“65 yıldır ‘önce kalite’ dedik piyasanın ‘Mercedes’i olduk”

258

Ankara’da 1952 yılında kurulan Nace Makine’nin ikinci kuşağı olarak görevi devralan Aydemir Zoral, 65 yıllık şirkette 35 yıldır büyük bir keyifle üretimin içinde yer alıyor. Kaliteli üretimin ve satış sonrası servis hizmetinin başarılarındaki temel unsurlar olduunu belirten Aydemir Zoral, her zaman en iyi malzemeleri kullanmaya özen gösterdiklerini vurgulayarak, “Bu sebepten dolayı sektördekiler Nace Makine’yi piyasaın ‘Mercedes’i olarak tabir eder” diyor.

Nazmi Engin ve Cevdet Zoral tarafından temelleri atılan Nace Makine Sanayi, bugün Türkiye’nin dört bir yanına ve Kuzey Afrika ülkelerinden Rusya’ya, Afganistan’dan Sırbistan’a kadar 70 ülkeye ürünlerinin satışını gerçekleştiriyor. Sektörde başarılarıyla 65 yıla damga vuran Nace Makine Sanayi ve ona bağlı Nace Pazarlama, yıllar içinde sağladığı büyüme ve gelişme sayesinde kurduğu modern tezgahları ve uzman kadrosu ile “önce kalite” diyerek üretim faaliyetlerini sürdürüyor.

Ürettikleri kırma eleme, kırıcılar-elekler, konveyör bantların, hem yurt içinde hem dünyada kırma eleme tesislerinde ve beton santrallerinde sorunsuz çalıştığını anlatan Nace Makine Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Aydemir Zoral, satış sonrası servis hizmetinin ve kaliteli üretimin başarılarındaki temel unsurlar olduğunu ifade ediyor. Bu sayede başarılı olduklarını ve her geçen gün daha da güçlendiklerini vurgulayan Zoral, “Her zaman en iyi malzemeleri kullanmaya özen gösteriyoruz. Yatırım malının, kaliteli ve uzun vadeli olması çok önemli. Biz Nace olarak müşterilerimizin kazançlı çıkmasını ve birçok işi bir arada yapabilmelerini sağlamayı hedefliyoruz” diye konuşuyor.

Yaklaşık 35 yıldır Nace’de üretmekten keyif ve heyecan duyduğunu söyleyen Zoral, “Üretmek, çok büyük bir haz. Ben üretmekten, insanlara faydalı olmaktan dolayı çok gurur duyuyorum. Bu duyguyu, gençlere de aşılamamız gerekiyor” diyor.

Şirket kurucusu Cevdet Zoral’ın oğlu ikinci kuşak temsilcisi Aydemir Zoral ile Ankara’da 1. Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu fabrikalarında buluşarak, 65’inci yılını kutlayan Nace’nin sektörde ulaştığı konumu, başarılarını, hedeflerini ve sektörün geleceğini konuştuk.

Aydemir Bey firmayı ve sektörü konuşmadan önce kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

1950 yılında Ankara’da dünyaya geldim. İlk, orta ve lise eğitimimi, Ankara TED Koleji’nde tamamladım. Sonrasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Matematik Bölümü’nü kazandım. Mezun olduktan sonra babamın kurduğu Nace Makine’de çalışma hayatına atıldım. Yaklaşık 35 yıldır büyük bir zevkle işime devam ediyorum. 65 yılı geride bırakan şirketimizin 66’ncı yılının içinde olması bize çok büyük gurur veriyor. Hem yurt içinde, hem de yurt dışında işimizi başarıyla sürdürmek için çalışıyoruz. Kalite ağırlıklı bir çalışma düzenimiz var. Bu sebepten dolayı sektörde Nace Makine’yi “Piyasanın Mercedes’i” olarak tabir ederler.

Biraz da firmanızın kuruluşundan bugüne ulaştığı noktayı sizden dinleyelim.

