bin 852 adadan oluşur. Nüfusun yüzde 97’si bu adaların en büyükleri olan Honshu, Hokkaido, Kyushu ve Shikoku’da yaşar. 127 milyon nüfusa sahip Japonya, dünyanın onuncu en kalabalık ülkesi. Japonya’da, ebeveynler ve öğrenciler geleneksel olarak akademik eğitim, mesleki eğitimle karşılaştırıldığında daha yüksek değere sahip. Mesleki eğitim, başarıları daha düşük olan öğrenciler için ikinci bir seçenek olarak görülür. Japonya’da 2016 verilerine göre bin 223 tane üniversite bulunuyor. Son yıllarda endüstride ve iş hayatında, mesleki eğitim ve öğretim için gerekli becerilerde değişiklikler söz konusu. Bu nedenle üniversiteler, özellikle profesyonel eğitim kurslarını artırdı. Meslek okulları sadece ortaöğretim mezunlarını değil, aynı zamanda başarılı olmayan üniversite mezunlarını ile birlikte uluslararası öğrenciyi de cezbetmekte. 2014 yılında toplam öğrenci sayısının yüzde 16’sını oluşturan meslek okulu öğrencilerinin büyük çoğunluğu, Asya bölgesi gençleriydi.

Meslek lisesi mezunlarına daha geniş fırsat verilmeli

Japonya’da meslek okullarından üniversitelere geçiş yolları hala gelişmiş değil. Son yıllarda, ortaöğretim mezunlarının yaklaşık yüzde 20’si meslek okullarında eğitim görmekte. Ancak, bu öğrencilerin sadece yüzde 20’si üniversitelere gidebiliyor. Bu nedenle, meslek yüksekokulu mezunlarına daha geniş fırsatlar verilmesi gerektiği düşünülüyor. Japonya’da mesleki eğitim ve öğretim sektöründe denetim sorumluluğu çoğunlukla iki bakana ait. Meslek yüksekokullarının ilgili bakanlık tarafından geliştirilmiş müfredat kurallarına uymaları gerekli. Bakanlık, mesleki eğitim ile üniversite arasında daha iyi yollar geliştirmekte ve mesleki kaliteyi artırmak için projeler ve politikalar üretmekte. Japonya’da 2016 yılı içinde işe hazır mezunlar yetiştirmek için yeni bir yükseköğretim kurumunun kurulması planlanıyor. 2016 yılının son aylarında Merkez Eğitim Konseyi Bakanlığı Danışmanlar Konseyi tarafından geliştirilen bu rapor tartışıldı. Tartışılan konular arasında kalite güvencesi, çalışan kişilerin yeteneklerini geliştirmeleri için mesleki eğitimlere geri dönmeleri de yer alıyor. Bu yeni kurumların öğrencileri, sanayi içine yerleştirilmeleri aynı zamanda yurtdışında çalışmaya teşvik etmeleri isteniliyor.

Özel mesleki eğitim kolejleri, Japon sisteminde güçlü bir sese sahip. Okulların prestijlerini artırmaya yönelik yeni bir kalite güvence ajansına ihtiyaç olup olmayacağı konusunda tartışmalar devam ediyor. Resmi ve özel kurumlar, mesleki eğitim ve öğretim sektörünü kapsamlı bir biçimde desteklemekte. Süper Global High Okullar (uluslararasılaşmaya ve yurtdışında eğitim almak için) SPH okul projesi 2015 yılında başlatıldı. Hükümet tarım, teknoloji, ticaret, balıkçılık, yerli bilim, hemşirelik ve refah derslerinin verilmesi için ileri kaynak sağlamakta. 2016’da 24 okul Süper Profesyonel Liseler olarak aday gösterildi. SPH okulları üniversiteler, teknoloji üniversiteleri, araştırma enstitüleri ve endüstri ile yakından çalışarak, ülke sanayisinin gelişimi için, mesleğe hazır profesyonelleri yetiştirmeye ve geliştirmeye yönelik pratik mesleki eğitim yapıyor.

İSRAİL’DE MESLEKİ EĞİTİM

Coğrafi olarak, Asya kıtasında bulunan İsrail’in nüfusu 8 milyon 500 bin nüfusa sahip. Ülke nüfusunun yüzde 74,8’ini Yahudiler, yüzde 20,8’ini Araplar yüzde 4,4’ünü de farklı din ve etnik kökenden insanlar oluşturuyor. İsrail’de eğitim hayatı 15 yıl olup, öğrenciler 3 yaşında okula başlar ve 18 yaşında öğrenim hayatını bitirir. 1953’ten bu yana okullar devlet tarafından 5’e ayrılıyor. Bunlar; normal okullar, dini okullar, ortodoks okullar, kamu okulları ve Arap okullarıdır. İsrail halkının büyük çoğunluğu normal okullarda eğitim görüyor. İsrail’de yaşayan Araplar ise Arap okullarına gidiyor. Arapların bu tercihindeki en büyük etken, sadece İslam dini ve Arapça eğitiminin Arap okullarında verilmesi. İsrail’de bir bütün olarak tüm nüfus içerisinde yükseköğretim seviyesi yüksek. Burada daha çok insan, lise ile eğitimini bitirenlerden daha fazla üniversite derecesine sahip. Ayrıca İsrail, 44-64 yaş grubundakilerin üniversite mezuniyet oranının, 25-34 yaş grubundakilere göre daha yüksek olduğu tek OECD ülkesi.

