Ar-Ge harcamalarındaki yüzde 1’lik artış ekonomik büyümeyi yüzde 0,76 artırıyor”

7

EY Türkiye Vergi Hizmetleri Teşvik Danışmanlık Hizmetleri Lideri Serdar Altay, 21 OECD ülkesinde yapılan çalışmalar sonucunda, Ar-Ge harcamalarındaki yüzde 1’lik artışın ekonomik büyüme üzerinde yüzde 0,76’lık bir artış meydana getirdiği bilgisini verdi. Altay, bu oranın Türkiye’de yüzde 0,63’lük bir artışa yol açtığını da belirtti.

Ar-Ge Merkezleri’ni incelediğimiz kapak konumuzda dünyada neler yapıldığını, Ar-Ge’nin ekonomik verilere etkisini ve Türkiye’nin durumunu EY Türkiye Vergi Hizmetleri Teşvik Danışmanlık Hizmetleri Lideri Serdar Altay ile konuştuk. Günümüz rekabetçi iş dünyasında Ar-Ge ve yenilik kavramlarının itici güç olduğunu anlatan Altay,  Ar-Ge faaliyetlerinin rekabet avantajı, yabancı sermayeyi çekme, verimlilik artışı ve teknolojik bağımlılığı azaltma gibi pek çok olumlu etkisi olduğunu hatırlatarak konuyla ilgili şu bilgileri verdi.

Öncelikle Ar-Ge neden önemli?

Literatürde, Ar-Ge faaliyetleri, patent, inovasyon, ihracat ve büyüme arasındaki ilişkilerin ve nedenselliğin analizine yönelik pek çok çalışma mevcut. Söz konusu çalışmaların büyük bir çoğunluğunda Ar-Ge harcamalarının ekonomik büyüme ile ilişkisi ve ihracata katkıları arasında doğru orantılı bir sonuç elde edildi. Ar-Ge faaliyetlerinin rekabet avantajı, yabancı sermayeyi çekme, verimlilik artışı ve teknolojik bağımlılığı azaltma gibi pek çok olumlu etkisi olduğu görülüyor. Yapılan çalışmalarda, firma düzeyinde inovasyonun toplam faktör verimliliği büyümesi üzerindeki etkisi araştırıldı ve toplam faktör verimliliğindeki artışın yüzde 50’sinin inovasyon ile açıklanabildiği sonucuna ulaşıldı. Büyüme modellerinde Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri ekonomik büyümenin en önemli bileşeni olarak görülüyor. Teknolojik inovasyon, gerek firma ve endüstri düzeyinde, gerekse ulusal düzeyde ekonomik performans üzerinde önemli ve pozitif etkiler doğuruyor. Öte yandan, 21 OECD ülkesinde yapılan çalışmalar sonucunda, Ar-Ge harcamalarındaki yüzde 1’lik artışın ekonomik büyüme üzerinde yüzde 0,76’lık bir artış meydana getirdiği, Türkiye’de ise yüzde 0,63’lük bir artışa yol açtığı sonucuna ulaşıldı. Asya ülkelerine bakıldığında ise, Ar-Ge harcamalarındaki yüzde 1’lik artışın yüksek teknolojili ürün ihracatını yüzde 6,5, bilgi-iletişim teknolojileri ihracatını yüzde 0,6 ve ekonomik büyümeyi yüzde 0,43 oranında artırdığı tespit edildi. Bu tespit Sungur Onur, Aydın Halil İbrahim, Eren Mehmet Vahit tarafından Asimetrik Nedensellik Analizi ile elde edildi.

 

Bu noktada Ar-Ge ekonominin vazgeçilmez bir olgusu olarak karşımıza çıkıyor.

Evet. Küreselleşme ve teknolojik değişimlerin etkisi ile birlikte, büyük ekonomilerle rekabet edebilmenin en önemli şartı, Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirerek, yenilikçi ve teknolojik ürünler ortaya koyabilmek. Dolayısıyla, günümüzün rekabetçi iş dünyasında Ar-Ge ve yenilik kavramları ekonomi için itici güç oldu ve büyük önem kazandı. Ülkeler Ar-Ge harcamaları konusunda rekabet ediyor. Firmalar, yüksek teknolojili ürünleri optimum maliyet ile ürettiklerinde, ihracat sürdürülebilir hal alıyor. Birçok ülke, OECD ülkeleri ve Çin, Hindistan, Brezilya ve Rusya gibi diğer büyük ekonomiler dâhil olmak üzere kendi politika ve uygulamaları ile yüksek teknolojili üretimi gerçekleştirecek yabancı firmaları kendi ülkesine çekebilmek için vergi teşvikleri, yer tahsisleri gibi farklı teşvik mekanizmaları uyguluyor. IMF’in çalışmalarına göre, vergi teşviklerinin artmasına tepki olarak, şirketler Ar-Ge harcamalarını yaklaşık yüzde 26,4 oranında artırıyor.

Dünyada Ar-Ge faaliyetleri ile ilgili neler yapılıyor?