Nace Makine, 1952 yılında babam Cevdet Zoral ve ortağı Nazmi Engin tarafından kuruldu. Tabii önce küçük bir atölye ile yola çıkmışlar. Ankara’nın Yeni Sanayi Çarşısı 2.Caddesi’nde “NACE Demir ve Döküm Atölyesi” adıyla ufak tezgahlarda üretim yapıyorlardı. O dönemde Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar çok kısıtlı olması sebebiyle zor zanaat iş kurup, üretim yapmak için oldukça çabalamışlar. Sağladıkları gelişmeyle yıllar içinde büyüme kaydeden firmamız, İstanbul’da büyük bir fabrikaya taşındı. Sonrasında tekrar Ankara’ya döndük. Bugün bulunduğumuz Ankara 1. Organize Sanayi Bölgesi’nde, 32 dönüm arazi 18 bin metrekare kapalı alan üzerinde 200’ü aşkın çalışanımızla üretim faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Yaklaşık 70 ülkeye ihracat yapıyoruz. Şu an ortaklığımız sona erdi ve Zoral ailesi olarak şirket faaliyetlerimiz devam ediyor.

Ağırlıklı hangi pazarlara ihracatınız var?

Orta Doğu ve Afrika ülkelerine ağırlıklı ihracat gerçekleştiriyoruz. Öte yandan Türk Cumhuriyetleri ve kısmen Avrupa ülkeleri de ihracat yaptığımız pazarlar arasında yer alıyor. Önümüzdeki dönem içinde Afrika pazarında güçlenmek için çalışmalarımız devam ediyor. Şu an gündemimizde Kamerun’la imzaladığımız bir sözleşme var. İhracatımız için ayrıca fuarlara katılmaya da çok özen gösteriyoruz. En son Etiyopya’da bir fuarda yer aldık. Yine Rusya pazarı da çok önemli bir hedef pazar bizim için. Uçak krizi sonrası ilişkiler sekteye uğradı. Ama tekrar canlandırmak amacıyla çalışmalarımız sürüyor.

65 yılı geride bırakan Nace Makine’yi bugünlere taşıyan başarısındaki etmenler sizce nelerdir?

Nace Makine, Ankara’nın ilk sanayi kuruluşlarından biri… Babalarımız, o dönemin zor şartlarında, oldukça kısıtlı imkanlarla üretim yapmayı başarmışlar. Büyüdükçe de daha spesifik üretim yapmaya başlamışlar. Kırma, eleme, beton santralı gibi inşaat, yol ve madencilik sektörüne hitap eden bir alanda gelişimlerini sürdürmüşler. Bizler de bu minvalde yolumuzda yürüyoruz. Başarımızdaki etmenlerden en önemlisi kalite odaklı yaklaşımımız diyebilirim. Kaliteye çok önem veriyoruz. Her zaman en iyi malzemeleri kullanmaya özen gösteriyoruz. İşimiz daha ucuz malzemeyle de yapılabilir, fakat istediğiniz neticeyi alamazsınız. Yatırım malının, kaliteli ve uzun vadeli olması çok önemli. Biz Nace olarak müşterilerimizin kazançlı çıkmasını ve birçok işi bir arada yapabilmelerini sağlamayı hedefliyoruz. Tabii bu noktada şantiyelerdeki sıkıntıların minimum seviyeye düşürülmesi gerekiyor. Çünkü bir şantiyenin birkaç gün durmasının bedeli müşterilerimiz açısından çok ağır olur. Biz müşterilerimizle empati yapıp, onlar gibi düşünerek, satış sonrası servis hizmetimizi sağlıyoruz. En ufak bir sıkıntı yaşadıklarında hemen yanlarında yer alıyoruz. Yedek parça ihtiyaçları olduğunda da ambarımızda bulunan parçayı en kısa sürede gönderiyoruz. Bu konuda Suriye’ye gerçekleştirdiğimiz tesis satışımızla ilgili bir örnek vermek istiyorum. Söz konusu satış sonrası müşterimiz bizi aradı ve Arapça sıkıntısını anlattı. Biz de tercümanlık yapan arkadaşımız sayesinde neye ihtiyaçları olduğunu anladık ve akşamüstü istedikleri parçayı yola çıkardık. Ertesi sabah Halep’te elemanlarımızla birlikte istedikleri parçayı görünce çok şaşırdılar. Öğlen saatlerinde söz konusu tesis hizmete girdi ve çalışmaya başladı. Bu anlattıklarım, Nace’yi Nace yapan unsurları özetliyor. Satış sonrası servis hizmetimiz ve kalitemiz başarımızdaki temel unsurlar. Tüm bunlar bizi başarıya götürüyor ve her geçen gün daha da güçlenmemizi sağlıyor.

Peki başarınızın sırrı olarak paylaştığınız servis sonrası hizmette nelere özen gösteriyorsunuz?