İsrail’de özel okul yok

Liseyi bitiren öğrenciler Bagrut isimli sınava girmekte, sınavdan aldıkları dereceye göre üniversiteye yerleşiyor. Dini okullardan mezun kişilerde Bagrut isimli sınavdan geçmek zorunda ve Bagrut sınavında dini sorular yok. İsrail’de eğitim ücretsiz olup, özel okullar yok, tüm okullar devlete bağlı. İsrail üniversiteleri, mezun olan öğrencilerine sağladıkları iş olanaklarıyla popüler. Times, Higher Education Jerusalem ve Tel Aviv üniversiteleri dünyanın en iyi 100 üniversitesi listesinde yer alır. Stajyer olarak çalışarak istihdam şanslarını artırabilirler. Bu bile, stajın gerektiği anlamına gelir. Buna ek olarak, bazı şirketler giriş seviyesi pozisyonlar için deneyimi olmayan kişileri işe alır. Bunlar daha düşük ücretle çalışırken sonrasında daha yüksek ücretli bir işe girmelerine yardımcı olur.

OECD’nin 2014 tarihli bir raporunda, hükümetlerin küresel ekonominin hızla değişen taleplerine cevap vermede politika aracı olarak mesleki eğitim ve öğretimin önemi vurgulanıyor. İsrail’de Nüfus İstihdam Araştırması Merkezi, bu gündemi geliştirmek için uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde daha fazla çalışıyor. Son yıllarda İsrail’in mesleki eğitim ve öğretim sistemine ilişkin ülke incelemesini de içeren “Okul Ötesi Beceriler” konulu uluslararası bir rapor yayınlandı. Rapor, İsrail’deki ortaöğretim sonrası mesleki eğitimin ayrıntılı şekilde gözden geçirilmesine dayanıyor. Bu rapor sonrasında İsrail devleti, akreditasyon ve mesleki eğitim ve öğretim programlarının geliştirilmesi konularını incelemek üzere bakanlıklararası bir komisyon oluşturdu.

Almanlarla ortak çalışma

İsrail Ekonomi Bakanlığı ve Almanya Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı mesleki eğitim konusunda uluslararası bir iş birliği yürütüyor. Son yıllarda, her iki ülkedeki mesleki eğitim ve öğretimdeki en iyi uygulamalara odaklı İsrail ve Almanya arasında bir dizi profesyonel değişim gerçekleştirildi. Mesleki eğitim sisteminin temel taşlarından biri olan çıraklık sistemine dünyada giderek artan ilgi var. Çıraklık yaklaşımının özü, resmi öğretimi atanmış bir akıl hocası rehberliğinde işbaşı deneyimi ile birleştirmesi. Çıraklık modeli, bazı Avrupa ülkelerinde, yüzyıllar öncesinden genç işçiler geleneği ile bir lonca sistemi içinde ticaret öğrenmek için popülerdi. Bununla birlikte, İsrail’de çıraklık, çeşitli nedenlerden ötürü tutunamıyor. Son birkaç yıldır, çıraklık yaklaşımının İsrail’de harekete geçirme konusunda önemli çalışmalar yapıldı. Devlet tarafından, kilit paydaşlar arasında paylaşılan öğrenme sürecine aktif olarak katkıda bulunuluyor. Bu konuda, uluslararası uzmanların getirilmesi, seminerler, konferanslar ve uluslararası çalışma gezileri düzenlenmesi ve planlama süreçlerine katılımı içeriyor. Ekonomi İşgücü Eğitim ve Geliştirme Bürosu tarafından geliştirilen yeni bir çıraklık programı öncelikle bir pilot uygulamayla gerçekleştirilmektedir. “Başlangıç” olarak adlandırılan program, kronik işsizlerin ve yetersiz çalışan yetişkinlerin çıraklık eğitimini alarak başarılı bir şekilde profesyonel istihdama geçiş yapmalarını amaçlıyor.

Mesleki eğitimde ülkeler incelendiğinde başarılı modellerin ortak özelliğinin okul, devlet ve sanayi arasında yapılan iş birliği görülüyor. Teorik bilgiler, pratik ile birleştiği zaman mesleki eğitimde başarı yakalanması mümkün.