OECD verileri incelendiğinde, Ar-Ge yatırımı yapan 42 ülkenin Ar-Ge harcamalarına yönelik sonuçları şöyle aktarabiliriz. 2017 yılında 42 ülkenin Ar-Ge harcamaları toplam 1 trilyon 700 milyar dolar. İlk 10 ülkenin Ar-Ge harcaması 1 trilyon 500 milyar dolar ve 42 ülke içindeki toplam harcamanın yüzde 89’unu oluşturuyor. ABD yüzde 29 ve Çin yüzde 27 oranları ile toplam Ar-Ge harcamasının yüzde 56’sını gerçekleştiriyor. Türkiye, 42 ülke içinde Ar-Ge harcama büyüklüğü dikkate alındığında 12’nci sırada yer alıyor. OECD’nin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Skorları- Türkiye’de Dijital Dönüşüm isimli raporunda, Türkiye’de Ar-Ge faaliyetleri için hükümet bütçesinin 2008’den bu yana yaklaşık yüzde 80 arttığı belirtiliyor.

 

Türkiye’de Ar-Ge faaliyetleri ile ilgili veriler neler?

Devletin Ar-Ge faaliyetlerini destekleyen harcamalarının ekonomik büyümeyi olumlu yönde etkileyebileceği kabul edilir. Bu kapsamda, Ar-Ge teşviklerinin, firmaları Ar-Ge faaliyetlerine daha fazla kaynak ayırması konusunda cesaretlendireceği ve bunun sonucunda ekonomik büyümenin artacağı görüşü hâkim. Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payı arttıkça ülkelerin Ar-Ge faaliyetlerini artırma olasılıkları da artar. Günümüzde pek çok gelişmiş ülkede Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payı artırılmaya çalışılmakta, yapılan hukuki ve idari düzenlemeler ile Ar-Ge faaliyetleri desteklenir. 28 Kasım 2018 tarihinde, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan “2017 yılı Ar-Ge Faaliyetleri Araştırması” raporu kapsamında, gayrisafi yurt içi Ar-Ge harcamasının, 2017 yılında bir önceki yıla göre 5 milyar 214 milyon TL artarak, yüzde 21 artışla 29 milyar 855 milyon TL’ye yükseldiği belirtildi. Bu çerçevede, gayrisafi yurt içi Ar-Ge harcamasının GSYH içindeki oranı 2015 yılında yüzde 0,88 iken, 2016 yılında yüzde 0,94’e, 2017 yılında ise yüzde 96’ya yükseldi.

 

Devlet tarafından yürütülen çalışmalar hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Ar-Ge yatırımları ile firma özelinde beklenen mali yararlar istenildiği seviyede alınmayabilir. Dolayısıyla, özel sektör Ar-Ge firmaları, hükümet müdahalesi veya maddi teşvikler olmaksızın, yatırım yapmak konusunda tereddütler yaşayabilir. Bu nedenle, hükümetler, vergi teşvikleri sunarak özel firmaları Ar-Ge’ye daha fazla yatırım yapmaya teşvik eder. Çeşitli büyüme çalışmaları, büyüme eğilimi yaşayan ülkelerin Ar-Ge harcamalarının GSYİH’ya oranının yüksek olduğu sonucunu ortaya koyuyor. 2023 vizyonu doğrultusunda, dünyada üretilen bilginin ve ileri teknolojilerin önemli merkezlerinden birisi olmak hedefleniyor. Bu çerçevede, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın da Ar-Ge ve tasarım merkezi sayısının daha da artırılmasına yönelik motivasyonu var ve nitelikli Ar-Ge faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için YASED, TÜSİAD gibi organizasyonlarla da, mevcut Ar-Ge teşviklerinin geliştirilmesi ve fiili durumda Ar-Ge / tasarım merkezlerinin karşılaştığı zorlukların çözümüne yönelik iş birlikleri ve fikir alış verişleri yapılmakta, gerek teşvik sisteminde yapılabilecek iyileştirmeler gerekse Ar-Ge faaliyetlerinin niteliklerinin artırılmasına yönelik çözüm arayışları yürütülüyor. Bu kapsamda, farklı ülkelerde uygulanan teşvik mekanizmalarının değerlendirilmesi de ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca değerlendiriliyor ve Türkiye’deki Ar-Ge ekosistemini rakip ülkelerden daha iyi seviyeye getirmek amaçlanıyor.

 

Firmalara ne gibi bir destek sağlanıyor?

Ülkemizde ise, Ar-Ge ve tasarım faaliyeti yürüten şirketlerin, Ar-Ge mevzuatı ve proje bazlı nakit destek programları kapsamında sağlanan farklı teşvik ve desteklerden faydalanma imkânı bulunuyor. 2001 yılında yürürlüğe giren ve teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyette bulunan şirketlere Ar-Ge ve yazılım geliştirme faaliyetlerine yönelik teşvikler sağlayan 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa ek olarak, 1 Nisan 2008 tarihi itibarı ile yürürlüğe giren 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun (10 Ağustos 2016 tarihi itibarıyla söz konusu Kanuna yönelik mevzuat güncellendi) ile Ar-Ge indiriminin yanı sıra, gelir vergisi stopajı teşviki, sigorta primi işveren hissesi desteği, damga vergisi ve gümrük vergisi istisnasına yönelik teşvik ve destekler düzenlendi.

Kanunda yapılan son değişikliklerle birlikte, Ar-Ge ve tasarım merkezi sayısındaki artış katlanarak devam ediyor. 2008 yılında 20 firma Ar-Ge merkezi belgesine sahipken, 2016’da bu sayı 360’a yükseldi, 2017 yılı sonunda 786’ya, 2018 yılında ise 987’ye ulaştı. Bugün itibarıyla faaliyette olan Ar-Ge merkezi sayısı bin 177, tasarım merkezi sayısı ise 344 oldu ve söz konusu artışın önümüzdeki yıllarda da hızla artarak devam edeceği öngörülüyor.