Ambarımızda muhakkak her türlü yedek parçayı bulunduruyoruz. Hizmet sunduğumuz ağır hizmet makineleri olduğu için bunu sağlamamız bir zorunluluk diyebilirim. Arıza, aşınma, kırılma gibi problemler her zaman yaşanabilir. Tüm olası sorunlara karşı her zaman tedbirli olduk. Her türlü probleme de anında yerinde müdahale ettik.

Ürün gamınızda neler yer alıyor?

Kırma eleme, kırıcılar-elekler, konveyör bantlar. Büyük kayaları küçük agrega haline getiriyoruz. Öte yandan beton santrali yapıyoruz. Bu konuda uzun ömürlü ve çok büyük projelerimiz oluyor. Kendimizi sürekli yeniliyoruz, üretim yelpazemizi geliştiriyoruz. Makine iyileştirme yatırımlarımız da gündemde. Yeni makine üretimi için çalışmalarımız sürüyor. KOSGEB desteklerinden faydalanarak proje geliştiriyoruz. Bu kapsamda Ar-Ge bölümümüz de yoğun bir çalışma içinde.

Önümüzdeki dönem hedefleriniz ne yönde?

Makine parkımız oldukça güçlü. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde satışlarımızı artırmak öncelikli hedeflerimizden biri. Bünyemizde yer alan pazarlama şirketimiz konuyla ilgili çok yoğun çalışıyor. Özellikle yurt dışı pazarlarında daha çok büyüme amaçlı planlarımız var. Yurt dışında çalışan müteahhitlerle de çalışmalarımız oluyor. Örneğin Tanzanya’da 500 kilometre demiryolu çalışması yapacak olan bir yapı merkezine iki tesis satışı gerçekleştirdik. Söz konusu yatırımı bizim makinelerle yapacak olmaları gurur verici. Bu yönde ana hedefimiz; daha çok ülkeye ihracat yapmak ve ciromuzu artırarak hızla büyümek. Belli başlı sıkıntıları aşarsak önümüz çok açık diye düşünüyorum. Nace’nin 10 yıl sonra da sektörde lider konumunu koruyacağına inanıyorum. Bütün çalışmalarımız da bunun için… Ne yaptığını çok iyi bilen bir firmayız.

Sektörün son yıllarda gösterdiği gelişim grafiğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye bu alanda iyi bir konumda. Önümüzdeki dönemde daha da iyi olacağına inanıyorum. Gelişimini hızla sürdüren sektörümüzün geleceğini oldukça parlak olarak değerlendiriyorum. Sektörde son yıllarda çok büyük bir rekabet ortamı oluştu. Ancak yaratıcılıktan ziyade taklit etme yoluna giden çok sayıda firma olması üzücü. Örneğin; halihazırda Nace’nin kullandığı tüm ürünlerin makine kodlarıyla imalat yapan firmalar var. Söz konusu firmalar, ürünlerimizi birebir taklit etti ve projelerimizi götürdü. Türkiye’de makine üreticilerinin üretmesi ve büyümesi şart. Ülkemizin kalkınması için bizlerin üretiyor olması lazım. Sadece tüketim üzerine kurulu bir ülke kalkınamaz. Üretmeyen, ihracat yapmayan bir ülkenin ayakta kalması mümkün değil. Bu nedenle sanayinin gelişmesi, bizlerin üretimini artırması ülkemiz açısından da kilit rol oynuyor.

Peki bu noktada sektörün daha da gelişmesi için beklentileriniz nelerdir?

Öncelikle sektörümüzün gelişimi için devletten sektörel destekleri artırmasını bekliyoruz. Teşvikler, bizler için daha fazla üretmemiz adına çok önemli. Öte yandan etik kurallar çerçevesinde rekabetin sağlanması gerekiyor. Tabii öncelikle makine sektörü aktörlerinin yatırım konusunda korkak olmaması lazım. Şu an piyasada tedirginlik yaşansa da yatırım konusunda cesur davranmalıyız. Bu konuları aşabilirsek sektörümüzün gelecekte çok daha iyi yerlere geleceğine inanıyorum. Daha çok üretim yaparak, pazarlarımızı genişletmeliyiz. Bunun için fuarlara katılım göstermemiz de gerekiyor. Yeni pazarlarda büyüme sağlamalıyız. Bu noktada yine devletten beklentilerimiz ön plana çıkıyor. Sektör aktörleri de ihracat yapmayı hedefledikleri yeni pazarları araştırsın öğrensinler. Ayrıca sektör olarak teknik okulların kaliteli çırak yetiştirmelerini talep ediyoruz. Ara personel çok az yetişiyor. Sektör olarak bunun sıkıntısını yaşıyoruz.

Desteklerin sektör açısından önemini açar mısınız?

Üretim artmadan büyüme olmaz. Devletimizden yatırımlara daha çok destek versin istiyoruz. Çünkü yatırım malı üretiyoruz. Bizim yapacağımız yatırımlar, yeni tezgahlar kaliteye dönüşecek. İhracat yaptığınızda ürünlerinizin kalitesini sergilemeniz başarı için şarttır. Ancak bu şekilde yurt dışı pazarlarda Türkiye’nin marka bilinirliğini ve gücünü artırabiliriz. Bunun da yolu kaliteden geçiyor. Öte yandan fuarlara katılım da şart. Tabii tüm bunları gerçekleştirmek için de destekler olmazsa olmaz.

Sektöre hangi pazarlara ihracat yapmalarını tavsiye edersiniz?

Avrupa ülkeleri, makine imalatçıları için kolay bir pazar değil. Çünkü Avrupa’da doygunluk var. Avrupalı firmalar, maliyetlerin çok yüksek olması sebebiyle Uzakdoğu’da üretim yapmayı tercih ediyor. Uzakdoğu’da fabrika satın alıyorlar ve orada yaptıkları üretimi çok daha düşük bir bütçeyle karşılayabiliyorlar. Dolayısıyla yurt dışı firmalarla da ciddi bir rekabet söz konusu. Sektörümüz için özellikle Türk Cumhuriyetleri, Afrika ve Orta Doğu ülkelerini öneriyorum. Bu pazarlar, halihazırda yapılanmakta olan ülkeler. Nace olarak 2013’te Türkmenistan’a tek kalemde 17 tesis satışı gerçekleştirdik. Ayda üç kırma-eleme tesis teslimi yaptık. Ülkenin yatırıma çok ihtiyacı var. Bunu gibi ihtiyacı olan pazarları belirleyip, ihracat yapılabilir.

Sizce iş hayatında başarının sırları nelerdir? Gençlere yönelik öğütlerinizi alabilir miyiz?

Okulda mesleki derslerine çok önem vermelerini tavsiye ediyorum. Üzülerek söylüyorum firmamıza müracaat eden mühendis arkadaşlarımızın çoğunun yeterli eğitimi almadığını görüyorum. Bu noktada üniversitelerimizde kaliteli eğitimin, yetkin öğrenim üyeleriyle sunulması gerekiyor. Tabii kişi de öğrenmeye açık ve istekli olmalı. Kendilerini yetiştirmeye özen göstersinler. Çok araştırsınlar ve çok okusunlar. Dünya literatürünü takip etsinler. Dünyadaki son gelişmelerden muhakkak haberdar olsunlar. Seminerlere, eğitimlere katılsınlar. Başarılı olmak, kariyer yapmak için kendilerini yetiştirmeleri lazım. Staj yapsınlar ve işi öğrensinler. Bizim kapımız herkese açık, işi öğrenmek isteyenler fabrikamıza gelip staj yapabilir. Burada işi öğrenebilirler. Sonrasında hedefleri olsun. Sanayici olmak için çalışsınlar. Üretmek, çok büyük bir haz. Ben üretmekten, insanlara faydalı olmaktan dolayı çok gurur duyuyorum. Bu duyguyu, gençlere de aşılamamız lazım.

İş dışında kalan vaktinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hareketli ve oldukça enerjik bir hayatım var diyebilirim. Denizde vakit geçirmek bana çok büyük keyif veriyor. Vakit buldukça teknemizle denize açılıyoruz. Balık tutmayı da çok severim. Müzik dinlemek, mutfakta vakit geçirmek, yemek yapmak yine hobilerim arasında. Öte yandan Galatasaray tutkum var. Divan kurulu üyesiyim. Bütün maçlarını takip etmeye çalışıyorum. En önemlisi de ailemle vakit geçirmek en büyük keyfim. İki erkek ve bir kız üç çocuğum var. İki de erkek torunum var. Vakit buldukça beraber zaman geçirmeye özen gösteriyoruz.